ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 21 Mart 2009 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE KALESİ'NE
IŞIK'LA YOLCULUK...

Röportaj : Hacer COŞKUN
Şirin Ünye ve Ünye Kent Gazeteleri ve Web Siteleri
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü


İrfan IŞIK ve Hacer COŞKUN'un Medyatik Yaşamlarından İki Ayrı Görüntü.

ÜNYE KALESİ'NE
IŞIK'LA YOLCULUK...
http://www.unyekent.com/roportaj/10/unye-kalesine-isikla-yolculuk
29 Aralık 2008 Pazartesi 20:29

            Ünye’mizin yaşayan en canlı en aktif ve en eski Tarih Araştırmacısı Emekli Öğretmen - Yazar İrfan IŞIK’la uzunca bir süredir röportaj yapma fırsatı kolluyordum. Öyle ya Ünye’de tarihin gizemli yolculuğundan günümüze uzanmış kale ile ilgili en yetkin en yeni en doğru bilgiler olsa olsa Ünye Tarihi’ne mal olmuş Araştırmacı Tarihçimiz İrfan IŞIK’tan başkasında bulunamaz, olamazdı. Ben de Ünye Kalesi’ne ilişkin her geçen gün yeni bir bilginin ortaya çıktığı tarihine ilişkin, İrfan IŞIK Hoca’mın engin bilgileriyle ışık tutarak kaleye doğru yolculuğa birlikte çıktık.

            Bu bilgileri tarihin kaydına geçirmeli, geleceğe mal etmeliydim. Sağolsun, İrfan Hocamız kırmadı, kabul etti röportaj teklifimi. Ben de sordum kendisine Ünye Kalesi’ni...

Ünye Uluslararası Festivali ÜGG Orta Çarşı Etkinlikleri

            - Sizi tanıyabilir miyiz?

            1931 senesinin 18 Nisan günü annemin 9., ama yaşayan 6. ve tek erkek çocuğu olarak doğmuşum. 18 Nisan bir başka takvimde, Abrul’un 5’i oluyor. Sayılı günlerden biri… Yılların deneyimiyle netameli bir gün olarak ünlenmiş. Ayandon Fırtınası, Kocakarı Fırtınası, cemre günlerinde yaşanan fırtınalar gibi fırtınalı ve soğuk bir gün. Doğumum, o günün sabahı ile öğle vakti arasındaki bir saate rastlıyor. Yerde beş parmak kalınlığında kar örtüsü vardı. Giderek de yığıntı artmakta. Kar, öylesine yoğun yağıyor. Bu sırada ben çığlıklar atarak hayata başlıyorum. Ebe anam kimliğimi görür görmez,

            - Gız Hacileee!... diye bağırıyor anama. Gözün aydın Hacileee!... Hasretle beklediğin oğlan geldi.

            Rahmetli sevgili anam, doğum acılarını ve henüz içinden dökülmemiş olan parçalarımı hiçe sayarak fırlıyor doğum yatağından.

            - Verin uşağımı banaa.. Soğuk öldürür onu,  diyor Abrul 5’inin fırtınasına lânetler yağdırarak.

            İşte böyle bir değerle geldim dünyaya. Ama o ölçüsüz değer, ailemin içinde kaldı hep. Sonra büyüdüm, okudum, öğretmen oldum. Sadece Ünye’de çalışmak için çaba gösterdim atanmalarımda. Atamalarımı yapan makamlar da saygı duydu isteklerime. 35 yıllık hizmet süremin 4 yılı dışarıda, gerisi hep Ünye’de geçti başarıyla. Hep sevgi ve saygı gördüm hemşehrilerimden. Öğrencilerimden…


http://www.unyekent.com/roportaj/10/unye-kalesine-isikla-yolculuk

            - Tarihe merakınız nasıl başladı?

            İlgi alanım içinde bana en yakın bilim dalı arkeoloji ve tarih oldu. Yıllardır ülkemizi karış, karış gezdim. Ne mutlu ki tarihi kalıntısı bu denli bol tek ülke, bizim ülkemiz. Anadolu’da 15 bin adet eski yerleşim yeri olduğu saptanmış. Tarihe düşülmüş kayıtlardan sayılarak. Ne yazık! Bu sayıdaki ören yerinin ancak yüzde 1’i kazılabilmiş. Binlercesinin nerede olduğu bile bilinmiyor. Batı Anadolu, ülkemizin en şanslı yöresi… Örenler gün ışığında olduğu için, kimileri kazılmış, halâ da kazılıyorlar. Ama o yörede dahi, gün ışığında olanların bile pek çoğuna halâ kazma vurulmuş değil.

            Anadolu bir tarih ve arkeoloji hazinesi… Ve onun sahibi biziz. Bu hazine bir bir kazılsa, sakladığı bilgi insanlığa kazandırılsa, tarih kim bilir nasıl değişir, nasıl zenginleşir? Uğradığım her örenden saatlerce ayrılamıyorum. Tarihin içinde kaybolmuş o insanların oyup bezediği, kurup bina yaptığı, sonra da çeşitli nedenlerle yıkılıp atıldığı köşelerdeki mezbele yığınları arasına gömülmüş, yitmek üzere olan taşlara takılıyor gözlerim. Hayranlıkla bakıyorum onlara. Nasıl bir övünç, nasıl bir hünerle yontulup, hazırlanmışlar? Bin bir emekle yontulup, şekillendirilmiş bu on binlerce gururlu taş, üstünde bulundukları binalarda kim bilir nasıl bir görkemle duruyorlardı?

Ağaç ve Bitki Örtüsüyle Kaplı Ünye Kalesi ve Tepede Şato Canlandırması (Rotti).

http://unyezile.com/chateau.htm

            Arkeologların ayağa kaldırdığı bir duvar, bir yarım bina, onların tamamının ne derecede göz alıcı binalar olduklarını kanıtlıyorlar. Bu binalarda, bu göz alıcı kentlerde yaşayan insanlar, onların acıları, mutlulukları nasıl bir şeydi acaba? Her ören yerinde kendimi onlardan biri olarak görüyor, büyüleniyorum. İşte merak ve ilginin dürtüleri…

            - Gözlemlerinizi, incelemelerinizi yazarak kayda alma ihtiyacınızı tetikleyen ne oldu?

            Arkeolojik gezilerimi, sadece kendi egomu tatmin için yaptım uzun yıllar. Özel sohbetlerimde gördüklerimi anlatışım arkadaşlarımı etkilemiş olmalı ki onları sadece kendim için değil, yazarak toplumumuza da mal etmemi istediler. Bildiğiniz gibi 2 yıldır önce Ünye’nin son 80 yıllık gelişimini anlatmak üzere yazmaya başladım ve yazdım. Bir olanak bulup kitap haline getirilirse, son kuşak Ünyeliler'in hiç bilmediği eski Ünye yaşatılmış olur. Tabi bu anlatımların devamı da gelecek.

Solda : Ünye Kalesi - Sathi arzdan 25 metro yükseklikte oyulmuş bir oda kapısı.
Kapının her iki tarafında Azize resimleri vardır. Sağda : Kalenin üst tarafında beş metro
irtifadaki  kapı harabesi önünde Fotoğrafçı Ahmet Hüseyin (ŞEN) ve kitabın müellifi M. Bahattin Bey .

Gönderen : Yüksel ŞEN - Osman DOĞAN / Resimli Ünye Rehberi 1930.

            - Bu ilginizden dolayı mı Ünye Kalesi’ni araştırdınız?

            Ören yerlerini böylesine bir tutkuyla gören insan, burnunun dibindeki sapasağlam bir tarihle nasıl ilgilenmez? Daha ilkokuldayken kalemizi ziyarete başlamıştım. Arkeolojiye duyduğum ilgi arttıkça, kalemizi anlatan tüm araştırma ve bilgileri derledim. Araştırmalarımın tümü, onu en erken Pontuslulara tarihliyordu. Ya da daha yakın tarihlere. Bir gün, bir yıl önce yeni bir doktora tezi geçti elime. Tez, son Pontus Kralı 6. Mitridates’i araştırmıştı. O cihangir kral, Karadeniz sahillerinde, Kelkit Vâdisi’nde, Anadolu’nun iç Karadeniz Bölgesi’nin stratejik tepelerinde 150 adet müstahkem kale yaptırmıştı. Bir prototip kaleyi örnek alarak.

            Orta Çağ derebeylerinin yaptırdığı şatoların aksine, su kenarlarında, ulaşılması zor tepelerdeydi bu kaleler ve benim silik bir bilgim vardı Ünye Kalesi hakkında. İki dehlizli kalemizde bir “Potern” mevcutmuş zamanında. 18 merdivenle ana kayanın içinden aşağıya inip, ilk kale surunun dışına çıkan. Kaçış ya da muhasara güçlerine ani bir saldırı için yapılmış bir tünel.

İrfan IŞIK Hocamız Ünye Sevdalıları ve Siyasîlerle Birlikte.

Ünye Uluslararası Festivali Orta Çarşı Etkinlikleri.

            Bu, dehlizlerin sadece su temini için açıldığını, dolayısıyla da dışarıya çıkma yolu olmadığını kanıtlıyordu. Hem de binlerce yıldır dehlizlerden denize ulaşan tünel söylencesini yalanlıyordu. Eğer, poternin izine bir yerde rastlanırsa, kalenin yapım tarihi M.Ö. 300 yılından 1100 yıl daha geriye giderek, Hititler’e uzanacak. Ve kalemizin yaşı 3400 yıl olarak tarihlenecek. Ve dahası 6. Mitridates’in, kalelerini Ünye Kalesi örnek alınarak yapıldığı kanıtlanacak. Çünkü tarihte Hititler’den başka hiçbir ulus, potern kullanmamıştır. Potern, Hititler’in hayran olunası bir mühendislik başarısıdır. 3400 yıldır yaşayan ve halâ sapasağlam duran potern, Çorum yakınlarındaki Hitit Başkenti Hattuşa’dadır.

            - Peki Ünye Kalesi’nin bilinen tarihi neydi?

            Bu bilgiyi, kendi araştırmalarımla geçtiğimiz yıl yaz aylarında bir yazı ile Şirin Ünye Gazetesi’nde yayımlamıştık. Yeni bulguları ekleyerek 26 Kasım 2008 Çarşamba günü yeni araştırma ve bulguları ekleyerek yayımladık. Bu zamana kadar yapılan araştırmalar ve varılan sonuçlara göre, kalenin bilinen tarihi en eski 2300 yıl önceye götürülüyor. Oysa kalenin Hitit yapısı olduğu ispatlanırsa, bu tarih 1100 yıl daha geriye götürülecek ve kalenin 3400 yaşında olduğu ortaya çıkacak.


Kaynak : Racih TOKAÇ - "Ünye'de Güz Sahilleri" Slaytından Alınmıştır.

            Ünye Kalesi, ilk araştırmamızda püskürük volkan konisi üzerine kurulmuştur şeklinde anlatılmıştı. Oysa, son restorasyon sırasında gözlemci arkeologla yaptığımız incelemede, kalenin kurulduğu çekirdek kaya kütlesinin püskürük olmadığı, tortul külte (kalker) kaya çekirdeği olduğunu saptadık. Bunun gibi bulgular Ünye Kalesi’nin tarihine ilişkin yeni bilgilerin gün ışığına çıkacağının işaretçisi…

            - Ünye Kalesi’nde yapılan son restorasyon çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

            Kalemizde önce 2006 yılında, son olarak da bu yıl bir temizlik ve dış sur restorasyonu yapıldı. Çalışma sürerken iki kez ziyâret ettim kaleyi. İkisinde de gazetemizin yöneticileri ve köşe yazarlarıyla bir heyet oluşturarak; Şirin Ünye Gazetesi birkaç sayısında, temizlik ve restorasyonun özensiz yapıldığını, bulunan kaya mezarlarındaki kemiklerin çöpmüşçesine yok edildiklerini haber yapmıştı.

Ünye Kalesi Surlarından Kaya Mezarının Görünümü - Kalede Ortaya Çıkan Mezarlar ve İskeletler.

Soldaki Fotoğraf : Ressam Üzeyir KOYUN - Sağdaki Foto : Şirin Ünye Gazetesi Fotoğraf Arşivi.

            Onun için hem taşeron hem de nezaretçi arkeolog bize karşı tepkiliydiler galiba? Kalenin yakınına bile sokmak istemediler bizi. Ama kararlı tutumumuz karşısında direnemediler. Kale kapısını restore ediyorlardı. Bizi birinci plâtforma aldılar ancak. Taşeron bilgi vermeye başladı. Yaptığı işin, kale içindeki molozun ve bitki örtüsünün kaldırılması olduğunu söyledi. Moloz altında kalan kaya mezarlarını ortaya çıkardıklarını, bunların hazine arayıcılar tarafından çok önceleri tahrip edilmiş olduklarını söyledi. İskelet kalıntılarına saygısızlık etmediklerini iddia etti. Ve en sonunda da üstünde bulunduğumuz birinci plâtforma biriken molozun kaldırılıp, atıldıktan sonra kalenin çekirdek ana kayasını yıkayacağını söyledi.

            Ne kadar sevinmiştim bunu duyunca!

            Bu arada, yanımızda hiçbir işlevi yokmuş gibi duran Ordu Müzesi’nin gözlemci arkeoloğuna, “Burada bir poternin varlığı hakkında bilgim olduğunu söyledim. İzleri silinmiş olan bu poternin varlığını kanıtlarsanız, adınız arkeoloji tarihine geçer. Kalenin, Hitit yapısı olduğunu belgelemiş olursunuz” dedim.

Hattuşa surlarının altında bir potern.

http://hattusa.tripod.com/page22_tr.htm

            Umursamazca : Yaptığımız iş, arkeolojik kazı değil, dedi.

            Restore ekibi işini bitirdikten sonra kaleye tekrar gittiğimde, abidevî kalemizin eskisinden de kötü duruma getirildiğini, molozun tamamının olduğu gibi durduğunu, zirveye çıkan patikanın moloz kaldırma adına yok edildiğini, kaya mezarlarının bile doğru dürüst temizlenmediğini gördüm. Üzüntü içindeyim.

Kale Surları ve Kaya Mezarı'nın Ağaçların Seyreltilmesinden Sonraki Görünümü

Hizmet Gazetesi'nin 14-12-2005 tarihli nüshasında yayımlandı.

            Bize anlatıldığı kadarıyla kalenin molozu kaldırılacak, yıkanacak, kalenin 4 plâtformundaki yapı kalıntıları belirlenecek, kale ışıklandırılacak, tarihî değeriyle turizme sunulacaktı. Bunların hiç birisi yapılmadığı gibi, molozlar da bir araya yığıldığından eskiden daha kötü bir görünüme döndürüldü. Sadece, birinci sur duvarları restore edildi ve düzeltildi. Restorasyondan kazancımız bununla, kaya mezarlarının meydana çıkarılmış olması.

            - Tarih, geleceğin aynasıdır. Tarihe ve dolayısıyla geleceğimize sahip çıkmak adına neler yapmalı ve tarihimizi nasıl korumalıyız?

            Tarihi ortaya çıkaracak tek şey, başarılı bir restorasyondur. Öncelikle kale tarihinin netleştirilmesi gerekiyor. Bu yapıldıktan sonra Anadolu tarihi zenginleşmiş olur. Şimdiye kadar duyarsız kalan yöre halkı, böylesine muhteşem bir tarih kalıntısına sahip oldukları için gururla ve duyarlılıkla tarihlerine sahip çıkar ve Kale’yi korurlarsa tarihlerine sahip çıkmış olurlar.

Restore Edilen Ünye Kalesi Ziyârete Açıldı

Kaleye Osmanlılar'ın Eklediği Giriş Kapısı

            Sadece yöre halkının değil, ülke ve dünya turizminin de bu tarih kalıntısından faydalanması için yayınlar ve tanıtım yapılmalıdır. Tarihleri 200 yılı geçmeyen Amerika Kıtası’ndaki uygar ülkeler, Aztekler, Olmekler, Mayalar gibi eski uygarlıkların kaybolmuş kalıntılarını öylesine güçlü bir tanıtımla turizme arz ediyorlar ki hayran olmamak elde değil.

         
Restore Edilen ve Temizlenen Ünye Kalesi ve Kaya Mezarı

            - Tarihî değerleri incelemeleriniz sırasında yaşadığınız ilginç bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

            Efesus Harabeleri’ni pek çok kez ziyâret ettim. Bunlardan birinde yanımda eşimin kız kardeşiyle, onun eşi de vardı. Sabahın çok erken saatlerinde Efes’in giriş kapısına geldik. Bekçi uyuyordu. Adamı uyandırdım. Efes’i ziyâret edeceğimizi söyledim. Giriş saatinden önce sizi almam mümkün değil, dedi. Neden mümkün olmadığını sordum. Size bilet kesilecek. Biletçi henüz gelmedi, dedi. Sana, dedim, 3 adet rehin bırakayım. Sadece benim Efes’e girmeme izin ver. Adam şaşarak, o rehinler nedir? Dedi. Bacanağımı, eşini ve kendi eşimi göstererek, işte bunlar dedim. Bunlar senin yanında otururlar, biletçi gelince 4 adet bilet alırlar, bunları o zaman salarsın. Ama şimdi beni bırak. Adam uyku mahmurluğuyla, peki öyleyse sen git, dedi.

            Bu hayatımın fırsatı oldu. Önümde bomboş bir Efes ve onun mermer yolunda yalnız ben vardım. Efes’in zengin evleri, yamacı ve kanalizasyon alt yapısına girmenin yasak olduğunu daha önceden biliyordum. Şimdi beni engelleyecek hiç bir şey olmadığına göre, oraya rahatlıkla girebilirdim. Önce, yamaç evlerine gittim. Yeni ayağa kaldırılıyordu evler. Kana, kana gezdim.

Ünye Kalesi'nin Kuzeybatı İstikametinden Bir İnsan Silûeti Gibi Görünen Cephesi

            Sonra da kanalizasyona girdim. Sonradan orayı ışıklandırmak için mermer yola delikler açılmıştı. Sabah karanlığı içinde önümü görmeden yürümeye başladım. Adamlar binlerce yıl önce boyum kadar yüksek ve geniş açtıkları ana kanalizasyona, pişmiş topraktan yaptıkları künklerle Efes sokaklarının atık suyunu bu ana kanala bağlamışlardı. Hayret ve hayranlıkla kibrit ışığında onları ne kadar uzun incelemiş ve seyretmişsem, bilmiyorum artık kanalizasyondan çıkmaya karar verdim. Giriş yerime geri döndüm, yukarıdan çok çeşitli dilde konuşan insanların Efes’e girdiklerini anladım ve artık çıkmaya karar verdim. Elimdeki beyaz şapkamı başıma örter durumda dışarıya çıkmaya hazırlanırken, deliğin üstünde başımı gören kalabalık herhalde beni zombi sanmış olacak ki çığlıklar atarak panik içinde kaçışmaya başladılar. Düşenler, düşenlerin üstüne basanlar, bana başka bir yaratığa bakar gibi bakan gözler arasında ben şaşkın dışarı çıktım ve mermer yolda yürümeye başladım. Niyetim bizimkileri bulmaktı. Normal bir adam olduğumu gördükleri halde, çevremdeki insanların halâ benden kaçışmalarını hiç unutamıyorum.

Ünye Kalesi'nde Kaya Mezarı'nın Muhtelif Görüntüleri
    

            - Ünye Kalesi’nin tarihine ışık tutacak olan bu önemli bilgileri bizlerle paylaştığı için İrfan Hocamıza teşekkür ediyorum. Bilinen, görülen, yaşanılan, öğrenilen her bilgi kayıt altına alınmalı ki; zamanın silinen sayfalarında yok olmasın ve gelecek nesillere aktarılsın. İrfan Hocamızın da belirttiği gibi poternin izi ispatlanırsa, kalemizin tarihi M.Ö. 300 yılından 1100 yıl daha geriye giderek, Hititler’e uzanacak. Ve kalemizin yaşı 3400 yıl olarak tarihlenecek. Ve dahası 6. Mithridates’in kalelerinin Ünye Kalesi örnek alınarak yapıldığı kanıtlanacak…

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR