ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 25 Kasım 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE
AYAKLANMASI

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)

Zile Ayaklanması'nda Âsilerin Yaktığı Bu Kısım Bugün Yeni Baştan Yapılmıştır.
Eğer bu isyan olmasaydı Zile belki de Türkiye'nin en avantajlı Başkent adayı olacaktı.

Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat Basımevi/1936, 159 sh.

Âsiler çekilirken Zile'de büyük bir yangın olur
ve
şehrin üçte ikisi tamamen yanar.
Zile isyanı olarak bilinen olaylar aslında Zile dışında
gelişen isyan hareketleridir.
Zile'nin ele geçirilmesi
söz konusu olup, hareket yanlışlıkla
Zile halkına maledilmiştir.

Vaktiyle Zileliler İstiklâl Harbi'nde Şanlı Ordumuza Zile Adlı Savaş Uçağını Hediye Ederek Ellerini Taşın Altına Böyle Sokmuşlardı.
 

M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi (Solda) ve Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi (Sağda)

ZİLE AYAKLANMASI
http://www.ataturk.net/mmuc/ayaklanma.html
Bütün hakları saklıdır © 2000 - FORSNET

            Kurtuluş Savaşı sırasında, Tokat ve Zile yöresinde patlak veren ayaklanmadır. (Mayıs - Haziran 1920) Yozgat ve Yıldızeli ayaklanmalarından ve Damat Ferid Paşa'nın desteğinden cesaret alan Zileli Dava Vekili Ali Bey, görevden alınan eski Nahiye  Müdürü Naci Bey ve İhsan Bey, 30 kadar atlıyla Zile köylerini dolaşarak propaganda yapmaya başladılar.

İane-i (iyilik) hamiyetten ahali ile müceddeden inşa edilmekte olan
Nasuh Paşa Câmîi Şerifi Ameliyatından. Zile – 1909

http://www.zile.gen.tr Zile Müftüsü Hamdi Efendi (Sağdan 4.)

            Bu olayın haber alınması üzerine, Ankara Hükûmeti 3 Haziran 1920'de Zile'ye Süvari Binbaşı Hilmi Bey komutasında bir birlik gönderdi. Bu arada eylemlerine son verenlerin de bağışlanacakları duyuruldu. Postacı Nazım adında biri Ankara'ya haber göndererek, TBMM Hükûmeti'ni tanımadığını bildirdi. Ardından 400 kişilik bir kuvvetle 6 Haziran'da Zile'ye saldırdı.

Hilmi Bey Yaveri İle.

Kemal Türker'in Arşivinden.

            Olayların büyümesi üzerine Ankara Hükûmeti, Tokat'taki 5. Tümen'i de Zile'ye gönderdi. Ama Cemil Cahit Bey'in komuta ettiği tümen, Zile eşrafının önemli bir bölümünün de ayaklanmacılara katıldığını ve kentteki jandarma birliklerinin Postacı Nazım'a teslim olduklarını öğrenince kente düzenlemeyi plânladıkları saldırıdan vazgeçtiler. Zile'ye Sivas, Erzurum'dan yeni birlikler gönderildi. Ayaklanma takviye edilmiş 5.  Tümen'in yoğun çatışmalardan sonra 12 Haziran 1920'de Zile'ye girmesiyle bastırıldı.

Kemalettin ŞENDOĞDU'nun Verdiği Cam Negatif - 11.12.1939 (Foto Sami)

YENİHAN, YOZGAT VE BOĞAZLIYAN İSYANLARI
COMESFROM Kemalist Web Sitesi

http://www.kemalist.org/html/sections.php?op=printpage&artid=166

            Efendiler, memleketin Kuzeybatı bölgesinde âsilerle uğraşırken, memleketin ortasında Yenihan, Yozgat ve Boğazlıyan dolaylarında da isyan başlıyor. Bu isyan hareketleri de hatırlanmaya değer.

            14 Mayıs 1920 tarihinde Postacı Nazım ve Çerkez Kara Mustafa adında birtakım adamlar, otuz kırk kişi ile Yenihan'a bağlı Kaman Köyü'nde isyan ettiler. Bu hareket gittikçe artan bir şiddetle genişledi. Âsiler, 27/28 Mayıs I920 gecesi Çamlıbel'de bulunan bir müfrezemizi basarak esir ettiler.

            28 Mayıs 1920'de diğer bir kısım âsiler de Tokat yakınında yürüyüş halinde bulunan bir taburumuza hücum ederek dağıttılar ve bir kısmını esir ettiler. Cür'etlerini artıran âsiler, 6/7 Haziran 1920 gecesi Zile'yi işgal ettiler.

            Oralardaki askerlerimiz Zile Kalesi'ne çekilerek kendilerini savundular. Askerin erzak ve cephanesi tükendikten üç gün sonra âsilere teslim oldular. Âsiler 23/24 Haziran 1920'de de Boğazlıyan'a baskın yaptılar. Orada bulunan bir müfrezemizi dağıttılar. Amasya'da bulunan Cemil Cahit Bey'in komutasındaki 5'inci Kafkas Tümeni, âsiler aleyhine harekete geçirildi.

            Antep bölgesinde bulunan Kılıç Ali Bey de, bir millî müfreze ile bu bölgeye gönderildi. Erzurum'dan Ankara'ya gelmekte olan bir Erzurum Millî Müfrezesi de, o bölgede bırakıldı. 1920 yılı Temmuz'unun ortalarına kadar, bu âsilerin takip ve tepelenmeleriyle uğraşıldı.

Şehir Suyu Mecrası (Su Akan Yer, Kanal) Ameliyatından (Zile – 1909)

http://www.zile.gen.tr

Orta Anadolu çocuklarının cehalet ve temiz duygularını istismar ederek onları vatanın kurtuluşuna karşı ayaklanmalara kadar sürükleyen fesatçı satılmış hainler ile bu şekilde uğraşılırken Batı Anadolu'da Milne hattında bulunan Yunan ordusu ileri harekâta başlamış ve zayıf kuvvetler karşısında büyük kazançlar sağlamıştı. Memleketin oldukça önemli bölgelerini ele geçirmişti. İleri birlikleriyle Bursa doğusu, Uşak batısı çizgisine kadar gelmişti. Oysa Yozgat bölgesinde ve diğer ayaklanmalar için tutulan birliklerimiz, güçlerimiz düşman karşısında olsaydılar, onun bu ileri harekâtını önlemek mümkün olabilirdi. İç ayaklanmaların millî mücadelemizi ve dış düşmanlarla dövüşmelerimizi ne kadar kösteklediğine en açık örnektir bu.
http://www.mudafaai-hukuk.com.tr/tarihce_b7.html

            Yenihan isyanı, Orta Anadolu'nun öteki bölgelerindeki fesatçıları da harekete geçirdi. Çapanoğulları'ndan Celâl, Edip, Salih ve Hâlit Bey'ler; Aynacıoğulları ve Deli Ömer çeteleri gibi birtakım eşkıyayı başlarına toplayarak 13 Haziran'da Yozgat civarında köhne bucak merkezini, 14 Haziran'da da Yozgat şehrini işgal ederek büyük bir bölgeye hâkim oldular.


Photo de l'obus mesuré à l'ISN de Grenoble

            Merkezi Sivas'ta olan 3. Kolordu Kuvvetleri ve o bölgede bıraktığımız millî kuvvetler yeterli değildi. Eskişehir'deki Ethem Bey müfrezesi ile Bolu dolaylarındaki İbrahim Bey müfrezesi de Yozgat bölgesine gönderildiler.

            Yozgat ve dolaylarında âsiler yok edildikten sonra, oraya gönderilen müfrezelere öteki bölgelerde görev verildi. Fakat bu yörelerde genellikle güvenlik kurulamadı. 7 Eylül 1920'de Küçük Ağa, Deli Hacı, Aynacıoğulları denilen birtakım serseriler Zile yakınlarında, Kara Nazım, Çopur Yusuf adında birtakım adamlar da Erbaa yakınlarında yeniden faaliyete geçtiler.

Zile Ayaklanması'nda Âsiler Zile'ye Bu Kısımdan Girdiler.

Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat Basımevi/1936, 159 sh.

            Bunlardan Aynacıoğulları üç yüz atlı kadar toplayabilmişlerdi. Bu durum karşısında, İkinci Kuvve-i Sevyare adını alan İbrahim Bey müfrezesi, tekrar, bulunduğu Eskişehir bölgesinden Yozgat'a giderek, oradaki millî müfrezeler ve jandarma kuvvetleriyle birlikte Maden, Alaca, Karamağara, Mecitözü bölgelerinde, çeşitli gruplar halinde, karışıklık çıkaran ve eşkıyalık eden âsileri takip ederek ortadan kaldırdı. İbrahim Bey , âsilerin ortadan kaldırılmasını ancak üç aydan fazla bir zamanda başarabildi.

ZİLE İSYANI
http://www.yozgat.gov.tr/yozgat.php?sayfa=t_8
Yozgat Vâliliği

            Yozgat’ın dışında bulunan ve isyan etmeye karar veren Çapanoğulları yanlarına taraftar toplarken, Tokat ve Zile dışında bulunan Postacı Nazım ile de irtibat kurmak suretiyle ondan yardım almayı düşünürler. Çapanoğulları, 13 Haziran 1920’de Sorgun’u, 14 Haziran’da da Yozgat’ı ele geçirirler. Yozgat’a giren kişilerin elebaşıları arasında Çapanoğlu Celal ve Edip Bey’ler ile Halit Hakkı, Salih Şekip, Mahmut İhsan ve Muhlis gibi kişiler de bulunmaktaydı. Zaten, olayı organize edenler de bunlardı.

            İsyancılar, 23 - 24 Haziran’da Boğazlıyan’a saldırarak, Kılıç Ali Bey’in buradan çekilmesine neden olurlar. Bu olay isyancılara cesaret vermiş, çevreden kendilerine yeni katılımlar olmasını sağlamıştır. Âsilerden bir grup da, 16 Haziran’da Alaca’yı ele geçirir.

             Çapanoğlu İsyanı; Sivas tarafından Karaman, Çamlıbel, Boğazlıyan; Kuzey'de, Tokat - Zile; ve Kuzeydoğu'da ise, Alaca çevresine yayılmıştı. Ayaklanma oldukça ciddî boyutlara ulaşmış, Ankara’yı tedirgin etmişti. İsyan bölgesine gönderilen derme - çatma ordu kalıntıları hiç bir başarı sağlayamadıkları gibi, yer yer de dağılmışlardır. Bu isyanın uzun sürmesinin nedenleri başında, Ankara’nın elinde muntazam bir gücün bulunmaması, isyan eden kişilerin de bu vatanın evlâtları olması nedeniyle, boş yere kardeş kanının akıtılmak istenmemesi ve Batı Anadolu’da Yunanlılar'ın her geçen gün biraz daha topraklarımızda ilerleme tehlikesi gelmektedir. Ayrıca, İngilizler'in yaptırdığı olumsuz propagandalar da bunda etken olmuştur.


Çerkez Ethem

            19 Haziran 1920’de Erkân-ı Harbiye-yi Umumîye’nin aldığı bir kararla, Çerkez Ethem Ankara’ya çağrılmış ve Çapanoğlu İsyanı'nı bastırmaya memur edilmiştir. 20 Haziran 1920’de Ankara’dan hareket eden Çerkez Ethem, 23 Haziran sabahı Yozgat’a ulaşır. Yozgat’ta öğleye kadar yapılan çarpışmalar neticesinde şehir ele geçirilir.

            Yozgat’ın ele geçirilmesi sırasında Çapanoğulları şehri terk ettiklerinden dolayı yakalanamazlar. Şehirdeki çarpışmalara, Ermeniler de isyancıların safında yer almış, hattâ bir türlü teslim olmayan Ermeniler, ancak evlerinin yıkılması sonucunda teslim olmuşlardır. Çerkez Ethem, Yozgat’a tamamen hâkim olduktan sonra Hıyanet-i Vataniye Kanunu’na dayanarak bir Askerî Mahkeme kurarak, rolü bulunanları cezalandırmıştır.

  Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR 
(Zile İsyanını Bastırdı 12.06.1920)
(1883 - 1956) / 1318 - P. 311


Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ - 24.11.2004

KİTABIN ADI
Türk Kurtuluş Savaşı'nda İrticaî Olaylar ve İç İsyanlar

http://www.gata.edu.tr/kutuphane/Kitap_Ozetleri/turk_kurtulus_savasi.htm

KİTABIN YAZARI

Necati ÇETİNKAYA (Emekli Kur. Albay)

YAYINEVİ VE ADRESİ

ABO AJANS

BASIM TARİHİ

Haziran 1998

            Özet :

            Yozgat, Zile, Yıldızeli, Boğazlıyan (Çapanoğlu İsyanları) :

            Yine din kisvesi altında başlayan isyan Ethem Bey ve Kuvayi Seyyare kuvvetlerince bastırılmıştır.

Zile Halkevi Açılma Töreni

http://www.kenthaber.com/sayfalar/IlGenelBilgi.asp?IlKodu=60
http://www.tokattarim.gov.tr/tokattarihi.htm

            Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması kararını tepkiyle karşılayan İstanbul Hükûmeti, Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah Efendi'ye 11 Nisan 1920'de bir fetva verdirerek, bu yolla Kuvayı Millîye ruhunu yok etmeye çalıştı. Anadolu'nun her tarafına duyurulan bu fetva bazı bölgelerde etkisini göstererek isyanların çıkmasına sebep oldu.

            Nitekim, 14 Mayıs 1920 günü Postacı Nazım adında biri, Sivas'ın Yıldızeli kazasına bağlı Kaman Köyü'nde isyan etti. Bu isyana karşı tedbir maksadıyla Tokat'ta 50 kişilik Kuvayı Millîye kuruldu. Ayrıca Köprübaşı, Niksar Yolu, Çay, Beybağı ve Erenler Mahalleleri'nde dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı kuvvet bulunduruldu. Bu arada Niksar ve nahiyelerinden de yardım sağlandı.

Tevsian Küşat ve Ekmekçiler Arastası Namı ile Yâd Olunan
Cadde-i Umumi Manzarasından (Zile – 1909)

http://www.zile.gen.tr

             9 Mayıs 1920'de Postacı Nazım Yenihan Kaymakamlığı'na gönderdiği mektupta : "Kavak'ta verilen söze itimadan milletçe muhafaza! sükuna karar verilmişken, 50 kişilik bir müfrezenin sevk edilmesinden arada itimat kalmadı. İsteklerimize tahriri cevap alamaz isek muhafaza! sükunu mevcut kuvvetimizle ihlâl edeceğiz" diyordu. Bu isyanın bastırılması için Mustafa Kemal, Zile'de bulunan 3. Kolordu Komutanı Sefahattin Bey'i görevlendirdi.

            Merkezi Amasya'da bulunan 5. Kafkas Tümeni Komutanı Yarbay Cemil Cahit (Toydemir) 3. Kolordu'dan aldığı emir üzerine bir tabur askeri Zile yoluyla Artova'ya, bir başka taburu da Tokat'tan Yıldızeli'ne gönderdi.

Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR

Fot. Gönderen : Dr. Orhan YILMAZ

            Ancak, gönderilen bu birlikler âsiler karşısında başarılı olamadılar. Bu durumdan iyice cesaret alan âsiler Zile'yi işgal ettiler. Tümen komutanı Yarbay Cemil Cahit, Yıldızeli'nde bulunan askerî birliğin de desteği ile Zile'ye girdi ve burayı işgalden kurtardı. Suçlular ve âsiler yakalanarak ağır şekilde cezalandırıldı. Postacı Nazım, Samsun bölgesinde yakalanarak, Amasya'ya getirildi ve idam edildi.

Demirci Mehmet Efe, Refet Paşa ve Çerkez Ethem

MİLLÎ MÜCADELE YILLARINDA ZİLE

            Atatürk'ün Samsun'a çıkışından 5 ay sonra Zile'den Padişah'a telgraf çekilerek, bağlılık belirtildikten sonra Ferit Paşa Kabinesi'nin yurt çıkarlarını koruyamadığı, bu kabineye milletin güveninin kalmadığı, yurdun güvenliğe kavuşmasını sağlamak için bu hükûmetin hemen görevden uzaklaştırılarak, yeni bir hükûmetin iş başına getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın başından sonuna kadar Millî Mücadele sırasında Zile halkı Kuvva-i Millîyeciler'in yanında yer almıştır.

Bayırköy'e Doğru Zile'den Diğer Bir Görey (Ağaçların Bolluğuna Dikkat Ediniz!!!)

Ulusal Savaşta Tokat - Halis ASARKAYA, Tokat Basımevi/1936, 159 sh.

            Postacı Nazım kendisini kanunun kovuşturmasından kurtarmak amacıyla saklanmak için Yıldızeli civarındaki köylerden birine gelerek, adres değiştirmiştir. Yıldızeli, Akdağmadeni arasındaki köylerde dolaşarak İstanbul Hükûmeti lehine propaganda yapmaya başlar.


ZİLE AYAKLANMASI
(Kaynak : Yurt Ansiklopedisi – 10. Cilt, Sahife : 7089 – 7090)

          Tokat yöresinin, 1920 yılı içinde tanık olduğu en önemli olay, Zile Ayaklanması idi. Aynı yıl içinde patlak veren Yozgat Ayaklanmaları da Tokat'ı bir ölçüde etkilediyse de, yöreyi doğrudan etkisi altına alan ayaklanma, 25 Mayıs 1920'de başlayan Postacı Nazım Bey'in girişimiydi.

          Sivas Kongresi'nde alman kararlar gereği, yerel yönetim organlarının İstanbul'la ilişkilerini kesmeleri, İstanbul Hükümeti'ni oldukça zor duruma düşürmüştü. Kongreden sonra istifa etmek zorunda kalan, ancak İstanbul'un 16 Mart'ta işgalinden sonra yeniden işbaşına gelen Damat Ferit Paşa, bu gelişmeye son vermenin ve Kuva-yı Milliye'yi etkisiz kılmanın yollarını arıyordu. Bulunan yollardan biri, yerel eşrafla ya da din adamlarıyla anlaşıp, Kuva-yı Milliye karşıtı eylemler düzenlemekti. Damat Ferit ve çevresinin böylesi adımlar attığı yörelerden biri de Tokat'tı. Çünkü İstanbul'un işgali sonrasında düzenlenen protesto mitingleri, Kuva-yı Milliye'nin Tokat'ta hayli güçlü olduğunu kanıtlıyordu.

          1920 Mayıs'ının son günlerinde, önceki Yozgat, Yıldızeli ayaklanmalarından yüreklenen Zileli Avukat Ali Bey, görevden uzaklaştırılan eski nahiye müdürü Naci Bey'le İhsan Bey, çevrelerine 30 dolayında atlı toplayarak Zile köylerinde dolaşmaya, Kuva-yı Milliye karşıtı propaganda yapmaya başladılar. Bu olay haber alınınca. Süvari Binbaşı Hilmi Bey komutasındaki bir birlik. 3 Haziran 1920'de Zile'ye gönderildi. Bu arada, Tokat mutasarrıfının önerisi üzerine, eylemlerinden vazgeçenlerin bağışlanacakları duyuruldu. Bunun üzerine, bazı ayaklanmacılar eylemlerini durdururken,bazıları da daha etkin, bir çaba içine girdiler. Bunların başına geçen Postacı Nazım adında biri, Ankara'ya haber göndererek, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'ni tanımadığını ve doğrudan İstanbul'la, padişahla, görüşeceklerini bildirdi. Ardından da, 400 kişilik bir güçle Zile'yi bastı (6 Haziran 1920). Binbaşı Hilmi Bey, ayaklanmacıların sayıca üstün olması nedeniyle kenti boşaltmak zorunda kaldı.

Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR

Fotoğrafı Gönderen : Dr. Orhan YILMAZ

          Olayın büyümesi üzerine, Ankara Hükûmeti, Tokat'taki 5. Tümen'i de Zile'ye göndermeyi kararlaştırdı. Cemil Cahit Bey' in komuta ettiği 5. Tümen, 7 Haziran'da Zile yakınlarına geldi ve Bağlarpınarı ile Bayırköy'ü tutarak kaza merkezine girmeye hazırlandı. Ancak, 8 Haziran sabahı Zile eşrafının önemli bir bölümünün de ayaklanmacılara katıldığı ve kentteki jandarma güçlerinin Postacı Nazım'a teslim olduklarını öğrenince, elindeki gücün yetersiz kalacağını düşünerek harekâtı durdurdu. Bu arada, ayaklanmacılar da kentteki durumlarını güçlendirmiş, kendilerine katılan müftüyü kaymakam yapmışlardı.

          9 Haziran'da Zile'ye yeni birlikler gönderildi. Sivas ve Erzurum'dan gelen birlikler, Cemil Cahit Bey'in buyruğuna girerek, Bayezid Köyü'nde mevzilendiler.

          Yeni birliklerle desteklenen 5. Tümen, harekete geçmeye hazırlanırken, Zile halkı "kasabanın topa tutulacağı" söylentisi üzerine kenti terk etmeye başladı. Ayaklanmacılar bu paniği önleyemediler.

          Cemil Cahit Bey'in Zile harekâtı 10 Haziran'da, erken saatlerde haşladı. 5. Tümen birlikleri kent dışına çıkarak kendilerini karşılayan ayaklanmacılarla yoğun bir çatışmaya giriştiler. Çatışma akşam üstüne doğru ayaklanmacıların yenilgisiyle sonuçlandı ve kurtulabilenler kaçarak kente sığındılar. Cemil Cahit Bey de kentin boşaltılması için, 11 Haziran öğle saatlerine değin süre tanıdı. Buna yanaşılmaması üzerine de kasabayı topa tuttu. Bu, ayaklanmanın sonunu getiren bir gelişme oldu. 12 Haziran'da Zile'ye giren 5. Tümen birlikleri, ayaklanmacılardan birçoğunu yakaladılar. Kaçmayı başaran bir bölüm ayaklanmacı Çorum yakınlarına çekilerek, orada yeni bir ayaklanma başlattılar (Bak. Çorum, Tarih).

Tevsian Küşat ve Ekmekçiler Arastası Namı ile Yâd Olunan
Cadde-i Umumi Manzarasından (Zile –1909)

http://www.zile.gen.tr

            İlk isyan teşkilâtını bu bölgede kurar. Kurduğu kuvvete Halife Ordusu adını takmış, Yozgat Beyleri ve Çapanoğulları ile temasa geçmiştir. İsyancıların Boğazlıyan başarısı bazı isyancıların Zile etrafında genişleme heveslerini arttırmıştır.

            Bunun üzerine 3 Haziran 1920'de Çorum Müfrezesi 130 kişilik bir kuvvetle Zile'ye isyancıların üzerine gönderilmiştir. Postacı Nazım'ın 150 atlı, 200 piyadelik üstün gücü karşısında müfreze, kaleye savunmaya çekilmiş ve 5 gün isyancılara karşı direnmiştir. 7 - 8 Haziran 1920'de 200 kişilik birlik Zile'nin Doğu'sundaki Bağlarpınarı Köyü'ne gelir. Âsi kuvvetler geri çekilmek zorunda kalır. Şehirde kıstırılan âsilere 11 Haziran günü teslim olmaları için müddet verilir.

            Âsilerden teslim olmaları ile ilgili beklenen cevap gelmediği için millî güçler mecburen Zile'yi bombalamaya başlarlar. Akşama doğru her taraftan teslim olmak için bayraklar çekilir. Yakalananlar ve bunlardan 50 kişi askerî mahkemeye verilir ve 22 kişi ölüm cezası ile cezalandırılır.

            Âsiler çekilirken Zile'de büyük bir yangın olur ve şehrin üçte ikisi tamamen yanar. Zile isyanı olarak bilinen olaylar aslında Zile dışında gelişen isyan hareketleridir. Zile'nin ele geçirilmesi söz konusu olup, hareket yanlışlıkla Zile halkına maledilmiştir.


Obüs Topu Mermisi

Zile İsyanı'nın Bastırılmasında
Müftü Tevfik Efendi

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/weboku.asp?id=699&yid=26&sayfa=13

            TBMM'nin açıldığı günlerde, ülkenin işgal edilmemiş bir çok yeri ayrı görüşlerin kavga sahnesi halinde idi. Fetvalar ve Bâb-ı Âli'nin beyannameleri ile aldatılan halk, yer yer vatan kurtarıcılarının önüne dikilmişti. Anadolu'nun muhtelif yerlerinde ayaklanmalar baş göstermişti. Bu tehlikeli isyan hareketleri Ankara'nın yakınlarına kadar sirayet etmişti.

            1920 Mayıs sonlarında (25 Mayıs) Yıldızeli, Sulusaray olaylarından cesaret alan Zileli Avukat Ali, etrafına topladığı 30 kadar atlı âsi ile birlikte ayaklandılar. Bu olay haber alınınca, Mustafa Kemal Paşa, 5. Kafkas Tümen Komutanı Yarbay Cemil Cahit Bey'e ayaklanmanın "Bütün imkânları kullanarak" bastırılmasını emretti.

Zile Ayaklanması'nın Bastırılmasında Rol Alan
ve Madalya ile Taltif Edilen Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kurucuları

            Elindeki kuvvetlerle sayıları her an artan âsileri tenkil edemeyeceğini anlayan Cemil Cahit Bey, büyük saygı duyduğu Müftü Hacı Tevfik Efendi'den yardım istedi. Müftü Efendi öncelikle yakınlarının da katılımıyla gönüllülerden milis kuvveti teşkil etti. Afyon'da Şükrü Hoca, Isparta'da Hafız İbrahim Hoca gibi silâhlandı ve bu kuvvetlerin başına geçti. Bu arada âsilerin nasihat yoluyla isyandan vazgeçmelerini sağlamak üzere de yine kendi başkanlığında bir nasihat heyeti hazırlandı. Bundan sonraki gelişmeleri Yarbay Cemil Cahit Bey hatıratında şöyle anlatmaktadır :

            "Hakikaten başka merkezlerden yardım görebilmem imkânsızdı. İsyan her an genişliyor, tehlikeli hal alıyordu. Bu sırada Amasya'dan Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Merkeziyesi Reisi Müftü Tevfik Efendi'den bir telgraf aldım. Geleceğini bildiriyordu. Geldi. Amasya'da askerî tâbirle "esnan dışı" dediğimiz yani yaşları ya çok genç ya da geçkin olanlardan kurduğu milis kuvvetlerinin başında olarak isyanı bastırmaya geleceğini anlattı. Nasıl bahtiyar oldum, anlatabilmem mümkün değildir.

            Gerçekten de çok kısa zaman sonra Müftü Efendi kendisi at üzerinde, kıyafeti ile ve ardında çoğu çift hayvanlarını binek yapmış süvarilerin de ellerine ecdat yâdigarı ne bulabilmişlerse silâh, hatta bunları bulamayanlar da kazmalarla geldiler. Maddî bakımdan olduğu kadar mânen de kuvvetlenmiştik. Ayaklananların başlarında olanlar isimleri ve hüviyetleriyle tanınıyordu. Müftü Efendi dedi ki: "Kumandan bey... bunlar iğfal edilmiş biçarelerdir. Çoğu ne yaptığının farkında değildir. Hepsi milletimizin evlâtları, din kardeşlerimizdir. Ben onlarla konuşacağım. Sizce mahsur var mı?"

Zile İsyanı'nı Bastıran Amasyalılar Madalya Töreninde

            "Hayatından endişe ettiğim, cevabını verdim. Fakat o, emin vasıtalar bularak âsilerin başlarındakilere haber gönderdi. Bazıları menfi cevap verdiler, fakat temaslarını sürdürdükleri de oldu. Bunlar kısa zaman içinde çoğaldılar, affedilmek vaadi ile safımıza katıldılar. Âsilerde panik başlamıştı. Bunun üzerine Müftü Efendi'nin fetvasını yüksek sesle okuyan münadiler, muhtelif istikametlerde bir umumi taarruza geçtik. Hacı Tevfik Efendi at üzerinde ve yanımda idi. Yer yer beyaz bayraklar gözüktü. Teslim olanları tevkif ettik. Müftü Efendi bunlara ayrı ayrı nasihat etti. Büyük kısmı yalanlar ve tezvirlerle aldatılmışlardı. Aralarında daha sonra büyüme, yayılma ve var güçleriyle safımıza katılanlar oldu. Büyüme, yayılma ve menfi tesirleri tehlikeli olabilecek Zile İsyanı'nı, emsaline pek rastlanmayan böylesine tedbirle bastırmayı başardık."

            Böylece 25 Mayıs 1920'de baş gösteren Zile'deki ayaklanma, 5. Kafkas Fırkası'nın ve Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin müşterek çalışması sonunda büyümeden 21 Haziran 1920'de bastırıldı. Elde edilen başarıda, Müftü Hacı Tevfik Efendi'nin önemli katkısı olmuştur.

 Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR
Devlet Mezarlığı/Gazi - ANKARA (1883 - 1956)


Fotoğraf : Dr. Orhan YILMAZ - 24.11.2004

BİR İŞKENCE USTASI
(CAHİT KÜLEBİ – İÇİ SEVDA DOLU YOLCULUK)
[(2. Baskı) Başak Yayınları  120 sh. - Ankara/1986, Sh. 9 – 10’da yayımlandı.]

.

Geçen gün bir adam gördüm
Bir şeyden korkar gibiydi.
Kim korkuttu seni adam dedim
Herif yüzüme bakıp güldü
Geçen gün bir adam gördüm.

.

          Zile'de çok küçüktüm. Anlatacaklarımdan çoğu aile içi konuşmalardan, birkaçı ise çarpıcılığı ile bir anlık saptamalardan oluşuyor.

 

          Sokaklar bomboştu. Hükûmet daireleri, dükkânlar, işyerleri kapanmış, herkes evine çekilmişti. Babam gecelik entarisiyle makatta oturuyordu. Camdan bakarken zayıf, kısa boylu, telaşla yürüyen birine seslendi. «Ne o Mehmet hayrola, ne yapıyorsun?»

 

          Adam, yürümesini sürdürürken, «Beyim, devlete yaptığımız hizmetlerin bir faydasını görmedik. Bundan sonrasına Allah kerim, inşallah hayırlısı neyse o olur» diye yanıtladı.

 

          Bu telaşlı çelimsiz herif, Kedici Mehmet Efendi adlı eski bir jandarma onbaşısıydı. Kurtuluş Savaşı sırasında, şeriat adına Zile İsyanı'nı başlatmıştı.

 

          İşkence günümüzde en çok sözü edilen konulardan biri. Ne acı rastlantı ki çocukluk anılarıma da işkence ustasını anlatarak başlıyorum. Bu satırları yazdığım günlerde Cumhuriyet'te «İnsan Haklan Dosyası»nı, «Abdülhamid'in İşkenceleri»ni, «Bir Öldürme Öyküsü» gibi yazıları okuyoruz. Öbür yanda, Nokta Dergisi'nde eski bir işkenceci, Filistin askısı, tazyikli su, kasap askısı, kaplumbağa hücresi, tuzlu peynir, cop ve şişe sokma, fosseptik çukuru, ameliyat masası, çarmıh, modern falaka, toplu işkence gibi yeni buluşları da anlattı. Bu konularla benim altmış yıllık anım birbirine karışıyor.

 

          Kedici Mehmet, hem de alay ederek kendi eliyle işkence yapan «Ulu Hakan Abdülharnid Han»dan bugünkü üstat(Onlardan hiç de geri kalmıyor. Kamyonet içinde adam öldürdükten sonra, şimdilerde elini kolunu sallayarak gezenlerden tek ayrımı cezasız kalmayışı. Her ne kadar dostumuz Amerikalılar işkence araç ve yöntemlerinde Dünya'ya çok şey öğrettilerse de, bizim Kedici'nin yöntemi bugün de ilginçliğini koruyor.

 

          Kedici Mehmet, Karakol Komutanlığı sırasında şu yöntemi kullanarak ün salmıştı : Sanık ya da sanıklarla aile ilişkisi olan kadınların şalvarına bir kedi koyuyor. Değnekle veryansın ediyor. Kedi can havliyle kadının en duyarlı yerlerini param parça edince, bu durumda Mehmet Efendi'nin istediği yola gel de ifade verme. Cop sokmak, elektrik akımı vermek, ırza geçmek, söylenti ve eylemlerinden hiç de etkisiz bir yöntem değil. Daha efendice.

 

          İşte bu Kedici Mehmet, Zile İsyanı'na önderlik etti. Sokak savaşları yapıldı. Evimizin çatısına sığınmıştık. Annem başından yaralandı. Daha sonra babamla Zile Müftüsü isyancılara öğütçü (o günlerin diliyle «nasihatçi») olarak gönderildiler. Bir sonuç aldılar mı bilmiyorum.

 

          O sıralarda babam bir ara Kaymakam'a vekâlet ediyordu. Bir gün babamın odasında telefonla oynarken, gök gürültüsü gibi nal sesleri duyuldu. Hükûmet Konağı'na dikey, iki yanında sıra sıra ağaçlı yoldan dörtnal at süren askerleri gördüm, İstiklâl Mahkemesi geliyor, dediler.

 

          Dörtnal gelen askerleri İstiklâl Mahkemesi sanmıştım. Birkaç gün sonra da yolun iki yanındaki ağaçlara suçluları astılar. Sandığıma göre, asılanlar arasında, Aynacı Oğulları adıyla çevrede yapmadık kötülük bırakmayan ve Zile İsyanı'na katılanlar da vardı. Evden bırakmadılar. Dallarda sallanan çetecileri göremedim.
.

.
SONSÖZ
Kaynak : Dr. Orhan YILMAZ - Kurtuluş Savaşı'nda Zile Ayaklanması
http://members.lycos.co.uk/trafikftm/zileisyan.htm

     

            Zile İsyanı’nı, Zileliler Çıkarmamıştır

            Bu husus çok önemlidir ve kitabın bir çok yerinde işlenmiştir. İsyanı çıkaran ve bilfiil isyana katılan baş elebaşılardan Postacı Nazım, Aynacıoğlu Hasan, Aynacıoğlu Mehmet, Aynacıoğlu Rüştü ve Çapanoğlu Halit’in hiçbiri Zileli değildir. Bunların yanında, 2. derecede elebaşı olan Katil İlyas, Kara Mustafa’dan mürekkep isyancılardan, yine hiçbiri Zileli değildir (Erçıkan 1974: II/167, 169, 170).

            Bunlardan Postacı Nazım Erzurumlu, Çapanoğlu Halit Yozgatlı, Aynacıoğlu Hasan, Aynacıoğlu Mehmet ve Aynacıoğlu Rüştü Çekerekli, Katil İlyas Yerköylü, Kara Mustafa Yıldızelili'dir. (Korkmaz 2002: 306-307, 426), (Meydan Larousse 1992: XX/490-491), (Şehidoğlu 1983: 19), (Taş 1987: 39, 44, 49).

            İsyancılar Zile’yi Ele Geçirince, Zileliler’den İsyancılara Çok Sayıda Katılan Olmamıştır

            Zaten isyan başlayınca, olayı benimsemeyen Zile halkı, Zile’yi terk etmiştir. Terk etmiştir, çünkü kendini savunacak silâhı yoktur. Zaten kendini savunacak silâhı olsa, o günlerdeki 24 bin nüfus, isyancıları tükürükle boğardı (Erçıkan 1974: II/164).

            09 Haziran 1920’de, Yarbay Cemil Cahit Bey isyancılara; “Teslim olun, aksi takdirde Zile’yi topa tutucağız” ültimatomu üzerine, geride kalan Zile halkı da şehri terk etmiştir. İsyancılar bu paniği önleyememişlerdir (Büyüm 1984 : X/7089).

            Zileli devletine, milletine, kanunlarına saygılı; yardımsever, kadirşinas, zor ve kötü gün dostudur. Bunu bir Zileli söylese, tarafgirlik ve duygusallık olurdu. Uzun yıllar kaymakamlık gibi önemli bir görevi deruhte etmiş, ciddî bir devlet adamı, Süreyya Hami Şehidoğlu’nu dinleyelim;

Orgeneral Cemil Cahit TOYDEMİR
Askerî Öğrenci İken.

Fotoğrafı Gönderen : Dr. Orhan YILMAZ

            “... 4 yıl Kaymakam olarak görev yaptığım bu ilçe halkını tanıdım. Özellikle Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Zile’deydim. Belediye Başkanı’nın odasında, Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na açtığımız bağış kampanyasında gözlerim yaşardı, içlendim.

            Zengini, yoksulu; Alevîsi, Sünnîsi; kimsesiz yaşlı dul kadınların mendillerinde, hamalların avuçlarında uzattıkları bozuk paralarla sıraya girdiklerini gördüm. En yoksul köyler, en ummadığımız yardımları yaptı. Köylerden merkeze getirilecek er adayları için, özel araba sahipleri, taksi, jeep, kamyon ve binek otolarını verdiler. Er adaylarının toplanma bölgelerine gönderilmeleri için, otobüs işletmeleri, otobüslerini verdiler.

            Kan bağışı için; genç, ihtiyar, çoluk, çocuk uzun kuyruklar yapmıştı. Taze kan şişelerini taşıyan araç, 4 defa Samsun’a gidip döndü (Şehidoğlu 1983 : 36-37).”

1939/Askerlik Şubesi Personeli (Kale)

            Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, nüfusuna oranla, Türkiye’de en az trafik cezası kesilen il Tokat’tır. Ayrıca nüfusuna oranla, Türkiye’de cezaevlerinde en az sayıda tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kişiler Tokatlı’dır (Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Kayıtları, 2004). Yani Tokatlı kanunlara, nizamlara saygılıdır. Tokat’ın bir ilçesi olarak, Zileliler de aynı hususiyetleri taşımaktadırlar. Bu özellik onların genlerinde mevcuttur.

Atatürk, Sivas Kongresi günlerinde
Tümen Komutanı C. Cahit Toydemir ile birlikte

            Zile’nin Kurtuluş Savaşı’nda verdiği şehit sayısı bellidir. Tokat İli’nde Kurtuluş Savaşı'nda, Artova’dan 5, Niksar’dan 34, Reşadiye’den 90, Erbaa’dan 148 ve Tokat’tan 218 şehide karşılık, Zile’den 4 yıllık Kurtuluş Savaşı süresince 275 Mehmetçik şehit düşmüştür (Selek 1987 : I/117). Diğer 4 ilçenin, yani Artova, Niksar, Reşadiye ve Erbaa’nın verdiği şehit toplamı kadar, sadece Zile şehit vermiştir. O zamanlar, Turhal ve Almus, Tokat merkez ilçeye bağlı idi. Zile, Tokat merkez ilçeden daha fazla şehit vermiştir.

Bu şunu gösterir;
Zileli askerden de kaçmamıştır, cepheden de.
Zileli yiğittir, merttir, cesurdur, doğrudur.
Zileli, Gazi Osman Paşa’nın torunlarıdır.

Şanlı Bayrağımız Zile Kalesi Saat Kulesi'nde

TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT - 11.09.2001

            İsyanı çıkaranlar bellidir. Zileli’ye, “İsyan çıkardı” demek, en büyük hakaret ve zulümdür. Bu konunun takdirini, siz hakbilir okuyuculara bırakıyorum.

                                                                                                                     Dr. Orhan YILMAZ
                                                                                                                        Ankara, Kasım 2004

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR