ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 27 Eylül 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

SİVÂSÎ
ABDÜLMECİD
EFENDİ

Kaynak : Yeni Rehber Ansiklopedisi
http://www.enfal.de/ecdad6.htm

 

Pir Abdülmecid Sivâsî ve Oğlu'nun Kabirleri

Türbenin İçi

Sivâsî Abdülmecid Efendi

            Anadolu'da yetişen evliyânın büyüklerinden.

            İsmi Abdülmecid, künyesi Ebü'l-Hayr, lakâbı Mecdüddin'dir. İsmi, Abdülmecid Sirvâni'nin ismine hürmeten konulmuştur. Şinâsi nisbesiyle meşhur olmuştur. Şiirlerinde Şeyhî mahlâsını kullanır. Tasavvufta, Halvetiyye yolunda Şemsiyye kolunun kurucusu Şemseddin Sivâsî Hazretleri'nin yeğenidir. Babasının ismi Muharrem Efendi'dir. 1563 (H. 971) senesinde Tokat'ın Zile İlçesi'nde dogdu. 1639 (H. 1049) senesinde İstanbul'da vefat etti.

            Küçük yaştan itibaren babasından ilim öğrenen Abdülmecid Efendi, yedi yaşına geldiği zaman Kur'ân-ı Kerîm'i ezberledi. Amcası Şemseddin Efendi'den (Kara Şems) zâhirî ve bâtınî ilimleri tahsil etti. Arabî ilimler, fıkıh, tefsir ve hadis ilimlerinde yüksek derece sahibi olup, amcasından icâzet (diploma) aldı. Uzun müddet Şemseddin Sivâsî'nin sohbetinde kalıp, tasavvufî hakikatlere kavuştu ve yüksek manevî derecelere yükseldi.

            Otuz yaşına gelince, Merzifon ve çevresi ahalisine Allahü Tealâ'nın emir ve yasaklarını bildirmekle görevlendirildi.Daha sonra Zile'deki Halvetî Dergâhı'nda irşatla vazifelendirildi. Burada talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Sivas'taki Şemsiyye Dergâhı Şeyhi Recep Efendi vefât edince, onun vazifesini yürüttü.

            İlim ve irfandaki şöhretini duyan Sultan Üçüncü Mehmed Han'ın dâveti üzerine İstanbul'a geldi. Bir müddet Ayasofya civârında oturdu. Daha sonra Eyyub Nişanca'daki kendisine hediye edilen bahçe içindeki eve yerleşti. Dâr-üs-Saâde Ağaları'ndan Mehmed Ağa'nın yaptırdığı Mehmed Ağa Dergâhı'nda insanlara İslam dininin emir ve yasaklarını anlatmakla vazifelendirildi.

Pir Abdülmecit Sivâsî'nin Türbesi

http://www.halvetisivasi.4t.com/abdulmec.htm

            İstanbul'da çeşitli câmilerde halka vâz ve nasihat etti. Sultan Selim civârında da bir mescit ve Sivâsî Dergâhı'nı inşa ettirip, hizmet etti. Sultanahmed Câmîi'nin temel atma ve açılış törenlerinde bulunup dua etti ve ilk vâzı verdi. Vefât edinceye kadar Sultanahmed Câmîi'nin vâizliğini yaptı.

            Sultan Üçüncü Mehmed, Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, Genç Osman ve Dördüncü Murad Han devirlerinde yaşayan Sivâsî Abdülmecid Efendi, sultanlara ve diğer devlet adamlarına nasihatlerde bulundu. Karayazıcı ve Uzunbölükbaşı İsyanları'nın bastırılmasında önemli rolü oldu. Sultan Dördüncü Murad'a Bağdat'ın fethedileceğini müjdeledi. Padişah sefere çıkarken de Hz. Ömer'in kılıcını beline o kuşattı.

            İlim, irfan ve güzel ahlâk sahibi olan Sivâsî Abdülmecid Efendi, zaman zaman padişahlara verdiği manzum şikayetnamelerde memleketin ve milletin içinde bulunduğu hali anlatmış, başarıya ulaşmak için adaletli davranılmasını ve istişareye, ehline danışmayı tavsiye etmiştir. İslam dininin hep ilerlemeyi emrettiğini anlatmış, gelişmelere karşı çıkan din adamı kılığına girmiş din düşmanlarıyla, tarîkatçı geçinen câhil ve sapık kimselerle ve bid'at ehliyle mücâdele etmiştir.

            İstanbul'da vâz, nasihat ve irşatla meşgulken, 1639 (H. 1049) yılında vefât etti. Eyüp Nişanca'daki evinin bahçesine defnedildi. Vefâtından iki yıl sonra, gördüğü bir rüya üzerine Mahpeyker Kösem Sultan, kabrinin üzerine bir türbe yaptırdı. Türbe bugün çok harab bir hâldedir.

Abdülbâki Efendi'nin Eyüp Yakınlarında Nişancı'daki Türbesi

Fotoğraf : Sabri MERAL - 18.12.1990

            Eserleri :

            Şeyhî mahlâsıyla pek güzel şiirler yazan Sivâsî Abdülmecid Efendi'nin eserlerinden bazıları şunlardır :

PİR ABDÜLMECİD SİVÂSÎ
(ABDÜLMECİD SİVÂSÎ VE PİR ABDULEHAD NURİ HZ.
TÜRBELERİNİ KORUMA VE YAŞATMA DERNEĞİ)
http://www.halvetisivasi.4t.com/abdulmec.htm

.

.

DÜNYAYA DİL BAĞLAMA, BU DEHR-İ FÂNİ TİZ GEÇER,
PİRLİK VAKTİ GELİR, BU NEV-CİHANI TİZ GEÇER.

             Turuku Halvetiye'nin dördüncü kolu olan Şemsiyye'nin bir şubesi olan Sivasiyye'nin kurucusudur.

            Doğumu ve Ailesi : Pir ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Hazretleri M. 1563 yılında TOKAT İli'nin ZİLE İlçesi'nde doğmuştur. Tam künyesi Ebül'l-Hayr Mecdü'd-Din Abdülmecid b. Muharrem b. Ebü'l Berakât b. Arif Hasan ez-Zilî (Zileli) es-Sivâsî el Hanefi'dir.

            ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Hazretleri'nin babası Ebü'l Leys eş-Şeyh Muharrem Zilî'dir. Horasan'dan gelip Zile'ye yerleşen Hacı İlyas'ın dört oğlundan büyüğü olandır. Bu zat aynı zamanda Abdülmecid Şirvani Hz.'nin talebesi ve hâlifesidir.

            Çocukluğu, tahsili : Kaynakların ifade ettiğine göre yedi yaşına geldiğinde Kur'ân-ı Kerîm'i ezberleyen Abdülmecid, bulûğa erince, babasından Arapça ilimleri  tahsil etmeye başlamış, kısa zamanda talebeler arasında temayüz etmiştir. Bilâhare Amcası Ahmed Şemseddin Sivâsî'den zâhirî ilimleri tedris eden Abdülmecid Sivâsî, yine kısa zamanda diğer din ilimlerini, zamanın ulemâsını kıskandıracak kadar iyi öğrenmiş, yüksek derecede ilim sahibi olmuştur.

            Otuz yaşına kadar zâhirî ilimler ile meşgul olan Abdülmecid Sivâsî'nin bu yaşa kadar geçirmiş olduğu tahsil devresindeki ilmi seviyesini değerlendiren amcası Şemseddin Sivâsî'ye göre de "O, zâhirî ilimlerde emsalsiz birisidir." demiştir.

            Tarikata girişi : İlk tahsiline tasavvufî çevrede başlayan ABDÜLMECİD SİVÂSÎ otuz yaşına kadar zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra, gerek bulunduğu çevrenin tesiri gerekse öteden beri ders ve sohbetlerine iştirak ederek feyz aldığı amcası AHMED ŞEMSEDDİN SİVÂSÎ'de gördüğü kemalâta ulaşmak ve gönlündeki arayışa cevap bulmak için tasavvufa yönelmiştir.

            Ancak ABDÜLMECİD SİVÂSÎ amcasına biat etmek istediğinde o kendisine şöyle demiştir, "Abdülmecid, sen zâhirî ilimleri bilirsin, bu ilimler sana vücud vermiştir. İrşad ve tecelli sana geç gelecektir. Ama gayretli olursan bütün talebelerin önünde olur, hepsini geçersin."

            Fakat Abdülmecid Sivâsî buna rağmen ısrarla biat etmek istemiş, biatını kabul eden ŞEMS o gece yeğenini halvete sokmuştur. Kısa zamanda bir yere gelmesine rağmen, sofîlerin zikirdeki hallerini beğenmiyor ve tenkid ediyordu. Abdülmecid Sivâsî sofîlerin bu şekilde zikir tarzlarını da inkâr halindeyken, gördüğü bir rüya sonrası bu tür düşüncelerini terk etmiş, sonra kendisinin de girdiği devranda o kadar zevk ve şevk sahibi olmuştur.

            Bundan sonra ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Şeyh'inin göstermiş olduğu yolda yürümüş, samimi bir müridin yapması gereken her şeyi yapmış, Şeyh'e bağlılık ve hizmet anlayışında kusur etmemiş, bunu ikraren dayısı ŞEMS "Bizi tamamen yağmaladın."demek suretiyle taltifte bulunmuştur.

            Bir ara MERZİFON'a milleti irşada gitmiş, dönüşlerinde EĞRİ Seferi'nden dönen dayısı  yolda ölen Pir - zade Şeyh Veliyüddin Efendi'nin yerine ZİLE'deki Halvetî Dergâhı'na M. 1596 tarihinde hâlife tayin etmiştir. Bu arada vefat eden dayısı ve Mürşidi AHMED ŞEMSEDDİN SİVÂSÎ Efendi'nin yerine Şeyh postuna oturan RECEP SİVÂSÎ Efendi'nin de vefâtından sonra halifelerin ve dervişanın istekleri üzerine SİVAS'taki dergâha postnişin olmuştur.

Abdülehad Nuri Efendi ve Eşinin İstanbul'daki Kabirleri

Fotoğraf : Sabri MERAL - 18.12.1990

            İstanbul'a davet edilişi  : ABDÜLMECİD SİVÂSÎ'nin şöhreti Sivas'a yerleşmeden önce Sivas civarlarında duyulmuştu. Bu ilim ve irfan sahibi ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Hazretleri'nin şöhretini duyan  devrin Padişahı III. Mehmed bir Hattı Hümayun ile İstanbul'a davet eder. Bu Hattı Hümayun'u alan ABDÜLMECİD Şeyh'inin kabrini ziyaret ettikten sonra yol tedarikini de yaparak yola koyulur. Bu gidişte, yanında eşi vefat eden bacısı, Sefa Hatun ve yeğeni ABDÜLEHAD NURİ ve diğer iki kardeşini de beraber götürmüştü.

            III. Mehmed'in daveti üzerine İSTANBUL'a gelen ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Ayasofya yakınında bir eve yerleşmiş ve burada bir kaç gün istirahatten sonra, yine Padişah'ın isteği üzerine Ayasofya Câmisi'nde vaaz ve nasihatte bulunup, Hadis ve Tefsir dersleri vermeye başladı. Kısa zamanda İstanbul'da ünü duyularak, halktan ve üst tabaka ile saraydan birçok kişi kendisine biat ettiler. Bunlardan Reis-ül Küttab La'li Efendi kendisine EYÜP -Nişanca'da bahçe içinde hediye ettiği büyük bir eve taşındı.

            Daha sonra Çarşamba'da bulunan Dar üs - Saade Ağaları'ndan Mehmed Ağa Tekkesi kendilerine tevci edilmiş, burada 3 sene hizmet verdikten sonra Selim Câmîi yakınlarındaki Yavsi Efendi Tekkesi'ne Şeyh olmuşlardır.

            M. 1628 yılında resmî kuşadı yapılan Sultan Ahmed Câmîi'nin açılışına katılmış, Temel Şeyhi olduğu gibi CUMA günleri olmak üzere Cuma Vaazlığı kendisine verilmiştir. (Ayrıntılı bilgi için Yrd. Doç. Dr. hazırladığı Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan BİR TÜRK MUTASAVVIFI ABDÜLMECİD SİVÂSÎ kitabı.)

           
Bazı kerametleri : Halihazırda bu yüce sultanın himmetlerine mazhar insanlar yaşamaktadır. Naz ve niyazları kabul eden bu yüce sultanın kerametlerinden bahsetmeye gerek duymadık.

Pir Abdülmecid Sivâsî ve Oğlu

Türbe İçinde Kabirleri

            Vefâtı : ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Hazretleri yetmiş sekiz yıllık hareketli ve bereketli bir ömürden sonra Milâdî - 1639 yılı Ekim ayı içinde vefat etmişlerdir. Pek çok sevenleri bulunan sultan, zamanın bütün meşayih ve önde gelen ricalin katılmasıyla kılınan Cenaze Namazı'ndan sonra EYÜP - Nişanca Mahallesi'nde bulunan evinin bahçesine defnedilmiştir.

            ABDÜLMECİD SİVÂSÎ Hazretleri yaptığı evlilikten, bir oğlu ve 4 kızı dünyaya gelmiştir. 105 yaşına kadar yaşayan oğlu AZİZZADE ABDULBAKİ Hazretleri'nin kabri de aynı türbede bulunmaktadır. Küçük kızı RAZİYE Sultan ise ABDULEHAD NURİ Hazretleri'yle evlenmiş olup, o da halk arasında küçük türbe diye bilinen eşinin bulunduğu türbeye defnedilmiştir.

            Türbesi ve bugünkü durumu : IV. Mehmed'in annesi Mahpeyker Vâlide Sultan, ABDÜLMECİD SİVÂSÎ'nin vefâtından iki yıl sonra gördüğü bir rüya üzerine Kâhyası Behram AĞA nezaretiyle kabrinin üzerine bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Zamanın tüm önde gelen zevatının katılmalarıyla türbe açılmış, uzun yıllar her iki bayramın son günlerinde meşayih ve halk âşıkları toplanıp, sandukayı ortaya alarak etrafında devran ve zikir etmeye devam etmişlerdir.

Muharrem Efendi'nin Oğlu Abdülmecit Efendi'nin
İstanbul Eyüp Yakınlarındaki Nişancı Semtindeki
Dergâhının Giriş Kapısı ve İçerdeki Türbesi

Fotoğraf : Sabri MERAL - 18.12.1990

            R. Ekrem KOÇU türbe hakkında bilgi verirken, kendi döneminde buranın çok harap bir halde olduğunu, tavanının çökmüş, içinin taş toprak ve pislik içinde olduğundan bahsetmektedir. Halihazırda Sivas ve Ankara'da yaşayan bu aileden önde gelen kişilerin de müracaatları sonucu Vakıflar 1970 yılında aslına uygun bir tamirat yapmış ise de, eski harap haline dönüşürken, 1997 yılında kurulan Dernek kanalıyla bu engellenmiş, bakımlı tertemiz bir şekilde halihazırda her iki türbeye de hizmet verilmektedir.

Meyve dalında ham iken
Deryada Dünya yok iken
Firdevs'den akan şaraplar ham iken
Sazsız, sözsüz meşk olmaz iken
Muhammed başlangıcın sonu iken
Aşk ile ol demiş iken
Seveni görelim, sevmeyen ham zaten yaşar iken


 

Zile Makaleleri Sayfasına  

 Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR