ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 17 Şubat 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

BEKİR ALTINDAL
KÜLTÜRE UZANAN
GÖNÜL TELİ

Röportaj : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)

Perihan, Burak, Emre ve Bekir ALTINDAL Gölcük Göknarları Arasında/Bolu

Bekir ALTINDAL
Araştırmacı, Yazar, Başmüfettiş
KÜLTÜRE UZANAN GÖNÜL TELİ

Şeyhahmet Çamlığı’nın Eteklerinde
Kepez’de Başlayan
Zile Sevdalı Hayatın Hikâyesi


M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - TMO Gen. Müd. 19.01.2007 14:35

          Sayın ALTINDAL, ilkokul çağına dek uzanan çocukluk yaşam öykünüzü, aile soykütüğünüzle destekleyerek bizlere aktarır mısınız?

            Şeyhahmet Çamlığı’ndan kalkan kar ve boranın Kepez’i sardığı bir günde açmışım gözlerimi. Doğum günümü, bazıları için olmazsa olmaz burcumu bilemiyorum. Anam kar yağarken doğduğumu söyler sorunca.


KEPEZ Köyü'nden Panoramik Görünüm/ZİLE

            Gününde de nüfusa yazılmaz çocuklar köylerde. Dedem Memük Emmi’nin ortanca oğlu Halil İbrahim’in ilk çocuğuyum. Dedem Zile’den Mahılar'dan, Babannem Dabanlılar’dan olup, büyük dedelerim Zile’nin Orta Mahallesi’nden, Zile’nin beğlerinden, ağalarından arazi satın alıp göçmüşler Kepez’e.

            Anam, Zile’de Derbentçi Sokağa ismini veren Devretçiler'in Fadime’nin kızı Zekiye, 1950’li yılların ortalarına doğru at ile gelin gelir Kepez’e. Gelinliğini çıkardıktan sonra mercimek otunda, haşhaş çizmede, orak yolmada bulur kendini. Akşam evde tahta beşikte, gündüz tarlalarda iki dal arasında salıncakta geçer bebekliğim.

Şerife ALTINKUŞ'ların Kiraz ve Üzüm Bağı

H. Deniz MİSTEPE/ZİLE - 1980

            Hani Şair Ceyhun Atıf Kansu’nun ‘Zile’ye Düştü Yolum’ isimli şiirinde, yolda iki dal arasında salıncakta gördüğü çocuklar gibi...

            İlkokula başlama yaşında Kislik Mahallesi’nin Partal Sokağı’na taşındık. Atatürk İlkokulu’na başladım 1961 yılında. O yıl açılmıştı okulumuz, bahçeler içinde. İlkokul Öğretmenim Saadet Kartarı’nın çok emeği var üstümde. Çocukluğum geçti, Partal Sokak’ta, Devretçi Sokak’ta, Boyuntarla’da, Amasya Caddesi’nde Ören’de, Reci’de.

Perihan ŞENCAN'la Nişanlı İken

1979 - Kislik Mahallesi

            İlkokul birinci sınıfta yazın çıraklıkta kazandığım ilk para gümüş renkli 25 kuruştu. İlkokulda birkaç yaz tatili Kepez'de geçti. Lise'de yaz tatillerinde çeşitli işlerde çalışarak harçlığımızı kazandık. Çocukluğumuzda Zile'nin havuzları çekerdi çocukları. Çiftegöller, Çakırkaya, Kireçli, Körüsüyün havuzları. Evde sıkı takip altında olduğumuzdan bu havuzların tadını çıkaramadık çocukluğumuzda. İzin verilmezdi.

            Hele gece dışarıya çıktığımız en uzak yer sokağın çenesi idi. Boş zamanlarımda mekânım Bedesten Câmîi'nin altında olan ve yıkılan kütüphane idi. Kütüphane Müdürü Cemalettin GAZEZ ve Mehmet AHİ'nin yardımcısı gibiydim orada. İstanbul Zileliler Derneği'nin yayımladığı 'Altmışlı Yıllarda Zile' başlıklı yazımızda satır aralarında hayatımızdan kesitler sunduk okuyucuya.

Araştırmacı, Yazar Bekir ALTINDAL - 11.09.2001

TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT

          Ortaokul ve Lise yaşantınızda nostaljiyi yudumsatan anılarınızı anlatır mısınız?

            Ortaokulu Lise binasında, Liseyi de Zile Lisesi’nde okuyup, mezun oldum 1972 yılında. 27 kişilik 6 Fen B sınıfının neredeyse tamamı yüksek öğrenim gördü diyebiliriz. Zile Lisesi’nin, mezuniyetinin 32. yılında dahi arkadaşlıklarını devam ettiren tek sınıfı diyebilirim. 1989 yılında bir ilki  gerçekleştirerek, mezuniyetimizin 17. yılında Zile’de eş ve çocuklarımızla, bazı öğretmenlerimizle bir araya geldik.

            Yine 2002 yazında mezuniyetimizin 30. yılını kutladık Zile’de birlikte. Zile’de halk müziğinin duayenlerinden Tekin Kireççi, Müzik Öğretmeni Metin Sayan, Noter Alâaddin Şahinsev, Öğretmen Ahmet Üstüner arkadaşlarımız aynı zamanda amatör birer sanatçı. Sınıf başkanı Öğretmen Ahmet Biteker Dermani, Öğretmen Naki İnce ise Kimsesiz Naki mahlâsıyla güçlü birer âşıklar. Hatta Zile Postası Gazetesi’nin açtığı ve okuyucunun verdiği oylarla seçilen şiir yarışmasında Ahmet Biteker’le ortak yazdığımız ‘Gariban’ isimli şiirimiz üçüncü oldu o günlerde.

Soldan Sağa : Bekir Altındal, Ahmet Üstüner, Kemal Kabakcı,
Ahmet Biteker, Tekin Kireçci, Şahin Kireçci, Hüseyin Perçin

Lise VI - Fen B Zile Kalesi'nde 15.03.1972

            Köksal Efe’nin boksörlüğü vardı bir zaman. Halimoğlu Bekir’in iş adamı olacağı belliydi o zaman.Tabii ki Zile Lisesi’nden mezun olan arkadaşlarımızı, hocalarımızı bir araya getirme organizasyonu benim üzerime yıkılır her zaman. Şimdi de dört yıldır İstanbul’da sınıf arkadaşlarıyla ailece bir araya gelip Zile kültürünü, yemeklerini yaşattığımız bir araya gelmenin organizasyonu da bizim omuzlarımızda. Eh keyifte almıyor değiliz hani. Hele de bunda ortak yön Zile ise.



T.C. Sorgun Bölgesi Tapulama Müdürlüğü

Bekir ALTINDAL

Zile Lisesi Bando Takımı - 1972

          Üniversite yılları ve akabinde geçen unutulmaz olayları bir film şeridi gibi kendi anlatımınızla izleyebilir miyiz?

            Lise’yi bitirince hem üniversite sınavından iyi puan aldık, hem  o zamanlar ayrı sınavla girilen Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun Matematik Bölümü'nü, hem de hayatıma yön verecek  bir yıllık tapulama  kursunu kazanmıştım. Ailevî sebeplerle tercihimiz Tapulama Kursu oldu.

            Ankara’da Bahçelievler’de Tokat Talebe Yurdu yurdumuz, yuvamız oldu bize. 1973 yılında Tapulama Kursu'nu derece ile bitirdiğimde bizi teknisyen olarak istediğimiz yere atayacaklardı; ancak en yakın Tokat ve Amasya’da ihtiyaç yokmuş; biz de Zile’ye yakın Sorgun’u istedik gönüllü. 1976 yılında Müdürlük Yozgat’a taşındı bizimle.

            Yaklaşık on yıl bütün ilçelerini, köylerini gezdim ikinci memleketim olarak bellediğim Bozok Yaylası'nın, yiğidin harman olduğu Yozgat’ın. İlk derleme, araştırma çalışmalarıma 1974 yılında Sorgun köylerinde başladımsa da getiremedim arkasını.

            1973 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’nde ön kayıt yaptırmadığım için kaçırdım bu fakülteyi. Ankara İktisadî Ticari İlimler Akademisi Kamu Yönetimi’ni bitirdim 1978 yılında. Yozgat - Ankara, Yozgat - Zile yollarında geçti on yıl. Azimkâr’ı, Zile Tur’u görmek için çıkardım yola Yozgat’ta, ya da giderdim Yozgat’taki mola yerlerine; üsteki Zile  yazılı ışıklı şapkayı görmek için. Göniş’te, (Gökeniş - Çekerek - Sorgun arası) kışları kaldığımız oldu Azimkâr’la.

Zile Lisesi Halk Müziği Korosu - 1972/Yöneten : Nefise ALACALI

Soldan Sağa : Bekir ALTINDAL, Şahin KİREÇCİ, Bahattin AVCI,
Tekin KİREÇCİ, Ali KURT, Ahmet ÜSTÜNER ve Coşkun.

            Akademi bitti, kontrol memuru olduk sınav kazanarak 1979 yılında. Attılar bizi üç ay Muş’un Malazgirt’ine. Gittik oraya. Dediler ki burada evlenmiş kalmış sağlık memuru bir Hacı var Zileli. Bastılar beni bağırlarına. Terör var, akaryakıt yokluğu var. Gölge korumam, hamim oldu Hacı Amca. Oğlu şimdi Fatih Üniversitesi Rektörü.

          Meslek hayatınızı anekdotlarla süsler misiniz?

            Akademi bitti, kontrol memuru da olup on yıllık köylerdeki hayattan da kurtulduk; yaş da kemale erdi. Eh ana, baba da sıkıştırır durur, mürüvvet diye. Zile dışında bir hayırlı işimiz olduysa da nasibimiz, kaderimiz Zile’denmiş. Aynı mahallenin, Kislik Mahallesi’nin bahçeleri sırt sırta vermiş Bayraktar Sokak'ta, çıkmaz sokakta imiş hayatımızın kesişeceği Zile kızı.

            Eşim Perihan Kayseri Öğretmen Okulu mezunu. Babası Öğretmen Cafer Şencan. Aslen İsiköy’lü. Hani şu bazı kayıtlara göre Muharrem Efendi’nin, Zileli tâbiriyle Muallim Dede’nin, kardeşi büyük zat Şemsi Sivasî’nin babalarının ilk yerleştikleri İsayı Sagir,  yani halk dilinde İsa, Esi ve resmiyette de Küçüközlü Köyü.

İbiş Ağa'ya (Ömer YILMAZ) Ait  Kullanılmayan Ev

Fotoğraf : Orhan YILMAZ - Küçüközlü (İsa) Köyü 20.09.2003

            Dünyada Hattuşaş dışında  bulunan altıncı Hitit tabletinin bulunduğu köy. Selçuklu’dan beri var olan en eski Zile köylerinden. Kayınvalide Fadime Şencan ise Demirci Abdullah Karakaş’ın kızı, yani Çay Mahalle kızı.

            Gittik, gördük, beğendik. Biz Malazgirt’te iken  söz kesildi, haber verdiler. Üç ay içinde iki kere geldik onca yollardan nişan için, nişanlı için. Takvim yaprakları Eylül 23’ü gösterdiği, Zile’de elmaların derildiği, üzümlerin kesildiği bir günde oldu düğünümüz. Emre dünyaya geldi Yozgat’ta 1980 yılının Temmuz'unda.

Emre ve Burak ALTINDAL

            1981 yılında kısa dönem Kırkağaç’ta askerlik görevinden sonra girdiğim Tapu Kadastro Müfettiş Muavinliği'ni kazandık Bu sınava aylarca hazırlanmamda, kazanmamda sebatıyla desteğiyle en büyük pay eşime aittir. 1983 yılında, yağmurlu bir günde yükledik göçü Ankara’ya. Zor oldu on yılımı verdiğim, sabah penceresinden, türküler yakılan çamlığını  gördüğüm, kışın adam boyu karda yürüdüğüm Yozgat’tan ayrılmak, dostları bırakmak. Aynı yılın bir başka üzücü olayı babamı kaybetmemdi.

Berlin Eyalet Senatosu Semineri Sertifikası

            Müfettiş Muavinliği, Müfettişlik derken 1989 - 1990 yılında Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde Kamu Yönetimi Uzmanlığı dalında master yapmak, aynı yıl iki Almanya’nın birleştiği, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı günlerde, Berlin Eyalet Senatosu'nun davetlisi olarak yerel yönetimler üzerine seminere katılmak varmış nasipte. 1989 Kasım'ında aileye katıldı oğlumuz Burak.

          Zile kültürüne yaptığınız katkıları Zileliler de bilmek isterler kanaatimce?

            1993 yılında Başmüfettiş olarak atanmadan önce, Türkiye’de il olma furyasının olduğu günlerde 1990 Ağustos'ta Zile Postası’nda yayımlandı ‘İl Olma Yolunda Zile’ başlıklı ilk araştırma yazımız. Ses getirdi ve 1994 yılında Sevgili Hüseyin Hoşcan Ağabeyimiz tekrar yayımladı bu yazımızı tarihe not düşmek için. Bu tarihten sonra araştırma yazılarımız çıkmaya başladı Zile Postası sütunlarında.

            Sevgili arkadaşım Hüseyin Gülbasar’ın kurduğu Zile TV’de  yaptığımız programlarda bu araştırma çalışmalarımızı, kültür programlarını sunmaya çalıştık fırsat buldukça hemşerilerimize. Derken ‘Altmışlı Yıllarda Zile’ yayımlandı 1998 yılında Zile Postası’nda. Olumlu eleştiriler ve eksikliği yönünde tavsiyeler çıkınca geliştirdik bu yazımızı.

            İstanbul Zileliler Derneği Başkanı Asım Turgut Yeşiltan Ağabey, Geleneksel Kızılcahamam Zileliler Kurultayı davetiyelerinde ‘Bekir Altındal ve Altmışlı Yıllarda Zile’ başlığıyla bu yazımızdan alıntı yaparak teşvik etti bizi.  Zile 2000 Belgesel Kitabında yayımlandı kırk yaşın üzerinde olan hemşerilerimize nostalji  yaşatan bu  yazımız. 2000, 2001, 2002 Kızılcahamam Kurultayları'nda sunduk tebliğlerimizi Zile için.

Murat AYVALIOĞLU ve Bekir ALTINDAL
Tarihî Türk Evleri Paneli'nde - 2003

            Düşündük, dedik ki, madem bir emek veriyoruz, bu Zile araştırmalarımızı yoğunlaştırıp bir eser bıraksak Zile’miz için. Tarihe not düşsek. Bizden önce emek veren büyüklerimiz,  Müftü Arif Kılıç, Fikret Tarhan, Hüseyin Hoşcan, Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, M.Ali Erdin ve sevgili arkadaşlarım Yusuf - Semra Meral, Kâmil Paşay  gibi..

            O gündür bu gündür bir sevda, bir tutku oldu Zile ile ilgili araştırma çalışmalarımız. Bir yandan kitap haline getirmeye çalışırken, bir yandan da Tokat Vâliliği’nin Tokat Kültür Araştırma, İstanbul’da Reşadiyeli hemşehrilerimin çıkardığı, benim de yayın kurulunda bulunduğum Tokat Kültür Haber Dergisi’nde yayımladık ve yayımlamaya devam ediyoruz bazı araştırma ve diğer çalışmalarımızı.

            Başta eşim ve oğullarım ve sevgili Neco olmak üzere bunun çok uzadığı eleştirileri yanında, bu işlerin içinde olan Kâmil Paşay gibi dostlar da aman mükemmel olsun, eksik kalmasın tavsiyesinde. İnşallah önümüzdeki yıl çıkaracağız; yoksa önemi kalmayacak; internet denen çağın teknolojisi emeklerimizi sıfırlamadan. Bu çalışmalardan bir beklentimiz mi var? Hayır; bu tarif edilemez bir tutku, zevk alıyorsunuz, Zile ile ilgili ilkleri, bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarmak, Zileliler'in istifadesine sunmak tarifsiz keyif verici bir sevda. Hem de karşılıksız.

Bekir ALTINDAL Şeyh Ahmet Çamlığı'nda

            Destek görüyor musun? Birkaç büyüğümün, arkadaşımın teşviki, moral aşısı dışında  hayır. Bunun zorluğunu, fedakârlığını, çilesini yaşayan bilir. Başkaları yaz izinlerini deniz kenarlarında geçirirken 20 - 30 gün yıllık izinlerim Zile’de, mahallelerde, köylerde, dağlarda araştırma yapmakla, belge toplamakla  geçmekte. Öyle ki yanılmıyorsam geçen yıl yazın izinde Zile’de bir akşam eşimle  Çekerek Caddesi'nde  gezerken Sevgili Necmettin ve Abdullah’ın telefon bayiliğine bir çay içmeye uğrayalım dedik. Sevgili Necmettin o her zamanki sevecenliğiyle hoş geldiniz dedikten sonra ‘Yenge Bekir Abi sanki Zile’yle evli, Zile’yi sizden daha çok seviyor’ diye muzip bir şekilde eşimi kışkırtmaz mı?!!!

            İki yaz tatilinde Cahit Külebi’nin çocukluğunda yaşadığı evi bulmaya çalıştım, bulamadım. Zileli Üstadımız Büyük insan Mustafa Necati SEPETÇİOĞLU  ‘Zile - Ceyhan -  Boğazlıyan Kaymakamı’ başlıklı yazısında bizim için ;  ‘…inşallah kıymetini bilirler, yorulmaz bir zile araştırmacısı…’  tâbirini kullanmış. Aynı mahalleli olmaktan gurur duyduğum SEPETÇİOĞLU Üstadımın bu sözleri  bugüne kadar aldığım yazılı ilk, tek ve son teşvik ve takdirdir. Bize de bu yeter.

Çanakkale Bayramiç'te Alara Şirketi Kiraz Uygulama Bahçesi

            İstanbul’da bulunmanın bazı avantajları var. Bunları Zile için nasıl değerlendiririm diye uğraşmaktayım. Jölly Öger Turizm ve ETS Turizm’e Zile çalışmalarımı, fotoğrafları götürdüm. Jölly Öger Turizm  ilânlarda iki sene önce Zile Kalesi, Zela, Veni Vidi Vici  diye belirtmeye başladı. Gazi Üniversite’sinden Halit Hocam’dan Zile’de araştırma yapmak üzere öğrenci gönderilmesi sözünü aldık.

            Zile’nin Yetiştirdiği, TRT repertuarında pek çok deyişi bulunan Sadık Doğanay’ın ölüm yıldönümünde STV’de Türkü Gecesi Programı yapan Orhan Hakalmaz’a mektup göndererek canlı yayında bu Büyük Âşığın hatırlanması ve bir deyişinin okunmasını sağladık. TRT repertuarında babası ve kendisinin deyişleri olan Çakırçalılı Ali Kurt’u Zile TV'de canlı yayın programında tanıttık hemşerilerimize. Bu değerlerimizle ilgili tarihe not düşmek için Tokat Kültür Haber Dergimiz'de anlattık hayat hikâyelerini.  O Bamteli’ni Zile’de görmek istediğimizi belirtir şiirimiz üzerine sevgili Tayfun Taliboğlu Zile’ye gelme sözü verdi.

Tayfun TALİBOĞLU ve Bekir ALTINDAL

            Hürriyet’in Seyahat Eki için Reyan Tuvi’ye, Sabah’tan Yavuz Donat Bey’e Zile yazıları ve fotoğraflarını gönderdik. Şu aralar başka  gazete yazarlarına çalışmalarımızı götürüp Zile hakkında yazı yazmalarını sağlamaya çalışacağız. İl olma furyaları sırasında bazı meslektaşlarımı Meclis'e götürüp İçişleri Komisyonu'ndaki Milletvekili hemşehrilerinden Zile’nin desteklenmesi için sözler aldık. Aldık ama maalesef o dönemdeki hemşehrimiz Milletvekilleri'nden bir destek ve cevap bile alamadık. Dokümanlarımızı bıraktığımız halde aramadılar bile!!!

            Zile Postası’nda, dergilerde yayımlanan yazılarımız ile Kızılcahamam Kurultayları’nda sunduğum tebliğlerimizin ortak özelliği, Zile’de iş sahalarının, gençlere, işsizlere iş imkânının açılması, yatırım yapılması, Zile ekonomisinin güçlenmesine, fakire, kimsesize sahip çıkılmasına yöneliktir. Çıkarmayı ümit ettiğimiz kitabımızın da tek gayesi budur. Zile’mizin Zileli'mizin derdini dert etmez isek başarılı olmamız söz konusu olamaz. İstanbul’a geldiğimde İstanbul’daki Reşadiyeli hemşehrilerimizi yakından tanıdım, etkinliklerine katıldım. Dergilerinde Zile bölümünü yazıyorum. Onlara bir Zileli olarak gıpta ediyorum imreniyorum. Bunu da söylemek boynumun borcu.

ALTINDAL Ailesi Kepez Köyü'nde Seten Taşı Önünde

          Çocuklarınızı ve Fenerbahçelilik ruhunu ailenizde nasıl bütünleştirdiniz? Müzik dinletinizde repertuarınız geniş midir? Zileliler'e bir mesajınız var mı?

            Büyük oğlumuz Emre Ankara'da  Anadolu Tapu ve Kadastro Meslek Lisesi’nden 1998 yılında mezun olduktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni kazanarak İstanbul’a geldi. 2000 yılında da aile olarak İstanbul’a taşındık.  Emre 2001 yılında Merkezi Sistem Memurluk Sınavı sonucu  memur olarak yerleştirildi. Hem çalışıp hem okudu. 2004  yılı Haziran'ında mezun oldu. Aynı zamanda Açık Öğretim İşletme Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi. Şu günlerde başka bir kuruma mühendis olarak atanması söz konusu.

 
Emre ve Burak ALTINDAL Kardeşler

            Küçük oğlumuz Burak da Yeşilköy Anadolu Lisesi birinci sınıfta okumakta. Biz yıllardır bu karşı konulmaz, hayatımın bir parçası olan Zile araştırmaları çalışmaları sırasında evin, çocukların eğitimlerinin, derslerinin sorumluluğu eşimin omzunda. Bazen bu Zile sevdamız onu haklı olarak özellikle çocukların eğitimleri, dersleri sorumluluğunun eşit paylaşılmamasına sebebiyet verdiğinden isyanları oynamakta. Ama her şeye rağmen en büyük destekçim eşim Perihan. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var derler ya işte bugün bir yerlere gelmişsem bunda sevgili eşimin büyük destek ve teşviki olduğunu söyleyebilirim.

            Biz ailece Fenerbahçeli'yiz. Yozgat’tan Ankara’ya Fenerbahçe maçları için geldim yıllarca. Ankara’ya taşındıktan sonra Emre’yi üç yaşından itibaren, Burak ise İstanbul’a gelmelerimizde Fenerbahçe maçlarına  götürmeye başladım. Zaman zaman da  Eşim Perihan’la gideriz maçlara.

Emre Altındal, FB Kulüp Bşk. Aziz YILDIRIM'la Birlikte/Yozgat

Emre Altındal, Özgür, Aziz Yıldırım, Nevzat Önge, Özge Yozgat - FB Maçı Sonrası 2001

            Emre 1907 ÜNİFEB’in  (Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği) birkaç kurucusundan birisi. 60’a yakın üniversitede dernekleştiler. 1907 Derneği ellerinden tuttu. Gazeteci Can Dündar’ın hazırladığı ve Kanal D’de üç yıl önce yayınlanan ‘Bahçedeki Fener’ belgeselinin galasında görev aldılar. Galanın kokteyline eşimle birlikte katıldığımızda, orada tanınmış Fenerbahçeli tanınmış insanlarla bir arada olduğumuzda gurur duyduk Emre’yle.

            Gazeteci Can Ataklı’nın Haber Türk’teki  canlı yayınında anlattılar misyonlarını. Sayın Can Ataklı, Emre ve iki arkadaşını ‘Pırıl pırıl üniversiteli, Fenerbahçeli gençler’ diye anons etti. Hürriyet’te yer aldılar, Maratonda bahsedildi onlardan. Son zamanlarda tribünlerde yaşanan acı olayları o günlerde görerek ‘Fenerbahçe’nin aydınlık geleceği’ sloganıyla kurdukları bu oluşumun değeri bilinmedi. İdealist  üniversiteli gençler kurdukları bu birlik etkinlikleri, maç biletleri, deplasman otobüs paralarını öğrenci harçlıklarından karşıladılar. Şimdi misyonları, haklı oldukları daha da anlaşıldı. Bizim Fenerbahçe Dergisi’nin Ekim sayısında yayımlanan ve Zile’yi ön plâna çıkarmaya çalıştığımız ‘Sokaktaki Gazete’ başlıklı nostalji yazımızda hayatımızın bu kesitini verdik okuyucuya. Sevgili Ufuk Kardeşim de diğer yazılarımızla birlikte bunu da sitesine alma inceliğini gösterdi. (http://unyezile.com/fb.htm)

Şeyh Ahmet Çamlığı/Kepez Köyü

Perihan (Şencan) ALTINDAL ve Bekir ALTINDAL

            Zile ile ilgili çalışmalarımda, bilgisayar başında hep türkü dinlerim. Bana şevk, moral, çoşku verir türküler. Sadık Doğanay’ın kendi sesinden bir bandı, Zileli Halil Bey’in Zile türkülerinden oluşan taş plâkları, Çakırcalılı Âşık Ali Kurt Amca’dan çektiğim türküler, Sevgili arkadaşım, Zile kültürüne büyük katkısı olan Tekin Kireçci’nin kasetleri her zaman evdeki teybimde, arabamın teybindedir. Büyük keyif alırım türküleri dinlemekten. Bazı türküler vardır ki keşke bu türkü Zile’nin olsa diye kıskanırım da.

            1960’lı yıllarda bazı büyüklerimiz Zile Kültürü için, 2000'li yıllarda sevgili Başkanım Zile’yi bilim dünyası ile tanıştırdı; Zile, sınırlarını aştı artık onun sayesinde. Güzel işler yapıldı. Zileli de karşılıksız koymadı bu çalışmayı. Özellikle Lise’nin açılması, Hastane yapımı için mücadele ettiler. Saygıyla anıyoruz hizmetlerini.

Tarihî Türk Evleri Paneli'nde Misafirler Şeyh Ahmet Tepesi'nde

            Günümüzde Şerafettin ve Cemalettin Dinçer Ağabeyler eğitimde, sağlıkta büyük işler yaptılar Zile’de. Kızılcin’den iki Hüseyin çıktı; biri Zile TV ile çok büyük hizmetler veriyor Zile’ye. Diğeri  Sevgili Hüseyin GÜLSÜN. Pek çok Zileli ismini belki duydu. İstanbul’da TOSİAD’ı kuran, halen Ankara Tokat Vakfı'nın Başkanı olup çehresini değiştiren; kapısını çalan Zileli, Tokatlı, diğer ilçelerden hemşerilerimize yardımı esirgemeyen, koşturan, başka illerden Fahrî Hemşehrilik Beratı verilecek kadar sevilen birisi. Zileli sahip çıkacak mı ilerde bilmiyorum?

            Fıtraten mizacınızın tespit ettiğiniz karakter özelliklerini sizce hangi unsurlar oluşturmaktadır?

            Mizaç olarak uysal, sakin tabiatlı biriyim. Dua ederken "Allah'ım hırsımı aklımın önüne geçirme" derim. İnsana, insanın sağlığına en büyük zararın mevki, makam, şöhret, maddîyat, menfaat peşinde koşmanın verdiğine inanıyorum. Kendimle ilgili kararlarda isabetli karar alamadığım olmakta ise de, sorulduğunda eşime dostuma yaptığım tavsiyeler genelde isabetli çıkmaktadır.

            Bir kısım insanlar görünüşte hırslarını saklayabiliyor, ancak er geç bu hırslarda kendine zarar verdiği zamanla ortaya çakmaktadır. Hiçbir insanla problemim olmasını istemiyorum. Şu kısacık ve ibret alınacak hayatta insanların, yakın arkadaşların birbirini kırdığı, birbirine düşman olduğu günümüzde, anlaşmazlıkların konuşarak, birinci elden çözüleceğine, karşılıklı konuşmalarla insanların birbiri anlayacağına inanıyorum.

Bekir ALTINDAL, TRT Ekibi'nin Zile Çekimlerinde

Ağustos 2004

            Tez canlı ve âni karar veren, karar verdiğim şey için hemen harekete geçen bir mizacım var. Bunun yanlış olduğunu biliyorum. Bazı durumlarda soğukkanlı olmam gerekirken son söylenecek şeyi başta söylüyorum. Hani siyaset bilen adam derler ya, onu yapamıyorum. Bazı âni kararlar vermemde karşıdaki insanı üzdüğüm için pişman da olduğum oluyor. Kısacası kurnazlık yapamıyorum.

            Bir de yakın çevremde gerek dost bildiğim beni seven veya sevdiğini sandığım kişilere ve gerekse benden hoşlanmadığını, ancak çeşitli sebeplerle aynı mekânları paylaştığım kişilere, kendimce yanlışlarını söylüyorum. Halbuki bir grubun içinde yer alan insan o grup içindeki en yakın arkadaşının hatasını, yanlışını söylemediği için bu dostluk gibi görülüyor, siz kötü adam oluyorsunuz. İnsan doğruyu alkışlarken en yakın arkadaşının yanlışını, hatasını kırmadan, dökmeden söylemeli; o bundan hoşlanmasa bile.

            Duygusallığınız ve inanç dünyanızın renkli atmosferini bize açar mısınız?

            İnancını, inancının gereklerini mümkün olduğunca düzenli yapmaya gayret eden bir insanım. Bunun yanında Emre Yunus'un dediği gibi 'Yaradılmışları hoş görürüz/ Yaradan'dan ötürü' insanlara bakışımız ve davranışımızın ölçüsüdür. Çakırçalılı Âşık Ali Emmi'nin TRT'ye verdiği Veli Abdal'dan alınma 'Derdinden Deli Oldum İnan Vallahi' isimli deyişte; 'Gönül bir sultandır Kâbe'yi yıkma' sözünü alın.


M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - TMO Gen. Müd. Ank. 19.01.2007

            Allah'ın yarattığı en yüce varlık olan insanın, insanların birbirini, gönüllerini yıkmaması gerektiği daha başka nasıl veciz şekilde anlatılabilir? Duygusal bir insan olduğumu söyleyebilirim. En üzüldüğüm dayanamadığım şey küçük çocukların ağlaması, onların başına bir şey gelmesidir. Hemen kendi evlâdımı onun yerine korum; bu durumda yürek dayanır mı? Yufka yürekliyim.

            Bana bu çalışmalarımda en büyük destek dinlediğim duygu yüklü türkülerdir. Tespit ettiğim Zile türkülerini defalarca dinlesem aynı keyfi verir bana. Bu satırları yazdığım sıra dinlediğim, Anadolu insanının hüznünü, sevincini, aşkını, sevdasını duygularına, gözyaşlarına katık yaptığı, yüreğinden fışkırarak kimin ilk defa ağzından döküldüğünü bilmediğimiz duygularla söylenen türküler, isimsiz halk âşıklarının sazının tellerinden dökülen deyişler, yeri geldiğinde bir mısrası, bir beyiti için sessizce gözyaşı döktüğüm çok olur. Bunun zamanı veya mekânı da yoktur. Böyle durumlarımı eşim hissettiği an, bu ruh halimden uyandırmamaya gayret eder.

Soldan Sağa : Osman ŞAHİN (Sorgun), Bekir ALTINDAL,
Halit AYATA, Lütfi HALİMOĞLU, Selâhattin KURUNÇ, Mehmet KURUNÇ

Zile'de Kiraz Festivali - 1975/Ortada Çorapçı Kemal

            Son olarak ortak temennilerinizi de içeren bir nefis muhasebesi yapar mısınız?

            Zor şartlarda geçti çocukluğum, öğrenciliğim. Tapulama kursunu bitirdikten sonra hem çalıştım, hem aileme yardım ettim, hem de Akademi'yi bitirdim, Yozgat'ın en uzak ilçelerinin en ücra köylerinde çalıştım teknisyen olarak. İyi bir daire, mesai arkadaşı ortamı, gençliğimin, memurluğumun on yılını verdiğim "Yiğidin harman olduğu diyarda", Bozok Yaylası'nda, Yozgat'ta bana unutulmaz hâtıralar verdi. Bugün dünyaya yeniden gelsem aynı ortamda sıcak duygular ile aynı zorluklarda çalışırım.

            Çalışmamın semeresini Allah (C.C.) bana Ankara'da, İstanbul'da severek yaptığım müfettiş, başmüfettiş görevleri olarak yerdi. On yılı sabit görev, yirmi iki yılı müfettiş olarak otuz iki yıl milletime, Devlet'ime hizmet ettim. Yaptığım işin hesabını hem üst makamlara, hem de vicdanıma, inancıma karşı her zaman vereceğimden müsterihim. Çünkü bir makamda, mevkide gözüm, hırsım yok.

            Çok şükür sıkıştığımızda başımızı sokacak Ankara'da kooperatiften bir evimiz, ayağımı yerden kesecek on yaşında yerli bir arabamız var. Her şeyden önce huzurlu bir aile ortamı, sağlıklı iki çocuk vermiş Yücelerin Yücesi. Başka ne istenebilir ki bilmiyorum? Ülkemizin, insanlarımızın durumlarını dikkate aldığımızda, şükretmemek elde mi?

Tarihçi, Araştırmacı, Yazar Necdet SAKAOĞLU ile Bekir ALTINDAL
Tarihî Türk Evleri Paneli Şeyh Ahmet İnceleme Gezisi

Aşağıda Kepez Köyü - Mayıs 2003

            Devlette gelebileceğim yerlere geldiğimi düşünüyorum. Bundan sonra görevimin yanında boş zamanlarımda ismimizi yaşatacak, memleketimize bir hizmet için, bir eser bırakmak için uğraşıyorum. Kahve köşelerinde, boş insanların içine sürüklendiği dedikodu ortamlarında veya kendine rant, menfaat sağlama hırsı ve düşüncesinde olmaktansa, insanlara, hemşehrilerime faydalı olacak çalışmalar yapmak keyif veriyor bana.

            Peki bu çalışmalarım takdir görecek mi? Bilmiyorum. Hani bir söz vardır yanlış söylemezsem; "Balık bilmezse, Hâlîk bilir". Ancak eserimizin ortaya çıkmasında hemşerilerimin yardımcı olacağını düşünüyorum. Geleceğin ne getireceğini de ancak Allah bilir. Hiç kimseden hiçbir beklentimiz olmadan biz bu sevda ile yola devam edeceğiz Zile için. Taa ki Yozgatlı Hüznî'nin dediği gibi; "Külli şey'in hâlikûn hükmü erip, ircî'i emrine iktidâ" edene kadar.

Şeyh Ahmet Türbesi/Kepez Köyü Çamlığı

TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT - 11.09.2001

            İşte, Hemşehrimiz, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun iki ayrı yazısında bahsettiği ve    Şeyhahmet Çamlığı’nın eteklerindeki düzlükte küçük bir köy olan Kepez’de karakışta doğan çocuğun; her sade vatandaş gibi  sıradan, ancak sülâlesine bağlı, Yüce Yaradan’ın eşi, çocukları, ailesi ile mutluluğu  nasip ettiği,  görevinin dışındaki zamanının tamamını Zile sevdasıyla geçiren hayatının hikâyesi bu. Eklenecek tek şey; şükür ve sağlık dileği.

Şeyh Ahmet Çamlığı/Kepez Köyü

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR