ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 26 Mayıs 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

DENİZCİLİK
VE BALIKÇILIĞIMIZ
(Aylık Ünye Ticaret ve Sanayi Gazetesi'nin Yıl : 3,
Sayı : 34 - 35,  Sh. 2, Kasım/1997 - Ocak/1998 sayılı nüshalarında yayımlanmıştır.)

 

Makale : Yüksel ŞEN
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)

ÇAPALAR VE KADIRGA SİLUETİ

            Tarih boyunca Ünye'de gemicilik san'atının ne büyük boyutlara ulaştığını bilmeyen yoktur her halde?

            Dedelerimizin dedelerinin dedeleri bu mesleğe gönül vermiş ve rızıklarını asırlarca denizlerde aramışlardır. Hattâ bir zamanlar Ünye Limanı, Karadeniz'in Hamburg'u olarak bilinirmiş. Buradan denizaşırı ülkelere mal pazarlamak üzere gemiler kalkar, gemiler gelirmiş.

            Aylarca süren bu yolculuklar sonunda, gemicilerin yıkanıp temizlenmesi ve aile yuvalarına öyle dönmeleri için, Yılmazlar Mahallesi'nde, denize yakın bir yerde DERYA HAMAMI diye bir hamamın mevcut olduğunu ve (bu hamamın harabelerini ben çok iyi bilirim; bulunduğu yere şimdi bir apartman yapılmış) gemicilerin limana girişinde, sahilden toplar atılarak karşılandıklarını, aile ocaklarında helvaların kavrulduğunu söylerler.

            Gemi kaptanları ve tayfalar, karaya çıktıklarında söz konusu ettiğimiz hamama uğramadan evlerine gitmezmiş.

            Kentimizde denizcilik san'atının gelişmesi, pek çok sayıda Kaptan'ın yetişmesine neden olmuştur.

            Ünye'nin geçmişi üzerine çalışmalar yapmakla ünlü, değerli eğitimcilerimizden emekli öğretmen, araştırmacı yazar Sayın Hasan Tahsin KADIOĞLU hocamız, 18.03.1980 tarihinde başlayan ve 4 sayı devam eden ÇAĞRI Gazetesi'nde yayımladığı "TARİHTE ÜNYE KAPTANLARI" başlıklı yazısında bu konuyu ne de güzel araştırmış bilseniz.

            (Not : İleride, yayımlamayı düşündüğüm "BÜTÜN CEPHELERİYLE ÜNYE" isimli yapıtımın "HASAN TAHSİN KADIOĞLU'nun KALEMİNDE" bölümünde bu yazının tamamını, sayın hocamızın diğer çalışmaları ile birlikte, imzası altında vereceğim.)

            Her satırı buram buram tarih kokan, Ünye kokan bu araştırmayı içeren gazeteleri kütüphanemin "ÜNYE BELGESELLERİ" bölümünde özenle saklıyorum.

            Kaptan deyince gemiyi, gemi deyince de ÇAPA'yı anımsamamak mümkün değil.

            Ünyeli gazeteci Sayın Ahmet YENİN kardeşimizin yazılarında defalarca değindiği ve Ünye'nin geçmişteki denizcilik san'atının simgeleri olarak değerlendirilmesini istediği bu çapalar, Şehir Parkı'ndaki terk edilmişliğinden kurtarılarak, Ünye Belediyesi'nin çok yerinde bir kararı ile beton kaideler üzerine konmuş ve altlarına da kimlikleri yazılmış.

              

            Bu güzel çalışmaları gördükçe, bir Ünyeli olarak ne büyük mutluluk duydum bilseniz.

            Efendim : Atalarımıza şükran borcumuzu ödemek için bundan daha güzel bir davranış olamazdı.

            Gelip geçen konuklarımız ve tüm ziyaretçilerimiz, Trabzon - Samsun yolu güzergâhında, kentin en görkemli yerinde, deniz kenarında çok anlamlı bir şekilde teşhir edilen bu çapaları temaşaa ettikçe ve altlarındaki plâkalarda kimliklerini okudukça, güzel Ünye'mizin tarihî zenginliğini, gemicilik mesleğindeki başarılarımızın nereye vardığını daha iyi öğrenecektir.

            Bu konuda yapılmış çok önemli bir başka çalışma da Niksar yolu kavşağındaki IŞIKLI KADIRGA SİLUETİ ve altındaki havuzdur. Bu siluetin gece görünümü pek harikulâde doğrusu.

            Güzel şehrimize böyle güzel eserler kazandıran Belediyemiz çalışanlarına ve tüm emeği geçenlere, şükranlarımızı iletiyor,

            Başarılı hizmetlerinin devamını diliyoruz.

            Esenlik dileklerimle efendim...           

BU ŞEHRİN ÇİLEKEŞ İNSANLARI

Makale : Yüksel ŞEN
(Ünye Ticaret ve Sanayi Gazetesi, Yıl : 3, Sayı : 31, Eylül/1997)

            İnsanlar yaşayabilmek için çalışmak mecburiyetindedir. Beşeriyetin değişmez teorilerindendir bu. Ama kimimiz memur olarak çalışırız; kimimiz işçi, kimimiz esnaf. Kimimiz çiftçiyizdir; topraktan temin ederiz maişetimizi; kimimiz de balıkçıyızdır, denizden.

            Hangi meslekte olursa olsun, toplum içerisinde barınabilmek için, mesleğin inceliklerini en son haddine kadar bilmek gerekir. Zira her mesleğin kendine has birçok zorlukları vardır. İşte bu zorlukları yenmek o meslek erbabının, mesleğinin doruğuna çıkmasına neden olur.

Balıkçılar Kumsalda Ağ Bakımında

            Fakat balıkçılık san'atının yarattığı zorluk, diğer meslek ve san'atların zorluklarını gölgede bırakacak kadar çok ve meşakkatlidir.. Kendisine balıkçılığı san'at edinmiş insanlar, zorlu bir hayata atılmış demektir. Onlar rızıklarını, Yaz -  Kış demeden denizin her türlü tehlikelerine küçücük sandallarıyla karşı koyarak ararlar.

            Dondurucu bir Kış mevsiminin seher vakti, onlar için velinimettir. Taktılar mı kayıklarına küreklerini, ver elini deyip, sabahın karanlıklarında açılırlar enginlere. Akınının yerini kestirince de salarlar çaparılarını sulara.

            Şaha kalkan dalgaların vahşetine hiç aldırmaz onlar. Büyük bir zevkle balık avlarlar. Çaparılar dolu gelirse, bayram yapar denizci. Birkaç denemeden sonra ne çıkarsa kısmete alır; Rab'bine şükrederek asılır küreklere. Balıkhane kapısı ona, ardına kadar açıktır şimdi.

Ağ Bakımı Yapan Balıkçılarımız

            Bizler denizin bu nimetlerinden nasiplenmek için koşarız oraya; afiyetle yeriz. Ama hiç düşünmeyiz, bunun nasıl avlandığını, bu mesleğe kendisini adamış olanların, Yaz - Kış denizle nasıl mücadele ettiğini aklımıza bile getirmeyiz. Fakat, bir de O'nun, bu kadar zahmete katlanıp eli boş döndüğü günü düşünün. Bütün ümitler bir anda hüsrana uğramış, plânlar alt üst olmuş, dalgalarla mücadelesi de caba.

            Değerli okuyucular :

            Rızıklarını denizden arayan bu insanlar, hakikaten pek çok çile çeken insanlardır. Ama bunlar bu çileden memnuniyet duyarlar, kıvanç duyarlar. Onların alın yazısıdır, ekmek kavgasıdır bu. Memleketimizin bu vefakâr insanlarının her günü, denizin maviliklerini süzmekle geçer.

            Onların bütün ümitleri yakalayacakları balıkların cinsine ve çokluğuna bağlıdır. Paçalarını sıvayıp, sahil boyu serpme atışları ayrı bir zevktir. Hele ağ çekişleri bir ömre bedeldir.

Balıkçılar - (Fotoğraf : Eren Tokgöz/Aynur Zeren Tan)

Ünye Belediyesi Kültür Yayınları No. 2

            Rızkınız bol, şansınız açık olsun; bu mesleğin çilesini çeken, değerli hemşehrilerim. Esenlik dileklerimle...

HAMSİ
Engraulis encrasicolus (Linnaeus, 1758)
(Haftalık Çağrı Gazetesi'nin Yıl : 11, Sayı : 491, 19 Şubat 1988 tarihli nüshasında yayımlandı.)
 

            Hamsi var. Hamsi...

            Taze Hamsi...

            Bak Beyim bak. Canlı canlı...

            Mercan gibi gözleri var...

            Derya kuzusu Beyim... Derya kuzusu...

            Hamsi balık, hem tavalık hem ızgaralık...

Bir Rekor Hamsi Ayıklama Şöleni

            Değerli okuyucular. Şu yukarıya aldığım slogan, Taşova'da Hamsi satan bir satıcının, müşteri toplamak için kullandığı ifadelerdir. Bu sloganı duyar duymaz, insan gayri ihtiyarî o tarafa yöneliyor. Koşuyor sesin geldiği yere. Kasalar tıklım tıklım hamsi dolu; kendisine özgü kokusu etrafa yayılmış; satıcı bağırmasa da halk ve bilhassa Karadenizli olan anlıyor Hamsi'nin geldiğini.

            Karadenizli diyorum. Zira şehir nüfusunun % 50 - 60'ını Trabzon ve hinterlandı halkı teşkil ediyor.

            Satıcı tartmaya yetişemiyor hamsileri. Ben de elimde iki kiloluk bir hamsi paketi, tuttum evin yolunu. Akşamın alaca karanlığında ilerliyorum. Hükûmet Caddesi'nde, Ortaokul'un önündeyim. Bir memur arkadaş yolumu çeviriyor.

            Allah'ını seversen anlat Yüksel Bey, nedir halkın hamsiye olan bu tahaccümü, ne yaparsınız, nasıl pişirirsiniz bunu? Baksanıza şu kokuya, kusura bakma ama dostum, yenecek bir metah değil bu!

            Arkadaşın sözleri çok garibime gitti doğrusu. Hiç hamsi yememiş. Kokusunu da duyunca, bucak bucak kaçıyor. Kendisine hamsiyi anlattım; yemeklerinin çeşidini saydım. Biz Karadenizliler bu yaratığa karşı büyük sempati duyarız dedim. Ve ilâve ettim.

            Şu mevsim fakir fukaranın dört gözle beklediği anlardır. Alacağı bir kilo hamsi, onun protein ihtiyacını giderir, dedim. Cenab-ı Hak'kın bize ihsan eylediği bu nimetin ardından koşan sadece orta halli aileler değildir. En zengininden en fakirine kadar, herkes ama herkes hamsiye karşı özlem duyar.

            Neler olmaz ki hamsiden?

            Hamsinin tavası olur, ekmeği olur, ızgarası olur, bırastısı olur, böreği olur, buğulaması olur, köftesi olur, kızartması olur, çorbası olur, olur da olur. Ve her bir çeşidi insanın iştahını kamçılar; yemeye doyum olmaz.

            Hattâ, Sayın Ahmet Emin YALMAN, Vatan Gazetesi'nin eki olarak 1952 yılında yayımladığı Memleket İlâveleri'nin ORDU sayısında ÜNYE'nin hususiyetlerini anlatırken, şehrin isim yapmış yemekleri arasında en meşhuru Hamsi'nin İçli Tavası'dır, der.

Hamsi Tava
  

            Bu İçli Tava, sadece Ünye'ye münhasır bir Hamsi yemeği türüdür. Bildiğimiz pirinç pilâvına, kılçığı çıkartılarak kızartılan hamsilerin ilâvesi suretiyle yapılır. Ve hakikaten bu alaşım şu mevsim sofralarımızın en nefis yemek çeşnisini teşkil eder.

            Bu hamsileri yakalayan balıkçıların ne serüvenler yaşadığını tahmin edersiniz her halde?

Ağlar dolu gelirse bayram yaparlar.
Çılgına döner her biri.
Kayıklarda horon tepilir.
Kemençede yaylar gidip gelmeye başlar.
Çeşit çeşit nükteler doldurur etrafı.
Hamsi üstüne deyişler duyulur her köşeden.

            Ordulu merhum Şâir TIFLI, bir mersiyesinde bakın ne diyor HAMSİ için?

            "Hamsinin hem böreği, hem çorbası, hem namı var.
              Akla gelmez nice nice, lütfu piyanı var.
              Bak efendi, bak şu atik fetvalara gözlük ile.
              Hamsi kurban olmasın mı, hem kanı var, hem canı var...

            Görüldüğü gibi, Karadenizli'nin çok sevdiği Hamsi, öyle nefret edilecek bir metah olmayıp; bilâkis iştah açan ve satıcının isimlendirdiği gibi, sofralarımızı süsleyen bir derya kuzusudur.

            Esenlikler dilerim... Esenlik dileklerimle efendim...

HAMSİ SEMPOZYUMU ÜMİT VERMEDİ
(Haftalık Çağrı Gazetesi'nin, Yıl : 12, Sayı : 494, 18 Mart 1988 tarihli nüshasında yayımlandı.)

         

            Fatsa Et Balık Kurumu Tesisleri'nde yapılan Hamsi Balığı konulu sempozyum ümit vermedi. Trolcülerle küçük balıkçıların aralarındaki sürtüşme sempozyuma da aksetti. Ordu Vâlisi Utku Acun " Ne çare ki bu yıl Anadolu, HAMSİ'yi pahalı olarak dahi bulamamıştır. Bugün bu küçük balıkları avlayarak fabrikalara sevk eden balıkçılar ile bunları harıl harıl işleyen fabrikaları yarın neler beklemektedir sorularına cevap arayacağız.

            Balıkçılarımız sakat ve yanlış bir mantık dokusu içinde 'BUGÜN BUGÜNDÜR; BUGÜN KAZANALIM, YARINA ALLAH KERÎM' anlayışıyla hareket etmektedirler. Oysa oynadıkları kendi kaderleri olduğu kadar, Karadeniz ve Anadolu insanlarımızın alışageldiği bir ihtiyacının geleceğidir." diyerek sözlerine devam etti.

            Ünye Balıkçı Kooperatifi Başkanı Kerim Baş "28 Şubat 1988 tarih ve 19739 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe giren 1988 - 1989 Av Dönemi'ne ait 22 no.lu sirkülerde, Samsun toplantısında alınan bazı kararların çıkarı olan çevreler lehine değiştiği dikkati çekmektedir.

            Yoklara karışan ve yanlış avlanma sonucu yok olan Uskumru, Kalkan, Barbunya gibi nadide balıklarımızdan sonra DİE önceki yıllarda yayımladığı istatistikî sıralamada Hamsi, Mezgit, İstavrit şeklindeki sıralama şimdi Hamsi, Palamut şekline dönüşmüştür.

            Soruyorum? Fakir halkımızın en çok tükettiği balıklardan olan Mezgit ve İstavrit de kayıplar listesine aday durumdadır. Bu gidişatın sonu nereye varacaktır? Bizler bu gaflet uykusundan ne zaman uyanacağız merak ediyoruz." dedi.

TÜRKİYENİN
2. BÜYÜK TERSANESİ ÜNYE'DE AÇILDI…
http://www.linkcenneti.com/git.php?id=584&PHPSESSID=a95bcd7311ed4b2b1da552d85612d275

            Türkiye'nin Tuzla'dan sonra en büyük tersanesi olan Ünye Tersanesi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Enerji Bakanı M. Hilmi Güler'in de katılımıyla ilk gemi kızağa çekilerek açıldı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin önemli bir zenginliği olan denizin çok daha iyi kullanılması ve denizden alınan verimin süratle arttırılması için kabotaj hattında çalışan ticarî yat ve gemilerle balıkçıların kullandıkları akaryakıtta ÖTV alınması uygulamasını kaldırdıklarını hatırlatarak liman ücretlerinde dünya ile rekabet edebilmek için ciddi indirimlere gidildiğini ve uygulamaların sonuçlarının görülmeye başlandığını belirtti.

Ünye Tersanesi Açılış Töreni - Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM
         

            Denizcilik alanında tersaneciliği geliştirmenin çok önemli olduğunu dile getiren Bakan Yıldırım, bu konuda ciddî çalışmalar yaptıklarını, tersane açmak için gerekli olan işlemleri kolaylaştırdıklarını belirterek; Karadeniz'i tersaneler bölgesi haline getireceklerini söyledi ve müteşebbisleri bölgeye yatırıma davet etti. İlk cemrenin havaya düştüğünü söyleyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bölgesel hava taşımacılığında indirime gidildiğini, ikinci cemrenin suya düştüğünü ve denizlerde ÖTV'nin kalkmasıyla taşımacılığın ucuzladığını, bu indirimler sonrası oluşan rekabet ortamıyla kara taşımacılığında da fiyatların düştüğünü belirterek, vatandaşların refah seviyesini yükseltmek için her türlü çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR