ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 28 Ağustos 2014 tarihinde güncellenmiştir.)

.

.

HÜRMÜZ ARSLANTÜRK

RESMİN BAKIRLA DANSI

İLK HANIM BAKIR USTAMIZ

Söyleşi : M. Ufuk MİSTEPE
Söyleşilen : Hürmüz ARSLANTÜRK

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

Çok ilginç masa üstleri üzerine çalışmama rağmen, bu çalışmalarımın birçoğu ya Kültür Bakanlığı
ya da bazı özel koleksiyonlarda olduğu için ne yazık ki bir resim dahi çektiremeyip, elimden gitmişlerdir.
Masa üstü ferforje bir ayak üstündedir. 60x85 cm ebadında olup, Osmanlı bir çalışmadır.

HÜRMÜZ ARSLANTÜRK

RESMİN BAKIRLA DANSI

İLK HANIM BAKIR USTAMIZ

            MİSTEPE - Sevgili Hürmüz merhaba! Yıllar sonra okul arkadaşımla bir sanatçı kimliğiyle karşılaşıyor olmak gerçekten güzel bir duygu. Buna sürpriz diyebilirim. Aynı mahallede büyümemize rağmen bu yeteneğinden bihaber olarak yaşıyor olmamız zamanın neleri değiştirebileceğinin anlamlı bir göstergesi. Söyleşimize istersen Ünye'ye geldikten sonraki hikâyenizle bir giriş yapalım. Ne dersin?

            ARSLANTÜRK - Neden olmasın, eski mahalle komşumuzun ricasını kabul ettim bile... Samsun doğumluyum. Toplam 22 yıl Ünye'de kaldım. Bu geçirdiğim 22 sene tüm hayatıma koca bir iz ve imzasını atmıştır. Hayata ilk adımları, ilk sevgileri, ilk aşkları, ilk mutluluk ve mutsuzlukları vb. her şeyi ilk orada yaşamışım. Daha sonra tekrar gelip kaldım Ünye'de. 1995 yılında öğretmenliğe dönüp, Ünye Lisesi'ne atanmıştım.

94 cm ölçümlü gümüş kaplamadır.
Hürmüz ARSLANTÜRK'ün göz bebeği eserleri arasındadır. Diğer boyalar rengarenk ojelerle boyanmıştır.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            'İnsanlar yedi yetenekle doğar' derler.. bu sözün bilimselliği hakkında bir bilgim yok. Ama ben kendimde, müzik yeteneğini de buldum. Bu kadar çok sigara tüketmem, üstüne bir de guatr ve bu konuda kendimi geliştirememem, köreltti. Bizim evde hep Türk Sanat Müziği açık olurdu. Babam dinlenmeleri sırasında Klâsik Batı Müziği eserlerini dinlerdi. Radyo azıcık kısılsa hemen uyanır, tatlı tatlı gülümserdi. Anlardık ve o müzik dinlenirdi. 'Babam hastahanede ölüm döşeğindeyken, yan odadaki hastanın refakatçisi, onun o gün yüksek sesle Türk Sanat Müziği söylediğini bana söylediğinde ne kadar üzülmüştüm! Ama ne söylediğini bana diyemedikleri için bunu asla öğrenemedim!...

            Osman Hoca benim hayatta en sevdiğim, çok zarif bir insandı. Güzelce anlatırdı o. Bağırmadan, kızmadan, baskılamadan. Onun sayesinde kana kana müzik dinlerdik. İlerdeki yaşamımda, Bakır Atölyeleri'nde bir sürü gürültü içinde bile ben Türk Sanat Müziği'ni dinler ve duyardım. Ustalar şaşırırlardı. Onun dansını hatırlarsınız. Beraber yaptığımız o danslar, benim açımdan da unutulmazdı. Bunlara daha ilerde değineceğim. Bende değişimler geriye gitmiştir maalesef. Belki de ben bakıra bu nedenle vurgunum. Tüm kaybettiklerimin hırsını belki de bakırdan çıkardım. Yaşanmamışlıkların, kaybedilenlerin, özlenenlerin hırsı olsa gerek bu! Bir de bakırda beni cezbeden şey o sert dokusu altında yumuşacık hatların kolayca ortaya çıkışı. Bir başka cazibesi de ben Arslan Burcu'yum. Bakır madeni, madenler içinde en çok güneşin renklerini yansıtan madendir. Orada moru, eflâtunu, kızılı ve diğer bir sürü rengi görmek mümkündür. Altın sadece sarıdır. Gümüş parlak gridir. Ama bakır daha zengin içerikle güneş renklerine sahiptir.


Kâğıt üzerine çalışılmıştır. Minyatür röprodüksiyondur. Yağlıboya üzeri mat camla çerçeve edilmiştir. Ölçüler diğerleriyle aynı (Sağda).
Kâğıt üzerine yağlıboya çalışması (minyatür röprodüksiyon). Yine mat camlı çerçeve kullanılmıştır; 20x35 cm'dir (Solda).
Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Minyatür Arşivi
Bakır Rölyef Urartu Kapı (Çelik kapılar için düşünülmüştür). (Ortada)

            MİSTEPE - Her ne kadar Samsunlu isen de 22 yıl Ünye'de yaşayan biri olarak benim ve hemşehrilerimin gözünde Ünyelisin.. annii mun?:)) Ünyeli olmak sence nasıl bir duygu? Gençliğini aramızda geçirmiş olmanın sende bıraktığı izleri bizlerle paylaşır mısın? Ben, gençlik yıllarımı Anadolu'da Gemerek ve Zile'de geçirmiştim ve unutamadığım gibi içim Anadolu ve kültürüne derin bir sevdayla bağlı... sen de benzer duygular yaşıyor musun?

            ARSLANTÜRK - Bu sorunuzu yanıtlamadan önce şunu içtenlikle ifade edeyim : Ailem Ünye'ye geldikten sonra hiç orayı terk etmemişlerdir. İkisinin toplam kalma süresi bir asırı geçmiştir. Beni de işin içine koyarsanız çok uzun zaman eder. İlk iki sergimi Ünye'de açmış olmam da bir sevgi ve hattâ vefadır diyebilirim.


Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Sorunuza önce Anadolu kültüründen başlayalım isterseniz. Bir kere dünyanın bir başka ülkesiyle kıyaslanamayacak kadar Anadolu kültürü zengin. Bunu derken diğer ülkelerde bulunan çok üst düzeydeki heykel, resim ve diğer sanatlarla kıyaslamam mümkün değil. Onlar cidden çok muhteşem eserlerdir. Bu hakkı yerine verelim öncelikle. Asıl konu değişik medeniyetlerin Anadolu'da kurulmuş olması. Geldikleri bölgelerden bu çeşitliliği getirmeleri, bizdeki sanat envanterlerini çoğaltmıştır. Ama maalesef İslâmî çizginin bence yanlış anlaşılması, bazı sanat dallarını geri bırakmış ve köreltmiştir.

            Ben, tapılmadıkça bunların dinen de günah sayılmayacağı inancındayım. Çünkü Rab, Allah ya da Tanrı ne dersek diyelim, herkes bilmeli ki tek bir yaratıcı kasdım. Ve onun da insana bu yetenekleri bahşedip, yasaklaması söz konusu dahi olmaz. Keşke İslâma onun hoşgörüsüyle bakmamız mümkün olsa idi.. Neler değişmezdi ki..

            Gelelim Anadolu kültürümüze. Ne yazık ki bu eserler dün korunamadığı gibi bugün de korunamamaktadır. Hiç bir şekilde zihniyet değişmemiştir. Değişemez de çünkü eğitimde çok yanlışlarla toplumu yönlendirmekteyiz. Hattâ eğitim adına yol bile alamamaktayız. Samsun'da çıkan sütunların evlerde temellerde kullanıldığını görmek beni çok üzmüştü. İzmir Hatay'da bulunan eski Rum evlerinin üstüne, alttaki mekânla uyuşmayan katlar çıkılması da aynı etkiyi yaratmıştı. Pek çok sanat eseri yurt dışına kaçırılmış olup, bu müzeleri gezdiğinizde yüreğiniz sızlar ama bir yandan da orada korundukları düşüncesi ile rahatlarsınız. Yine de tarihimizi, geçmişimizi satan, atan zihniyetleri affedemezsiniz. Ben bu konuda bir sürü şey söyleyerek sohbetimizi sıkıcı hale getirmek istemem. Bu nedenle başka bir konuya girmek istiyorum.

Atilla ERDEN Hoca'nın Fotoğrafının Yağlıboya Çalışması

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Ben Alevî kültürünü de çok seviyor, beğeniyorum. Hattâ vurgunum. Sanki Anadolu kültünü iyi süzüp, kalite ile sunulmuş gibiler. Biz ama farklı biz gibiler. Ben onların, bu zenginliklerini, yine onların hoşgörülerine sığınarak yapmaya çalışıyorum. Benimki sanatçılıktan öte tabi ki yorumlama sadece... Onların giyim kuşamlarının ihtişamı bugünün moda anlayışının ötesinde, hem de yüzyıllar kadar... Ne yazık ki moda gelenek ve ananeden kopmuş, o da kapitalizmin çarkları arasına girmiştir. Ve böylece yalnızlaştırılmış, bu kültür yaşarken diri iken öldürülmeye çalışılmıştır.

            Gelelim başka bir konuya. Bazı ören yerlerine barajlar kurulmaktadır. O güzelim mozayikler tonlarca kum ile kapatılıp, üzerlerine su akıtılacaktır. Hepimizin cılız sesleri ile yeteri kadar duyuru yapılamadı. Ve ne yazık ki tarih katledildi. Ben cılız ses çıkarırken elektrik ve suyumu da hesaplı kullanmaya çalışıyor, bunun için nelerin feda edildiğini ta yüreğimde hissediyorum.

Bu eser için iki ayrı foto çekimi yapılmıştır. Hürmüz ARSLANTÜRK tarafından yapılmıştır.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Anadolu coğrafyasında yapılmış olan tüm sanatlarımızla çok ilgiliyim. Bu konuda Osmanlı Sanatı dahil olmak üzere çok Milliyetçi çizgideyim. Evrensellik zaten kendi kült'ünü bilmek ve anlamaktan geçer. Osmanlı çalışmam bazı çevrelerde olumsuz değerlendirilirdi. Birden Sosyal Faşist oluverirdim. Oysa bu çalışmalarımın geçmişi bana acı şeyler hatırlatır. İçimi acıtır. Biz ailece Sosyal Demokrat bir aileyiz. Sinop'ta müze gezimiz sırasında Hattat Hayrullah Efendi'nin ''Bismillahirrahmanirrahim'' yazılı kuş şeklindeki bir hattının kopyasını almıştım. Babam o zaman Türk Hava Kurumu Fahrî Başkanı idi. Askerlik Hocam Bilal Yapar'dı. Ve o dönemin Askerlik Şube Başkanı idi. Aklımda kaldığı kadarıyla babamla aralarında bir itilâf geçmişti. Ondan önce benimle arası çok iyiydi. Hattâ girdiği sınıflarda kız öğrencilere adımla hitap edecek kadar...

Kenarlar ve eklemelerle 190x90 cm yapılmış olup, en çok sevdiklerimdendir.
Okul bitirip uzun yıllar çocuk yetiştirip 1994 yılında Ünye'de bir evin alt katında ilk yaptığım rölyeftir.
Ustadan 2 m bakır istediğimde bana inanamayıp küçük parçalar halinde bakırlar vermişti. Orta göbeği ise
Osmanlı Çalışma Mıh Çivisiyle 1 ayda bitirilmişti. Bakırı çatlatmadan bu göbek çalışması sonrası ustaların beni
''Hocam'' yerine ''Ustam'' diye çağırmaları hayatımın en güzel ödüllerinden birisidir.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            Ben bu hat eserini onun verdiği ödev üzerine işlemiştim. Ödev de ''Atatürk'ün Türk Gençliği'ne Hitabı" idi. O zamanlar biz de Turgut DİKMEN Apt.'ı 5. katta oturuyoruz. Babam bayramlarda balkona 3. kata dek uzanan bayraklar asardı. Bu öyle bir Cumhuriyet Sevgisi ki; bugün aynı izleri bende de bulmak mümkündür. Kuş şeklindeki bu hattın, kuyruk kısmında 4 uzantı var, orta kısmında da cim harfi bulunmaktadır. Cim harfi az uzayınca orak çekiç gibi görülüyor. Kuyruk kısmına da gamalı haç benzetmesi var deniyor. Kısacası hem komünistliği hem de faşizmi temsil etmesi şaşırtıcı. Onu da lise müdürü çözüveriyor hemencecik. Ruslar, Türk askerlerine faşist derlermiş. Bu nedenden ötürü ben komünizm propagandası yapmakla suçlanıp, ahlâk notum sıfıra indirildi. Ve tek derse kadar kaldım. Kazandığım okula kesin kayıtla giremeyip eğitime girdim. Bu olayda hissettiğim duyguları ne de babamın ödevi yapmadan önceki dediği ve sonrasındaki sözlerini yazmak istemem. Ama okuyanlar tahmin eder sanırım. Tek söyleyeceğim şey sanattan anlamayan, çocuk yetiştirmeden anlamayanların, insan hayatlarını nasıl mahvettiklerinin açık örneğidir bu..

Sanatçımızın Kızları Elif URGUN (Bilgisayar Mühendisi) ve Ayşegül SIRMAGÜL (Avukat).
Sanatçımızın Kızı Avukat Ayşegül, Eşi Bilgisayar Mühendisi Cenk Fırat SIRMAGÜL Bey'le (Sağda).
 
Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi - Ayşegül SIRMAGÜL Fotoğraf Arşivi

            MİSTEPE - Çocuk dedin de unutmadan sözünü sevdiklerinin bahsiyle keseyim : Çocuklarına ne denli değer verdiğini gözlerinden okumak mümkün. Onların sanırım kendilerine has hususiyetleri de var! Ne dersin?

            ARSLANTÜRK - Evet, Elif resmi iyi yapar, dansı profesyonel çalışmıştır. Daha sportmendir. Görüntülü konuşurken tüm mimiklerini izleyip, bunu hissettim. Ayşegül'le dostluk kurabilirseniz onun taklit ve hazır cevap olduğunu da fark edersiniz.

            Tekrar konumuza dönecek olursak; kaldı ki o yıllarda komünizm 70 yıl önce ilân olmuş. İlginç olan Hattat Hayrullah Efendi'nin bu eseri 90 yıl önce yapmış olmasıydı. Bir de buna tarih bilmemeyi de eklemek az mıdır sizce?.. Yine buna benzer bir olay da Eğitim'de iken yaşamıştım. O da çok sevdiğim ünlü bir hocamız.. imzam Arapça'yı yansıtıyor diye beni kızdırmış, sınıftan çıkmışımdır. İlerici, gerici fark etmiyor. Aynı ezberler rutin dışına asla eğitimde çıkılamıyor...

65 x 75 cm ölçümlü yağlıboya tablodur.
Alevî kültürü ile ilgilidir. ''Gelin alma'' adını taşır. Hürmüz ARSLANTÜRK tarafından yapılmıştır.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Bir diğer anım da Kültür Bakanlığı ile ilgilidir. O da çok acıdır ki uzman adı altında hiç bir zaman uzmanlaşamamışların elindedir bakanlık. Türkiye'de torpil sistemi o kadar yüklüdür ki geleceğimizin canına okunmuştur. Anadolu kazılarında çıkan bir Grek heykeli bakırda çalışıp bakanlığa sunmuştum. 'A bu Anadolu Kültürü sayılmaz!' denilip, red edilmişti. Bugün o konuya halen şaşırırım. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim : Kendi kültürünü özümsememiş bir sanatçı evrensel asla olamaz! Örneğin, Yaşar Kemal'i düşünün.. bulunduğu bölgedeki insanların acı ve ızdıraplarını yazmış; tüm dünya bu bölgede yaşanan sevgileri, aşkları, hırsları, yaşamın en ufak kırıntılarını öğrenmişlerdir. Yaşar Kemal'e gazeteciler ''siz bu bölgeyi yazıyorsunuz, nasıl evrensel oldunuz?" diye sorduklarında, cevap ''ama ben insanı yazdım" olmuştur. Yani; insan acıları, sevinçleri kısacası her şeyiyle birbirine benzer, insandır işte...

Kültür Bakanlığı için yüzlercesi yapılmıştır (Solda).
Hazır bakır sepet üzerine Bakır Rölyef'tir. Benim de dahil olduğum ekip tarafından yapılmıştır.
Değişik baharatlık ve Kavurma Saç Takımı. Kültür Bakanlığı için benim tarafımdan yaptırtılıp, yüzlercesi verilmiştir.
Bu çalışma piyasada bulunan kavurma saç takımlarından daha kalın ve kalıp sonrası el dövmesidir (Sağda).

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            Ünyeli olmak bence ayrıcalıklı bir durum, çünkü; bugün büyük kentlerde yozlaşma son boyutta. Apartman içinde dahi komşular birbirlerini tanımaz olmuşlar. Küçük kentlerde bu çok daha güzel ve insanlar daha otokontrole sahipler. İnsanların giyim kuşamları, alışveriş merkezleri bile daha kaliteli ve ilişkiler daha sıcak. Deniz ve Ünye'nin de güzelliğini işin içine sokarsanız, Ünye'yi sevmemek mümkün değil. Bu tabi ki gurur verici. Bu sıcak ilişkiler, ailemin popülerliği, benim gençliğimi de işin içine koyarsak, o dönemki yaşantım bana bugün bile mutluluk vermektedir.

            MİSTEPE - Tahsil ve eğitim yaşantında anlatmak istediğin birçok güzellikler ve anılar olmalı. Mesleğin icabı eğitime de dokunalım böylece ve tahsil yaşamını da özetleyelim.

            ARSLANTÜRK - Kaledere İlkokulu, Ünye Ortaokulu ve Ünye Lisesi derken akabinde 1980 yılında Samsun Eğitim Enstitüsü Resim - İş Bölümü'nden mezun oldum.

90 cm Çapında 2 mm Bakır Dövme - Bakır Rölyef Çalışması (Solda). 90 cm çapında tam bir masa üstü çalışma.
Pano olarak kullanıma uygun. Bu tür çalışmalarda gümüş kaplama ile değişik tarz boyamalarla yorum değişikliğine gidiyorum (Sağda).

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - Merhum babanız, Kaledere İlkokulu Müdürü idi. Eğitim câmiamızın duayenleri arasında mümtaz bir yer almıştı. Yeni nesil onu yeterince tanımıyor. Ayrı bir söyleşi ile bu değerli büyüğümüzü de kalıcı kılma yolunda seni gene rahatsız edeceğim. Kısaca; pederinizden de ön bilgi mahiyetinde bahseder misiniz?

            ARSLANTÜRK - Canım Babamın Ünye odaklı oluşumlarda az yer alması, beni tabi ki üzüyordu. Bu nedenle size onunla ilgili bir sürü doküman vermek isteğim oluştu. Fakat bu dokümanlarıma ulaşmam kısa vadede imkânsız olunca beklemeyi tercih ettim. Tam bir yıldır, evim kolilerle dolu, ev taşınma durumundayım.

             Bu iş biter bitmez onun o güzel, neşeli fotoğraflarını ve onunla geçirdiğim o güzel yıllardan çok ilginç anekdotları da sizlerle paylaşacağım. Benim kendimle ilgili konudan önce onun için söyleşi yapmayı tercih ederdim gibi bir ruh halindeyim... O benim en sevdiğimdi. Halâ avuçlarımda ellerinin şefkati duruyor. İlk aşkımdı o benim. Ben onu başkalarıyla dans ederken bile kıskanırdım. Hayatta hiç kimseye karşı bu hissi duymadım. Hattâ kıskançlık hiç diğer ilişkilerde yaşanmadı... Onun adına bir şeyler yapacak güçte olmadığım için eziklik de duydum hep. Bir yerlerde onun adının geçmesi adının yaşatılması, içimde ukdedir.

            Nur içinde yatsınlar. Ben onların tam istedikleri gibi bir evlât olamadım. Hırçın, haylaz, tepem attıkça iş değiştiren bir yapıyı hiç beğenmediler. Hele bakır sevgimi, onca erkek arasında bakır dövmemi yadırgadılar. Eğitim Enstitüsü'ne ilk adım attığımda hiç unutmam judoya girmiştim. Apar topar Ünye'den gelip, beni oradan çıkarmıştı. Hiç hanım hanımcık olamadık... Deli dolu, bir bardak suda fırtınalar yaşatan biriyim. Ama sevgi farklı bir kavrammış, aynı noktada durmak gerekmezmiş. İnsan anlamazsa bile sevebilirmiş.

Eğitim Câmiamızın Duayenleri Osman ÖZTUNCER ve Ömer ÇAM Hocalarımız (Solda).
Kadim KORKMAZ, Ahmet Sami KÜLÜNK, Ziya KURT, Hasan Tahsin (Say) KADIOĞLU ve Osman ÖZTUNCER.


M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            MİSTEPE - Resme olan merakınız ne zaman başladı? Bu konuda eğitim aldınız mı? Resimde kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Tarzınızı sizden duymak isteriz.

            ARSLANTÜRK - Çok küçük yaşlardan itibaren resme ilgim hep vardı. Sevgili babam gazete ve dergileri alır, tüm mahalle bizden okurdu âdeta. O dönemler, bugün dahi yapılamayan, benzeri olmayan ''Hayat Mecmuası'' vardı. Muhteşem bir şeydi. İçinde her tür magazin haberlerin yanı sıra (asla bugünkü magazin anlayışında olmayan çok nezih, çok düzeyli idi. Ben Van Gogh, Renoir, Rembrant, Sisley, Salvador Dali, Picasso, Maria Callas, Edith Piaf, Frank Sinatra ve pek çok sanatçıyı oradan öğrenmiştim) sanat ve sanatçılar adına çok üst düzey sayılan bilgiler verilirdi.

            O mecmuaların orta sayfalarında ünlü ressamlara ait şaheserler olurdu. O sanatçıların adlarını öğrendiğiniz gibi eserleri ve tarzları hakkında da geniş bilgi sahibi olurdunuz. Babacığım kız çocuğu olmama bakmaksızın beni erkek kuaförü Enver ÖNDER'e götürdüğünü bilirim. O kuaför çok sevgi dolu bir insandı. Ben orada beklerken ''Akbaba'' dergilerindeki karikatürleri âdeta ezberlerdim. Espri gücüm olmadığından bu alana hiç giremedim. Ama çizimdeki az ve öz anlatımlar belki de bir şeyler katmıştır bana. Fakat babam Müdür olduğu için benimle ilgili ilkokul öğretmenimin ''Görünen ve bilinen hiçbir yeteneği yoktur'' yazısı olan defteri halâ saklıyorum. Burada öğretmenimi eleştirmek istemiyorum. Maalesef, eğitimdeki programlar ve müfredatlar çocuğun yeteneklerini ortaya koyan bir durumda, bugün bile değildir.

            Resim çalışmalarıma 23 Nisan 1994'te, Samsun'da Emlâkçılık ve Organizatörlük yaptığım günlerde başladım. 1991/94'te biraz da politika ile alâkam oldu. Neden 23 Nisan'da resme başladınız diyebilirsiniz. Çünkü çocuklarımdan ayrı kaldığım dönemdi. O esnada bakıra da ilgi duyuyordum. Bir ara okuluma devam edip Eğitim Enstitüsü'nde Bakır Dersleri'ne girdim.

Kâğıt üzerine Yağlıboya ile yapılmış Gravür Röprodüksiyondur. Ölçüleri emsalleriyle aynı olup, mat cam çerçevedir (Solda).
Kâğıt üzerine yağlıboya gravür röprodüksiyon çalışma. Üzeri mat camla çerçeve edilmiştir. 20x35 cm büyüklüğündedir (Ortada).
Gravür yağlıboya röprodüksiyondur. Ölçüler diğerleri ile aynı olup, kâğıt üzerine çalışılmış ve mat camla çerçeve edilmiştir (Sağda).

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Resim merakıma gelince tabi ki çok küçük yaşlarda başladı. Ama ne yazık ki Resim Öğretmenim hiç olmamıştı. Hattâ Resim Bölümü sınavına girerken komşumuz Gülten KOCAOĞLU bizi çalıştırana dek desen çalışması da hiç yapmamıştım. Bu arada ona sevgi ve selâmlarımı iletirim. Ne tatlı ailedir onlar.

            Bütün sanatkârların bir tarzı vardır. Bu tarz oluşmazsa sanatçı kimliği oluşmaz denir. Fırça darbeleriyle de kendini ayrıştırır. Meselâ, ben genelde ön plâna aldıklarımı daha ışık - gölgeli daha dokulu daha canlı çalışmayı seviyorum. Bu belki de bakır rölyef ve heykel çalışmamın resme kattığı bir unsurdur. Bu da benim stilimdir. Stilime ''Oryantalist'' denilebilir.  Ama benim her şeyde gönlüm var misali daha tarz oluşturmadım. Gerçi figüre dayalı ve klâsik tarzı seviyorum. Ama diğer tarzlardan sürrealizmi de çok seviyorum. Bu konuda kendimi cendereye sokmak da istemem. Ama Alevî kültürü ile ilgili çalışmalarım bana daha zevkli geldi. Çivilerle resim yaptım, hattâ rölyef hazırlayıp üzerine yağlıboya tekniği de çalıştım. Sanırım bu konuda doyumsuzum... Ayrıca Telif Haklarımı üç alanda alan sanırım benim aldığım dönem için tek kişiyim (Ebru, Yağlıboya Tablo ve Bakır Rölyef).

            MİSTEPE - Bakırcılık Zanaatı'nı ustalığa dönüştürüp Bakır İşleme ve Dövme Sanatı'na adapte etmek pek kolay olmasa gerek. İlginç bir konuda Türkiye'nin İlk Hanım Bakır Rölyef Ustası unvanını elde ettiniz. Bu konuyu da masaya yatıralım diye düşünüyorum. Söz sizin...

            ARSLANTÜRK - Okulda tahsilim esnasında sevdiğim Bakır Dövme işi için Ünal Tecim Atölyesi'ne devam ettim. Bu arada Samsun'da sanayide Canik Silâh Fabrikası karşısındaki Muhsin Usta'nın Bakır Atölyesi'nde çalışmalarımı sürdürüyordum. 1995 yılında Ünye Lisesi'ne tâyinimi aldırıp, öğretmenliğe başladım. Okul idarecilerimden.. iyiliğini hiç unutmayacağım Mehmet MARAL Bey ders saatlerimi iki güne sığdırınca Ünye'de hısımımız olan Terzi Ferruh Bey'in evlerinin altında kurduğum atölye dışında Samsun ve Ordu'da Harot Usta'yla olan çalışmalarım son hızla devam etti.

En zevkle çalıştığım ve bir haftada bitirdiğim Selçuklu Duvar Panosu.
Kenarlarda daha büyük çekiçler kullanılmıştır. 190x90 cm büyüklüğündedir.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - İlk iki serginizi Ünye'de açmış olmanız Ünye açısından gurur vesilesi. Eserlerinizi ne zaman ve nerelerde sergilediniz?

            ARSLANTÜRK - İlk sergilerimin ikisi de Ünye'de açılmıştır. İlki öğrencilerimle birlikte Karma Sergi'dir. Daha sonra sırasıyla Ordu, Samsun ve Yozgat'ta peş peşe sergiler açıp Kayseri ve İtalya'da Karma Sergiler'e katıldım. Sık sık Ankara'ya da gidip Uluslararası Forum Fuarcılığın Ankara'da iki sergisine katıldıktan sonra 1997'de Ankara'ya tâyinimi aldırıp, sırasıyla Kayseri Belediyesi'nin, Ankara Çankaya Belediyesi'nin sergilerine katıldım.

            Ankaralı Öğretmenler Karma Sergisi'ne de katıldım. Forum Fuarcılığın İzmir I. Uluslararası Fuarı'na katılıp, Nevval SEVİNDİ Hanım'ın katkılarıyla İstanbul Osman Bey'deki Pimapen Sanat Evi Sergisi'nden sonra 2000 yılında Telif Hakları'mı aldım. İstanbul The Marmara Oteli'nde sergi açtım. The Marmara'daki sergi Çağdaş Yaşam'ın destekleriyledir. Daha sonra Ankara Kalkınma Bankası ve Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Sincan Belediyesi'nin sergilerine katıldım. En son sergimi de Alevî Federasyonu'nun Dikmen'deki galerisinde açtım.

Normal sandık ölçülerinin biraz altında olup, daha bitirilmemiş durumdadır.
Osmanlı desenlerle bezenmiş parçalar halinde bakırlar sandığa monte ettirilmiştir.
Bakır rölyef yapan bir hanım olarak, çivi çakmayı beceremeyip, bu çalışmamda da marangoz yardımı aldım.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - Eğitimci olarak mesleğinizi nerelerde sürdürdünüz? Bildiğim kadarıyla hayli farklı işlerde iştigal ettiniz!

            ARSLANTÜRK - 1981 - 1988 yılları arasında Samsun ve Artvin’de görev yaptıktan sonra Tapu Kadastro'ya geçiş yaptım. 1988 - 1991 senelerinde İzmir ve Ankara'da çalıştıktan sonra Devlet Memurluğu'ndan istifa edip, Samsun'da Emlâkçılık ve Organizatörlük yaptım. 1995 yılında Ünye Lisesi'ne tâyinimi aldırıp, tekrar öğretmenliğe başladım. Bu arada bu ne çok iş değiştirme trendi derseniz az olur; lâf aramızda 14 değişik iş kolunda çalıştım. En son Ankara'da Talim Terbiye Kurulu'nda da görev alıp, 2005 yılında bu fırtınalı yaşamı bitirmiş oldum.

Anadolu kilim deseni üzerine değişik bir yağlıboya çalışmasıdır (Solda).
Yağlıboya çalışma - 60x75 cm. Orijinal kilim ve üzerindeki desene göre boyanmıştır. Orijinaldir (Sağda).

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            MİSTEPE - Meslek ve sanat yaşamınız boyunca aldığınız plâket ve ödülleri bizlerle paylaşmak ister misiniz?

            ARSLANTÜRK - Bilhassa Cumhuriyet Gazetesi'nin röportajlarından sonra bir sürü ödül ve plâketle onöre edildim. UNICEF, Kayseri Belediyesi, Millî Eğitim Bakanlığı’na ait ödüllerim oldu. Çağ Gazetesi'nin I. Yayın Yaşamı'nı doldurması nedeniyle yapılan "Yılın En İyileri" Ödül Töreni'nde basından da ilk ödülümü aldım.

Bakır rölyefler ve örtüler Hürmüz ARSLANTÜRK tarafından yapılmıştır.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - Mesleğinizi neden bırakmak zorunda kaldınız Hürmüz Hanım? Resme ve sanata âşık bir insan için öğrencilerinden ayrılmak kolay olmamalı sanırım?

            ARSLANTÜRK - 1988'de Artvin Kâzım Karabekir Lisesi'ne Sanat Tarihi Öğretmeni olarak atanmıştım. Yaz dönemi dışarıdan bitirmelerde Sanat Tarihi sınavlarında türbanla sınava giren bir öğrencinin türbanını açtırıyorum. Bir ay sonra kendimi Artvin İmam Hatip Lisesi'ne gönderilmiş buldum. Bu lisede, asla müdahale edemediğim çok ilginç olaylar oluyordu. Cumhuriyet Gazetesi okuyan bir öğretmen sürgüne gönderiliyor. Yatılı öğrencilerin alacağı giyim ve aylıkları verilmiyor, zorla ibadet yaptırılıyor. Bu kurallara uymayanlar için ağır cezalar veriliyordu.

            Öğrencilerin çoğu idarecilerin casusu olarak kullanılıyor. Artvin'in tüm okullarında da buna benzer olaylar oluyordu. Ama İmam Hatip Lisesi bu konuda âdeta örnek oluşturmuş bir durumdaydı. Öğretmen Evleri'nde insanlar haremlik - selâmlık vaziyette oturuyorlar. Misafirhanelerde kalan öğretmenlerin odaları karıştırılıyor ve karışık bırakılıyordu (sanki gözdağı vermek istercesine).

75 cm çapındadır. Bakır Rölyef Masa Üstü'dür (Sağda).
Kurtuluş Savaşı Yorumlu, Anadolu Kilim Desenli Yağlıboya Çalışması. (Solda)
 
Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            O dönemin Millî Eğitim Müdürü yazın sıcağında bile baştan aşağıya siyah giyimli, kısa boylu, kalın siyah gözlüklü ve koyu ten rengiyle ürpertici bir görünüm sergiliyor. Onunla değil konuşmak, yüzüne bakmak mümkün değil. Öğretmen Evi'ne bir grupla gelip, gece geç saatlere kadar oyun oynardı. Televizyon onun odasında bulunur, çocukların bile televizyon izlemeleri yasaklanırdı. Öğretmen Evi'nde bayan olarak 2 - 3 kişiyiz, bize ayrılan odada masa ve sandalye dışında hiçbir şey yok, gazete alınması yasaklanmış! Millî Eğitim Müdürü her akşam hanımların bulunduğu odanın kapısını çalmaya bile tenezzül etmeden hızla açar, ters ters bakarak, özür bile dilemeden hızla kapatırdı. Bu onun her akşam yaptığı bir hareketti. İmam Hatip'teki aykırı uygulamaları ise anlatmakla bitmez.

            Ama beni öğretmenliğimden utandıran, usandıran hattâ canımdan bile bezdiren bir olayı aktarmadan geçmek istemiyorum. Yıl 1988, 10 Kasım günü.. her yerde olduğu gibi İmam Hatip Lisesi'nde de Atamızı anmayla ilgili bir tören yapılacağını umuyorum. Fakat bayrak yarıya inmemiş, kız öğrenciler türbanlı bir vaziyette, erkek öğrencilerin arkasında sıra olmuşlar (okulun hemen yanı başında da askerîye bulunmakta)! İstiklâl Marşı ve Saygı Duruşu beklerken, birden bire ilâhîler söylenmeye başlanıyor ve bu ilâhîler âdeta gülerek söyleniyor. Çaresiz bu durumda şaşırıp kalıyorum, gözlerimdeki yaşlara sahip olamıyorum… İşte o gün öğretmenlikten vazgeçmeye karar veriyor ve Şubat 1989'da İzmir Konak'ta bulunan Tapu Kadastro Müdürlüğü'ne geçiş yapıyorum.



Bakır Rölyef Ustası & Ressam Hürmüz ARSLANTÜRK

            Meslekten ayrılıp, Tapu'ya geçmek bana zor gelmişti. Ne zaman lise öğrencilerini görsem duygulanırdım. Bugün aynı duyguda değilim. Sanat Dersleri'ne eğilimin azlığı, gençlerdeki dejenerasyon, atölyesizlik, 40 - 45 dk'lık derslerin varlığı ve ders saatlerinin azlığı, hattâ bazı okullarda hep kaldırılışı insanı pes ettiriyor.

            Ben aslında her gittiğim okulda gençlere Resim Dersleri'ni sevdirmişimdir. Ünye'den bahsedeyim meselâ. İlk derslerimde yaramaz gençler tekmeyle kapı açıp sınıfa girerlerdi. Aradan bir ay kadar geçmedi ki bu gençler 100 metreden yaka ilikler hale geldiler. Sebebi onları sevmemdir ve Cumartesi - Pazar günlerinde onlara ücretsiz ders verirdim. Okuldan da talep etmemiştim zaten. Ve bu gençler öyle tatlılardı ki anlatamam. O günlerin popüler bir müzik parçasını sevdiğimi bilip, adımı vermeden ''Ünye Lisesi Resim Öğretmenimize'' diye radyodan anons yaptırıp, bana şarkı yollatırlardı. Bu arada sınıfta çay demlenir, müzik dinletisi ile resim yapılırdı. Güzel günlerdi o günler.

Yağlıboya tablo, 55 x 75 cm'dir. Hürmüz ARASLANTÜRK tarafından yapılmıştır. Alevî kültürü ile ilgilidir.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            Bu ders zamanlarının güzelliği sergi açma isteğimle handikapa dönüşmüştü. Ordu'daki sergimi kurup, okula gelip, Millî Eğitim'den izin alamayınca hemen Vâli Yardımcısı olan Hasan Fehmi KONYALI Beyefendi'yi (sonradan Milletvekili olmuştu) arayıp, işimi halletmiştim. Bu zorlukları hep meslek hayatımda yaşadım. Bu müdüre kızgınlığımı çok sonradan iyi çıkarmıştım. Yıl sonuna doğru sanırım okulun yemeği var. Ben eski sınıf arkadaşım olan müdür yardımcımız ve eşinin yanında oturuyorum. Türkücü getirtmişler. Gayet güzel bir ortam. Bu arada belki bunları okuyan okuyucular beni ayıplayacaklar ama yine de demeden geçmeyeceğim. O sırada o dönemin müdürü yeşil paltosuyla geldi. Ben içkiyi hiç sevmem. O girince ben içmeye başladım. Peşpeşe içince pek de cesaretli olmuşum demek ki? Türkücülerden ''Müdür Bey'in Yeşil Kürkü"nü çalmalarını rica ettim. Arkadaşlar engellemeye çalışsalar da Müdür Bey duyup, orayı terk etmişti. Evet çok ayıp etmiştim ama bugün olsa yine yapardım bunu.

            MİSTEPE - Sanatınızdan para kazanabiliyor musunuz? Hedef kitleniz bu konuda size karşı yeterince duyarlı mı? Toplumun sanatçıya bakış açısı sizin perspektifinizden bizlere nasıl yansıyor?

            ARSLANTÜRK - Tabi ki yeteri kadar kazanılmamıştır. Resim, çok ucuz malzemesi olan bir alan değil. Bu nedenden dolayı ve de tüccar zihniyetine sahip olmadığım için para kazanamadım. Ama bakır konusu daha cazip; Kültür Bakanlığı'na pek çok çalışmam bu konuda olmuştur.

Otantik kap - kacak grubunun tekrar dövülüp, polisaj sonrası değişik boyalarla boyanması (Solda).
Not : Polisaj sonrası kaygan yüze boya tatbiki oldukça eziyetlidir. Bu nedenle boyayı kendim hazırlamaktayım.
Eski, kullanılamaz hale gelmiş olan bakır kap-kacak grubunun tekrar dövülüp, polisaj sonrası değişik boyalarla boyanması (Sağda).

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            Hedef kitle konusunu ele alırsak, ben daha çok halkın ilgisini seviyorum. Meselâ, hiç unutmam.. Çankaya Belediyesi'nin Mithatpaşa'daki sergi salonuna hırpanî kılıklı bir bey gelirdi. Her gün tezhip örneği gümüş kaplama kocaman bir panoyu seyreder giderdi. O panoyu daha sonra Kültür Bakanlığı aldı. Toplu eserlerim arasında kenarda tek bir resmi kalmıştır onun.. Enteresandır bu. İnsan severek çalıştığı işi çok kolay terk edemiyor. Bir sürü yerde Bakanlık teşhir etti. Ve ben onun her teşhirinde gidip seyrederdim onu.

            Toplum, sanatı seviyor ama bazen satın alma gücü azlığından bazen de bu kültürün daha yeni oluşmasından ötürü arz - talep oluşturmuyor.

90 cm çapında Bakır Rölyef - Masa üstüdür. Pano gibi de kullanılabilinir (Solda).
90 cm çapındadır. Masa üstüdür. Ahşap rahle üzeri de konulabilir. Bu çalışmaların bazıları sonradan
gümüş kaplanıp üzerleri renkli kendi tasarladığım boyalarla, çok ayrı bir yorum verilmiştir. Pano olarak kullanılabilir. (Sağda)

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - Her sanatçıya sorarım.. size de aynı soruyu yöneltiyorum. Yapmak isteyip de ukdenizde kalan ama yapamadığınız bir hedefiniz ya da düşünceleriniz oldu mu? Gelecekle ilgili sanatsal alanda plânladığınız ya da düşündüğünüz aktiviteleriniz var mı? İleriye dönük neler tasarlamakta Hürmüz Hanım?

            ARSLANTÜRK - Bir sürü şey yaptım. Sanatta çok daha ilerlemem şartlarım dahilinde olamazdı. Çünkü çocuklarımı ihmal edip, yaşam kuramazdım. Ben her şeyi dengede tutarak bu konuyu yaptım. Şimdi çok fazla çalışır mıyım bilemiyorum? Bakır zor tabi ama resim devam eder. Tabi ki ideallerim var. Her şey Allah'ımın takdirine kalmış...

50x70 cm Bakır Dövme ya da Rölyef Grek Lir Çalan Kız (Solda).
(Anadolu'da kazılarda çıkan bu eserin orijinali daha eğimlidir. Ama bakırda bu çalışmayı ancak
bu şekilde yapabildim.) Kadının kaslı ve göğüslerinin önden olan görüntüsü eserdeki gibi yansıtılmıştır.
Otantik bir güğüm çalışması - Aynı işlemlere tutulmuş olup, abajur altı olarak dizayn edilmiştir.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Bakır İşleme ve Dövme Arşivi

            MİSTEPE - Ünyeli genç sanatseverlere vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

            ARSLANTÜRK - Gençlere öğüdüm sizin istediğiniz gibi olmayabilir. Meselâ, benim büyük yavrum bir ara senaristlik okumayı isterdi. Kızım güzel şiir ve öykü yazardı. Ona, hukuk okuduktan sonra yaparsın demiştim. Küçük kızım Resim Lisesi'ni kazanmıştır, ben göndermemişimdir. Bir aileye bir kurban yeter dedim! O da Bilgisayar Mühendisi oldu. Şimdi Londra'da yaşıyor. Her iki kızım da master'larını yapmışlardır. Ama çok sanatı seviyorlarsa gençlere öğüdüm, çalışmaları ve kendilerini aşmaları şeklinde olabilir.

Gravür; kitap resmi anlamınadır.
Minyatür - Gravür arası farklardan biri de Gravür perspektif düşünülerek yapılır. Minyatürde bu kaygı bulunmaz.

Bu üç gravür de kâğıt üzerine yağlıboya çalışması olup, 20x35 cm ölçümünde yapılmış, mat camla çerçevelenmiştir.
Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

            MİSTEPE - Sanatçı kimliğinizle sizinle gurur duyduğumuzu söylemek isterim. Artık, bizim Ünyeli hemşehrimizsin. Benim tanıdığım o şirin küçük kız şimdi sanatıyla Ünye için de onur kaynağı oldu ve katkılarıyla Ünye Kültürü'ne damgasını eserleriyle vurmasını bildi. Söyleşimizin böylesine samimi bir ortamda nihayet bulması arzu edilir bir beklenti değil ama babanızla ilgili yaşam öyküsünde tekrar beraber olacağımız için gene de mütebessim ayrılıyorum yanınızdan.. her şey için müteşekkirim...

            ARSLANTÜRK - Büyük çaba ile kurmuş olduğunuz sitenizi hayranlıkla bir yıldır takip ediyordum. Benimle kurmuş olduğunuz diyalogdan da memnunum. Ayrıca sitenizde bir çok alana değinmiş olmanız da gurur verici. Bunların içine sanat ve sanatçıları da almış olmanız çok şık durmuş. Halletdik mü bilmiym! :)) Bu söyleşi ve tanıtımım için size çok teşekkür eder, sevgi ve saygılarımı size ve tüm Ünyeli hemşehrilerime sunarım.

Sanatçımızın Kızı Elif ile Damadı Bilgisayar Mühendisi Gökhan URGUN Çakırtepe'de.

Ressam - Bakır Rölyef Ustası Hürmüz ARSLANTÜRK Resim Arşivi

Hürmüz ARSLANTÜK ve Osman ÖZTUNCER'in Videolarını İzlemek İçin Tıklayınız :

https://www.facebook.com/photo.php?v=10150649858729150

https://www.facebook.com/photo.php?v=10150663575079150

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR