ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 21 Nisan 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE EKONOMİSİNİN
GEÇMİŞİNDEN
GELECEĞİNE BAKIŞ

Makale : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı, Yazar, Başmüfettiş)


Zile Ekonomisine Damgasını Vuran Hulûsi ve Tekin SEREZLİ Kardeşler

ZİLE EKONOMİSİNİN
GEÇMİŞİNDEN GELECEĞİNE BAKIŞ


Kızılay Derneği Zile Şubesi Fotoğraf Arşivi - 1954 / 1957 Foto EKEN

            Zile Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği “Yeni Ekonomik Düzende Kurumsal Yapılanma ve Zile Ekonomisinin Geliştirilmesi” konulu toplantıya İstanbul’dan katılamadık.

 

            Zile’de bir şeyler yapılmalı diyorduk. Artık Zile’de bir şeyler  oluyor.  Büyüğümüz Hulusi Serezli önderliğinde Sevgili Necmettin Eryılmaz ile diğer genç Zile sevdalıları Zile Plâtformu’nda buluştular. Yeni projelere, yeni ufuklara yelken açıyorlar. Başkanımız Murat Ayvalıoğlu ve ekibi kültür alanında önemli hizmetlere imza atmaya devam ediyor.

 

            Yeni Kaymakamımızın görevine başlar başlamaz köy köy dolaşması, Zile’nin ve köylerimizin problemlerini tespit etmesi yolundaki faaliyetlerini Özhaber’de okumak bize keyif veriyor.

 

 

            Doğduğu toprakların coğrafyasının büyüklüğünü ve vefa duygusunu unutmayan Dinçer Kardeşler ise pek çok okulun yanında Yüksekokul’un inşaatına, Zile’nin ihtiyacı olan sosyal tesislerine damgasını vuruyor.

 

            Zile Borsası, Zile Ticaret ve Sanayi Odası  kendi alanlarında beklenen çalışmaları gerçekleştiriyor.

 

            Günlük olarak yayımlanan Özhaber Gazetesi ile Zile TV bu atılımlara, çalışmalara destek verip Zileli'lere duyurmaya, gündemi oluşturmaya çalışıyor. İstanbul Zileliler Dernek Başkanı Sevgili Mehmet Demirtola Ağabeyimiz ve yönetimdeki hemşehrilerimizin organize ettiği onuncusu düzenlenecek Kızılcahamam Zileliler Kurultayı’nda yeni hedefler belirlenecek.

 

Şerafettin DİNÇER

 
Eski Zile Lisesi

Dinçerler Lisesi
Cemalettin DİNÇER

 

 

            Bunlar sevindirici gelişmeler. Bundan sonra somut adımlar atılacaktır umarım.

Biz de Tokat’ta yapılan toplantıda hazır bulunamamanın  üzüntüsü içinde, sizleri şöyle bir nostalji olarak Zile’nin tarihteki ekonomik durumuna götürelim dedik.

 

            Sevgili Ferruh Köknel, bizden ekonomik yönde geleceğe dönük yazılar beklese de,  geçmişle bir kıyaslama yaparak nereye, hangi olumsuzluk düzeylerine geldiğimizi görmemiz gerektiğine inandığım için sizlerle paylaşmak istedim.

 

            Helen göçleri yüzyıllarında Anadolu’da eski ve yeni nice kent olup bunların en önemlileri olan 30 kent arasında Orta Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi’nde  Zela (Zile), Ankyra (Ankara) ve Kaisareia’nın (Kayseri) bulunmakta olup başka il ve ilçeler yoktur..  diye Bilge Umar yazıyor.

 

            Zile ve köylerinde bulunan  60’dan fazla hüyük, tümülüs bunun göstergesidir. Selçuklular döneminde şehir olmanın en büyük göstergesi ulu câmilerdir. Zile, Ulu Câmi’si ile Selçuklu’nun önemli şehirlerinden biridir.

 

Nasuh Paşa Câmii (Ulu Câmi) - Hükûmet Meydanı / 1982

Fotoğraf : Hulûsi SEREZLİ

 

            Kayseriyye - Zile, Zile - Kırşehir - Konya yolu önemli bir ticaret yoludur. Selçuklular zamanında. Öyle ki 1920 yılında Birinci Meclis’te bir Yozgat Milletvekili, Zile - Kadışehri - Akdağmadeni yolunun yapılması ve buradaki mahsulün Zile pazarına taşınması ile millî ekonomiye, Hazine’ye daha fazla gelir gelmesi için takrir vermektedir. Seksen yedi yıl önce bu yolun önemini gören çıkmış ama maalesef seksen yedi yıl sonra bu yol, ilçeler arası asfaltı yapılmayan birkaç yoldan birisi olarak  durmakta. Stabilize yolun ne olduğunu çocuklarınız bilmiyor ise bu yola götürün.

 

            Biz niye üç dönemdir Zileli bir milletvekili yok diye soruyoruz? İşte size cevabı… Yoksa parti genel merkez yöneticilerinin, Tokat il yönetimlerinin üç dönemde  21 milletvekili arasında bir Zileli vekil yokmuş demeleri için mi yazıyoruz? Hayır! Mevcut sayın milletvekillerimizin şahsına karşı mı? Tabi ki hayır! Biz sadece Zile’den artık Milletvekili çıksın, Zile - Kadışehri, Zile - Artova, Zile - Alaca yoluna, Talat Sargın’ın ihalesine önayak olduğu Süreyya Bey Barajı’nın sulama ünitelerinin ihalesine sahip çıksın diyoruz. Zile’nin haklarını Meclis’te, Tokat’ta il bürokrasisinde takip etsin istiyoruz.

 

            574 yılında Zile merkez nüfusu 4.000’i geçiyor. A. Şimşirgil Hocamız;  “Boyahaneden elde edilen gelir, Zile’nin XVI. yüzyılda bu faaliyet dalında, Tokat, Harput, Adana, Arapkir, Malatya, Kayseri ve Ayntab’dan sonra Anadolu’nun en önemli merkezleri arasında kendisine yer bulduğunu göstermektedir… Zile’de hane yekûnuna göre ortalama olarak 1455’te % 14, 1485 ve 1520’de % 16 ve 1574’te ise % 6 oranında hacı bulunduğu göz önüne alınırsa XV. ve XVI. asırda halkın refah seviyesinin iyi bir durumda olduğu tahmin edilebilir.

 

            Zile’deki  esnaf sayısının büyük bölümünün dokumacılık ile ilgili iş kollarında  çalıştığı, ikinci önemli bölümünü gıda mamulleri ile uğraşanlar  ve bunları sırasıyla dericilik ve deri üretimi, âlet imali ve hizmet alanında uğraşanlar oluşturmaktadır.” diyor.

 

Pancar Teslimi Konvoyu - 1976

Fotoğraf : Hulûsi SEREZLİ

 

             Nitekim Evliyâ Çelebi de Zile’de Behram Ağa ve Boyacı Hasan Ağa Hanı ile beraber üç han, içersinde 800 dükkân bulunan bir çarşı ve dört kapılı bir bedesteni bulunduğunu belirtmektedir ki bu  ifadeler de Zile’de yaygın bir ticarî faaliyete dikkat çekmektedir.

 

            1800’lü yıllarda dokumacılık ve dericilik yine önemlidir.

            1830’larda Zile’deki bükücüler Adana’nın ham pamuğunu devamlı surette Kayseri’deki tüccarlardan temin etmektedir.

            1842 yılında Zile pazarında  Avrupa ve yerli mamul satışlarının düşmüş, altı ithalâtçı iflas etmiş, Zileli'ler  ihtiyaçlarını buharlı gemilerin sağladıkları kolaylıklar sayesinde doğrudan başkentten getirmeye başlamıştır.

 

            Osmanlılar zamanında divan kararıyla kurulan ulusal yedi panayırdan birisinin Zile Panayırı olduğunu daha önceki yıllarda biz yazılarımızda  sizlere sunmuştuk. 1890’larda her sene Kasım ayının onunda kurulan panayırın bir ay kadar devam ederek 500 kuruşluk alışveriş yapıldığı belgelerle sabittir ki, 500 kuruş o dönemde önemli miktarda bir paradır.

 

Zile Panayırı'nda At Yarışları

Mimar Fatih M. ALTINDAL Fotoğraf Arşivi

 

            Texier, XIX. yüzyıl ortalarında Zile’de pamuk ekildiğini belirtmektedir. 1890’lı yıllarda yayımlanan Salname'nin birinde “Leblebisi ve pekmezi leziz ve meşhurdur” demektedir. Yani 110 yıl önce yazılmış bunlar. Leblebimizi Çorum’a kaptırdık. Adamlar çağa ayak uydurup albenili ambalajlar yaptırmışlar. Birileri önayak olsa da Zileli leblebicilere örnek ambalaj yaptırsak; üzerine de Salname'deki yukarıda verdiğim ibareyi hem Osmanlıca hem de Türkçe olarak yazdırsak. Bir de ilâveten  bu ambalajlara ve Zile pekmez kutularına “Veni Vidi Vici” yazılsa kötü mü olur?

 

            Memleketimizin değişik yörelerinde Özkaleli Zile Pekmezleri'ni, salçalarını görmek beni ziyadesi ile etkiliyor. Özkaleli ve Gülsoylar olmasa Zile Pekmezi de tarih olacak… Peki tahıl ambarı olan Zile’de bir Karaman’daki gibi neden bisküvi, bulgur fabrikaları, markaları yok?

 

            1913 Osmanlı tarım sayımında: Zile‘de yoğunlaşan fiğ ekim alanının ülke içindeki payı % 15.6'dır. Fiğ üretiminin ise % 14.1’i Zile’den elde edilmektedir. Aynı sayımda  Zile’de 3 ton deve tüyü elde edildiği anlaşılmaktadır.

 


Fotoğraf Tasarımı : Foto Uğur ÖZHAMAM / 2003

 

            Cumhuriyet’le birlikte önemli oranda tütün ekilmekte iken 1930’lu yıllarda Dünya ekonomik buhranından sonra ekilmemektedir.

 

            1928 yılında Samsun - Zile ve 1932 yılında Zile - Sivas demiryolu açılmasından sonra Zile’de elde edilen mahsul artık memleket pazarlarına sevk edilmektedir.

 

            El sanatları, ticaret 1970’li yıllara kadar  çevre il ve ilçelere göre çok önemli durumdadır. Öyle ki 1960’lı yılların ortalarında Zile’ye geldiğini Sevgili Hulûsi Ağabeyimden öğrenmem üzerine Koç Holding’de yaptığım çalışmada “Bizden Haberler” Dergisi'nde Büyük İşadamı Vehbi Koç Beyefendi’nin;

 

            “Sanayi çarşıları ve tamirhaneler gezdiğimiz bu bölgede kendisini hissettirecek bir değerde görülüyor. Tokat’ta, Zile’de emsali İstanbul’da bile az görülen tamir atölyeleri görmek bizim için çok zevkli oldu…

 

            Nereye gittimse, grubumuzdan bir fabrika isteniyor. Mahallî sanayi müesseselerinin mahallî teşebbüslerle kurulması lüzumunu belirten telkinlerim, birbirine itimatsızlık hissini veren kaçamak cevaplarla karşılanıyor…

 

            Bölgenin ziraî geliri başlıca hububata ve pancara dayanıyor. Mahallî ileri gelen sanayici ve tacirlerin dahi birer zahirecilik tarafı ve çoğunun tahıllarda birer alım bürosu var…

 

            Aynı vilâyette büsbütün ayrı ekonomik bölgeler teşkil eden ve ticari faaliyeti bazen vilâyetten daha ileri giden kazalar vardır. Meselâ Tokat’ın Turhal ve Zile kazaları, Amasya’nın Merzifon kazası bu durumdadır. Bu kazaların vilâyetle ticarî münasebetleri hemen yok gibidir veya çok azdır. 1960 sayımına göre nüfusları da büyük değildir. Tokat  32.000, Turhal 17.000, Zile 21.000, Amasya 28.000, Merzifon 22.000.

 

            Gerçi vilâyet merkezlerinde nüfus 1960 sayımlarında yüksek görülmekte ise de ticarî merkezlerdeki daha süratli inkişafla 1965 sayım neticelerinde bu kazaların vilâyet merkezlerine daha yaklaştıkları anlaşılıyor…” yolundaki satırlarını okuyorum gururla, birazda hüzünle.

 

            Okuyorum, okuyorum da; 1998 yılında yayımlanan belgelere göre Zile’nin;

            Faal sanayi siteleri sayısında Tokat merkez ve ilçeleri arasında 4. sıraya,

            Kamu sanayi kuruluşu ve işçisi olmayan ilçe durumuna,

            KOBİ işletme sayısında,  KOBİ'lerde ve işletmelerde  çalışan işçi sayısına göre Tokat ve ilçelere arasında beşinci sıraya,

            Faal anonim şirket sayısında dördüncü, limited şirket sayısında beşinci sıraya,

            Aktif sigortalılar sayısında da beşinci sıraya,

düştüğünü, büyük bir üzüntüyle Kızılcahamam 2002 Yılı Kurultayı bildirimizde sunuyoruz orada bulunan Zileli hemşehrilerimize…

 

            Sorun ilgililere bakalım.. Tokat il yöneticilerine;  Devlet destekli seracılıkta Merkez ve diğer ilçelere göre kaçıncı sıradayız?...

 

            Bu son satırlarda biraz moralinizi bozduğumu hissediyorum. Ama son yıllarda bunlar Zile’nin gerçekleri. Bu gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Yüzleşip Zile’yi, Zileli'leri sevenler olarak da oturup çare aramak da bizim görevimiz.

 

           İşte bunun için diyoruz ki Zile’de bir şeyler olmalı… Zile’de bir şeyler olmaya başladı…

 

Kislik Mahallesi - 1909

Mimar Fatih M. ALTINDAL Fotoğraf Arşivi

 

            Zaman içinde Zile gazetelerinde altı yıldır Zile bölümünü yazdığım ve Reşadiyeli arkadaşlarımızın İstanbul’da çıkardığı Tokat Kültür Haber Dergisi’nde, Kızılcahamam Kurultayları'nda bunların çığlığı çıktı nefesimiz yettiği, kalemimiz yazdığı kadar.

 

            Değişik tarihlerde kaleme aldığımız yazılarımızı : “Zile’ye bir çivi çakana, Zile’ye bir hizmet getirene, sahip çıkana, Zileli'ye iş ve aş kapısı açanlara, bir Zile sevdalısı olarak ancak minnettar olan bizlerin gayesi, yukarda gördüğümüz fotoğraf değil, olmasını istediğimiz Zile’dir. Zile’nin kalkınması ekonomik olarak güçlenmesi, iç göçün durması, işsizliğin azalması, Zileli'lerin, birliği, Zile’nin sorunlarına eğilmesi,  Zile’ye sahip çıkması ile olacaktır. Başka şansı da yok....

 

            Zile’yi seven bizlerin, gördüğü aksaklıkları, eksiklikleri, yanlışları medenî ölçüler içinde, kırmadan, dökmeden, saygı sevgi ölçüsünde yetkililere, ilgililere bildirmeleri, söylemeleri, eleştirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Biz bunları, gözlemlerimizi yazdık bir Zile sevdalısı olarak. Hemşehrilerimiz ne tepki verir, yetkililer ne der?.. bilemiyoruz. Ancak biz gelecek kuşak Zileli'ler için tarihe not düştüğümüze inanıyoruz bu yazılarımızla, bu çabalarımızla. Not düşerken de geçmişte Zile’ye hizmet edenleri unutmadan…

 

            Zile’nin il olma şansını yakalayamaması durumunda, Zile’nin kalkınması, yatay göçün durması, işsizliğin azalması Zileli'lerin birlik ve beraberliği, gayret ve yatırımları ile olacaktır. Zile’nin yetiştirdiği her yerdeki ve her kesimdeki evlâdı, Zile’nin işsizinden gencine, beşikteki çocuğuna kadar herkese aş ve iş imkânı sağlamanın ideali ve borcu olduğunun bilincinde olmalıdır. Zile’nin bu gidişine dur diyecek ve makûs talihini yenecek başka şansı da yok.

 

            Zile içerideki ve dışarıdaki Zileli'lerce gelişecek, kalkınacak ve yaşayacaktır. Bunun için de birlik ve hoşgörü ortamında herkesin kendi durumuna göre taşın altına elini sokması gerekmektedir.

 

Eski Zile'den Arasta ve Kale'nin Görünümü

Mimar Fatih M. ALTINDAL Fotoğraf Arşivi

 

            Zile’nin kalkınması, ekonomik yönden gelişmesi, yatay göçün durdurulması Zileli ve Zileli müteşebbis hemşehrilerimizin omzundadır. Zile’ye vefa borcunu ödeyen, ödeyecek olan hemşehrilerimizi şahsen avuçlarımız  patlayıncaya kadar alkışlamaya hazırız. Peki sevgili Zileli işadamları, ya sizler? Sizler hazır mısınız bu alkışa?

 

            Ey Zileli hemşehrilerimiz, iş adamlarımız, bürokratlarımız, aydınlarımız, öğretmenlerimiz; Zile’nin seksen yıllık makûs talihi yenilecekse Zileli olarak bizler yeneceğiz. Başka şansımız yok!

 

            Ya bunları yapacağız elbirliğiyle ya da hâtıralarımızda kalacak eski Zile, kültürümüz, tarihimiz. Tercih bizim sevgili Zileliler, Zileli işadamları.” diye noktalamışız.

 

            Gecenin bir saatinde Zile’den sekiz yüz km uzaklıkta gönlümüz, aklımız Zile’de olarak kaleme aldığımız bu yazıdan sonra; Zile için yapılmaya başlanan bu girişimlerin, yeni heyecanlar, yeni açılımlar, yeni ufuklar, yeni projeler ve yeni yatırımlar getirmesidir tek dileğimiz…

                                                                                                İstanbul - 17.04.2007

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR