ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 10 Ekim 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

KOMANA PONTİKA
VE ZELA

Tezi Hazırlayan : Emine SÖKMEN
ODTÜ Yerleşim Arkeolojisi Anabilim Dalı /Nisan 2005
Yüksek Lisans, Yerleşim Arkeolojisi Bölümü
http://etd.lib.metu.edu.tr/upload/12606089/index.pdf
Middle East Technical University, Turkey
panderkes@yahoo.com


http://www.komana.org/sv4.html

PONTUS BÖLGESİ'NDEKİ
TAPINAK DEVLETLERİ

‘TEMPLE STATES’ OF PONTUS :
COMANA PONTICA AND ZELA

A THESIS SUBMITTED TO
THE GRADUATE SCHOOL OF SOCIAL SCIENCES OF
MIDDLE EAST TECHNICAL UNIVERSITY
BY
EM
İNE SÖKMEN

IN PARTIAL FULFILLMENT OF THE REQUIREMENTS
FOR THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE
IN SETTLEMENT ARCHAEOLOGY

Asist. Prof. Dr .Deniz Burcu Erciyas
Tez Yöneticisi

Examining Committee Members
(first name belongs to the chairperson of the jury and the second name belongs to supervisor)

Prof. Dr. Suna Güven (METU, AH)
Asist. Prof. Dr. Deniz Burcu Erciyas (METU, SA)
Asist. Prof. Dr. Jan Krzysztof Bertram (METU, SA)

 
http://www.komana.org/h.html

            Anadolu’da Roma hâkimiyetinden önce, Hellenistik dönemde küçük topluluklar, yerel bir güç olarak tanımlayabileceğimiz tapınak etrafında bağımsız olarak yaşamaktaydılar. Bu toplulukları bir araya getiren ve yön veren güç, tapınak, bir başka deyişle rahiplerdi.

            Roma döneminde bu topluluklar merkezî bir yönetim altına almak ve güçlerinden faydalanmak amacıyla bir araya getirilerek şehir haline dönüştürülmüşlerdir. Bu işlem Romalılar tarafından da sürdürülmüştür. Kutsal bir yapı etrafında toplanan bu topluluklar tapınağa hizmet verip hem tapınağın devamlılığını sağlıyorlardı hem de kendilerini bu kutsal güç altında güvenceye alıyorlardı. Literatürde bu tür yapılar için bazı bilim adamları Sümer toplum yapısına özgü bir terim olan “tapınak devleti” tanımını kullanmıştır.

            Bu çalışmada Pontus bölgesinde bulunan ve “tapınak devleti” olarak adlandırılan Komana Pontika ve Zela’nın bu tanıma ne kadar uyduğunu, Anadolu’daki diğer benzer örnekler ve onları oluşturan unsurlar ışığı altında açıklanmaya çalışılmıstır. Ayrıca bu çalışma, bağımsız yapıdaki tapınakların zamansal ve mekânsal değişimlerini ortaya koyarak yeniden anlamlandırmayı amaçlamaktadır.

            Anahtar Kelimeler : Tapınak devleti, Komana Pontika , Zela, Pontus, Karadeniz, Ma, Anaitis.

The Roman Bridge existed previously at Comana Pontica.

(Cumont, 1906:249)

Komana Pontika

             Tapınak devleti kavramı hakkında bilgi sağlayan  Komana Pontika, Pontos’un iç kesimlerinde bulunan özellikle Armenia’dan gelen tüccarlar tarafından çokça rağbet edilen bir ticaret merkeziydi. Tanrıça Ma’ya adanmış olan 6000 kutsal köle tapınak arazilerinde çalışmaktaydı.[1]

            Komana Pontika’nın konumu, günümüzde Hamamtepe olarak adlandırılan bir höyük olarak saptanmıştır ve Yeşilırmak (İris) nehri kenarında konumlanmıştır. Tokat-Niksar ve Tokat-Almus yolunun üzerinde, Tokat’ın 9 km. kuzeydoğusunda bulunmaktadır.[2] Komana’nın İris nehri boyunca uzanan arazisi, hem tarımsal olarak hem de ulaşım kolaylığı açısından, Pontos’un diğer kentleri ile ve Armenia ile iletişim içinde olmasını sağlamıştır. Ticaret ağının yoğun bir noktasında kurulu olması ve önemli bir kült merkezi olması Komana Pontika’yı büyük ve önemli bir merkez haline getirmiştir.

The civic inscription located at the base of the Roman Bridge

http://etd.lib.metu.edu.tr/upload/12606089/index.pdf

            Komana Pontika ile ilgili, Roma dönemi öncesine ilişkin bilgimiz yoktur. Elimizdeki bilgilerin temelini yine Strabo oluşturmaktadır. Değişen yönetsel güçlerle birlikte Komana da yeni bir görünüme bürünmüştür.  Pompeius’un düzenlemeleri sırasında Komana bağımsız yapısını korumuştur. Strabo, Pompeius düzenlemesi için şunları söylemiştir :

            “Komana’nın işleri krallar zamanında olduğu gibi yönetiliyordu fakat Pompeius yönetimi ele alınca Arkhelaos’u rahip olarak atadı (M.Ö. 64) ve Komana’nın kutsal alanına iki schoenilik, yaklaşık altmış stadia yarıçapında, bir alan daha eklemiştir.”[3]

 

            Komana Pontika’ya ilişkin epigrafik buluntular, bu tapınak devletinin tarihi hakkında aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Ma’ya adanmış tapınağın, üzerinde kurulu olduğu düşünülen tepeye uzanan Roma köprüsünün ayağında bulunan ve ikinci kullanım olduğu tahmin edilen yazıt, köprünün su regülatörü tarafından tahrip edilmiş olmasından dolayı ancak su seviyesinin düştüğü zamanlarda görülebilmektedir. Yazıt M.S. 161-169 arasına tarihlenmektedir.[4] Burada, Komana’nın asylia (dokunulmazlık) kazandığını  öğrenmekteyiz.[5] Yine aynı ayrıcalığın ifade edildiği bir başka yazıt 1958 yılına Wilson tarafından bulunmuş olan[6] ve şu anda Tokat Müzesi bahçesinde bulunan arşitrav parçalarının üzerinde yeralmaktadır. Erken ikinci yüzyıla tarihli yazıt, Komana’nın “kutsal ve dokunulmaz” yani “ίερα καί άσυλος” olduğuna işaret etmektedir.[7] “Asylia yetkisi” aslında tapınağın içinde bulunduğu kentin öneminden çok, tapınağın statüsü ve önemini simgeliyordu.[8]

     
The coin representing the temple of Anaitis at Zela under the reign of Caracalla 206-7 A.D.
(Price and Trell, 1977:102) (Ortada)

            Hellenistik krallıklarda bu ayrıcalığın verilmesi alışılmış bir durum değildi ve sadece bir kral tarafından ya da bir otorite tarafından onaylanmıyordu. Bu payeye ulaşabilmek için en yüksek karar mercisi olan Yunan toplumunun kararı belirleyici bir rol oynamaktaydı.[9] Roma otoritesiyle birlikte bu paye Roma senatosu tarafından verilmeye başlandı. Ancak Roma döneminde bu payenin içeriği değiştirildi, asylia hakkı, yasaların geçerli olmadığı bir sığınak anlamı kazandı.

Reused civic inscriptions at the base of the Roman Bridge.

(Cumont, 1906:250)

            Pontos Krallığının en önemli tapınağı Komana’da bulunuyordu ve bu tapınak tanrıça Ma’ya adanmıştı.[10] Tapınak Yeşilırmak (İris) nehrini gören alçak bir tepe üzerindeydi ve Dazimonitis ovasına birkaç km. uzaklıktaydı.[11] Muhtemelen surlarla çevrili olan kentte tanrıçanın kutsal köleleri ve rahip yaşamaktaydı. Sikkeler üzerinde yeralan betimlere dayalı olarak tapınağın tetrastil olduğunu öğrenmekteyiz.[12]

            Tanrıça Ma’nın Anadolu’da ilk ortaya çıkışı hakkında bilgimiz yoktur.[13] Şavaşçı öğeler taşımasından dolayı çoğu zaman Enyo ve Bellona olarak da tanımlanabilmektedir.[14] Komana Kappadokya’sında Ma, yazıtlarda“yenilmez” ve “zaferin tanrıçası” gibi epitetleriyle karşımıza çıkar.[15] Strabo, Komana Kappadokya’da Antitaurus’un derin ve dar vadilerinde bir Enyo tapınağı olduğunu ve burada yaşayan insanların onu Ma olarak isimlendirdiğini anlatır.[16] Caligula, Traianus ve Septimus Severus dönemlerinde basılan Komana Pontika sikkelerinde tanrıça mızrak ve kalkan taşırken betimlenmiştir.[17]

Zela

1906 Yılında Zile Kalesi ve Çan (Gözetleme) Kulesi 

Zela - (Cumont, 1906:189)

            Strabo, Zela’nın erken dönemlerde bir kent olarak değil, Persli tanrıçaya adanmış kutsal alan olarak yönetildiğini ve bu kutsal alanın tapınak kölelerine ve rahibe ev sahipliği yaptığını söylemektedir.[18] Zela’nın yönetsel organizasyondaki karakterinin önceden anlatılan Komana Pontika ve Komana Kappadokya ile olan benzerliğinin Strabo’nun bu şehirler için söyledikleri ile benzer olduğunu görebiliriz.

            Zela, tanrıça Anaitis’e adanmış bir tapınağa ev sahipliği yapıyordu. Bu tapınak muhtemelen geç Akamenid dönemde (M.Ö. 4.yüzyıl) inşa edilmişti.[19] Anadolu’da Anaitis[20] tapınımının ilk izleri M.Ö. 6. yüzyılda özel ve resmi olarak Pers yöneticileri arasında görülmektedir.[21] Anaitis tapınımının Pontos krallığı sırasında ortaya çıkmış olması muhtemeldir. Strabo’dan öğrendiğimiz kadarıyla Pontos’lular buraya gelip önemli konularda yeminlerini burada ediyorlardı.[22]

Distribution of the Temples and the Sacred Population.

(Debord, 1982:79)

            Anaitis tapınağına dair bilgilerimizi mimari kalıntıların yoksunluğundan dolayı Roma imparatorluk döneminde basılan Zela sikkelerinden edinmekteyiz.[23]Tapınak muhtemelen hexasitil düzenindeydi ve alçak bir tepe üzerindeydi.[24] Pompeius’un düzenlemeleri sırasında Zela, yeni topraklar ve yeni binalar ile bir kent görünümü kazandı.

(Imhoof - Blümer, 1901:pl.6)
The coin from Philadelphia representing the goddess of Anaitis as Cybele.
    
The coin representing the altar of Temple of Anaitis at Zela under the reign of Caracalla 205-6 A.D.
(Price and Trell, 1977:174)

            Tapınağın bulunduğu tepenin kuzey-doğu sırtında, kısmen tepenin kendi kayasından kazılmış ve kısmen da taşlar ve ahşap ile inşa edilmiş küçük bir tiyatro bulunmaktaydı. Tiyatronun kayada bulunan kısımları ve tepenin dibini örten döküntüler altında olasılıkla orkestraya ait kalıntılar dışındaki bölümler yok olmuştur. Taştan kesilmiş olan oturma sıralarının izi ise belli belirsizdir. Şehirden diğer arta kalanlar bir mezar ve birkaç sütun ile birlikte bazı mimarî parçalardır.[25]

Tasvirî Zile Kalesi ve Amfitiyatrosu

(Oil Painting 65x85 by Ersal Yavi)

            Strabo, Zela’da gerçekleştirilen ayinlerin daha kutsal olduğunu ve senenin sadece bir günü geleneksel şenlikler yapıldığını aktarmaktadır.[26] Yine Strabo’dan öğrendiğimiz kadarıyla Zela’daki tapınak Kyros’un İskitleri yenmesini kutlamak amacıyla inşa edilmiştir. Ayrıca düzenlenen festival yine İskit yenilgisini kutlar nitelikteydi. Bu festival için Strabo, erkeklerin İskit kıyafetleri giyip gün boyu içerek çılgınca eğlendikleri bir tür Bakhik festival olduğunu ve Sakaea olarak adlandırıldığını söylemektedir.[27] Aynı zamanda bu festival her nerede Anaitis’e adanmış tapınak varsa orada kutlanıyordu.[28] Strabo’nun anlattıklarına dayalı olarak bu festivalin Pers kökenli olduğunu ve Zela’daki Anaitis tapınağının Pers yönetimi altındayken kurulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

            Pontos’taki tapınak devleti yapısına uygun olarak gösterilebilecek bir örnek, Kabeira’da bulunan (Pompeius tarafından genişletilerek şehir haline getirilmiş ve ismi Diospolis olarak değiştirilmiştir.) köy-şehir (κωμόπολιν) Ameria verilebilir. Burada Pharnakes’in Men tapınağı vardı ve bu tapınak birçok tapınak kölesine ve rahip tarafından yönetilen kutsal arazilerden elde edilen gelirlere sahipti.[29] Bir diğer önemli tapınak devleti ve aynı zamanda ticaret merkezi olan Pessinus, Phrygia ile Galatia arasında bir sınır oluşturuyordu ve Ana Tanrıça kültüne ev sahipliği yapıyordu. Diğer örnekler gibi bağımsızdı ve tanrıçanın rahibi tarafından yönetilmekteydi.[30]

Location of Comana Pontica (Anderson, 1903:pl.2)

            Strabo Anaitis, Ma ve Men’in Pontos toplum yaşamındaki önemini ifade eder. Pontos kralları bu tanrılara olan bağlılıklarını onlara adamış oldukları tapınaklarla göstermektedirler.[31] Özellikle Pers kökenli tanrıların Pontos’un dini yaşamında önemli bir yerde olması aslında kralların politik olarak yaratmak istedikleri kimliği meşru hale getirmektedir.[32]

            Tapınak devleti kavramı, Anadolu için kökenini bilmediğimiz doğulu bir kavramdır. Hitit Dönemi kaynakları aslında Anadolu’da tapınak merkezli yönetimlerin varlığına işaret eder. Ancak bu Sümer toplumunda olduğu gibi tüm yönetim erkinin tapınakta toplandığı bir sistem değildir. Belki de zaman içinde büyük değişim geçirmiş bir türevidir. Pontos bölgesi için bahsettiğimiz iki tapınak devleti ile ilgili bilgilerimizin çoğunlukla Roma dönemine ait olması bu yapıların tanımını yapmamızı zorlaştırmaktadır. Ancak kavram olarak Mezopotamya’ya ait olmasına rağmen Anadolu’da görülen tapınak devletleri yönetsel olarak Hitit yönetim biçiminin bir parçasıdır.

            Hellenleştirme, yerel toplulukların Yunan polis kavramı altında bir araya getirilmeleri ve yeniden düzenlenmelerini içeriyordu. Bu birleştirme ve dönüştürme politikası Roma döneminde de devam etti. Büyük arazilere sahip tapınakların kentlere dönüştürülmesi, yerel koşullar göz önünde bulundurularak gerçekleşmekteydi. Roma Dönemi’nde Pontos’ta Pompeius tarafından  yerel yönetimlerin etkileri azaltıldı ve eyalet yeniden bir şekle sokuldu. Ancak, bu yeni düzenlemeler yerleşimlerin kendine has koşullarına göre farklı biçimlerde kendini göstermekteydi.

            Komana Pontika, tapınağı ve kutsal arazileriyle bu dönüştürme politikası sırasında özgün yapısını korumuştur. Hatta, tapınağın kontrol alanının sınırları, yeni eklenen arazilerle genişletilmiştir. Burası aynı zamanda asylia yetkisine sahip önemli bir ticaret merkezi idi ve Romalılar tarafından atanan rahibin yönetiminde bağımsızlığını devam ettirdi. Pompeius’un Pontos’u yeniden düzenlemesi sırasında Komana bağımsızlığını korudu ve bu durum onu kent haline getirdi. Pompeius buradaki tapınağın kutsallığının ve prestijinin laik olabilmesi için çok fazla olduğunu düşünmüştür.  Diğer bir yandan Zela’nın sınırları ise Pompeius tarafından genişletilip bir şehir haline dönüştürülmüştü. Bu durum istemeden akla Pompeius’un düzenlemesi ile ilgili bazı soruları getirmektedir. Neden Zela’nın bağımsız yapısı korunmadı? Pompeius, yeni yıkılan bir krallığın yaratmak için uğraştığı ve Zela’da da yoğun bir şekilde dinsel öğeleri ile görülen Pers kimliğini meşru olarak ortadan kaldırmak istiyor olabilir miydi? Şimdilik yanıtı olmayan sorulardır bunlar.

            Tapınak devleti kavramı bölgelere ve dönemlere göre farklılık gösteren bir yapıdır. Bu yüzden, bu kavramın Anadolu için yeniden tanımlanması gerekmektedir. Pontos’ta bulunan Komana Pontika ve Zela gibi yerleşimlere dair bilgilere çoğunlukla batıda bulunan tapınak sistemlerinden anıştırmalar yapılarak ulaşılmaktadır. Anadolu’nun değişimlerden çok etkilenmemiş iç kısımlarını anlamaya yönelik yeni çalışmalar bu yapıların işlevini ve unsurlarını anlamamıza yardımcı olacaktır.

 

            Kaynakça

            Amandry M., ve Rémy B. 1999. Comana du Pont sous l'Empire romain. Étude historique et corpus monétaire, Glaux 14, Milan.
            Boffo, L. 1985. I re Ellenistici e i Centri Religiosi dell’ Asia Minore. Italia.
            Boyce, M. ve Grenet, F. 1989. A History of Zoroastrianism. Cilt III. Leiden.
            Broughton, T.R.S. 1938. “Roman Asia Minor”; In an Economic Survey of Ancient Rome. Yayına hazırlayan T.Frank, 499-919. Baltimore.
            Corsten, T. 1991. “Herodot I 131 Und Die Einführung Des Anahita-Kultes in Lydien.” IrAnt 26: 160-180.
            Cumont, F. 1918. “Les hastiferi de Bellone d'après une inscription d'Afrique” CRAI: 312-323.
            Çapar, Ö. 1995. “Yerli bir Anadolu Tanrıçası: Ma.” Dil ve Tarih Coğrafya Dergisi 37: 583-599.
            Dörrie, H. 1964. Der Königskult des Antiochos von Kommagene im Lichte neuer Inschriften-Funde. Göttingen.
            Erciyas, B.  2004. Comana Project. http://www.comanaproject.org/03.html.
            Fishwick, D. 1967. “Hastiferi” JRS 57: 142-160.
            Foster, B. 1981. “A New Look at the Sumerian Temple State” JESHO, Vol. XXIV, Part III. Leiden.
            Magie, D. 1950. Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century after Christ. Princeton.
            Mitchell, S. 2002. “In the search of the Pontic Community in Antiquity” Proceedings of the British Academy 114: 35-64.
            Price, M.J., ve Trell, B.L. 1977. Coins and Their Cities. Architecture on the Ancient Coins of Greece, Rome and Palestine. London.
            Ramsay, W.M. 1882. “Inscriptions from Cilicia, Cappadocia and Pontus.” JP 11: 142-160.
            Ramsay, W.M. 1906. IGRR III: 40-41.
            Remy, B. ve Özcan, B. 1992. “Trois Inscriptions Impériales Grecques du Musée de Tokat (Turquie)”. EA 19: 119-124.
            Rigsby, K.J. 1996. Asylia: Territorial Inviolability in the Hellenistic World. Los Angeles.
            Rostovtzeff, M. 1941. The Social and Economic History of the Hellenistic World. Oxford.
            Virgilio, B. 1981. Il ‘Tempio Stato’ di Pessinunte fra Pergamo e Roma nel II-I secolo A.C. Pisa.
            Waddington, W.H. 1883. “Inscriptions de la Cataonie.” BCH : 127.
            Wilson, D.R. 1960. The Historical Geography of Bithynia, Paphlagonia and Pontus in the Greek and Roman periods. Basılmamış doktora tezi. Oxford.

Distribution of the Milestones and Roman Roads in the Black Sea Region

(French, 1988: pl.12)

            Antik Kaynaklar

            Athenaeus, Deipnosophistae, (The Deipnosophists) VI, Kitap 13-14. Yayına hazırlayan Charles Gulick, London, 1948. (Loeb).
            Herodotos, Historia, (The History), Chicago. 1987.
            Pliny the Elder. The Natural History, Kitap V. Yayına hazırlayan John Bostock, H.T. Riley, London.
            Strabo, Geographika, (The Geography), Kitap X-XII. Yayına hazırlayan H.L. Jones, London, 1954. (Loeb).

            Dipnotlar

              [1] Strabo XII.3.34.
              [2] 2004 yılında D. Burcu Erciyas tarafından başlatılan yüzey araştırması yerleşimle ilgili ilk kesin bilgileri içermektedir. Bkz. www.comanaproject.org
              [3] Strabo XII.3.34; schoeni ile ilgili tartışmalar için bkz. Plinius V.6.9; Strabo XVII.24
              [4] Ramsay, 1906: 41 (IGRR III no:106)
              [5] Ramsay, 1882: 153; Ramsay ayrıca iki konsülü onurlandırmak üzere yapılmış bir Komana yazıtında şehrin isminin Hierokaesaeria olarak geçtiğine dikkat çeker. Yazıtın lokal Era’ya göre M.S. 103 yani M.S. 140 tarihine ait olduğunu söyler (Ramsay, 1882: 152; IGRR no:105). Komana ile ilgili bir diğer yazıt Reinach tarafından kaydedilmişitr ve Komana ve Neokaisareia halk meclisinin, baş rahibin oğlu Skribonius Pius’u onurlandırmasına yöneliktir. (IGRR no: 107).
              [6] Wilson, 1960: 233; İmparator Traian’a Komanalılar tarafından ithaf edilen bu yazıta dair bkz. Remy ve Özcan, 1992: 119-124.
              [7] SEG, XLII: 339.
             
[8] Broughton, 1938: 710.
        
    
[9] Rigsby, 1995: 78.
           
[10] Komana Kappadokya’daki kültün buraya kopyalanmasına dair bkz. Strabo XII.3.32.
           
[11] Wilson bölgeye yaptığı gezi sırasında tapınağın yerini bu şekilde anlatır. Yeni başlayan yüzey araştırmaları tapınağın yeri ile ilgili henüz bir yer tespit edememiştir. Ancak Wilson’un anlattıklarını Hamamtepe’de gözlemek mümkündür.
           
[12] SNGvA 126; Amandry, 1999:pl.2.
           
[13] Ma isminin kökeni ile ilgili olarak bkz. Çapar, 1995: 584;  SEG, 1995: 187
           
[14] Çapar, 1995: 584.
           
[15] Waddington’ın Kataonia’da kaydettiği yazıtlar, bu epitetler hakkında bizi aydınlatır (Waddington, 1883: 127).
           
[16] Strabo XII.2.3.
           
[17] Amandry, 1999: pl.2.
           
[18] Strabo XI. 8.4.
           
[19] Boyce, 1985: 288.
           
[20] Anadolu’da Anaitis kültü, Artemis Anaitis, Artemis Persike olarakta görülmektedir (Costen, 1991: 164).
           
[21] Corsten, 1991: 164.
           
[22] Strabo XII.3.37.
           
[23] Price ve Trell, 1977: 102.
           
[24] Wilson, 1960: 215.
           
[25] Wilson, 1960: 215.
           
[26] Strabo XI.8.5.
           
[27] Sakaea kelimesinin kökeni  ve benzer festivaller için bkz. Athenaeus XIV. 639; Boyce, 1989: 290.
           
[28] Strabo XI.8.5.
           
[29] Strabo XII. 3. 31.
           
[30] Magie, 1950: 141.
           
[31] Strabo XII.3.31.
           
[32] Mitchell, 2002: 59.

                 
Comana Pontica coin representing goddess Ma (Enyo) (Amandry, 1999:pl.2)
Comana Pontica coin representing temple of Ma (SNGvA 126)
Comana Pontica coin representing temple of Ma (Amandry,1999:pl.2)

PONTUS BÖLGESİ'NDEKİ
TAPINAK DEVLETLERİ

‘TEMPLE STATES’ OF PONTUS:
COMANA PONTICA AND ZELA

The Black Sea Region:

Past, Present and Future

An international inter-disciplinary conference
Session C Poster Abstracts

C1. Trade and Transport
: Past and Present

Emine Sökmen
Middle East Technical University, Turkey

panderkes@yahoo.com

ZELA Artemis Anaitis Tapınağı

Kaynak : Zela Definesi - Melih ARSLAN

Comana Pontica as a Trading Centre

            The temple territories probably included lands of independent native communities as well as lands from villages, unions of villages or tribes.  Most of the time determining the borders of this territory without historical documents is not possible.  Fortunately, these borders had been changed periodically by various ruling powers which enable us to make comparisons between the different periods.  Definition of the territories of temple-states is essential in understanding their socio-economic and political structure, because the temple territories were the means of providing revenues for the temple, and the settlers of these territories were used as the workforce.  The administrative structure of the temple-states included a chief priest and 'sacred slaves'.  Following the priests, sacred slaves were an important component of this structure.  Priests had authority over the administration and rule of the temple, its territory and revenues gained from the territory, as well as rights over sacred slaves.  Strabo indicates that these territories were of ‘considerable’ size and that the priest's authority extended beyond these territories.  The priest was second in rank after the King and usually was from the King’s family in local Kingdoms. We do not have much knowledge about the status of the sacred slaves in this structure.  However, some inscriptions indicate that they had an important role within the religious structure and that their rights were protected by kings and priests.  While they were part of a free population, they were privileged and protected because of their sacred duty.

            The aim of this study will be to define the territories of two temple-states, Comana and Zela in the southern Black Sea region, and shed light on the structure of temple-states in general through an understanding of the roles of the priests, the 'sacred slaves' and other possible components of this complex religious and administrative structure.  The city of Zela was located in the Tokat province near the modern day town of Zile.  The region in the vicinity of Zela was called Zelitis in ancient times.  Although there was no civic organisation at Zela, Strabo called it a polis. The city was surrounded by a sacred territory dedicated to the Persian Goddess Anaitis and this sacred territory was cultivated by the sacred slaves.  The other temple-state which will be discussed in this poster is Comana which was located 9km northeast of Tokat, near the modern village of Gömenek.  This shrine was dedicated to Ma and replicated the plan of the larger temple of Ma in Cappadocia.

            Comana and Zela are often defined as temple-states on the basis of their autonomous and self-sufficient structures.  However, Strabo, from whom we receive most of our knowledge about these two settlements, does not define them as temple-states, and we do not have any information pre-dating Strabo.  One of the main reasons for Strabo’s definition of these settlements as poleis could be the Roman re-arrangements made in the area following the defeat of Mithradates VI around the 70s BC.  Namely these re-arrangements included the extension of the temple territories and the appointment of administrators responsible for these areas to achieve control over the land.  Another reason for defining the two cities as poleis could have been their transformation into market places during the expansion of their territories to cover very important trade routes with dense circulations.

            The poster discussion will concentrate on determining the boundaries and area of influence of these two temple’s changing territories over time, in the light of historical documents, knowledge and information about various powers in control, and of other examples exhibiting similar properties.  It also seems possible that knowledge acquired about the rights and status of the priests and sacred slaves will be explanatory and informative of the socio-political structure in the Hellenistic and Roman periods in the Pontus.  The growing influence of Roman rule in the Pontus is accompanied by indications of change in the properties and structures of Zela and Comana which will be significant in understanding these entities.  To illustrate, Zela went through a transformation with the expansion of its boundaries enclosing surrounding lands, including neighboring cities.  Also an area 60 stadia in size was added to Comana’s sacred territory and its reach of influence and power was widened.

            The transformation of these two 'temple-states' into poleis did not seem to lessen the power of the previous system of religious structure and the administrators of that system, and the Romans did not interfere with the rooted religious structure and its familiar administrators.  Their intention was, in fact, to turn these places, where systems of interaction and relations already firmly existed, into trade centres.  Comana, for example, looked like an emporium where traders from Armenia Minor frequently visited.  This transformation of settlements into trade centres, while keeping current structures intact and working and without imposing new regulations, laws and politics upon settlers, must have enabled Rome to manage the desired political organisation at a larger scale.

            Within the context of the discussion on changing territories, the terminology assigned to these two settlements, as well as the components of temple-states will also be challenged.  In establishing the concepts of temple territory and sacred slaves, the concept of a temple-state will be discussed using historical documents and other similar examples.

            This study also aims to provide information regarding Rome’s policy in the Pontus relating to these structures in Asia Minor as well as information on the impact of these transformations on the social structure and politics of the region.  Furthermore, a clear definition of the terminology assigned for these structures will enable us to develop definitions for two important cult centres of the Hellenistic and Roman periods.


 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR