ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 02 Temmuz 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

DEVE KERVANLARIYLA
İPEK YOLUNDA
YEŞEREN
ÜNZİLE DÜŞLERİ

Hikâye : M. Ufuk MİSTEPE
Orman Endüstri Yüksek Mühendisi

DEVE KERVANLARIYLA
İPEK YOLUNDA YEŞEREN
ÜNZİLE DÜŞLERİ

            Yıl 1881; Türk Milleti'nin ufkunda doğan taze düşlerin Anadolu'yu buram buram sardığı yıllarda gönüllerin Ünye'den Zile'ye (ÜNZİLE) deve kervanlarıyla yeşerttiği bir İpek Yolu özleminin hikâyesidir bu.

            Ünye Limanı'nda demir atmış, donanmaya halat yükleyen Osmanlı Donanması ve Çakırtepe'deki topların.. Zile Kalesi'nde deve kervanlarını selâmlayan ve art arda patlayan toplara İpek Yolu'ndan dostluk selâmıdır bu.

Zile Kalesi ve Saat Kulesi

 
Ünye Yalı Kahvesi ve Çakırtepe

 

            - (Zile) Gopun kızanlar, emeeee, İsinn, bubaaaaa deve kervanı geliyooooooo...

            - (Ünye) Goşun laaan, anaaaaaa; kervan geliiii gııı, göriiy musuuuzz!!!

            Taa Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan ticaret yolunda önemli iki kaledir Zile ve Ünye Kalesi. Ünye Limanı'nda iyice yükün hafifletir kervanlar yorulmuşluğun tatlı gizeminde. Ve Zile'de son bulur bu uzun yolculuk. Bir kolu da Mersin Limanı'na uzanır asırların bereket yolculuğunda...

            - (Ünye) Yalugaavesinde Derya Hamamı'na gidii musuz uşaklar? Gaptanlarunan kervancular bi eyice yıkancaklarmış ağşama dek... Mısır çalmacunu sooona yerük, hadin...

            - (Zile) Ören'e haydin bacılar Ören'e gidek; kervan handa gonakladı. Bırakun şimdü şınavatnan oynaşmayı, bat yimeyi... Gız Hatçee düüyü cıvlara soona seren heğri!

            Çoluk çocuk bir eğlencenin bir özlemin kucağında sevgilerini paylaşır fincancı katırlarıyla. Ağabeysinin elinden tutan bebeler, sırtında yavrusunu taşıyan anneler, filtresiz sarma sigarasını tüttüren babalar, kızlara caka atarak salınan, gözleri cumba ve pencerelerde yağız delikanlılar... Bağırışlar, haykırmalar, koşuşmacalar...

Sağda : L. Nejat ve F. Saliha AKYUNAK (Altınevler Mah./Zile)
        
Solda : M. Ufuk MİSTEPE (Ünye Çamlığı)

            - (Zile) Aamed Aağbii, deve kervanları gelinci her bişey gerüde galacak ve benü onlara bakmıya getürmüycek miydün? Ossun dime bak, küserim soona ellâmm! Hadi ver bannaanı da tutam azcık; götür beni develere, soona çeşme gibin büngüldüyo deme baa... Töremüyesice nolucak!

            - (Ünye) Lan bırakun şimdü pıtık oynamayu da isgeleye goşup önce bi teneke hamsü daşıyalum eve; bi gısmını gomşuya, bi gısmını eve bırakalum, galanunu da baççeye dökelüm kemre niyetüne. Sonaacuma da ver elüyün handakü develere; hadin lan gitmi musuuz? Hay öllüyün körü, çabukun lan, andırı çıkasıcalar, teneşür paklasun sizi e mi?

            Samsun - Kayseri deve yolunun XIX. yüzyılda Pazar ilçesi güzergâhında Mahperi Hatun Kervansarayı'ndan sonra ilk durak Zile Küçüközlü Köyü'ndeki kervansaraydır. Ve oradan Yozgat - Saraykent Karamağara Kervansarayı'na yol alır tâcir grubu.

Kayseri - Samsun Deve Yolunun
Pazar İlçesi Güzergâhında Mahperi Hatun Kervansarayı

Fotoğraf : Orhan YILMAZ - 01.10.2003

            - (Zile) Ula Haceli bu toyganun duzu yoh, hemi de soğumuş! - Ula İsmail Emmi, içimde bi guvat var ki haliynen şu kervana ipinen bi dayansam, çekerekten hepisini Gödek Hacı gibi bokluğa atarum ellâam!!! Sen de garuşturma şindi duzu muzu, sıcaa heç gelmem gaari!

            - (Ünye) Top seslerünü duyii musuz? Hemi isgeleden hemi de Çakırdepe'den atılii toplar. Bıldırın da bööle olmuştu Haminne hatırliin de mi? Fiştirik Aamed'nen çoluk çocuk yalun ayak goşa goşa depeden aşşa, soluu Yalugaavesi'nde almuşduk. Niksar Caddesü'nde gaybolan kervanların seyrüne doyum olmiidu valla!

Küçüközlü Kervansarayı'nın Bir Zamanlar Yer Aldığı (Fotoğrafın
Ortasındaki) Koyu Kahverengi Tarla ve Sağ Arkada İn-Önü Mağarası.
Kervansarayın Temel Taşları Köy Evlerinin İnşasında Kullanılmıştır.

Fotoğraf : Orhan YILMAZ - 02.01.2004

            Kervanların şehre giriş ve çıkışları hep bir bayram havasında olurdu. Orta Asya'dan Trabzon'a, Ünye'den Zile'ye ağır ağır ilerlerdi deve kervanları. Huzur ortamıydı Osmanlı'nın güçlü olduğu devirlerde kervan yolları. Bir zamanlar Kâbe'ye Müslümanlar nasıl vukuatsız aylarca yol alıp varıyor idiyseler, kervanlar da eşkıyaya mal ve can kaptırmadan zayiatsız varırlardı.

            - (Zile) Carığın Üsüyünn Aabi, ben böyünce bizim davarlara aaordaki kervanun getürdüü şu boncuklarunan zillerü ve çanlaru yapmayu ööğrencem. Acep dallamayu da giyüp de topladuum garamuklarnan mı gidiversem ustanun yanuna?

            - (Ünye) Fadüme gelinnnn; gız entarünü giy de gel hele. Ahretlüüğnnen gonişiiduk ya hani, gadife gumaşnan çeyüzlük düzcektük abama... Gavak dibinde Orta Maallenün dokumacularu, peştemalcularunun yanundaymış manufaturacu tâciller. Gaç gaymen var gı?

     
TGRT KEŞİF Programı Zile Çekimleri - Sunucu Yeliz PULAT - 11.09.2001

            Kurtuluş Savaşı'nın yokluk yıllarıydı. 1920 yılının Haziran ayı; Deir (Panayır) neredeyse kuruldu, kurulacak; kervanların gelme vakti de yaklaştı. Ama gel gör ki Zile'yi Postacı Nazım eşkıyası ve avanesi basıvermiş; Zile Kalesi asılmayı bekleyen esir düşmüş biçare Mehmetçikler'le dolu. Tam o ümitsiz bekleyişin sabahında top sesleriyle uyanıverdi Zile. Mustafa Kemal'in ordusu Yarbay Cemil Cahit TOYDEMİR kumandasında müjde haberini veriyordu kurtuluş için; ama acı bir Zile yangınının çaresizliği de ufukları kızıla boyayıvermişti...

 Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR
    
İstiklâl Harbi 10. Tümen Komutanı (1883 - 1956) / 1318 - P. 311

            - (Zile) Gız bebeen gıçına öllüğü goy da gidek hemen yangunu söndürmiye. Ata emür verüp, delgıraf çekmüş "dopa dutun Zile'yü" diye. Bedesten yandu; şimdüden üçte birü telef oldu çarşu, sokaklarun yanarakdan. Güyaa gibü gezen şu eşgıyayu gomaycaaduk şehre! Gıvışın İriza gibi direncekdük aaşamınan zabaa dek. Garaaberi gelesice Postacı Nazum südüklüün gulaandan gelsin e mi?

            - (Ünye) Lan uşaklaaaar Haznedar Süleyman Paşa gonaanda bi yangun çıkmış; siidin lan çabuk gonak yanmadan yetüşelüm. Sidikli İbraam'ın maallesine de haber verün; Marnos Nene'nün akrabalaru, Rum ve Ermenü eşrafu da misafürdü gonakda yav! Yalugaavesü'nden denüzsuyuynan elden ele söndürebülseydük bari! Donuzcu Kadir Emmi duyii mun? Haydin...

Ünye Hazinedaroğlu Konağı, İç Avlu Görünümü.
Les dessins de Jules Laurens (1825-1901) - La côte de la Mer Noire - 14 Ağustos 1847

http://www.inha.fr/images/bibliotheque/expo04/grande/eba2351.jpg

            Kervanların gözcü köpekleri o yıllarda da Anadolu'da Dünya'ca ünlü Kangal ırkının saygın nesliydi. Kurt boğan ve çok sâdık olan bu hayvanlar gelecekte Zileliler'in de gönlünü fethedecek ve her çobanın vazgeçilmez sâdık dostu ve arkadaşı olacaklardı.

   

            - (Zile) Hayvaak, gonuşduruyum, çenületiyim, gamerıya çekiyim de hâtıra galır diyerekden saklıyım şu gangal fotıraflarını. Yarın böön ben de rahmetlü olacaam. Atalarumuzun lâdigârı bu sâduk yaratuklarun Dönya'nun gözünde saygun bi ırk olduunu, gopey olmaduunu biz anlatmıycuuk da kimler anlatucak yav?

            - (Ünye) Lan İsiin,Hacu'nun Seterü var ya donuzlaru bilem yeründen hoplatup çıldırtiimuş! Dakmuşlar önüne donuzlar, govaliilar köpee... Bizüm avcular da pusuda bekliilar. Tam u sırada ne göriyk bilii musuz? Zile daraflarundan gelen çobanlarun gangallaru donulzara daluvermesünler mi? Anaaa bi görücektüüz manzarayu; gıyamet gopiidu valla...

            Kaleler İpek Yolu'nun Jandarma Karakolları idi. Bu yüzden eşkıya kolay kolay gözüne kestiremezdi kervanı talan etmeyi. Zaten Osmanlı bu konuda çok hassastı ve taviz vermezdi. Eşkıya yakalandığında ânında kellesi uçurulurdu. Ticaret yolunda iki önemli kale idi Zile ve Ünye Kalesi.

Solda Zile Kalesi Surları ve Amfitiyatro, Sağda Ünye Kalesi Surları (Kale Köy)
    

            - (Zile) Essah eyce etmişler galeyi anam! Semiramis, guzel bir cariyeyken BELH şehrinin guşatılması sırasında gösterdüü dirayet ve yiğitlüü sonucunda, Asur Hükümdarı NİNUS' un takdirini gazanmış ve onlan evlenmiştir. M.Ö. 1916 yıllarında gocası NINUS'u zehirleyerek Asurların yönetimini ele geçirmiştir. Bu hesaba göre Zile 4000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Zile galesinin Roma kumandanı SULLA tarafından yaptırılmış olması veya burda AMANOS Mabedi'nin bulunması ve muhderem anlamına gelen SİLLA denmesinden dolayu, bişey diyecaanız vahıt Zile'nin ismi zamanla ZELA şeklini almış olabilür derük.

            - (Ünye) Bilii musuz? Ünye'nün Güney'ünde Niksar'a giden garayolunun beşinci kilometresinde Galeköy adlı köyün yakunundaki Çaleoğlu olarak bilünen gale harabelerünün bulunduğu yer Bizanslılar'un bir tahkim noktasu olan yerdür. I. Commenus bu galeyi 1183 yılında Konstantinople'de imparator olmadan önce kısa bir süre zeamet olarak elinde dutmuşdur. Çaleoğlu Galesi Jean d. Arrus tarafından yazulan 14. Yüzyıl Romanı Melusine'de efsanevî olarak Şahin Kalesi adıynan gullanulmuşdur haa!!.

            Ünye'nin meşhur Kara Üzümü (İzabella) ile Zile'nin meşhur Yaş Üzümü (Narince) dillere destan anılarda tarihle birlikte yoğrularak; Romalılar'ın kadehlerinde, Osmanlı'nın sofralarında ölümsüzleşmiş ve şairlerin dizelerinde mayalanarak kâh şarap, kâh turşu, kâh pekmez olmuş; Anadolu'nun şıra tadımsılığındaki duygularını salkım salkım, dane dane tarih süzgecinden günümüze aktarmıştır.

Ünye'nin Kokulu Siyah Üzümü

Vitis Labrusca L (İsabella)
Zile'nin Narince Üzümü

 

            - (Ünye) Gız Anşa bahçadan hırtaruş üzüm toplasak da bizüm gara üzümnen garuşturup fınduk toplayan amelelere mü yedürsek? Yoğurtlu mısur çorbasunun arkasundan eyi gider valla! Bi de tefek yapraklarundan bi gözel sarma mu yapsak, ne diin?

            - (Zile) Memüün Satı Bacı, bıldırın bizüm narince üzümleri ucuza gapturduyduk hanı? Tırsmıştı bizüm herüfler de ses çıkaramayup, çaresüz galmakdan! Fişneler de para itmezse halimiz nicolur anam? Şınavatda üzüm ezüp, suyunu sıkmakdan usandım ellâam...

            Ünye - Fatsa denir de akla Hekimoğlu İbrahim gelmez mi? Ümit TOKCAN'ın bestesinde destanlaşan bu zamane eşkıyasının yaşıtı olan Zile'nin de bir Kel Bekir eşkıyası vardı. Eşkıya idiler ama yiğitdiler.. kadına, yoksula bulaşmadılar. Can aldılar ama bir de onlara sorun yürek sızımalarındaki o durmak bilmez vicdan ezgilerinin dayanılmazlığını!!!

Aynalı Martiniyle Hekimoğlu İbrahim
(Fotoğrafın 1961 yılında Amerika'dan gönderildiği söylenmektedir.)

26 Nisan 1913 gecesi 8 saat süren bir çarpışmada Yassıtaş Köyü'nde vurularak öldürülmüştür.

ÜNZİLE DÜŞLERİNDE
KEL BEKİR VE HEKİMOĞLU DESTANI

Aynalı Martin’den selâm Anadolu yiğidine,
Karadeniz martı uçmalarındayken masmavi yeşilliklerinde
Kelsi Kireçli tepeleri, yağan mavzer saçmalarını okşardı avuç avuç
Her biri Ünzile’yi kucaklayan gönül ateşinde kavrulmuş leblebi taneleri gibiydi… 

Fındık bahçelerinin sessizliğinden Zile bağlarına koşan umutlar
Kader mahkûmlarını da sarmıştı yiğidin harmanlandığı Ünzile’de
Kel Bekir ağırlamıştı bağ sofrasında Hekimoğlu İbrahim’i
Mavzer ve Aynalı Martin erkeksi çatılmışlardı haksızlığa karşı kiraz diplerinde
Bir gözümden Kel Bekir, diğerinden Hekimo İbrahim A damladı süzülerek
Ünye – Fatsa arasından tuzlumsu tadında yiğit terlemişliği taşındı Dereboğazı’na
Taştı.. taştı.. sel oldu Karadini bağlarında, ezilmişliğin gözyaşlarında damla damla…

At iziyle it izinin tozu dumana katıp karıştırdığı meydanda
Eşkıya ve yiğidin izini kim sürüp, kim bilecek?
Fındık ocakları ve ceviz ağacı diplerinde demlenen umutlar
Sadece düşen yaprakların güzelliğinde buldu gerçek dostluğu, kalleşlikten uzak…
İpek Yolu’nu süsleyen kervansı anıların dom dom kurşunuyla gürlediği bulutlardaki ses
Zile Kalesi’nden Ünye Kalesi’ne uzanan özgürlük düşlerinin heybetindeki selâmıydı…

Akkuş ormanlarından Karagöl Yaylası’na, Sivriçal’dan Hüseyin Gazi’ye
Umutların yeşerdiği toprakları sardı türküsü Hekimoğlu Kel Bekir’in
Biri meşhur Kanlı Dut’a bağlandı çocuksu güzelliğinde,
Diğeri martininin yanına uzandı fındık ve çalı diplerinde yorgun…
Gülümseyen gözlerindeki yaşlar şu an gözlerimden akan damlacıklardı sanki
Destansı gönüllere Ünye ve Zile’den selâm
Selâm ey kayaların oğulları, Ünzile düşlerinden sizlere selâm…

                                                                                                           M. Ufuk MİSTEPE
                                                                                            Ankara – 18.06.2005 13:16 Cumartesi


Hekimo İbraam A
Kel Bekir'in Zile Hapishanesi'nde

Ayaklarından Zincirli Bir Fotoğrafı

Hekimo İbraam A

 

 


Devam Edecek

 

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR