ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 27 Nisan 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ŞÂİRLERİN
DİLİNDE VE TELİNDE
ZİLE

Tebliğ : Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
(Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğt. Fak. Türkçe Eğt. Böl.)


Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Fotoğraf Arşivi

ŞÂİRLERİN
DİLİNDE VE TELİNDE
ZİLE

ZİLE DİNÇERLER TURİZM İŞLETMECİLİĞİ VE OTELCİLİK YÜKSEK OKULU
2008 YILI TURİZM HAFTASI ETKİNLİKLERİ 16 NİSAN 2008 TARİHLİ KONFERANS BİLDİRİSİ

Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman, Mehmet Kocaman, M. Ufuk Mistepe

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            Milletleri millet yapan özelliklerin başında o milletin kültürü ve sanatı gelmektedir. Her kültür kendi içinde uyum sağlayıp bir bütünlük oluşturur. Kültür toplumsal bütünleşmenin temelidir. Bu toplumsal bütünleşmede o yörede yetişen sanatçıların payı büyüktür.

            Her toplumu kaynaştıran, bir arada tutan, tasada ve kıvançta ortak eylemler sergileten çeşitli değerler bulunmaktadır. Bu değerler içinde en önde gelenleriyse toplumun aynası konumundaki âşıklardır.

                        Âşık olan kelâmından bellolur
                        Hayır işi şerre yazmaz âşıklar

der Zileli Zefil Necmi. Saz ve söz erbabı usta âşıkların deyişlerini okudukça hep  Necmi’nin bu deyişi aklıma gelir.

Konferans Sonrası Katılımcılar Hâtıra Pozu Verirken
M. U. Mistepe, B. Altındal, Teoman Duman, M. Yardımcı, M. Kocaman

Fotoğrafı Gönderen : Öğr. Gör. Mehmet KOCAMAN - 16.04.2008 Zile

            Âşık edebiyatı, yüzyıllar içinde her türlü olumsuzluğa rağmen varlığını koruyabilmiş önemli edebi disiplinlerden biridir. Bu edebiyat, kimi zaman halkının gözü, kulağı, kalbi ve dili olmuştur. Ağanın, beyin, paşanın yüzüne söylenemeyenler âşığın sazının ucunda en özgün biçimde çekinmeden dile getirilmiş, âşık yüzyıllar içinde her dönem kendisine düşen görevlerin üstesinden gelmiştir. Bir bakıma çağının aynası olan âşık, her gönülde bir yer bulmuş, halkın derdini, dileğini, sevgi ve nefretini dizelerinde şekillendirmiştir.

            Edebiyatımıza giren sayısız yazı türleri olmasına karşın, biz edebî zevkimizi yüzyıllar boyu şiirden almış, şiiri sevmiş, şiiri benimsemişizdir. Edebiyattan söz edilince önce şiir düşünmemiz yüzyılların bize bıraktığı büyük mirastan kaynaklanmaktadır.

            Halk şiiri Türk halkının sosyal ve kültürel yaşamının aynasıdır. Arı - duru bir dille pek çok tarihî olay ve sosyal olgu âşıkların dilinde ve telinde  belgeleşir. Bu belge hiçbir zaman tarih değil, sadece o dönemin ileriki yıllara kalan izleridir.

M. Ufuk MİSTEPE Slayt Destekli E-Sunum Yaparken, Masada
Bekir Altındal, Mehmet Yardımcı, Teoman Duman ve Mehmet Kocaman


Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            Osmanlı toplum düzeni âşıkların dilinde yeri gelmiş :

            Şalvarı şaltak Osmanlı
            Eğeri kaltak Osmanlı
            Eken de yok biçen de yok
            Yiyen de ortak Osmanlı

biçiminde kıyasıya eleştirilmiş, yeri gelmiş devlet görevlilerinin baskı, vurgun ve talanı

            Rüşvet ile yazar hâkim hücceti
            Hüccet ile alır kadı rüşveti

biçiminde dile getirilirken Zileli Talibî de ağır vergiler altında inim inim inleyen halkın durumunu

            Talibî’yim kurtulmadım çileden
            Mültezimler öşür alır kileden
            En doğrusu kaçmak imiş Zile’den
            Hiç gelmemek nurun âlâ nur imiş

biçiminde dizelere aktarıp sözlü tarih yazıcılığı görevini yerine getirmiştir.

            Zileli Talibî âşık edebiyatının en güçlü dönemi olan 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarında Anadolu’nun en usta âşıklarından biri konumundadır.

            Çıraklarından Zileli Fedaî İstanbul Kumkapı’daki çalgılı kahveye gittiğinde  Zileli olduğunu söylediği zaman orada bulunan âşıklar Talibî’yi sormuşlar. Fedaî de ünü çok yaygın olan ustasının öldüğünü belirtmek için :

                        Dediler mevlidin olur nereden
                        Dedim ki aslımız olur Zile’den
                        Dediler Talibî n’oldu oradan
                        Dedim bir Fâtiha ihsan İstanbul

biçimindeki bir dörtlüğünde ustasını andığı meşhur İstanbul Destanı’nı söylemiştir.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Tebliğini Redakte Ederken

http://kisi.deu.edu.tr/

            Yine Zileli Âşık Hüseyin :

                        Sene bin yüz doksan yedi yazıldım
                        Zulüm arttı dayanılmaz zoruna
                        Hak'kın birliğine iman getirdim
                        Kail oldum hayırına şerrine

                                   Hüseyin’im eydür kemal isterler
                                   Ne rızk isterler ne mal isterler
                                   Sorgu sual vardır diye amel isterler
                                   Varınca Zile’de kabir yerine

deyişi ile de Osmanlı döneminde vergi yüzünden Zile halkının çektiği çileyi belgelemiştir.

            Âşık Türk töresine bağlı olup elinde sazı, dilinde Türkçe deyişleri ile toplum içinde yaşayan, halk kaynağından kana kana içen gönül adamıdır.

            Âşık; sazı ve sözü ile kötüyü, kötülükleri yerip, iyiyi ve iyilikleri öven, haksıza karşı olup haklının yanında yer alan cesur kişidir. O içleri buruk, boyunları bükük olanların,  gurbette köyündeki kağnı gıcırtısını rüyalarında görenlerin, başlık parası için çeşitli iş kollarında ter dökenlerin dert ortağıdır.

Turizm Haftası Etkinlikleri - Kültür Evi Bahçesinde Kağnı ve Döğenler

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008

            Âşıklar genelde idealist dünya görüşüne bağlıdırlar. Minnet ve gam âşığı nereye gitse gölge gibi kovalar. Sazdan sözden dökülen hep acıyla yoğrulmuş olan bir hayatın hikâyesini anlatır. Bu hikâyeler baştan aşağı ince sözlerden, yanık seslerden meydana getirilmiş bir duygu pınarıdır.

            Âşık; kıtlık, yangın, sel felâketi, salgın hastalık, önemli savaşlar vb. toplumu yakından ilgilendiren sosyal hayatla ilgili olaylarla, kendi doğum tarihlerini şiirlerinde tarihî birer belge gibi kalmasını isteyerek tarih düşürür.

            Âşıkların şiirlerinde geçen tarihlerin Halk Edebiyatı araştırma ve incelemelerinde büyük önemi vardır. Bu tarihlerle o âşığın yaşadığı çağ ve hayatta olduğu yıllar belirlenebilmekte, yaşadığı çağda tanık olduğu tarihî ve sosyal olaylar aydınlanmaktadır.


Ressam : Kemal TÜRKER

            İşte  Zile’de 1249 (Milâdî 1834) yılında vuku bulan büyük Zile yangını hakkındaki en ayrıntılı bilgiyi Zileli Âşık Kâmilî Zile Yangını adlı destanı ile belgelemiştir.

            Oldukça uzun olan bu destanda :

Sene bin iki yüz kırk dokuz oldu
Bu insanlar pek tamaha yeldiler
Bir ihrak erişti şehri Zile’ye
İşiten ehli dil cümle geldiler

 

Evvelâ ateşin ucu göründü
Otuz iki esnaf gama büründü
Duvarları delik delik deldiler
Saat dörtten on bire dek süründü

Gayret edip dört tarafın aldılar
Çarşı söğütmedi yanan ateşi
Tanıyamaz oldu kardeş kardeşi
Anlaşılmaz gayrı Tanrı’nın işi

Gül gibi câmiler bütün soldular
Bulunmadı çare Hak'kın işleri
Öyle yandı kül eyledi taşları
Câminin üstünde leylek kuşları

Bir ikisi yavrusiçün öldüler
Etrafta söylendi Zile’nin nâmı
Lisana uğradı geçti eyyâmı
Güzelim Bedesten hem Yeni Câmi

Kül olup da melül mahzun kaldılar
Kendine gel sonu olmaz hilenin
Sonra ziyadesin görür çilenin
Sünbülü reyhanı gitti Zile’nin

Kâmilî yapışın habl-i metine
Şeriat tarikat hem dahi dine
Hak inâyet etti sevindi yine
Hele göz yaşını bir dem sildiler

biçiminde anlatılan yangının öyküsü Bedesten ve Yeni Câmi’nin yangınla kül olduğunun, gelecek kuşaklara tarihî bir belge gibi aktarımını sağlamıştır.

Zile Dinçerler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da
Ödül Töreni : Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer,
Murat Ayvalıoğlu, Zeynep Nihan Barın ve M. Ufuk MİSTEPE

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            Yine Zileli Sezaî’nin 1291’deki (1876) Zile ve çevresinde olan büyük kıtlığı anlatan Kıtlık Destanı da :

Zile fıkarası halleri hey can
Dinlersen eyleriz muhtasar beyan
Sene doksan bire yakın kalınca
Şiddeti şitaden halleri yaman

 

Dükkânlar kapandı taşra çıkılmaz
Fukara zâr eder asla bakılmaz
Değirmenler dondu unlar öğülmez
Aç kaldık ekmekçi açmadı dükkan

Doksanda kurudu yağmadı yağmur
Kül katıp ekmekçi sattılar hamur
Kör oldu gözleri şimdi dilenir
Baş çıkmadı memur gösterdi sübhan

Buğdayın kilesi beş yüz eliye
Böyle bir afattır oldu Zile’ye
Kömüş öküz nerde bakmaz deveye
Baha yüküne de satılır saman

Bir çuval geveni sattılar dörde
Külfeti çok olan düştüler derde
Üzüm cibresini yerler döğüp de
İmdat et anlara yaratan Rahman

Ekmekçi önünde iki yüz çocuk
Memede masumlar yüzleri açık
Başlarlar efgâne nihayeti yok
Sahihtir cümlesi değildir yalan

Dört yüze kilesi arpaynan darı
Bekledi iki gün mevta dul karı
Zengin olan etse merhamet bari
Dellal tahta tutup etmekte cevlan

Islah et insafsız ağniyasını
Otuzbeşe vermiş uruplasını
Veresiye almaya tarlasını
Senesine değil müddeti harman

Fukaralar hükümete doldular
Şaşırıp mecliste hayret kaldılar
İltizam buğdayın satın aldılar
Zahiresi çoklar eyledi seyran

Doğru söyler deyu Kebir Hoca’yı
Fark etmez âmâdır gündüz geceyi
Ulemâdan tahkir etti niceyi
Gözlerinden akıttı yaş ile kan

Gönderdi doyurdu Urum Papa’yı
Söyledi varsa da satma buğdayı
Hapsetti biçare Ali baba’yı
Hırka ile yattı vermedi yorgan

Dağlarda kırılır hayvanat keklik
Avratlar satmakta elbise iplik
Açlıktan çokları olacak peklik
Dû bahâ satılır cümle satılan

Durulmaz çarşıda feryâdı zârdan
Aman Yârab kurtar bizi bu dardar
Usandı esnaflar cümle dükkândan
Bâhusus ekmekçi civarı olan

Âlimi meşâyıka kılmadık hürmet
Âğniyâda yoktur şefkat merhâmet
Bînamaz çoğaldı  böylolur elbet
Aç gider mektebe sâbi-i sübyan

Beterinden sakla cümle-i Mevlâ
Affet isyânımız  Celle ve Alâ
Kan ağlar Sezaî edip vaveylâ
Edemez tahammül var onda îman

biçimindeki ifadeler sözlü tarihin günümüze kalan belgeleri konumundadır.

Zile Dinçerler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da Bazı Konuşmacılar
Bekir Altındal, Mehmet Sezen, Mehmet Yardımcı, Cemalettin Dinçer, Murat Ayvalıoğlu, Zeynep Nihan Barın Şengör.

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            Kimi kentler içinde barındırdıkları erenler, evliyâlar, alp kişilerle anılırlar. Ankara denince akla Hacı Bayram’ın, Konya denince Mevlâna’nın, Niğde denince Âhi Evran’ın, Malatya denince Battal Gazi’nin, Darende denince Somuncu Baba’nın akla gelmesi bundandır. Zile'de Seyit Derviş’in Yatırlar Destanı'nda :

            Niçin beğenmezsin şehri Zile’yi
            Şeyh Ethem Çelebi bunda yatmaz mı
            Velilerin hocasının ulusu
           
Koca Kayser Sultan bunda yatmaz mı

            Geçindi dünyada uryan ile aç
            Bir ahede göstermedi ihtiyaç
            Dertlilere derman eyleyen ilaç
           
Şeyh Karun Baba bunda yatmaz mı

            Rıyazetle geçirirdi eyyamı
            Gece kaim gündüz siyam müdamı
            Evliyâlar pirinin de imamı
           
İmam Melüküddin bunda yatmaz mı

            Dünyaya bakuben alurdu ibret
            Haktan da kaçuben derdi ehalvet
            Ederdi dünyada aza kanaat
           
Coşkun Dede Sultan bunda yatmaz mı

            Anı aziz kıldı dünyada Rahman
            Gezerdi dünyada daima hayran
            Ana munis idi vuhuş ve tayran
           
Ahievran Sultan da bunda yatmaz mı

            Anda tekmildi ilimle irfan
           
Hüdâ kıldı ana lütfundan ihsan
           
Dertlilerin derdine veren derman
           
Şeyh Helvalı Dede bunda yatmaz mı

            Asilzâde icâzet kadimi
            Halveti tarikinin hadimi
            Hızır İlyas değil miydi nedimi
           
Pürlü Dede Sultan bunda yatmaz mı

            Zahir batın ilimleri okuyan
            Mürşid-i kâmilin eteğin tutan
            Kutbulektab ile kalkıp oturan
           
Şeyh Muharrem Dede bunda yatmaz mı

            Eyleyen nefsiyle şeytanı zebun
            Olmuş asrında kâmili fünun
            Sahrayı Hıdırlık da olur medfun
           
Ahmet Dede Sultan bunda yatmaz mı

            Evliyalar zümresinin ulusu
           
Kırkların hem yedilerin reisi
           
Zile'de Dede Kargın Halifesi
           
Şeyh İsmail Dede bunda yatmaz mı

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı Buca'da Akademisyenlerle

http://kisi.deu.edu.tr/

Padişah zâdedir hem Horasanî
Hüdâ ihsan etmiş ilmi irfanı
Evliyalar zümresinin sultanı

Şeyh Nusrettin Sultan
bunda yatmaz mı

Ruzu şeb ederdi Hakk’a niyazı
Yanımda bir idi dağ ile yazı
Veliler zümresinde dahi gâzi

Hüseyin Gâzi
de bunda yatmaz mı

Yoğidi ana asrında hiç akran
Anı aziz kıldı o gani yezdan
Nefsi emmreye basan pehlivan
Ahi Baba Sultan bunda yatmaz mı

Seyyah idi şarkı ile mağrıbi
Elinden gitmezdi Hakk ın kitabı
Evliyalar zümresinin mahbubu
Şeyh Ahmet Dede de bunda yatmaz mı

Misli gelmemiştir anın asrında
Gece gündüz Hakkın zikri dilinde
Şehrin ulu bekçisi üst yanında
Arslan Dede Sultan bunda yatmaz mı

Din- i İslâm için gaza edenler
Ruz u Şeb durmayıp cevlan edenler
Kâfir elinde hep helak olanlar
Şehid-i şüheda bunda yatmaz mı

Seyyid Derviş bütün kendin bilmişler
Her birisi birlikte de gelmişler
Mezaristanımda medfun olmuşlar
Dervişi dervişen bunda yatmaz mı

biçiminde sözü edilen eren ve evliyânın, Zile’nin adının her mekânda anılmasına yeterlidir.

            Zileli olmak bir ayrıcalıktır. Bir Zileli olarak çoğumuz nerelisin diye sorulduğunda “Övünmek gibi olmasın ama Zileliyim” deriz. Çünkü o kadar çok övünülecek yönü vardır ki memleketimizin, her bir özelliğine bir kitap yazılır.

2008 Yılı Turizm Haftası Kutlamaları Çerçevesinde
Konferans Öncesi Katılımcılar İstiklâl Marşı Eşliğinde Saygı Duruşu'nda.

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            Ömer Yılmaz’ın bir şiirinde :

                        Yiğitlerin meydanlara şan olmuş
                        Ozanların türkülere yol olmuş
                        Güzellerin sevenlere yâr olmuş
                        Tarih yazsa sen tarihe sığmazsın

dediği gibi milâttan önce 5 bin yılında Semiramis tarafından kurulan Zile dünya tarihine  Sezar’ın meşhur "Veni-Vidi-Vici" sözü ile geçmiştir.

            Murat Kurnaz’ın :

                        Yaşlı Anadolu’nun şu koca yüreğinde
                        Kurulmuşsun tahtına hem de orta yerinde

                                    Sahibin biziz senin yüzbinlerce Zileli
                                   Ekmeğinle büyüdük kendimizi bileli

dediği gibi bu memleket sahipsiz değildir ve hiç de kalmayacaktır.

            Zile’den ayrı kalmanın acısını Zile’den uzakta yaşayanlar çok iyi bilirler.  Araştırmalarıma ve deneyimlerime dayalı olarak :

                        Bir insan Zile’den gitmeli olsa
                        Acısı yüreğinden çıkmaz Zile’nin
                        Varıp gurbet elde mekân tutsa da

                        Hayali gözünden gitmez Zile’nin

sözümde ısrarlıyım. Çünkü, gurbetteki Zileli’nin yüreği yangın yeri gibidir.

Zile Dinçerler Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu
Konferans Salonu'nda Zile TV'den Naklen Verilen Açık Oturum'da İştirakçiler

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

            19. yüzyılın usta âşığı Zileli Fedaî bu acıyı dile getirenlerin en eskilerindendir.

            Bir şiirinde :

Dün yine haber geldi Zile’den
Eski derdim yaralarım yeniler
Yitirdim kendimi bilmezem n’oldum
Başım ağrır kulaklarım çiniler

Bari Hüdâ nasip etmiş Zile’mi
Diyar-ı gurbette buldum belâmı
Gayet arzuluyor gönül sılamı
Âh ettikçe yüce dağlar iniler

Sağ olur da ben Zile’ye varırsam
Kömür gözlüm mah cemalin görürsem
Bunca yıllık ah ü zârım alırsam
Artar ömür imanımız yeniler

İlim firkatine düştüm Bursa’da
Arzular vatanım Fedaî serde

Garip mezarları çoktur bu yerde
Ölürsem derdimden kabrim iniler

diyerek ayrılık acısını sazının teline ustaca dökmüştür.

            Fedaî’nin çağdaşı Zileli Hamdi de :

            Yine bir ayrılık düştü serime
            Aşayım gideyim dağlar dumanlı
            Bir ber-güzar vereyim yârime
            Bu günlerde ayrılacak zaman mı

                                   Zile bağlarının gülleri bitmez
                                   Şakıyıp dalında bülbüller ötmez
                                   Hamdi kimi gördün murada yetmez
                                   Bilmem devir döndü ahir zaman mı

diyerek Zile’den ayrı kalmanın acısını dillendirmiştir.

1955'te Zile - Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Arşivi

Zile Belediyesi Kültür Yayınları - Mayıs/2004, 320 Sh.

            Halkın duygu ve düşüncelerinin sınırı yoktur. Âşık halkın söyleyen dili, çalan sazıdır. O, güzele ve güzelliğe vurgundur. Bir güzele gönül vermeyi görsün. O güzelin yeryüzünde misli benzeri yoktur. 19. yüzyılın önemli âşıklarından Ali de :

                        Zile dilberine meyil vereli
                        Aklımı başımdan yel aldı gitti
                        Ayrılık firkati cana ereli
                        Didelerim yaşın sel aldı gitti

diyerek Zile’den ve Zile güzellerinden ayrı düşmenin acısını diline ve teline dökmüştür.

            1831 - 1912 yılları arasında yaşayan Tekkeşinler’den Zileli Âşık Arifî de :

                        Ârif der Zile’den işte ben gittim
                        Atayı anayı cümle terk ettim
                        Dost ile her muhabbeti tükettim
                        Gittiğimden naşı gurbet ellere

deyip gurbet acısını dillendiren önemli âşıklarımızdandır.

            Sazıyla, sözüyle Zile’nin iftihar kaynağı Sadık Doğanay da :

                        Bu ilimin yazanıyım
                        Bozuk değil düzeniyim
                        Ben halkımın ozanıyım
                        Şu Zile’nin ellerinden

gibi dizeleriyle memleketimizi sazının tellerinde dile getirenlerdendir.

            Şiirlerinde Zile’yi sık sık dillendiren son dönem âşıklarımızdan  Deli Cemal, İskâni, Biçare Köroğlu, Ferruzî, Kul Aşur, Âşık Hasgül ve bir şiirinde :

                        Kızılcin köyünde doğduk yetiştik
                        Boz Aliler derler adımız bizim
                        Konu komşu ile sevdik seviştik
                        İli Tokat, Zile kazamız bizim

diyen Âşık Aydın Ali sık sık Zileli kimliğini vurgulayanlardandır.

    

            Gurbet acıdır. Gurbete  çıkanın tutunacak dalı yoktur. Gurbete düşen, geride bıraktıklarından bir haber alabilmek için gökte uçan kuştan bile medet umar. İşte, halen Bursa’da yaşayan ve gurbet acısını en iyi duyanlardan Belkayalı Âşık Özkanî’nin Zile özlemi :

                        Bir hırsınan çıktım koca gurbete
                        Tutsak etti beni bitmez hasrete
                        Ne yaptım, neyledim zalım feleğe
                        Zilem seni adım adım özledim

biçiminde cayır cayır yakmıştır yüreğini.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı ve İlhan TRAK

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.04.2008

            Sayısını  daha da çoğaltabileceğimiz âşıklarımızın yanı sıra Zile sevdalısı çağdaş şâirlerimiz de o kadar çoktur ki, her birinin dizeleri gerçek Zile sevdalılarını can evinden vurur. Bunlardan,  çoğumuzun hocası, Zile kültürünün temel taşlarından biri olan Fikret Tarhan bir şiirinde :

                        Ey Zile’de doğan
                        Zile’yi duyan
                        Zile’den uzak Zileliler
                        Dönün artık

                        Zile sizi çağırıyor

diye seslenirken, bir başka şiirinde :

Fikret TARHAN

Yeşil Otlarla Beraber

Gittiniz bir şeyler umarak gurbetten
Yüreğiniz burada kaldı
Geçim derdi, okul derdi, kadın derdi
Belki de istemeden sizleri
Çekip sıladan aldı.
Dönse de feleğin çarkı yabanda
Biliyorum
Yüreğiniz burada kaldı.

Fikret Tarhan - İnsanca Yaşamak

                        Akşam bastırmadadır
                        Havada kar kokusu
                        Uzaktan puhu kuşları haykırmadadır
                        Dışarıda rüzgâr
                        İğde dalları daha hızlı fısıldamakta
                        Bu sihirli zamanı
                        Mevsim kışa dönüşmekte
                        Zile’de bir bağ gümelesindesin

                        Akşam bastırmadadır

gurbetteki Zileli’nin burnunda buram buram tüten Zile’deki doğal yaşamın bir parçasını anımsatır.

Rahmi DÖNMEZ ve ZİLE Adlı Kitabı

Aksiseda Matbaası - Samsun / 1951 - Fiatı 100 Krş

            Zile’nin unutulmaz simalarından Rahmi Dönmez :

            Bilen bilir dertlerini garip Zile, şen Zile
            Her devirde adın geçer, destanın düşer dile.
            Yakışmıyor bu gerilik bu durgunluklar  niye?
            Seni kültür yükseltecek koş güzele, yeniye
            Duyulur mu dilekleri yoksulların dil ile
            Bitsin artık Zilelinin çektiği binbir çile.

biçiminde destansı söyleyişi ile gerçek Zile sevdalılığını vurgular.

            Bir şiirinde :

                        En eski tarihlerden yâdigâr kalan Zile
                        Yıllar boyu yıpranıp çekersin dâim çile
                        Bakımsız toprağından türlü nimet fışkırır
                        Sana kıymet vermeyen yokluk çeker hıçkırır

diyen Zile’nin duayen öğretmenlerinden Asım Ozan Zile gerçeğine dikkat çekerken;

bir şiirinde :

                        Annemin bulgur kaynattığı
                        Sıcak yaz günlerinde,
                        Vefakâr
                        Eşeğimin koştuğu
                        Celep pınarı,
                        Çukur pınar,
                        Şimdi de akar orada,
                        Gel gör ki, ben burada.

diye Zile’den uzak kalışını, Zile’nin sesini ilk basında duyuranlardan Burhan Cahit Büyükispir çarpıcı dizelerle vurgulamıştır.

B. Cahit Büyükispir ve Ziyaaddin Nadir
 
http://unyezile.com/cagdas2.htm

            Zile üzerine pek çok şiiri bulunan Ziyaaddin Nadir :

                        Bu şehrin şöhreti dilden diledir,
                        Füsundan rüyadan bir hoş çiledir,
                        A dostlar; rengârenk, bin renk Zile’miz
                        Ne diyem; velhasıl Zile Zile’dir

derken; Dursun Ovat :


http://unyezile.com/cagdas3.htm

                        Hüseyin Gâzi türbesi ulu tepede
                        Seyrediyor Zile’yi bütün ihtişamıyle
                        Ağaçlar kıbleye doğru eğilmiş
                        Elleriyle gökyüzünü tutacak gibi

biçiminde yazdığı Zile içerikli şiirlerinde özlem gidermektedir.

            Zile’nin önemli simalarından Lütfi Rahmi Kayran’ın :


http://unyezile.com/cagdas2.htm

            Bahçeler görmek için
            Çiçekler dermek için
            Murada ermek için
            Zile ben sana geldim

dizeleriyle başlayan şiiri ve Niyazi Gözenoğlu’nun :

                        Dinle beni Zile sanadır sözüm
                        Baharda yemyeşil şala dönmüşsün
                        Tepeyi çevirmiş her bir taraftan
                        Kale’yi bekleyen hâle dönmüşsün

                                   Bağlar ırak düşmüş şehir dışında
                                   Cümlesi tarlada pancar işinde
                                   Âdettir gelinler çeşme başında
                                   Yazmada işlenmiş pula dönmüşsün

biçiminde coşkulu dizeleriyle yüklü Zile şiiri Zile sevdasını sergileyen örneklerdendir.

            Şâirliğin okulu yok sevdası vardır Zile’de. Fikret Tarhan’ın kız kardeşi Taliha Tarhan da ağabeyi Fikret Tarhan gibi Zile sevdalılarındandır. Bir şiirinde :

 Ağabeyi Fikret TARHAN ve 29.10.2003'te Taliye Hanım Evinde Röportaj Esnasında
   
Sağdaki Fotoğraf : Zeynep Orhon TARGAÇ

                        Hele bakın şu Zile’nin kışına
                        Karlar yağmış kalemizin başına

diyerek  samimiyetini içtenlikle dillendirmiştir.

            Bir şiirinde :

                        Coşar ozanları telle kalemle
                        Hep düz konuşurlar tatlı kelâmla
                        Dost olurlar yedi düvel âlemle
                        Özden söyler mısra sazımız bizim

                                   Tufan çok şükür ki Zileli doğmuş
                                   Her zaman her yerde böyle övünmüş
                                   Haklıyı kollayıp haksızı yermiş
                                   Başka türlü olmaz sözümüz bizim

diyen ve her gün Zile’de, bir gazete sütununda dörtlükleriyle karşılaştığımız, çoğu Zile üstüne Tufan mahlâslı şiirler yazan Ahmet Divriklioğlu Zile ve Zile kültürüne özenle çaba gösterenler arasındadır.

Bekir AKSOY, M. Ufuk MİSTEPE ve Ahmet DİVRİKLİOĞLU

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 27.02.2008 Ankara TMO Genel Müdürlüğü

            Bir şiirinde :

                        Yaban eli diyar diyar dolaşmak,
                        Hasreti yaşamak yüreğinde.
                        Her nefeste iç çekerek derinden,
                        Gurbet elde bulamamak o demi,
                        Havasına sevdalanmak, suyuna…
                        Ve Zile’ye sevdalanmak…

diyen, soluklu şiirleriyle dikkat çeken Kâzım Başekmekçi,

            Halen TRT İzmir Televizyonu'nda görevli hemşehrimiz Ayşegül Aran :

                        Zile herhalde seni düşümde gördüm.
                        Ahşaptan, sıcacık evlerin, daracık  yolların
                        Her mahallende, soğuk akan pınarların
                        Kaleden esen rüzgârların, bağların
                        Üzümlerin, pekmezlerin, kirazların
                        Baldan tatlı meyvelerin vardı.

                                   Zile, herhalde seni düşümde gördüm.
                                   Hüseyin Gâzi’nin tepesinden bağlara
                                   Bir ceylan koşuyordu
                                   Çay başında kadınlar ellerinde tokuçlar
                                   Renk renk kilimler, kazanlar kaynıyor
                                   Buz gibi suyunda kerpuzlar sağuyordu

diyerek, Zile’yi nakış nakış betimleyip Zile sevdalısı olduğunu vurgulayan şâirlerimizdendir.

            Bir şiirinde :

                        Şu Zile bambaşka bir şehir
                        Dört tarafı nostalji kokuyor
                        Hangi  tarafa baksan
                        Sanki oradan tarih akıyor

diyen Yusuf Meral da dizelerinde Zile sevdasıyla tutuşanlar kervanındadır.


Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ

            Kaleminde, dilinde ve telinde hep Zile’yi dillendiren, görevi gereği dolaştığı yurdun dört bucağında hep Zile ile ilgili bir şeyler araştıran, geniş kapsamlı Dünden Bugüne Zile’nin kitabını hazırlayan Bekir Altındal’ın Zile ile ilgili pek çok şiiri bulunmaktadır. Bunlardan :

            Zile Kitabı için kaleme aldığı :

                        Zela, Anziliya tarihte adı
                        Batın, kirazın, çökeleğin tadı
                        Kislik, Kâhya, Yazıcı, Alikadı
                        Anlatır Zile’yi yazar Zile’yi

                                   Veni, Vidi, Vici’den ünümüze
                                   Selçuklu, Osmanlı’dan dünümüze
                                   Aziz Cumhuriyet’ten günümüze
                                   Anlatır Zile’yi, yazar Zile’yi

biçimindeki destansı söyleyişi,

15/20 Nisan 2008 Turizm Haftası Etkinlikleri
Bekir ALTINDAL'a Zile Bel. Bşk. Adına Teşekkür Plâketi Verilirken.

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi - 16.04.2008

                        Karadini, yanı Kışla, Azarya
                        Görmeyince kışın, yaram azar ya
                        Baharın günlerden,  bir de Pazar ya
                        Gönüllere ferman Zile bağları

biçiminde başlayan Zile Bağları güzellemesinin yanı sıra her dizesi buram buram Zile  kokan ve her Zileli’ye mutlaka bir anısını hatırlatan :

                        Açtıysa çiğdem çiçek Sivriçal’da
                        Laley kirtik kiraz kızardıysa dalda
                        Bayır’ın fırından pideyi al da
                        Tat Boducoğun kavağın dibinde

                                   Çakırkaya, Kireçli’nin havuzu
                                   Eridiyse Dereboğazı’nın buzu
                                   Kasap Ali’den pirzolaya tuzu
                                   At Boducoğun kavağın dibinde

                        Yolda atlar gemi alır azıya
                        Sığır gider Hıdırlık’tan yazıya
                        Koyunları yeni doğmuş kuzuya
                        Kat Boducoğun kavağın dibunde

                                   Çıkar cebinden çift ağızlı çakıyı
                                   Söğütten düdük davuldan takıyı
                                   Varsa alıcısı kaçak rakıyı
                                   Sat Boducoğun kavağın dibinde

gibi dizelerle yüklü Boducoğun Kavağın Dibi hafızalardan silinmeyecek Zile şiirlerindendir.

15/20 Nisan 2008 Turizm Haftası Etkinlikleri - Necmettin ERYILMAZ, Mehmet Yardımcı,
Gülsenem BAYRAMOĞLU, M. Ufuk MİSTEPE, İlhan TRAK, Bekir ALTINDAL, Ümit ATAY

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 15.04.2008

            Mehmet Sezen, Sabri Ünal Erkol, Hulusi Serezli, Orhan Yılmaz, Ahmet Kağızmanlı, M. Ufuk Mistepe, Mehmet Âli Erdin, Asım Turgut Yeşiltan, Dinçer Kardeşler gibi adını saymakla bitiremeyeceğim Zile sevdalısı şâir ve kültür dostu Zileli ya da Zile’ye gönül vermiş kültür ve sanat dostlarını da hizmetlerinden dolayı saygıyla anarak sözlerimi Zile özlemiyle yanıp tutuşan  yüreğimin dile ve tele döktüğü :

            Voleybol maçları yapılırdı okullar arasında
            Zile’nin  beş okulu arasında turnuva yapılırdı
            Bütün okul bir ağızdan bağırırdı maçlarda
            Okulların adına tekerleme dizerek

                        Sakarya salkım saçak
                        Altınyurt  ondan alçak
                        İstiklal yıkılacak
                        Var mı Necmi Muammer’e yan bakacak  diye

                        Zile kalesinin ortasındaki kuleye
                        Çan saati derdik
                        Bir kalenin surlarına çıkmak yasaktı çocuklara
                        Bir de
                        Yerler mühürlendi dediği için anamız
                        Karanlıkta sokağa çıkmak yasaktı
                        Çocukluğumuzda çocukluğumuz vardı.

biçiminde dizelerle yüklü Zile şiirlerimden sonuncusu ile bitirmek istiyorum.

GÖKOVA - "Çıktım Belen Kahvesi'ne" Türküsü'nün Yakıldığı Nokta.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI Fotoğraf Arşivi

ZİLELİ’YE  SESLENİŞ

         Hey gidi memleketlim
         Gel gör şimdi şu Zile’nin  halini
         Ne Gobul deliğinden su akar
         Ne haznedar sokağında leblebi yapan var

         Gör torunlar kata vermiş arsayı
         Parsayı el toplamış
         Sıkışmış iki göze
         Beton yığını evlerde Yedi komşu üst üste

         Mahalle kavramı yitmiş
         Komşuluk hak getire
         Ne ninni söyleyen var beşik ardında
         Ne anlatılan bir masal

         Ne höllük ısıtan
         Ne haşgaşı dibekte döğen kadınlar
         Ne bahçede çördük kalmış
         Ne bağ kıyısında zoğal

         Helki yok evlerde şimdi
         Heğ yok / heğbe yok
         İbrik yok
         Maltızlarda güğüm yok

         Köşe başlarında soku yok
         Sitil yok kimsenin elinde
         Yerde dasdar yok, sofra yok
         Peşkir yok dizlerde

         Tahta kaşıkla yenmeyen madımağın tadı yok
         Terpuşluyu
         Nelbekiyi bilen yok
         Hey gidi memleketlim
         Gör şimdi doğduğun yerlerin halini

         Ananın dili değil konuşulan dil
         Kulak ver yeni nesle

           Ne badal diyen var merdivene
           Ne sebzeye zavzu
           Ne salçaya pelver

           Hey gidi memleketlim
           Bir bak şöyle etrafına
           Ne cücük diyen var /  ne culuh
           Ne nalın diyen var / ne mitil
           Ne de aksi adama çitil

           Ne mısmıl diyen var düzgün iş için
           Ne berbat iş için malamat
           Ne sahici için essah
           Ne utanmaya arsınmah

           Ne lahanaya kelem diyen var
           Ne çiviye mıh
           Ne şamar diyen var, ne şaplah
           Ne çabuk yerine şip
           Ne de alkışa cippik

           Ne belki yerine elleham
           Ne sağlam yerine bek, ne sırığa cerek
           Ne böbreğe bıdık
           Ne  pisboğaz yerine sümsük diyen var

           Kel motağı bilen yok çocuklardan
           Katır kazığı
           Mimbirfo oynayan yok
           Şimdi  internet kafelerde
           Bilgisayar oyunları oynuyorlar

           Hey gidi Zilelim bir görsen
           Hile girmiş her işe
           Leblebiyi Kütahya’dan
           Pekmezi Antepten alıp satıyorlar
           Yüreğimizi can evinden yakıyorlar.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI

Konferans bildirilerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz :

            Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI ( http://unyezile.com/diltel.htm )
            Bekir ALTINDAL ( http://unyezile.com/potansiyel.htm )
            Öğr. Gör. Mehmet KOCAMAN ( http://unyezile.com/finansman.htm )
            M. Ufuk MİSTEPE ( http://unyezile.com/proje.htm )

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR