ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 25 Ocak 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

GÜLÂY BİRBEN
RENK CÜMBÜŞÜNDE
BİR ÜNYELİ ARMONİSİ
(Bu sayfa en son 19 Mayıs 2005 tarihinde güncellenmiştir.)


Söyleşi
: ASOMEDYA - Ağustos 2002
http://www.aso.org.tr/asomedya/agustos2002/soylesiagustos2002.html
http://www.gulaybirben.com
gulay@gulaybirben.com  birbengulay@yahoo.com

 

Ressam Gülay BİRBEN'in Sevgi Sanat Galerisi'ndeki Resim Sergisi
Ahmet Erkan Birben, F. Saliha Mistepe, Gülay Birben ve M. Ufuk Mistepe


M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 25.01.2008 / Ankara

Gülây BİRBEN
Sanat Yolunda Ölmeye Hazırım :

Sevgi Resim Galerisi Video Görüntüleri İçin Tıklayınız!
http://www.youtube.com/watch?v=QvXLQN9dNyg
http://www.youtube.com/watch?v=ufYV3kiPbq0

            ASOMEDYA : Kendiniz ve yaşam öykünüz hakkında bilgi alabilir miyiz?

          BİRBEN : 1953 Ünye doğumluyum. Sanata olan ilgim küçük yaşlarda başladı. 4 yaşımdayken ağaç yontmaya çalıştığımı, elimi kestiğimi, başaramayınca ateşte kömürleştirip tekrar denediğimi hatırlıyorum. Yani küçük yaşlarda bile içimde bir şekillendirme isteği vardı. Daha sonra okul yıllarımda hocalarım resme olan ilgimi ve yeteneğimi fark ettiler. Ailem doktor, avukat olmamı çok istedi ama sanatçı yazgısı olsa gerek ben resmi tercih ettim ve resim eğitimi aldım. Ailemin ve hocalarımın büyük desteğini gördüm. Sonra küçük kentlerde öğretmenlik yaptım. Hiç aralığı kesilmeyen, sürekli masanın başında okuyarak, eleştirerek, boyayarak giden bir sanat yaşamı başlamış oldu. Hayatımda her zaman birinci plânda yer aldı.

      
Tual Üzerine Yağlıboya - (60 x 50 cm - 80 x 70 cm)

            ASOMEDYA : Resimlerinizde özellikle kahverengilerle, turuncularla tanıdık sizi.

           BİRBEN : Evet, Ankara beni kahverengilerle tanıdı, ama mavilerle olan dönemim de var. Bu dönemimde de çok güzel resimler vardı; hattâ hep mavide kal diyenler oldu, ama sanatçı hiç yerinde duramayan, sürekli hareket ve devinim halinde olan bir varlıktır. Zaten böyle olmazsa sanat eseri meydana gelmez. Zaman içerisinde maviden kahverengilere bir dönüşüm başladı ve sergilerimde beni onlarla tanıdılar. Bir gün bir yerde mavilere, farklı renklere bir dönüş olacak ama bu zorlamayla asla olmaz.

            ASOMEDYA : Duygularınız renkleri seçiyor diyebiliriz miyiz?

          BİRBEN : Aslında çok duygularımla hareket etmem. Duygularımı daima denetim altında tutmaya çalışırım. Çünkü eğer özgür bırakırsanız çok önemli olan plâstik yönünü atlamış olursunuz. Duygu olmadan resim yapılmaz, ama sadece duygu da resim yaptırmaz. Sanatın olmazsa olmaz öğeleri vardır ve plâstik değerlere mutlaka uyulmalıdır.

            ASOMEDYA : Resimlerinizdeki atların anlamı nedir?

           BİRBEN : At özgürlüğün, muhteşemliğin, sadakatin simgesi ve en önemlisi insana en yakın dost bence. İnsan kendine yakın bir dost arayışı içerisinde bu tür simgelere yakınlık duyuyor. Ama resimlerimde içerikten çok atların plâstik değeri önemli.



.


.

            ASOMEDYA : Tarzınız başka sanatçılardan etkilendi mi?

          BİRBEN : Hayır kimseden etkilenmedim. Hocalarımdan tabii ki çok şey öğrendim, ama zaman içerisinde herkes kendi tarzını kendi oluşturur. Zaten kendinize ait bir tarzınız olmazsa sanatçı kimliğiniz de olamaz. Rubens’ten etkilendiğimi söyleyenler oldu. Yeniden, belki yüzüncü defa araştırdım, inceledim ve daha öğrenecek çok şey olduğunu gördüm. Bir ekole bağlı değilim, soyutlama çalışıyorum. Ama soyutlamanın bir çok boyutu vardır, boyutu sanatçı kendi tespit eder. Benim ekoller arasında nerede olduğumu bilemem.

            ASOMEDYA : Siz ayrıca resim öğretmenisiniz değil mi?

          BİRBEN : Evet uzun yıllar öğretmenlik yaptım. Ama artık ikinci plânda kalır gibi oldu. Yüreğimdeki çok büyük acılar yüzünden uzun zaman öğretmen olduğumu söyleyemedim. Diğer öğretmenlikleri yargılamak bana düşmez, ama resim öğretmenliği adına şunu söyleyebilirim ki Millî Eğitim câmiası ne resim öğretmenine ne de öğrencisine hiçbir şey veremez. Türkiye’nin tartışmasız eğitim sisteminin yeniden sorgulanması, masaya yatırılıp tartışılması gerekmektedir.

         

          Sanat eğitiminin hem Millî Eğitim bünyesinin içinde hem de dışında tutulması gerekir. Çünkü resim öğretmeni sadece öğretmen mi olacaktır, yoksa bilgisini, görgüsünü artırarak öğrencisinin önünde yeni ufuklar açan, onun yeteneğini keşfedip su üstüne çıkaran bir kimlik mi olacaktır? Millî Eğitim Bakanlığı bunu sağlamak zorunda; çünkü sanat eğitimi farklı bir konudur. Bu yüzden uzun yıllar ben öğretmenim diyemedim.

            Devletin eğitime verdiği değere kırgın ve küskünüm. Atatürk’ün "Sanatsız kalan bir devletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" sözünü sadece duvarlara süs yapmak yeterli midir? Bizim en büyük görevimiz çocuklarımızın, gençlerimizin önünde yeni ufuklar açmaktır ve bunu yapamadığımız zaman öğretmenliğimden utanıyorum. İlköğretimde, yüksekokullarda, eğitim fakültelerinde çalıştım; hepsinde gördüğüm dibe batan bir sanat eğitimi.

Sevgi Resim Galerisi - Gülay BİRBEN Resim Sergisi
  
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 25.01.2008 / Ankara

            ASOMEDYA : MEB dışında sizin kendi çabanız oldu mu?

          BİRBEN : Kendi adıma çok güzel şeyler yaptığıma inanıyorum. Samsun’da ilk atölyeyi ben kurdum. Kurslarla para kazanıldığı o dönemlerde biz 4 arkadaş kendimiz çalışmak, sergiler açmak için atölye açmaya karar verdiğimizde, kendi resim öğretmeni arkadaşlarımız bile bize gülmüştü. Arkadaşlarım da resim öğretmeniydi ve benim hissettiğim sıkıntılardan, Samsun'da sanat etkinliği olmamasından şikayetçiydiler.

            Evler yetmiyordu çalışmak için. Çok küçük, salaş dükkanları atölye haline getirerek başladık. Özellikle gençler çok ilgilendiler; bizi çalışırken seyrettiler, bizimle resim çalıştılar. Sonra farklı bir görev üstlendik. Sanatla ilgili eğitim vermeye çalışırken bir taraftan da olayı denetim altına almaya çabaladık. Çünkü bazı insanlar iki resim yapınca sanatçı oldum edasıyla sergi açmaya başladı. Eli kalem tutan herkes ressam oldu. Çizgi sanat atölyemiz bugün hâlâ çizgisinden sapmadan devam ediyor. Ben onlardan ayrıldım, ama arkadaşlarım hâlâ mücadelelerini sürdürüyorlar.

      

           ASOMEDYA : Sergileriniz konusunda da bizi bilgilendirir misiniz?

           BİRBEN : İlk kişisel sergimi Rize’de açtım. Ben ihtisasımı suluboya dalında yaptım. Suluboyayla çok büyük bir gönül bağım var. İnanıyorum ki suluboyayla ilgili bir sergi açtığımda herkes yağlı boyayı bırakmamı, suluboya çalışmamı isteyecek. Diğer sergimi Samsun’da 1990’lı yıllarda açtım. Daha sonra Akbank Sanat Galerisi’nde bir sergi, 19 Mayıs Üniversitesi Kültür Şenlikleri için üniversitede sergi açtım. Sonra da Ankara sergileri başladı.

            1999 yılında Halkbank Farabi Sanat Galerisi’nde açtığım sergiyle Ankara’da gündeme geldim. Bu sergimde hiç resim satamadım ama Halkbank Nenehatun sergisinde bırakın resim satmayı elimde, sağımda solumda eskizim olsa onlar bile satılabilecekti.

            Resim sergisi çok fazla satıyorsa, ticarî kaygılar çok fazla ön plana gelir. Ama benim için resim hiçbir zaman ticarî malzeme olmadı. Çünkü öncelikle resim ve benim aramda bir gönül bağı vardır. Zaten bu serginin çok satmasını da fiyatların makul olmasına, resimlerin beğenilmesine ve Gülay BİRBEN isminin iyi prim yapmasına bağlıyorum. Bu başarı sadece benim başarım değil, bu bir ekip işidir. Siz isterseniz en güzel resmi yapın, tek başınıza başarı sağlamanız mümkün değil. Buralara gelebilmemde arkamda olan insanlara herkese çok teşekkür borçluyum.

            ASOMEDYA : Hedefleriniz  neler?

           BİRBEN : Benim hedeflerim sonsuz. Bazılarının imkânsız olduğunu biliyorum, ama o yolda gidiyorum. Karınca yola çıkmış, görenler boşuna uğraşma ulaşamazsın demiş. Karınca da : Belki ulaşamam ama, o yolda da ölemez miyim, demiş. Benim için de böyledir; bu yola çıktım ulaşır mıyım ulaşamaz mıyım bilmiyorum, ama yolunda ölebilirim.

            ASOMEDYA : Seçtiğiniz yol nedir?

          BİRBEN : Estetik bir hedef benimki. Yapmak istediklerim, açmak istediğim sergiler... Ama istediğim sergilerle beraber gelen şan ve şöhret değil. Benim için en önemlisi tabloma vermek istediğimi sonunda bakınca görebilmek. Ben kendimi deniyorum açıkçası.

            ASOMEDYA : Sizce Türkiye’de resim sanatının durumu nedir?

           BİRBEN : Tarzı bana uymasa da yapılan her şeyi çok beğeniyorum. Bende resme karşı çok büyük bir açgözlülük var. Fuarları çok yakından takip ediyorum. Ankara Sanat Fuarı’nda insanlar beni görmekten bıkmıştı. Hiç kimsenin bakmadığı resimler benim ilgimi çeker. Güzel olan her şeye karşı bir ilgim var. Aslında ben resimden çok arkasındaki insandan etkileniyorum. Sanatçılarla tanışmayı, neler düşündüğünü keşfetmeyi, ne hissederek neyle yaptığını, yani malzemesini keşfetmeyi seviyorum. Resmin bitmişini değil, malzemesini keşfetmeye bayılıyorum.

          ASOMEDYA : Sayın BİRBEN, bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyor, hedeflerinize ulaşmanızı diliyoruz.

            BİRBEN : Ben de; Ankara Sanayi Odası'nı sanata verdiği değerden dolayı kutluyor, tüm sanayicilerimizin sanatı yürekten desteklemesini diliyorum.


 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR