ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 14 Ocak 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

    .. ve işte HAYAT HİKÂYEM !!!
(Bu sayfa en son 14 Ocak 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

İlköğretim


Bu linklerden bazıları geçici olarak devre dışı bırakılmıştır; yeniden düzenleme yapılmaktadır.

            Ünye'de kış mevsiminin baharı müjdelediği 03 Mart 1956 Cumartesi günü Mistepe ailesinin üçüncü ve sülâlenin son erkek evlâdı olarak, bir mahalle ebesinin elinde Orta Mahalle, Orta Okul arkasındaki 28 kapı numaralı, Ermeniler'den kalma ahşap ve kârgir, iki katlı bahçeli evde Dünya'ya gelmişim. Annem, (dedemin adı Mahmut ile birlikte) Ufuk adını koyuvermiş.

            Balık Burcu'nda doğmuşum. Karakter özelliklerimde yansımaları tümüyle var diyebilirim. Bebekliğimin ilk aylarında yüz hatlarımın çirkin bir görünüm arz ettiğini söylerdi ebeveynlerim. Bu fıtrî özellik belki de yaşantımın ilk 25 senesinde kâinata bakış açımda, pesimist imajımın iyimser yönüme nazaran daha ağır basmasına neden olacaktı... Kim bilir !!!?

 

Doğduğum Ev ve Annem/Ünye

 

             Doğduğumda annem Seniha Mistepe (Külünk) 29, babam Hüseyin Mistepe ise 37 yaşlarındaydı. Her ikisi de benimle arkadaşlık yapabilecek dönemlerini çoktan geride bırakmışlardı.

Yıkılan Evimizin Yerindeki Bahçe/2001

 

             Bu eksikliği yıllar sonra kendi çocuklarımla olan cüz'i yaş farkı avantajını koruyarak, bilmeden telâfi etme şansına sahip olarak giderebilecektim.

 

Babam ve Ben

             Çok küçük yaşlara ait fotoğrafım olmayışına da hayli üzülüyorum doğrusu.

İlk Fotoğrafım - Çamlık/Ünye

             Aşağıda kolumun altındaki o oyuncak topun güzel bir hatırası da var bende. En yakın komşularımızdan rahmetli Cemal GÜVEN Amca beni sokakta görünce "kopuk" buraya gel derdi ve kalın kumaştan paltosunun arasına beni sarardı; öyle ki nefessiz kalırdım bazen.

             Birgün yine aynı şekilde palto operasyonu ile sevgi yumağında bir okşayış anı geçirirken fotoğraftaki en sevdiğim topum elimden düşüvermiş ve eski Ortaokul'un duvar dibindeki kanalizasyon boru hattının bir deliğinden içeri kaçıvermişti. Çok ağlamıştım ...! Fotoğrafta arka plânda Adire Teyzeler'in bahçe fraklısı ile Sıtkı KARABIYIK'ın evinin duvarı gözükmekte...

            İlkokula başlayıncaya kadar sarışın, dolgun ve sevimli bir sima kaplayıvermiş çehremi. 1962 yılında 180 sınıf numaralı öğrenci olarak Ünye Meçhul Asker İlkokulu I - A sınıfında öğrenime başlamış iken (Müdür Sami KÜLÜNK idi) kısa bir süre sonra okulun çok eski ve yıpranmış olması münasebetiyle İnönü İlkokulu'na taşındık. II - A sınıfı karnesini de 1964 yılında Meçhul Asker İlkokulu adına alarak, 470 numaralı öğrenciyken III - C sınıfında İnönü İlkokulu'nda öğrenimime devam ettim. Karnemde Diş Koruması notum üçüncü sınıfa kadar İYİ olarak görülmekteydi, o gün bu gündür bembeyaz dişlere hasret kaldım.

                İlkokul IV. sınıfta iken Ünye'deki evimizde sünnet oldum. En güzel oyuncağıma o zaman sahip olmuştum. Kuzenim Tamer KÜLÜNK sünnet paralarımla çarşıdan aldığı boyalı yeşil renk sacdan yapılmış ve çakmak taşın etkisiyle namlusundan ateş çıkaran oyuncak tank getirmişti. Bu arada Cumhuriyet Meydanı'ndaki Anafarta İlkokulu arkasındaki Şehir Hamamı'nda rahmetli küçük dayım Turhan KÜLÜNK benim banyo işimle yakından alâkadar olmuştu. Onun 52 AC 688 plâkalı Chevrolet marka taksisini de unutmam mümkün değildi. O taksi ile bizleri ailecek her yeni gelen kovboy filmlerine mutlaka götürürdü. Konak Sineması'nın localarından biri dile gelse de o günleri anlatıverse.  İşte o yıllarda futbolla ucundan kenarından ilgilenmeye başlamış ve kaleci Turgay ŞEREN'den etkilenerek Galatasaray taraftarı oluvermiştim.

            Küçüklüğümden beri dikbaşlı, geçimsiz ve inatçı biri olarak tanınırdım. Haksızlığa tahammül sınırım pek azdı ve bu uğurda gözüm kapalı, pervasızca mücadele verirdim kendimce. Öğretmenlerimin varlıklı ve mevki sahibi velilerin çocuklarına karşı tavizkâr ve ayrıcalıklı davranışlarını seyrederken çok içerlerdim. İster istemez tepki koyar, başarılarımın göz ardı edilmesine tahammül edemezdim. Bunun ilk acı meyvesini ilkokul V - B sınıfı I. Dönemi'nde "Büyüklerine Karşı Saygısı" toplumsal durum notundan 5 üzerinden 4 alarak tatmış ve II. Dönem bu notu 5'e çıkarmak suretiyle kısmen telâfi edebilmiştim.

 

Çamlık'ta Fıstık Çamları Yeni Büyümekte/Ünye

 

            

            Para kazanmayı çok severdim ve o yıllarda bahçemizden topladığım elma ve incirleri Ortaokul öğrencilerine cüzi bir parayla satardım. Bir kere de simit ve pasta satmayı denedim, ama pek başarılı olamadım, çoğu elimde kalmıştı, geri de veremedim ve o işe bir daha bulaşmadım. Ailecek sinemaya çok sık giderdik. Gündüzleri Cumartesi günleri çizgi romanlarına (Tommiks, Teksas, Ceylan, 1001 Roman, Zıpzıp, Teks, Tenten, Sipru, Tombraks, Kaptan Swing ve Zagor gibi) tanesi 5 - 10 kuruştan sinemada baktırır ve günde bazen 250 krş = 2.5 TL para kazandığım olurdu. Sinema 30 kuruştu. Henüz kâğıt 2.5 liralar tedavülden yeni kalkmıştı.

 

            Yazlık Paşabahçe Sineması'ndan gece dönüşte mutlaka uyur vaziyette olurdum ve ağlamayayım diye annem, babam ve ablalarım beni sırtlarında eve getirirlerdi. Bu yüzden bende hayli hakları olduğunu söyleyebilirim.:)))


Meyve ve Fındık Bahçemiz

 

            Ufak - tefek, çelimsiz ve mızmız bir çocuk olarak dünyaya gelişinin öfkesini daha küçücükken yaşamaya başlamıştı. Üzerine yönelen dikkatleri hiçbir zaman sevip, kabullenemediği fiziksel özelliklerinden uzaklaştırmak için (bilinçsizce) geliştirdiği öfkeli, suratsız, aksi tavırları, aslında son derece duyarlı, ince ve sevecen iç dünyasını korumak için oluşturduğu güçlü bir zırhtı.
                                                                                                        Şairler Şehri - Buket UZUNER, 2. Basım, Haziran/1994, 23. sh.

İlkokul Karne Notlarım (Ünye)

Dersi

I. Sınıf

II. Sınıf

III. Sınıf

IV. Sınıf

V. Sınıf

I. Dönem
II. Dönem
I. Dönem
II. Dönem
I. Dönem
II. Dönem
I. Dönem
II. Dönem
I. Dönem
II. Dönem
Beden Eğitimi İyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     Pekiyi Pekiyi
Din Bilgisi - - - - - -     Pekiyi Pekiyi

Diş Koruma

İyi İyi İyi İyi Pekiyi Pekiyi     - -
Fen ve Tabiat - - - - - -     Pekiyi Pekiyi

Hâl ve Gidiş

Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     - -

Hayat Bilgisi

İyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     - -

İntizam

Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     - -
Matematik Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi İyi Pekiyi     Pekiyi Pekiyi
Müzik İyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     Pekiyi Pekiyi
Resim - İş İyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi İyi Pekiyi     Pekiyi Pekiyi

Tarih Coğ. Yrt. Bl.

- - - - - -     - -

Temizlik

Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     - -

Toplum ve Ülke

- - - - - -     Pekiyi Pekiyi

Türkçe

İyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi Pekiyi     Pekiyi Pekiyi

Yazı

- - Pekiyi Pekiyi İyi Pekiyi     - -

 

             Müziğe karşı ilk merakım IV üncü sınıfta okulun trampet takımına girme girişimimle başladı. Ama elemelerde başarılı olamayarak takıma giremedim; bayramlara izci kıyafetiyle katılırdım. Bu yıllar karşı cinslere olan ilgimin de yavaş yavaş kıpırdanmaya başladığı günlerin arefesiydi.

 

KALPTE KARŞI CİNSE KARŞI İLK KIPIRDANMALAR
SEVGİ TOMURCUKLARI

            1964 yılında Ünye İnönü İlkokulu'nda III. sınıfa devam ediyordum. O yıllardaki anılarımı sınıf arkadaşım Rıdvan Tahmazoğlu 1985 yılında Vezirköprü'de bana hatırlatmış ve çocuksu bir gülümsemeyle o günlere uzanıvermiştik birlikte.

- «Ya Ufuk, daha küçükken bile zamparaydın be... Hatırlıyor musun? X. Y. mini eteğiyle sıranın üzerine çıkar seni deli etmek için elinden geleni yapardı. Eğer hızını alamazsa önlüğüne tebeşir tozuna bulanmış silgiyi fırlatır da sen utancından ne yapacağını bilemezdin. Hani öğretmenimizin kızı olmasaydı bilirdin yapacağını ya neyse hadi !..»

            Evet ilk kez karşı cinse karşı nefret duyguları taşımadan kalbimde ilk kıpırdanmaları tanımlayamadan hissetmeye başlamıştım. Güzel bir duyguydu bu. Meraklı, gülümseyen dişi bakışlara aynı içtenlikle bakabilmek ya da bakmaya çalışmak. Ama kahretsin ki yüzüm bu heyecanı ele verir, sarışın simamı bir kızartı sarar ve uzun süre bakamaz olurdum. Bu satırları yazarken bile kızardığımı hissediyorum.

            Annesi sınıf öğretmenimizdi; çok disiplinli olduğundan başımızı dahi çevirmeye korkardık sıramızda otururken. Ama yan sırada oturan arkadaşıma bakmam gerektiğine dair bir içgüdüsel dürtü ile başımı çevirdiğimde haşarı ve cazibeli bir çocuğun gülümseyişini kucaklamanın verdiği yeni lezzeti doyasıya tatmak istiyordum. Bu yeni heyecan derslerimi de etkilemişti. Çalışırken yüzünü hayal etmek için durur ve düşünmeye dalardım iç dünyamın, çocuksu ve bilinmezlik girdabının derinliklerinde...

            Nedense her ikimiz de bir fırsatını kollar yan yana gelmeye çalışırdık. Küçücük bacaklarının tenime değdiğini hissetmek derin bir haz verirdi bana, ama ne olduğunu anlayamaz ve tanımlanamayan bir lezzeti bir daha, bir daha tadabilmek için yine bahaneler icat eder ve birlikteliğimizi küçücük dünyamıza daha çok sığdırmaya çalışırdık.

            Farkına varmadan el ele tutuştuğumuz anların da daha uzadığını fark edemez hale gelmiştik. Artık söz vermiştik ayrılmamaya, bu minicik elleri bırakmamacasına tutarken... Karnelerimizi almıştık ve tatil başlıyordu. Vedalaştık okulumuzun duvarına yaslanmışken sessizce. Önümüzdeki yeni yılda buluşma dileğiyle gözlerimiz öpüşüverdi hayallerin gizeminde... Artık ellerimiz o sıcaklığı duyamıyordu. Tatilin bitmesini iple çekiyordum.

            Ders yılı başladı ve koşar adım okula geldim, parke yollardan sekerek. X. Y.'yi gözlerim aradı, ama heyhat hiçbir yerde göremiyordum onu. Öğrenciler sıraya giriverdi ve bizim sınıfa yeni bir öğretmen, Leman KORKMAZ Hanım atanmıştı. İlk aşkım annesinin tayin olmasıyla birlikte bir daha görüşmemek üzere kendi yaşamına doğru yol almıştı... Bense kanadı kırık, buruk dünyamda ilk ayrılığın acımsı tadına alışmaya çalışıyor, yalnızlığın apayrı lezzeti içerisinde boğulur gibi oluyordum ... Minik kuşum özgürlüğüne uçuvermişti (!)...
 

                İlkokul dördüncü sınıfta damgalı pul koleksiyonuna başlamıştım. 1967 yılında Gemerek'te postahaneye giderek damgasız pul abonesi oldum ve o gün bu gündür aboneliğim 2001 yılına kadar devam etti. İlâve olarak da kâğıt ve madenî para koleksiyonculuğunu da daha sonra hobilerim arasına katıverdim. Malî nedenlerle Şubat/2001'de pul abonmanlığımı sona erdirdim (Çocuklarım bu merakımın devamı hususunda gereken ihtimamı gösterecek bir imaj bırakmamışlardı bende).

                   

 

REKABET DUYGUSU

            İlkokul IV. Sınıf'a buruk bir başlangıç yapmıştım. X.Y. yoktu artık.. Sıramda otururken kimler haşarı kız çocuğun uçarılıklarını bana getirebilirdi ki...? İnönü İlkokulu Kadem Kokmaz Bey'in idaresinde 1965 yılında Deneme İlkokulu olmuştu. Pilot bölgede eğitim noktası seçilmişti sınıfımız. Benim tahsil hayatımda bu günlerin kalıcı etkisi olacağını vurgulamalıyım. İlk kez sıra düzenleri grup çalışmaları yapmaya müsait olarak oluşturulmuş ve sınıfımız 7 çalışma grubuna bölünmüştü. Türkiye gerçeğinde sonraları doğal hale gelen At Yarışı başlamıştı.

            Leman Korkmaz Hanımefendi'nin tecrübî eğitimi ben ve arkadaşlarımı geleceğe güvenle hazırlıyordu. Dersleri artık öğretmenimiz değil bizler grup halinde hazırlanarak anlatıyorduk. Diğer gruplar da hazırlıklı gelip bizlere soru soruyorlardı. Türk Millî Eğitim Sistemi'nde gerçekten bir devrim yapılmıştı ve bizler ilk devrimci gençlerdik. İlkokuldaydık ama, ablalarımın ortaokul ve lise kitaplarından çalışıyor ve o zaman Hayat Ansiklopedisi ile de takviye yapıyorduk. Bu ansiklopediyi ancak varlıklı aile çocukları alabiliyorlardı. Kaynak kitap bulmak da hayli güçtü doğrusu.

            Aylar içerisinde sınıfın başarı durumu yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Göze çarpan üç isim vardı şimdiden. İlhan Tezcan, Ümit Malkoç, M.Ufuk Mistepe. İlhan'ın babası Hâkim, annesi okulumuzda öğretmendi. Kız arkadaşım Ümit'in de babası Hâkim'di ve bu avantajlarını ailelerin rekabet ortamında iyi kullandıklarını söylersem haksızlık etmiş olmayacağım kanaatindeyim. Öğrenci velim olan annem terziydi; ev işleri ve mesleği münasebetiyle okulla yakından ilgilenemiyordu. Babam çömlekçilik mesleğiyle haşır neşir olduğundan, onun da benim ve okulla yakın teması hemen hemen imkânsızdı diyebilirim.

            Bu yıllarda kıskançlık ve imrenme duygularım şekillenmeye ve anlam kazanmaya başladı bende. Arkadaşlarımla çok iyi bir ekip oluşturmuştuk. İlhan, Ümit ve ben ayrı grupların sözcüsü olmuştuk. Yıllarca sürecek tatlı bir rekabet başlamıştı doğal olarak. Bu duyguyu birliktelik içerisinde taşıyabilmek önemliydi ve Lise son sınıfı bitirinceye kadar taşıyabildiğimiz inancındayım. Çünkü aramıza hiçbir menfiliğin girmesine müsaade etmedik. Rekabeti müsabakaya çevirmedik, spor anlayışı içerisinde arkadaşça yarıştık ve sanırım üçümüz de ipi göğüsledik...!

            İlhan Ünye Lisesi birincisi kontenjanından Tıp Fakültesi'ni, Ümit Lise ikincisi kontenjanından o da Tıp Fakültesi'ni, ben de Lise üçüncüsü olarak, ama kontenjandan istifade edemeyerek Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü FKB Bölümü'nü kazandık. Bir yıl sonra Enstitü ikinci sınıftan KTÜ Orman Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'ne yatay geçiş yapıverdim.


Prof. Dr. İlhan TEZCAN
H.Ü. Pediatri İmmünoloji Bölümü/Ankara

            Ümit esmer tenli, güzel bir fiziğe sahip, seviyeli, neş'e dolu bir insandı. Çalışkan öğrenciler  arasında kompleksini yenebilmiş nadide arkadaşlarımdan biridir. Ona karşı farklı yıllarda değişik duygular besledim. Ama çok ilginçtir, bu duygusallığıma dair en ufak bir cümle ile olsun ona açılmam mümkün olmadı. Bu her halde ona karşı duymuş olduğum sonsuz güven ve arkadaşlığımızın saygısındandı. Onun da benim hakkımda neler düşündüğünü bilmek isterdim.

            Sadece ilkokul IV ve V. sınıflarda birlikte aynı sınıflarda eğitim görebildik. Ondan sonra değişik ilçe orta okullarına giden ben oldum ve Ortaokul II ile Lise yıllarında aynı okulun farklı sınıflarında birlikteliğimiz ve rekabetimiz düzeyli olarak yine devam etti.

            Ümit'te insanı ısıtan bir yakınlık duygusu vardı. Arkadaşlığı itici değildi. Her imtihanın neticesini sabırla bekler ve notlarımızı karşılaştırırdık gizliden ve ilgileniyor görünmeden. İlkokul V. sınıf karnem her iki dönemde tüm derslerden Pekiyi idi. Tahminen IV. Sınıf'ta da öyleydi, ama o zamana ait karnemi bulamıyorum. Kaybettim her halde. Ortaokul I. Sınıf'ı Sivas'ın Gemerek İlçesi'nde bitirdikten sonra II. sınıfta yeniden Ünye Ortaokulu'nun farklı sınıflarında bir araya geldik. İlhan benimle aynı sınıftaydı ve benden daha başarılıydı.

Askerlik Şubesi Arkasında Görülen Okla İşaretli Bina İnönü İlkokulu
(Her iki bina da bilinçsizce mimarî katliamın kurbanı olmuştur.)

            Ümit'e karşı daha seviyeli ve uzaktan ilişki halindeydim. Bir araya gelebilmek için muhtelif bahaneler uydurur ve her zaman bir şeyler eksik kaldığını hissederek kısa keserdik konuşmaları. Bu ilişkinin adı konulamadı ve halen koyamıyorum. Ama böylesi bir rekabetin duygusallığını bana halâ yaşatıyor olduğu için kendisine müteşekkirim.

            Ortaokul III. Sınıf'ı da Tokat'ın Zile İlçesi'nde okudum. Liseyi ise Ünye'de her üç arkadaşımız farklı sınıflarda aynı rekabet ve arkadaşlık düzeyi içerisinde tamamladık. Aldığımız temel eğitimin sağlamlığı bizi sona kadar başarıyla taşımıştı. Sınıfımızdaki diğer arkadaşlar da bizlerden aşağı kalır değillerdi doğrusu. Hepsinin ayrı bir mücevher olduklarını burada zikretmeliyim.

            İlhan'la olan rekabetimiz kıskançlıktan öte imrenmeyi çağrıştıran özlemdi. Daima benden bir adım önde oldu ve tabii bu başarısını azimli çalışma ve gayretine borçluydu. Ümit'le olan rekabet duygumuzda hem arkadaşlık, hem dostluk, hem imrenme ve belki de adı konulmamış bir gizli aşkı yaşamıştım. Ama bunu kelimeler hiç dile getiremedi, sanki bu aşk hiç yaşanmadı dünyada. Saygınlığında gizemli yerini korudu..


Bu linklerden bazıları geçici olarak devre dışı bırakılmıştır; yeniden düzenleme yapılmaktadır.

 

YAZDIR

Web Siteler Ana Sayfasına   

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !