ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 01 Aralık 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

ÜNYE'DE
FINDIK, MEYVE ÜRETİMİ VE
TRABZON HURMASI
İLE İLGİLİ MESELELER

Tebliği Sunan : Ümit SERDAR
(19 Mayıs Üniversitesi - Ziraat Fakültesi - Arş. Gör.)

Prof. Dr. Şefik DURSUN
I. Ünye Kurultayı Düzenleme Komitesi Başkanı

ÜNYE'DE
FINDIK, MEYVE ÜRETİMİ VE
TRABZON HURMASI
İLE İLGİLİ MESELELER

I. Ünye Kurultayı - 14/15 Kasım 1998
ÜNDER - Ünyeliler Derneği


ÜNDER - Ünyeliler Derneği Yayınları No. : 1, 176 sayfa, 53 - 63. sh.'de yayımlandı.
I. Baskı, Kasım 1999, Yapım : ÜNDER

            Dr. Hilmi GÜLER :

            Öncelikle hocama teşekkür ediyorum, değerli bilgilerinden dolayı. Bu arada bize fındığın dışında alternatif olarak başka meyve üretimiyle ilgili birkaç bilgi sunabilirler mi? Teşekkür ederim.

Dr. M. Hilmi GÜLER (Solda) ve Eski Belediye Başkanı Osman YURT.

            Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ :

            Ünye'miz bu konuda da epeyce meyveleri olan bir ilçemiz. Bu konuda aramızda uzman arkadaşınız var. 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde Araştırma Görevlisi Ümit Serdar. İsterseniz bu konuyu ona soralım.

Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ ve Yrd. Doç. Dr. Ümit SERDAR
  
http://www.omu.edu.tr/akad/zf/zir-bahce/USERDAR.html

            Ümit SERDAR (Araştırma Görevlisi) :

            Teşekkür ederim hocam. Şimdi ben birkaç şeyi toparlamak istiyorum. Ünye İlçesi'nde miras yoluyla arazilerin daralması, bazı yıllarda iklim faktörleri nedeniyle verimin düşmesi, fındığa verilen taban fiyatının düşük olması, tek tip yetiştiricilik nedeniyle ve FİSKOBİRLİK'in fındık bedelini üreticilere peşin ödeyememesi nedeniyle üreticilerin mağdur durumda kalması ve fındıkları tüccara satmaları gerçekten üreticileri çok zor durumda bırakmakta. Ürünlerini de tüccara satmalarına sebep olmaktadır. Son yıllarda üreticilerimizin gelir seviyesi son derece azalmıştır. Büyük illere olan göç artmıştır. Diğer meslek dallarına olan yönelimler artmıştır.

            Gençleştirme Budaması :

            Tabi bu konuda üniversitemizde özellikle fındık yetiştiriciliği konusunda çalışmalarımız var. Ben bunların birkaçından bahsetmek istiyorum. Bunlardan bir tanesi "fındıkta gençleştirme budaması" konusunda olup, bu çalışmamız devam etmektedir. Bahçelerimiz yaşlanmıştır. Fındık dallarımız yaşlanmıştır. Hangi yöntemlerle budama yaparsak bizim için hem verim, hem kalite yönünden en iyi sonucu verecektir. Bu çalışma önümüzdeki yıllarda sonuçlanacaktır. Çalışma devam etmektedir.

Trabzon Hurmaları Dalında Olgunlaşmayı Bekliyor.
  

            Hasat Makinası :

            Bunun yanı sıra hasat makinası konusunda bir çalışmamız vardır. Sonuçları önümüzdeki yıllarda göreceksiniz. Hasat makinası denen, elektrikli süpürgelere benzer makinalar çıkacak ve sadece Terme, Çarşamba gibi düz alanlarda değil Ünye, Fatsa ve tüm Karadeniz Bölgesi'nde fındık hasadını rahatlıkla yerden yapabileceğimiz makinalar yapılıyor. Bu konuda özellikle desteklenmelerini ben arz ediyorum.

            Sürgün Temizliği :

            Diğer taraftan yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de dış sürgün temizliği. Fındıkta dış sürgünlerin temizliği hepimizin bildiği bıçkılarla yapılıyor. Ancak son yıllarda hocamızın da belirttiği gibi kimyasal yöntemlerle mücadeleler var. Biz de bu konuda çalışma yaptık, isterseniz not alabilirsiniz de. Tramokson isimli bir ilâç var. Bu ilâç son derece olumlu sonuç veriyor ve bunun yanında iki veya üç defa uyguladığımızda ilk sürgünün temizliğine ihtiyaç bırakmıyor. Bu ilâcın yaşlı dallara, daha kalın dallara, daha kalın sürgünlere herhangi bir zararlı etkisi de söz konusu değil.

Mertcan Fotoğrafları - Trabzon Hurması (Diospyros kaki L.)

http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?do=member&imageuser=2310

            TRABZON HURMASI ve DİĞER MEYVELER

            Trabzon hurmasının yetiştiriciliği ve seracılık konusunda da çalışmalar vardır. Ceviz yetiştirme konusunda çalışmalar vardır. Yine kestane yetiştirme konusunda çalışmalar başlayacaktır.

            Özellikle Trabzon hurması yetiştiriciliğinden bahsetmek istiyorum. Son yıllarda üreticilerimizin gelir seviyesinin düşmesiyle birlikte yeni arayışlar başlamıştır. Bu yeni arayışlar fındığa alternatif demeyelim, fındığın yanında tamamlayıcı ürünler üzerine arayışlardır.

            Ünye İlçesi'nde Trabzon hurması yetiştiriciliği gerçekten önemli derecede yapılıyor. Yine çilek yetiştiriciliği çok önemlidir. Can eriği yetiştiriciliği, son yıllarda kivi yetiştiriciliği konusunda tüm Karadeniz Bölgesi'nde çalışmalar vardır. Ceviz yetiştiriciliği konusunda gerçekten çok büyük talepler vardır. Bu konuda özellikle fidancılık konusunda İlçe Tarım Müdürlüğü'nde bildiğim kadarıyla fidancılık çalışmaları yeni başlamıştır. Bu alanda gerçekten ciddî çalışmalar yapılması gerekir.

            Biraz önce bahsettiğim gibi Trabzon hurması konusunda öyle zannediyorum 3 - 4 yıl önce bir sempozyum düzenlenmişti. Ünyeli bir gazeteci önemli şeyler söylemişti o sempozyumda. Maalesef o sempozyumdan sonra bir gelişme olmadı. Ünye'de, Bafra'da, tüm Karadeniz Bölgesi'nde ve tüm ilçelerinde Trabzon hurması üretiliyor ve çok güzel, çok kaliteli. Gerçekten Türkiye'mizin en kaliteli Trabzon hurmaları üretiliyor. Fakat nedense işin kaymağını üreticiler yiyemiyor. Adını değiştiremeyiz öyle diyelim. Trabzon tüm Karadeniz'i kapsayan bir vilâyet şeklinde olduğu için ve Türkiye'ye girişi Trabzon'dan olduğu için adı Trabzon Hurması kalmış.

Soner AVŞAR 2005 - Yanıkdere / İzmit

http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?c=398

            Trabzon hurması konusunda söylemek istediğim birkaç şey var. 3 - 4 yıl önce düzenlenen sempozyumda burada toplayıcı bir kooperatif gibi bir şeylerin kurulması amaçlanmıştı. Hattâ direkt yurtdışına ihracatı konusunda öneriler vardı. Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi.

            Buraya öyle zannediyorum ki Hatay'dan, Adana'dan tüccarlar geliyor. Oraya götürüyorlar kamyonlarla hurmayı. Üreticilerden çok düşük fiyatla, yani çok cüzî fiyatla satın alıyor ve işin kaymağını Adanalılar, Hataylılar yiyorlar. Neden bizim üreticimiz bundan faydalanmasın? Neden bizim üreticimiz kooperatif kurmasın? Yani bu konuda gerçekten ciddî çalışmalar yapılması gerekiyor. Biz üretiyoruz. Fakat yeterince fiyatla satamıyoruz. Bir şeyi üretmek değil, bir şeyi üretip, gerektiği şekilde hasat edip, muhafaza edip, ambalajlayıp, satmak önemli. Yani bu zincirlerden bir tanesi eksik olursa bizim herhangi bir konuda üretim yapmamızın hiç bir anlamı yok.

            Diğer taraftan ilçemiz tüm meyve türleri yönünden çok ender bulunabilecek bir ekolojiye sahip. Ancak meyve işleme ünitesi yok. Bu meyve işleme ünitesi konusunda gerçekten çalışmalar yapılması gerekir. Sanayicilerin, iş adamlarının bu konuda ve de milletvekillerimizin ön ayak olması gerekir diye düşünüyorum.

            Esas benim çalışma konum kestane konusunda. Ünye'nin biraz daha orta kol ve yüksek kol köylerinde; Çaybaşı İlçesi gibi kestanenin doğal olarak yetiştiği ilçelerde rahatlıkla kestane bahçeleri kurabiliriz. Yaptığımız çalışmalarla Sinop'un ve Samsun'un en üstün kaliteli kestanelerini seçtik ve bunları daha bir ay öncesinde Fransa'daki bir kongrede de tüm yurt dışındaki bilim adamlarına tanıttık. Gerçekten kestanemiz kaliteli ve fidan üretimine başladık. Bu konuda kestane bahçeleri kurabiliriz. Tabi sadece bahçe kurmak değil. Bahçe kurduk ürettik, elde ettik, bunu muhafaza edip, değerlendirmek çok önemli.

            Aynı şeyin Sinop'ta da söylentisi var. Kestane için çok önemi olan bir yer, fakat bir türlü meyve işleme ünitesi, yani kestane sahibinin gıda olarak pazarlayabilmesi için bir ünite kurmadılar. Çok zor değil, çok kolay. Bu konuda gıdacı arkadaşlarla çalışmalar yaptık, tüm yöntemler elimizde, hangi işler var hepsi elimizde ama nedense pastaneciler, şekerleme sanayiinde çalışan bu konudaki arkadaşlarımız bir türlü bu konuda çalışma yapmıyorlar. Evet benim söyleyeceğim bu kadar.

            Yönetici :

            Teşekkür ederim Sayın Ümit Bey. Ben Hüseyin Olgun Bey'e söz vermek istiyorum, buyurun efendim. Evet.

Av. Zekâi GENÇ, Hüseyin Olgun AKIN ve Şakir GÜREL

            Hüseyin OLGUN AKIN (Ordu Milletvekili) :

            Yöremizde yetiştirilen kızılağaç var. 10 - 15 sene içerisinde fındıktan daha fazla verim elde edildiği söylenmekte. Bugün Karadeniz'de yan ürün olarak faydalı olacağı inancındayım, kerestesi için kızılağacın.

            Prof. Dr. Hasan ÖZYURT :

            Şu anda bizim öyle bir çalışmamız yok. Daha çok biz Ziraat Fakültesi ve Orman Fakültesi'nin ilgilenmesini daha önemli görüyoruz.

            Yönetici :

            Sanırım eski dekanımız Hasan Bey bu konuda tekrar bir şeyler belirtmek istiyor. Sayın Hasan Bey lütfen kalkar mısınız?

İdris Naim ŞAHİN, Prof. Dr. Hasan ÖZYURT

            Prof. Dr. Hasan ÖZYURT :

            Kızılağaç konusunda bir ay kadar önce çok geniş kapsamlı, bilimsel uygulama alanı olan bir sempozyum oldu üniversitemizde (KTÜ). Orman Fakültesi ile bağlantı kurulursa gerekli bilgileri sağlamak mümkün. Ben arkadaşlarıma bilgi verdim size ulaştırmaları için. Çok teşekkür ederim.

            Yönetici :

            Ümit Bey arkadaşımıza sorusu olanlar varsa sorabilir. Coşkun Bey buyrun.

            Prof. Dr. Coşkun KÖYCÜ :

            Evet efendim, Türkiye, fındıkta pazar payının bir kısmını kaybetme durumundadır. Amerika'da yetiştirilen yerfıstığı neredeyse fındık yerine girmektedir. Fakat devamlı daha iyisi araştırılmalıdır. Bu cümlede Fındık Araştırma Enstitüsü'nden hiç bahsedilmemiş oluyor. Halbuki ona çok yer verilmeli. Düşünün ki İtalya'nın fındık sahaları bizim dört ilimiz kadar yok. Sanki dış pazarda veyahut da kalitede İtalya Türkiye ile yarışıyor. Onların araştırma enstitüleri var. 80 kişi gece gündüz çalışıyor. Bizde araştırma enstitüleri vardır veya yoktur ama burada söz edilmediği için vurgulamak istedim, belki faydası olacak.

Mertcan Fotoğrafları - Trabzon Hurması (Diospyros kaki L.)

http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?do=member&imageuser=2310

            Resul USTA :

            Efendim, ben Resul Usta. Ünye İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi, Araştırma Görevlisi'yim. Ben İstanbul İktisat Fakültesi'nde fındık üretiminde, "Türkiye'nin fındık ihracatında pazar ve mamul geliştirme" konusunda bir doktora tezi hazırlıyorum. Şimdi burada tabi fındığın pek çok sorunu açıklandı. Fakat, bana göre Türkiye'nin, Türk halkının daha doğrusu Türk devletinin fındıktan yararlanamamasının, gereği gibi yararlanamamasının iki önemli nedeni vardır. Birincisi pazar sorunu. Birim değeri çok düşük olarak ihraç ediyoruz. Bunun için Ordu'nun kalkınmasında özellikle ihracatçılar ve sanayicilere büyük bir görev düşüyor.

            Tabii ki fındık ihracatında pazar ve mal geliştirme öyle küçümsenecek bir çalışma değil. Belki, çoğu küçük ve orta ölçekli işletme düzeyinde bulunan ihracatçımız, bu mal geliştirme konusunda gereğini yapamayabilirler. Bu konuda devletin öncülük ederek harekete geçmesi gerekiyor. Tabii ki sanayicimizin de devletin böyle bir görevi üstlenmemesi durumunda yerlerinde durmamaları gerekiyor, harekete geçmeleri lâzım. Bunun da en güzel yolu artık, ortak ihracat pazarlama grupları halinde organize olarak, özellikle fındığın işlenerek ihracatının sağlanmasıdır. Bunun için de öncelikle tabi, ürünümüzü satın alacak olan pazarların kurulması gerekiyor. Öyleyse pazar geliştirme ve mamul geliştirme birbiriyle bağlantılı iki sorun ve bu konuda gerekli girişimlerin zaman geçirmeden yapılması gerekiyor. Böylece halkımız fındıktan daha fazla gelir elde edebilir. Teşekkür ederim.

            Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ :

.Prof. Dr.
Ahmet KORKMAZ


.

            Bir katkıda bulunmak isterim arkadaşlara. Özellikle gerçekten pazarlama önemli. Zira fındık ekimine dikimine izin verilmeyen sahalarda, 60 bin ton kadar fındık yetiştiği tespit edilmiş. Bu durumda fındık fazlalığımız halen var demektir, var olacak demektir. Bunun için mutlaka ve mutlaka yan gıda sanayileri kuracağız, yağ olarak değerlendireceğiz. İçte tüketeceğiz veya pazar kuracağız. Bunun gereği bu.

            Osman YURT :

            Karadeniz'in kıyısında geçim kaynağı ve Ünye'mizin geçim kaynağı olarak fındık ve fındıkla ilgili bilimsel değerleri, bilimsel söylemleri hocalarımız dile getirdi. Tabi burada iki nokta var : Bunlardan bir tanesi Karadeniz'de fındığa alternatif aranması çok uzun bir döneme, çok uzun zamana ihtiyaç olan bir konu. İlçe Tarım Müdürlükleri'nin nedendir bilmiyorum fındıktan iyi verim alınabilmesi için gerekli önlemlerin alınmasında muhtarlarla ve köylülerle yeterli çalıştığını ben gözleyemiyorum. İlçe Tarım Müdürlükleri'nin, ziraat mühendisleri veya ilgililerin önemli çalışmalar yaptığını anladığımız arkadaşlarımız ve hocalarımızın bu bilgilerini üretici arkadaşlarla paylaşmaları önemli. Bizimle bu salonlarda bu konuları tartışmak elbette bir katkı ama asıl işin sahibi köydeki üreticiler. Muhtarlarla yapılan toplantılarda, köy köy, ilçe ilçe, belde belde yapılan toplantılarda köylüler aydınlatılırsa, bu konudaki çalışmalar daha verimli olacak, fındık verimi daha artırılacaktır. Bu işin bir yönü ve bana göre çok önemli bir bölümü.

Hikmet DİZDAROĞLU (Solda)

Eski Belediye Bşk. Osman YURT

            Diğer yönü ise; fındık Türkiye'deki önemli ihraç ürünlerinden bir tanesi. Devlet burada fındığa bir taban fiyatı veriyor. Biraz önce Sayın Ünye Çimento Genel Müdürümüz de onu söyledi, acaba fındığın Türkiye'de işlenmesi nasıl sağlanabilir? Fındık Türkiye'de işlenecek ama devlet bir fiyat veriyor, işte 3 dolar diyor. Burada çikolata yapıldığında, bu fındık işlendiğinde Avrupa'daki sanayici bu fındığı 2 dolara alırken, Türkiye'deki sanayici 3 dolara alırsa nasıl rekabet yapar?

            Fındığın böyle bir sarmalı var, fındık üzerinde oynanan siyasî oyunlar var, fındıktan kesilen stopaj denilen bir para var. Bu para yıllarca birikip, bu fındığın, Karadenizli'nin emeği başka yerlerde kullanılmış. Yıllarca bu para, Hazine'ye kesilen bu para başka yerlerde kullanılmış ve fındık Türkiye'de, işte geçen akşam bir bakanımızın açıkladığı gibi 400 milyon dolar para bulabilmek için Avrupa'nın farklı yerlerine gidiyor, bankalardan kredi alma çabası içinde. Fındıktan yaklaşık 700 milyon dolar veya 1 milyar dolara yakın Türkiye gelir sağlıyor. Buna rağmen ne buna teşvik veriyor, ne de farklı şeyler getiriyor.

Ocak - Şubat - Mart Aylarında Fındık Püskülü, Tomurcuğu ve Zurufu
   

            Bu Türkiye için bir kazanım elbette, işlenir ve ülkemizde daha değer kazandırılırsa, hem ülkemize hem Karadeniz'e katkısı olacak. Devlet fındığın fazlasını yakabilir, fındığın fazlasını yağ olarak kullanabilir, devlet fındığın fazlasını - Avrupa'nın almadığı, fazla gördüğü fındığı - meselâ Çin'e, dünyanın hemen hemen nüfusunun yarısına sahip bir Çin'e götürüp iki sene bedava yedirir. Önemli olan ürününü uzun dönem içinde tanıtmaktır. Bu çok önemli gerçekten, burada bir iki saatte geçiştirilecek bir konu değil.

            Karadeniz'deki fındığa alternatif ürün aramak önemli olabilir. Elbette yan ürün olsun ama fındığı dünya pazarında en iyi nasıl değerlendiririz, bu ürünümüzü nasıl satarız ve bunun üretimine nasıl katkı sağlarız? Bunu çok ciddî bazda değerlendirmek, bunun ciddî çalışmalarını yapmak hem buradaki kaymakamlığın hem de İlçe Tarım Müdürlüğü'nün işidir. On bir ilçenin kaymakamına, Sayın Vâlimize ve Tarım Bakanı'na kadar uzanan zincir tabi bu. FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü'ne kadar uzanan bir zincir, üniversitedeki araştırmacıya kadar uzanan bir zincir. Böylesine önemli bir ürün fındık işte.

Nisan - Mayıs - Haziran Aylarında Fındığın Gelişimi ve Dalcık.
   

            Bir de erozyondan bahsedildi. Hocalarımız bunu daha iyi ifade ederler, fındığın, toprak erozyonunu bir şekilde önleyen, Karadeniz'in bu yamaç arazisinde en uygun bitkilerden olduğuna inanıyorum. Çeşidi toplantılarda dinledik. Fındığımızın önemini bilmek; fındığımızın, malımızın değerini bilmek durumundayız. Gerçekten Ünye için değerli bir ürün. Türkiye için değerli bir ürün. Teşekkür ediyorum.

            Yönetici :

            Sağolun efendim. Zeki Hoca bir şey ilâve edecekler galiba?

            Zeki Bey :

            Şimdi efendim, sayın başkan tabi çiftçiden, üreticimizden başladı, devletten başladı, sayın hocalardan çıktı; herkesi vurdu, çattı. Şimdi bizim tarım teşkilâtımız, elinden gelen gayreti sarf ediyor. Gerekli bilgileri çiftçilerin ayağına kadar götürüyor. Ancak biraz insaf. İğneyi kendimize batıralım. Yani çiftçimiz de kahveye gidip pişpirik atmasın. Gitsin fındığını budasın, ocağın altına otursun, efendime söyleyeyim havalandırsın, gübresini doğru dürüst serpsin ve toprağa gömsün . Sadece hasat mevsimini beklemekle bu iş olmaz!.

Eylül - Ekim - Kasım Aylarında Fındık Ocakları ve Bahçeler
   

            Sonra devletçilik her tarafta oldu, her şeyi devletten beklemeyelim. Nereden fındığı sübvanse edecek veya nereden alıp da çayı sübvanse edecek devlet? Yani vatandaşın birinin cebinden alacak öbür vatandaşa verecek, bu olmaz. Dolayısıyla herkes kendi göbeğini kesmek durumunda. Bunun için de efendim, çiftçilerimiz kendileri organize olacaklar. Özel sektörle gerekli temaslar olacak. Ziraat mühendislerimiz var onlar gruplaşsınlar, ne bileyim ben.. özel şirketler kursunlar, çiftçilerimiz onlardan biraz hizmet alsınlar bakalım. Bu zihniyetin Türkiye'ye yerleşmesi lâzım. Artık devletçilik öldü, bütün dünyada öldü, dolayısıyla rekabetin amacı kendi başına yürümeyi öğrenmek. Bunu burada belirtmeden geçemiyorum. Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

            Yönetici :

            Şimdi efendim, fındığın olsun, Ünye'de üretimi yapılan diğer meyvelerin olsun hasat zamanına kadar bir problemi var, o da teknik bir problem, onunla ilgili olarak yetkililer elinden geldiğince, - sayın hocalarımızın da ifade ettiği gibi - gayret sarf ediyorlar. Ama bir defa Karadeniz Bölgesi'nde sulama denilen bir tekniğin, bir teknolojinin henüz yerleşmediğini ifade etmek lâzım. Bol yağış nedeniyle olmalı. Yani halkımız, çiftçimiz yağışlara güveniyor. Temmuz ayında kuraklığa - Sayın Ahmet Hocamızın da belirttiği gibi - sulamayla karşılık veremiyor. Kaliteli ilâçlama yok, toprağın ihtiyacına göre gübreleme yok. Bu teknik bilgiler var ama eksik.

            Osman Bey'in ifade ettiği gibi çiftçilere, halkımıza uygun bir iletişim tarzı ile ulaşılamıyor, yani iletişim bozukluğu var. Hasat zamanı iç çekmesinin getirdiği sorunlar var. Bu hem sanıyorum fındıkta hem meyvede var. Artı, hasat zamanından sonra saklama sorunları çok önemli ve değerlendirme sorunları, tabii ki. Bunların, bilhassa yeni bir verim kaynağı olan Trabzon hurmasının veya kestanenin saklanmadan pazarlanmasının önemi hem fındıkta hem de meyvede konu oldu. Bir kooperatifleşme olabilirdi bu konuda. Gerçi Fındık Tarım Kooperatifleri var. Fındıkta alt yapı kuvvetli ve Karadeniz Bölgesi'nin en önemli fındık üretim merkezi olan Ünye bu konudan yararlanıyor ama meyve üretimi ile ilgili böyle bir organizenin gerçekten eksikliği var.

Sefer GİRİŞEN - Trabzon Hurması (Diospyros kaki L.)

http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?c=398

            Sayın Coşkun Hocam, bu kadar fındıkla uğraşıyoruz, bu kadar sorunlar var fakat bir araştırma merkezi, bir enstitü yok dediler. Belki bu tespitlerden sonra kooperatifleşme gibi bir husus, meyvecilik konusunda gündeme gelebilir, ikincisi, fındık ve meyve araştırma enstitüsünün kuruluşu gündeme gelebilir. Bu tebliğ ve tartışmaların ardından ben bunu burada yeterli görüyorum. Ahmet Hocam bir şey söyleyecek, ondan sonra bu müzakere sona erecek.

            Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ :

            Çok değişik anlaşılmalar oldu. Fındıkla ilgili; yöresel Fındık Araştırma Enstitümüz var, Tarım Bakanlığı'na bağlı. Çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Ünye'mizin fındık tarımına da büyük katkıları olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bizim, 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde, Fındık Araştırma Merkezi'miz var. Adres verebilirim, yöneticilerimize, hemşehrilerimize. Ziraat Odaları vasıtasıyla bizim merkeze ulaşabilirler ve bizden gerekli yardımı bu sayede alabilirler.

            Yönetici :

            Demek ki iletişim bozukluğu var. O da problem vesilesiydi. Ünye Enstitüsü olabilir mi bu bilemiyorum?

            Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ :

            Evet, bu vesileyle tabii ki şu veya bu ilçelerde ve bizim kendi ilçemizde bulunan, tarım teşkilâtları bunu değerlendirecekler. Yüksek okul tabii ki olabilir. Bir de bu işin fındık eksperliği ile ilgili yüksek okul olabilir.

Ünye Florası'nın Farklı Lezzet ve Armonileri
     
http://www.caytv.com.tr/html/kokulu_uzum.html ve Mürselin GÜNEY Fotoğraf Arşivi

            Yönetici :

            Efendim ben, hem tebliğcilere hem katkıda bulunan katılımcılara çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra, sayın başkanın müsaadesi olursa Zeki Bey'e söz vermek istiyorum.

            Zeki Bey :

            Turistik bir yöremiz olan, yani Türkiye'nin değil dünyanın bir önemli merkezi durumunda olabilecek özellikleri taşıyan Ünye'de, özellikle gübreleme ve ilâçlama konusuna çok dikkat etmek lâzım. Yani ilâçlama ve gübreleme, sun'i kimyasallar konusunda dikkatli olmak lâzım. Tabii ki bu çok önemli.

            Yönetici :

            Kalp rahatsızlıklarının arttığı, çevre araştırmalarından anlaşılmakta. Bu ilâçlamanın getirdiği kalp rahatsızlığından söz ediliyor. Hayatımızı duman ediyor.

            Zeki Bey :

            Fazla ürün alacağız, ihraç yollarımız tıkanıyor... Sorunlar artıyor ayrıca çevreyi kirletiyoruz. Simdi dünyada Organik Tarım diye bir mefhum gelişiyor, yani zamanla insanlar, ilâçlı parlak elmalar yemektense, kurtlu elmayı tercih eder duruma gelecekler. Buna dönüyor dünya, bunu dikkatlerinize sunuyorum.

            Prof. Dr. Ahmet KORKMAZ :

            FİSKOBİRLİK firmasının bu konuda çalışmaları olduğunu zannediyorum.

            Yönetici :

            Siz önderlik yapın, Ünye'nin fındık konusunda sorunlarını alın. Tamam peki. Çok teşekkür ediyorum, süreyi çok aştık.

            Hasan ŞİMŞEK (ÜNMAK Silâh Sanayii Yön. Kur. Bşk.) :

            Buradan bir karar çıkmasını istiyorum.

Hasan ŞİMŞEK (ÜNMAK Silâh San.)

M. Hasan ÖZ (Eski Ordu Milletvekili)

            Yönetici :

            Buyrun efendim. Nasıl bir karar çıkmasını istiyorsunuz?

            Hasan ŞİMŞEK :

            Benim önemli olarak değerlendirmek istediğim : Kaliteli fındık üretiliyor, 500 - 600 bin ton civarında yurt dışına gidiyor, 1 milyar dolar para getiriyor. Biz Ünyeli, Karadenizli veya Türkiyeliler olarak ne kadar fındık yiyoruz? Bu ortalama 50 gram veya 100 gram. Yani Türkiye'de fındığı tanımayan yerler bile var. Giresun'da, lokantaya gittiğimde dikkatimi çeken bir şey oldu. Adamlar beyazlatılmış, kavrulmuş olan fındığı, güzel tavada kavuruyorlar, kavurduktan sonra tuz döküp - yağlı olduğu için - ikram ediliyor. Bizim buralarda, - Ünye'de veya Samsun'da, Ordu'da - lokantalara gittiğimizde, herkes gider, çerez istendiğinde çam fıstığı gelir. Bu İstanbul'da da böyle. Antep fıstığı 2,5 milyon, bizim fındığın ise kilosu 1,750 - 2 milyon lira gibi bir rakama geliyor.

            Şimdi bu kurultayda, şöyle bir karar çıkmasını istiyorum : Bütün lokantalarda, özellikle Karadenizli, Ünyeli, Ordulu olan lokantalarda fındık isteyelim, çerez isteyelim. Fındık getirir misiniz dediğin zaman bu lokanta sahiplerinin dikkatini çekecektir. Haa demek ki müşteri fındık istiyorsa... En azından bulundurmak için bunu alacaktır.

            Yönetici :

            Çok güzel bir teklifte bulundunuz.

            Hasan ŞİMŞEK :

            Özellikle Ordu'da, Samsun bölgesinde radyo ve TV aracılığıyla bunların bildirilmesi lâzım.

            Yönetici :

            Güzel propaganda vasıtası olur. Madem ki fındık isteniyor o zaman fındık getirelim diyecekler. Hasan Bey çok teşekkür ediyorum. Yerinde bir teklif, bu kurultayın konuşma süresi içine girer inşaallah. Çok teşekkür ederim.

Titan Fotoğrafları - Trabzon Hurması (Diospyros kaki L.)

http://www.agaclar.net/galeri/browseimages.php?do=member&imageuser=6069

I. Ünye Kurultayı IV. Tebliği'ni Aşağıdaki Adresten İzleyebilirsiniz :
http://unyezile.com/egitim.htm

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR