ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 09 Temmuz 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

KAVAKDİBİ'NDEN
TEPE'YE

Makale : Eren TOKGÖZ
(
İnşaat Mühendisi - 14 Haziran 2006, İstanbul)
erenunye@yahoo.com


http://www.unyeses.net/uhayal.htm

KAVAKDİBİ'NDEN
TEPE'YE
http://unyeses.net/kavakdibinden.htm

            Ünyeliler'e Cumhuriyet’in ilânının duyurulduğu yerin adı Cumhuriyet Meydanı oldu. Biz Ünyeliler Kavakdibi demişiz koskoca çınar ağacının dibine. Vardır bir bildiğimiz!

            Kavak dibinden başlayan Saray Caddesi'nden Zincirlikuyu’ ya çabucak geliverdik. Buraya kadar olan arayı Domuzcu Kadir’in Bilgin ile Sırmabıyıklar'ın Ömer, kafa kafaya verip yazarlar umuyorum. Onların bölgesidir karışmayayım.

            Uzbay’ların karşı köşesinde bakırcı Arap Hasan’ın evinin bahçe çitinin kenarındaki patikadan, zeytinliğe geçer, Zeytinlik Sokağı'nın sonuna kayrağın başına geliverdiniz. Kayraktan Dereağzı'na Yalıkahvesi'ne kestirmeden inersiniz. Tabi Dofdinler ile Daş Hasan'ın azgın köpeklerinden korkmazsanız.

Ahmet KABAYEL - Ahmet VARİLCİ Fotoğraf Arşivi

            Dönelim geri : Zincirlikuyu’dan sonra yol epeyce dikleşir.. tepeye çıktığınızı burada anlayıverirsiniz. Solumuzda soyadlarımızın oluşmasındaki önerilerde bulunan Nüfus Memuru Ruhi Bey’in (Topçuoğlu) evi (Murat ve Sayhan Topçuoğlu’nun babaları). Eşi ve kardeşi Emine ve Huriye Hanımlar Cumhuriyetin Muallimleri ve kadınları olarak Ünye eğitim ve öğrenimine büyük emekler verenlerdendir.

Başmuallim Şevket B., Muallim M. Arif B., Muallim Hasan B.,
Muallim Zehra H., Muallim Huriye H., Muallim Zahiye H.

İnönü İlkmektebi :

            Nüfus Memuru'nun evinin bahçesi mandalina, portakal ve zeytin ağaçları ve güller ile dopdoluydu. Hemen üst tarafta solda Mevlüt ustaların evi ve müştemilatı karşılar sizi. Deniz yolu ile getirilip, eski iskeleden karaya çıkarılan parke taşlarını Ünye sokaklarına inci taneleri gibi dizenler Mevlüt Usta ve oğulları idi.

            Mevlüt ustaları geçtikten sonra karşıda kuyu ve Belediye'nin Mahalle Çeşmesi'ni görürdünüz. Bu çeşmeye Kadın Mahkûmlar sabah saatlerinde gardiyanlar ve askerler nezaretinde getirirler su kaplarını, doldurarak tekrar koğuşlarına dönerlerdi. Bu yol ayrımındaki kuyu ve çeşmenin hemen arkasında Japon Yusuf ‘un evi vardı. (Eşi Asiye teyze bizim Zeytinlik Sokak'tan bu eve gelin olmuştu.)

Hamidiye Mahallesi, Dere Sokak'tan Çakırtepe Manzarası
(Not : Bu fotoğrafı çektiğim anda  Ünye'de ufak çaplı bir deprem olmuştu.)

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 12.05.2005 Prş. 12:26

            Sola giden Debboy Sokağı'nın başlangıcında Habipoğlu’nun  (Süleyman Habipoğlu’nun Babası) evini geçtikten sonra Ebelerin Ömer, Pişkinler, İşbakan ve Davulcu Osman emminin evleri sağlı sollu sıralı idi.

            Soldan aşağıda Hapishane (Debboy) vardı. Debboy, harp zamanında ve sonrasında Askerî Malzemeler vs. deposu olarak kullanıldıktan sonraki günlerinde Ünye’nin hapishanesi olarak kullanılıyordu. Ama o benim aklımda hep debboy olarak kaldı.

            Debboy’a inen yolun yarısında Uzun Ali Dayı'nın evi vardı. Yukarıdan soldaki düzlükte Jandarma Karakolu, biraz yukarıdan sağa giren patika yolun üzerinde arkadaşlarımdan Abdullah Varilci’lerin evi, Mendellü Salim’in, Ayakkabıcı Laz  Temel’in evleri vardı. Mendellü Salim İstanbullu gibi giyinirdi. Ayakkabıcı Laz Temel Körüklü Çizme (Aceske) yapan ünlü ustaydı.

Ünye'de Çapulacılık

Ekrem Çayırezmez'in İşyerinde Hüseyin MİSTEPE

            Yukarı çıkıldığındaki dört yol ağzına oda yanı deniliyordu. Sola dönen yol öte kuyu yanına, buradan devam ederek Bağ başına, Harmandüzü ve Çöremez'e kadar  uzanır. Öte kuyu yanındaki son ev Fısırık Osman Emmi'nin evidir. Süleyman Çavuş, Mokmok Emmi ve oğulları, Ali Hoca ve oğlu Seyit bu sokağın sakinlerindendi. Fısırık Osman Emmi Ali Hoca'nın damadıydı. Süleyman Çavuş günümüzde yaşayan meşhur ipçi ustasıdır. Ali Hoca câmimizin imamlığını yapıyordu. Uzun sakallı güleç yüzünü hatırlıyorum. Mokmok Emmi inanılmaz güzellikte sebze ve meyveler üretirdi. Kendir üretimini de yapardı. O günler kendir, ip ve halatlarının polyestere yenik düşmediği günlerdi.



 
Müteşebbis Halatçı Tahsin Efendi'nin Halat İmalâthanesi

Bu sayede birçok Türk amelesi müstefit oluyor.

            Oda yanından yukarı çıkıldığında Topçu'nun Kar Kuyusu, süslü Mustafa’nın evi, tersanesi (ip ve halat üretim yeri) Ahmet Ağa’nın evi, Kör Hafız'ın evi (Töntek Alaettin’in babası), Saraşlı Dede’nin evini geçince tepe dut dibine ulaşırsınız.Süslü Mustafa'nın tersanesinde yoğun ip imalâtı olurdu.

Ali Hacı Durak'ın Hacıbekir Dondurması

Gönderen : Yaşar KARADUMAN

            Tepe dut dibinde bir bayram günü Abdullah CİNBAŞ’ın kurduğu dönme dolap’a bindiğimi unutmadım. Abdullah Amca babamın arkadaşı olduğu için benden para da almamıştı.

            Tepe bütün mahallenin fındık harmanının yapıldığı yerdi. Gece üç ayak üzerine çatılmış çubukların ortasında, çadır direklerinin uçlarına asılmış fenerler ateşböcekleri gibi unutulmaz ışık selleri oluşturuyorlardı. Sabahın erken saatlerine kadar yıldızlarla yarışıyorlardı. Gündüz de aynı güzellikteydi tepe. Kare, dikdörtgen ve üçgen adacıklara ayrılmış yeşilden kahverengine renk cümbüşüydü tepe harmanları.

            Fındık harman zamanı dışında, bütün mahalle çocuklarının karşılıklı takımları kurarak oyunlar oynadığı, tahtalılarını uçurdukları masal ülkesiydi benim için tepe. Su deposu yapıldığında biraz hevesimiz kırılmıştı ancak yeni oyun plâtomuz diye kabullendik, çabuk alıştık.


http://sarisicak2003.sitemynet.com/seref/index.htm

            Kar kuyusu deyip geçmeyeceğim. Dondurma yapımının en vazgeçilmez malzemesiydi. Kışın toplanır, sıkıştıra sıkıştıra kuyuya depo edilir, yaz aylarında sabah erken saatlerde hızar ile kesilerek çıkarılırdı.

Ali Hacı Durak'ın Hacıbekir Dondurması

Gönderen : Yaşar KARADUMAN

            Topçu ilk zamanlar dondurmayı burada yapar, çarşıya indirirdi. Sonradan Telis çuvallara sarılarak at ile çarşıya indirilen karlar dondurma yapımında kullanılırdı.

Topçu'nun Dondurmacı Dükkânı

            Kar kuyusunun öte kuyu yanına giden yolun köşesinde kar sularının biriktiği kuyu vardı. Karşı köşedeki ev Sırmabıyıkların baba evi idi. Yazın sıcak günlerinde akşam yemekleri sonrasının vazgeçilmezi karpuzlar fileler veya bez torbalar içinde ucuna ip bağlanarak kuyuya salınırdı. İpleri farklı yerlere bağlandığından karpuzlar karışmazdı. Karışsa da hiç önemsizdi o zamanlar. Bugünün teknolojik buzdolapları o günkü kar kuyusunun suyu gibi soğutamıyor karpuzları.

Bir Zamanlar Bu Kuyulara
Karpuzlar Salınırdı Bakraç ve Filelerle...
Av. Hüseyin Avni TATAROĞLU Evi - Çınarlık Mah. Tatar Osman Sok.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 13.05.2005 13:02

            Oda yanından câmi yanına doğru Efelekler, Salisar Teyze’nin Kör İsin, Mesure Teyze (Beyhan ve Ceyhan Ablalar'ın annesi) ve Cinbaş ve Yonus Emmi’nin evlerini sayabiliyorum. Cinbaşın evinin önündeki kuyu sebebi ile buraya Câmi Yanı denildiği gibi kuyu yanı da deniliyordu. Belediye Çeşmesi câminin giriş sahanlığının hemen sağına konulmuştu. Bugün suskun ve susuz, anıları ile başbaşa Belediye hurdalığına defnedileceği gününü bekliyor.

            Câmi’den sağa döndüğünüzde doğup büyüdüğüm Zeytinlik Sokak (şimdilerde Tepe Câmi Sokak) hikâyemi ileride daha detaylı paylaşacağım sizlerle.

Solda : Taşbaşı Câmîi - Kaşbaşı Sokak, 13.05.2005 Cuma 08:33
Sağda : Hışım Ali Câmîi - Hamidiye Mah., Mescit Sok., No. 33, H. 1288'de tamir edildi.
    
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE

            Japon Yusuf’ un evinden yukarı doğru Koton Alaattinler'in, Elevlüler'in (Florya Ali) evini veTüfekçi Hacıbeyler'in baba evini geçtikten sonra, Tepe Câmisi, Raziye Teyze, Darahtalar, Arabanşa (Arap Ayşe), Karabey, Muhtar Cinbaş, Bekir Emmi (TOKAÇ), Ofli Osman Kalaycı’nın evleri diziliydi.

            Ofli Osman’ın evinin tam karşısında Ünye’nin en büyük ip ve halat tezgâhları (Tersanesi) vardı. Büyük dedem ve dedemde İp İmalâtı ile iştigal etmişlerdi.


Tepe Mevkii'nde İp İmalâthanesi

            Kavaklı Dede'nin Köprübaşı'ndaki imalâthanesinden sonra öte kuyu yanındaki bahçelerindeki tezgâhda kendir işlediklerini Süleyman Çavuş anlattı. Ben ancak Zeytinlik Sokak'taki evimizin arkasında duran çıkrık ile oynadığımı hatırlıyorum. İpçiliğin Ünye ekonomik hayatında etkinliği ciddî boyutlara ulaşıyordu.

            Mezarlık tarafındaki tepenin adı benim için küçük tepeydi. Küçük tepede Raife Teyze (Zekeriya Koldagüç)... Homa’lar  (KösecioğullarıMezarcı Cemil, Aşkın Dayı, Deli Belgüzar, İpçi ustası Onbaşı’nın ve devamında İskenderlerin evleri vardı. Bu bölge yerleşim alanlarında fazla bir değişiklik olmadan eski lezzetine yakın güzellikte günümüze kadar gelebildiler. Ünye’de kolu kırılan, incinen, çıkan Raife Teyze'ye gelirdi. Ünye’de mezarları usulüne uygun Cemil Emmi kazardı.

            Tepeden Aynikola'ya (Aya Nikola) inen yolun sağ tarafında, soldaki toprak yoldan daha yüksekte ırmak taşından yayalar için yol mevcuttu. Göbü ve civarından At, Katır ve Eşekler sırtında getirilen odunlar bu yoldan Ünye’ye indirilirdi. Sabah erken odun yükleri ile geçen Katır ve Eşekler; öğleden sonra sahipleri semerlerine yerleşmiş geri dönerlerdi.

Türbe Mezarlığı

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 12.05.2005 Perş. 11:30
Türbe Mezarlığı'ndan Ünye Sahil Şeridi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 12.05.2005 Prş. 11:29

            Ünye’de ocakları tüttürürdü, ekmekleri pişirirdi getirdikleri odunlar. Ünye evlerinin sebze ve meyve bahçelerini sarmalıyordu getirdikleri ince uzun ok düzgünlüğündeki fekke’ler.

            Yukarıda adı geçenlerden hayatta olanları saygı ve sevgi, ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyorum.

            Saygı ve Sevgilerimle...

                                                                                             Eren TOKGÖZ
                                                                               14.Haziran.2006 Üsküdar/İstanbul
                                                                         Elektronik posta : erenunye
@yahoo.com

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR