ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 26 Nisan 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE'NİN
MAKÛS TALİHİ
BÖYLE Mİ DEVAM EDECEK?

Makale : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı, Başmüfettiş)
(Tokat Kültür Haber Dergisi - Yıl : 6, Sayı : 21, Şubat - Mart 2006, sh. 52 - 53'de yayımlandı.)
bekiraltindal@mynet.com - bekiraltindal@tokatkultur.com

Araştırmacı, Yazar Bekir ALTINDAL - 11.09.2001

TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT

ZİLE'NİN
MAKÛS TALİHİ
BÖYLE Mİ DEVAM EDECEK?
(Özhaber Gazetesi - Yıl : 8, Sayı : 729, 21.04.2006 tarihli nüshasında yayımlandı.)
http://www.tokatkultur.com/articledetail.asp?AuthorID=12&ArticleID=58


Zile Belediyesi Resim ve Fotoğraf Arşivi

           Zile’de 1950 yılında çıkarılan ilk ve sonraki gazetelerde sık sık rastladığımız bir söz bu : “Zile’nin makûs talihi…”  Aziz Cumhuriyet’imiz kurulalı seksen iki yıl olmuş, aynı sözler geçerli mi? Evet. Peki niye niye? Neden  neden?

           1920 yılının Mayıs ayında Yenihan’dan (Yıldızeli), Yozgat’tan gelen isyancıların Zile’yi işgali; Millî Mücadele’de dört yüz yıllık topraklarını, nahiyelerini, köylerini kaybetmesiyle sonuçlanmış. Cumhuriyet’in kuruluşuna verdiği desteğe, verdiği şehitlere rağmen hak etmediği halde, isyanla birlikte anılmış ismi. Yıllarca silememiş bunu.

      

            Hemşehrimiz Mustafa Necati Sepetçioğlu babasından naklen : “Toplar atılırken  Zileli işinde gücünde idi.” Sözünü hatırlatarak soruyor. “Böyle mi olur bir şehrin isyanı?” Araştırmacı - Tarihçi - Yazar Necdet Sakaoğlu  “Bu bir şehir isyanı değildir.” diye söyler panelde.

            Derken 1950’li yılların gergin siyasî ortamında bir kaymakam çıkmış, bir parti başkanı olarak İsmet İnönü’nün Zile’ye gelişinde Zile’de konuşma yapmasını engellemeye kalkmış, itfaiyeler su sıkmış, göz yaşartıcı bombalar atılmış bir ilçede. Vatandaş çıkan arbedede yerlerde sürüklenmiş… Ülke basını günlerce manşet atmış “Zile Olayları” diye.  Siyasî aktörler, taraflar suçlamış birbirini… Zile’den ayrılan İnönü’yü birkaç saat sonra Amasya Vâlisi karşılamış aynı gün. Şu haklı şu haksız yorumu yapmadan görüyoruz ki bu, Zile’nin adı için, Zile için, Zileli için ikinci bir olumsuz propaganda olmuş. Yine işin içinde Zileli yok, değişik partilerdeki Zileliler rol almamışlar. Ama yine çıkmış Zile’nin adı bir işgüzar kaymakamın yüzünden.

              Zile makûs talihini yenmek için çalışırken ayak prangası, alın yazısı olmuş bunlar. Zararını görmüş Zile ve Zileli yıllarca.

              Anadolu’da insanlık tarihinin en eski çağlarından beri Zile ve çevresinin yerleşim yeri olduğunu ben söylemiyorum, Hattuşaş, Alacahöyük kazılarını yapan Charles Texier, Hititoloji Profesörü Dr. Hans Gustav Güterbock, Ş. A. Kansu, Prof. Dr. Sedat Alp, Prof. Dr. Tahsin Özgüç, Prof. Dr. Mehmet Özsait söylüyor.

Eski Saat Kulesi ve Zile Kalesi Girişi

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Tahsin Özgüç Hoca Maşat Hüyük’ün kazılarını yapmış yıllarca. Mehmet Özsait Hoca Zile’nin bütün köylerini karış karış gezerek hüyüklerini, tümülüslerini inceledi. Bu sene Yaz'ın da kırmadı bizi emekliliğinden birkaç ay öncesinden günlerini Zile’ye ayırdı.

            Antik Çağ tarihi ile Müslüman - Türk medeniyeti eserleri bir arada Zile’de. Zile’nin tarihinin tahrip olmasına, kendini tanıtamamasına en çok yananların başında geliyordu rahmetli Müftü Arif Kılıç Hoca. Aziz Nesin bile 45 yıl önce Zile’yi yazarken O’nunla konuşur ve etkilenir. Bir tespiti var Aziz Nesin’in : “Zileli tarihin üzerine oturmuş uyukluyor.” Sadece Kale’niz, panayırınız yeter turizm için diyerek de ekliyor yazısına. Bir yabancı yazar gözüyle işte halimiz, görüntümüz.

            Aziz Nesin’in bu yazısından birkaç yıl sonra kurulur Kültür Derneği. Aydın gençleri dönemin çalışkan kaymakamının desteğiyle amfitiyatronun sahne kısmını kazarak çıkarırlar ortaya. Nasıl olur, bilinir bilinmez Devlet haber mi alır, haber mi verilir? El koyar. Kapattırır burayı.

Amfitiyatro Kalıntıları ve Zile Kalesi

            Sorduk Tahsin Özgüç ve Mehmet Özsait Hocalara : “Orta Anadolu’da ayakta kalmış tek amfitiyatro’dur.” dediler. Tokat İl Yıllığı’nda yazılan taş ocağı tespitine inat.!

            Dışarıdan gelen bilim adamlarının, gezginlerin, gazetecilerin Zile’yi gezmesinden sonraki düşünceleri ve samimi açıklamaları bizi çok sevindirmekte. Hemen peşinden soruyorlar : “Böyle bir tarihe, mimarîye, kültüre, dokuya sahip olan Zile için Zileliler ne yaptılar? Hiçbir şey yapmamışlar.” diye de cevap veriyorlar kendileri.

Zile Geleneksel Evi (Fig. 78 - Vieille Maison)

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

             1960’lı yıllarda çevrede el sanatları, ticareti, sanayisi ile etkili olan Zile’de 1980’li yıllardan sonra  yatay göç daha da hızlandı. Ulaşımın kolaylaşması, üretimin makineleşmesiyle ters orantılı olarak geriye gitmeye başladı ekonomisi.  İşsizlik arttı. Yatırımlar yetersiz kaldı. Son yıllarda Zile dışındaki Zileliler'in biraz gayreti oldu, ama yetmedi. Beklenen yatırımlar olmadı.

            Kültür yönünden  Belediye Başkanı'mızın gayretiyle seksen yıl sonra İstanbul’da tartışıldı Zile evleri, kültürü. ÇEKÜL, Mimar Sinan Üniversitesi, Tarihî Türk Evleri Derneği öncü oldu Zile’nin bir Safranbolu, bir Beypazarı olması için. Ama olmadı. Sonunu getiremedik. Sahip çıkıp desteklemedik bu projeyi.

            Lisenin açılması için bütün Zileliler'in yardımlarda bulunduğu yıllarda; “Zile”  kitabının yazarı Rahmi Dönmez Hoca 1960’da Lise’nin boya ve badanasının tamamlanması  ve iki öğretmen tutulması için yardım talebinde bulunurken; yoksa yıllardan beri artık müzminleşen lise binasına bir hamlede deva bulacak kudretli zenginleri Zile mi yetiştiremedi? diye hayıflanmakta.

Rahmi DÖNMEZ'in ZİLE adlı kitabı (Resimler Ağaç Baskıdır)

Gönderen : Mehmet Cengiz DÖNMEZ (Oğlu)

            Rahmi Hoca'mız nur içinde yatsın. Zile’de o kudretli zenginler belki var idi. Yoksa bile yetiştirdi o kudretli zenginleri sonraları. Bunların arasından Şair Ceyhun Atuf Kansu’nun “Zile’de iki dal arasında sallanan bebek için yazdığı “Zile’ye Düştü Yolum” isimli şiirinde “Uyu bebek uyu, büyü bebek büyü/Sendedir bu toprağın ümidi” diye seslendiği  bebeğin akranları Dinçer Kardeşler çıktı.

Cemalettin DİNÇER Sağlık Ocağı

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Hayırsever Zileli işadamları olarak Rahmi Dönmez Hoca’nın temennisini yerine getirdiler. Okullarla, sağlık ocaklarıyla, yurtla donattılar Zile’yi.

Yunus Emre Mah. Muhtarı Mehmet Narin Dinçerler Parkı'nda

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Donattılar donattılar da nerede Zileli diğer iş adamları? Adlarını taşıyan kaç eser sayabiliriz, gösterebiliriz?

            Onlar ellerinden geleni yapıyorlar doğdukları coğrafyanın büyüklüğünü bilerek.  Rahmi Dönmez Hoca'mızın deyimiyle  diğer “Kudretli Zileli Zenginler” nerede diye soruyor Zileli  haklı olarak. Bir Dinçer Kardeşler’in mi bu vefa borcu? Onlar yapacaklarını yaptılar, yapıyorlar yapacaklar da. Hatta aşağıda belirttiğimiz projelere de destek vereceklerinden eminim. Ancak ben buradan yine yazının başlığına dönmek istiyorum.

            Olmuyor, olmuyor. Ekonomik olarak, gelişmişlik olarak, iş sahası olarak, işsizliği yenemiyoruz. Her yıl göreceli evler, mahalleler yapılsa da geriliyor Zile hem ekonomik olarak, hem de tarihî doku, kültür olarak. Tarihî dokumuz, evlerimiz yok oluyor bakımsızlıktan, sahipsizlikten, bilinçsizlikten. Yatırım olarak kıramıyoruz makûs talihimizi.

            Yine 1950’lerden beri Zile gazetelerinde “Su Su Su” diye edilen feryatlara deva olacak, Cumhuriyet tarihi boyunca sulanan Zile ve köyleri tarım arazisi oranını ikiye katlayacak;  Süreyya Bey Barajı’nın sulama üniteleri için Zile - Alaca yolu kadar önem  vermedik. Tokat’ı, Amasya’yı bile harekete geçiremedik.

HES İnşaatı / 2005

Çekerek (Süreyya Bey) Barajı

http://www.tanyildizlar.com/

http://www.dsi.gov.tr/bolge/dsi7/tokat.htm#cekerek

 Barajın Yeri Yozgat İli Çekerek İlçesi
Akarsuyu Çekerek Irmağı
Amacı Sulama - Enerji - Taşkın Koruma
İnşaatın (Başlama - Bitiş) Yılı 1998 - ..........
Gövde Dolgu Tipi Kil Çekirdekli Kaya Dolgu
Gövde Hacmi 6.712.000 m3
Yükseklik (Talvegden) 77,50 m
Normal Su Kotunda Göl Hacmi 1.180,80 hm3
Normal Su Kotunda Göl Alanı 41,33 km2
Sulama Alanı 65.322 ha
Güç 14,4 MW
Yıllık Üretim 50 GWh

            H. 1308/1890 tarihli, yani bundan tam 115 yıl önce yayımlanan Sivas Salnamesi’nde Zile için : “Leblebi ve pekmezi gayet nefis ve meşhurdur” yazdığı halde kaptırdık leblebimizi Çorum’a. Sadece kaptırmadık ambalajında da geçtiler bizi tanıtım için.

             Ne yapmalı o zaman? Geriye kalıyor tek tarihimiz, tarihî zenginliklerimiz. Onları da koruyamıyoruz, tanıtamıyoruz, ortaya çıkaramıyoruz. Başta Maşat Hüyük’ten çıkan  ve diğer tarihî eserlerimiz Ankara Tokat müzelerini süslüyor. Tahsin Hoca : “Her eser bulunduğu, çıktığı yerde sergilenmeli” demişti bize.

Maşathöyük Buluntuları

            Diyorum ki ey hemşehrilerim, ey Zileli işadamları;  Ey Zile derneklerinin yöneticileri, ey her mevki ve makamdaki Zileli bürokratlar!!!

             Hepimizin vefa borcu var, anamızın atamızın yattığı, yaşadığı, doğduğumuz, havasını teneffüs ettiğimiz bu topraklara, bu hemşerilerimize, bu gençlere...

            Size yatırım yapın demiyoruz, fabrika kurun demiyoruz. Teklifimiz şu; bir araya gelinsin. Tarihî değerlerimizi gün yüzüne çıkaralım. Amfitiyatronun resmî ve bilimsel olarak  kazısını yaptırarak gün yüzüne çıkartalım. Evliya Çelebi Zile Kalesi’nde birkaç sarnıç olduğundan bahsediyor. Çeşitli kaynaklarda da belirtiliyor. Hâttâ Zileliler arasında Pontuslar'dan kalan bir yeraltı tünelinin Kale’den Namlıhisar’a Aslan Dede’ye çıktığı bile rivayet ediliyor. Hamam Tepesi’nin önemli bir tarihî yer olduğuna dikkat çekiliyor. Hüseyin Gazi Tepesi yamaçlarında büyük bir mağara olduğu söyleniyor.

            Kale’de de bilimsel bir kazı yapılmasını sağlayabilirsek, Charles Texier’in de belirttiği Antik Çağ'a ait pek çok bulgular elde edilebilir. Evliya Çelebi’nin bahsettiği diğer sarnıçlar, belki de söylenti olan tünel ortaya çıkabilir. Belki de hiç beklemediğimiz Zile’yi Ballıca Mağarası gibi turizm merkezi haline getirecek eserler ortaya çıkabilir. Anaitis Mezhebi’nin tapınak kalıntıları çıkabilir. Gerekirse Devletin izni ile üniversitelerimiz, bilim adamları gözetiminde Kale’nin içi karış karış kazılmalıdır. Unutulmasın ki Cahit Öztelli Hoca'mızın bulduğu bir tablet bize Maşat Hüyüğü kazandırdı.  Bunların ortaya çıkması demek; turizm yönünden Zile’nin, turların Amasya’dan Tokat’a transit geçmesini önlemek demektir.

Tokat Etkinlikleri Ankara/2005 Altındağ Parkı'nda
Bu fotoğrafın Ressam Süleyman HAN tarafından yapılan yağlıboya resmi
M. Ufuk MİSTEPE'ye Zile Belediyesi'nce hediye olarak verilmiştir.

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Peki bunu nasıl sağlayacağız. Nasıl yapacağız. İşte bizim de istediğimiz yardım ve işbirliği burada. Vâlilik, Belediye veya Kaymakamlık veyahut Zile dernekleri aracılığıyla bir plâtform oluşturularak Zileliler bir araya gelmeli, Zileli bürokrat ve bilim adamları bürokratik işlemler için üniversitelerle görüşmeler yapmalı ve bu kazı işleri bir plân ve programa bağlanmalıdır. İşte aylarca sürebilecek kazılarla ilgili masraflar için Zileli işadamlarının sponsor olması gerekmektedir. Bu organizasyon ve iş adamlarımızın  sponsorluğu sağlanabilirse bunun başarılacağına inanıyoruz.

            Yine buna paralel olarak bürokratlarımız, aydınlarımız, derneklerimiz çevrelerinden, büyük şirketlerden ikili ilişkilerle, büyük şirketlerin sponsorluğunu sağlayarak, isim ve plâketi yazılarak  bir veya birkaç tarihî evin restorasyonunu sağlayabilirler. Buna paralel olarak iş adamlarımız da seçilecek bir sokaktaki evlerin restorasyonuna destek verebilirler.

            Arkadaşım Kamil Yaşar Paşay’ın çalışmalarıyla ortaya çıkarılan Sezar’ın meşhur  “Veni Vidi Vici” sözünü söylediği savaş alanının tanıtımı için haritalara göre savaş alanı kabartmalı olarak kalede sergilenmek, bu arazide tabelalar dikmek, savaşın safhaları  yazılmak suretiyle Zile’nin tanıtımına katkıda bulunulabilir.

Sezar
"Geldim - Gördüm - Yendim"

"Veni - Vidi - Vici"
Sezar'ın Savaş Haritası

Kâmil Paşay Arşivi
Kale, Roma Kumandanı
SULLA tarafından yaptırıldı.

Zile Kale Kapısı

            Tarihî Türk Evleri Sempozyumu'nda da teklif edildiği üzere savaşın geçtiği  ayın haftası (2 Ağustos) "Veni Vidi Vici Haftası" ilân edilerek posterlerle, büyük gazete ve televizyonlara servis yapılarak Zile’nin tanıtımı yapılabilir. O hafta hem Zile’nin otobüslerine, hem de Tokat otobüslerine bu “Veni Vidi Vici - Zile” posterleri asılarak, tanıtıma katkı sağlanabilir. Buna dudak bükenler olabilecektir. Yanılmıyorsam Akdeniz Üniversitesi öğretim üyelerinden Havva Işık’ın bir konuşmasını, birkaç yıl önce Hürriyet Gazetesi “Sezar’ın Veni Vidi Vici sözü Zile’den çıkmış” diye iddiada bulundu şeklinde verdi.  Yani Hürriyet  muhabirinin bile bundan haberi yeni olmuş ve "iddia etti, öne sürdü" ibaresi kullanmıştır. (Hürriyet 21.09.2002) Duyuramamışız demek ki Zile’yi, yapamamışız Zile’nin reklâmını...!

 

KÂMİL PAŞAY

 

ARKEOLOG

Zela sikkelerinde cephesi dört sütunlu bir tapınak görülmektedir. Kalede cephesi altı sütunlu ikinci bir tapınak daha vardı. Bugün bundan da hiçbir kalıntı yoktur.
http://members.lycos.co.uk/zile/altiagac.htm

            Bu tanıtıma bilim çevrelerinin, üniversitelerin, ülke çapındaki kültür derneklerinin katılımıyla gerçekleştirilecek, panel, sempozyum ile destek sağlanabilir.

            Bunların hepsini bir koordine içinde, fedakârlık, azim, kararlılıkla ve zenginlerimizin de maddî desteğiyle yapabilirsek hiç değilse turizm sayesinde hem Zile tanınır, hem Zileli'ye bir geçim desteği çıkar.

            Biz burada bir araştırmacı olarak bunları söylüyoruz, yazıyoruz. Gönüllü olarak da görev almaya hazırız.

            Bugüne kadar Zile’nin tarihî eserleriyle kültürüyle ilgili vilâyetimiz Tokat yöneticilerinden çok büyük yardım ve destek aldığımız söylenemez. Tokat tanıtımlarında, ilçelere fazla önem verildiği söylenir mi bilmiyorum? Yukarıdaki projelerde Tokat Vâliliği ve kamu kurumlarının desteğini beklemek hakkımızdır diyorum. Hiç değilse şu Savaş Alanı Projesi'ne, Tokat sahip çıksın diyoruz.

M. Ufuk MİSTEPE, Kâmil PAŞAY ve Bekir ALTINDAL
TMO Genel Müd./Ankara APK Şb. Müd. Odasında

Fotoğraf : Ayhan KARAYAMA - Aralık 2004

            Ey Zileli hemşerilerimiz, iş adamlarımız, bürokratlarımız, aydınlarımız, öğretmenlerimiz; Zile’nin seksen yıllık makûs talihini yenilecekse Zileli olarak bizler yeneceğiz. Başka şansımız yok.

            Ya bunları yapacağız elbirliğiyle ya da hatıralarımızda kalacak eski Zile, kültürümüz, tarihimiz. Tercih bizim sevgili Zileliler, Zileli İş adamları...

            Bu tanıtıma bilim çevrelerinin, üniversitelerin, ülke çapındaki kültür  derneklerinin katılımıyla gerçekleştirilecek panel, sempozyum ile destek sağlanabilir.

            Zile’nin köylerini karış karış gezerek hüyük ve tümülüslerini inceleyen İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Özsait emekli olmasına rağmen o kadar Zile sevdalısı ki, Türkiye Bilimsel Akademisi’nde (TÜBA) yapacağı Zile tanıtımı için çalışmalarını devam ettirmektedir.

Nohuttan Meşhur Zile Leblebisinin Yapılması

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Hocamız 2006 yılı Temmuz sonlarında İğdir’de yaptığı ikinci inceleme sırasında kaya mezarlarının mermer ocağı bahanesiyle tahrip edildiğini görünce kahrolur. Sevindiği taraf ise İğdirliler'in bu kültür katliamına dur demeleridir. İğdir kaya mezarları (16 adet olup, dördü bu incelemede bulunmuştur) antik hamam kompleksi ve adak nişleri olan bu yerin tarihî öneminin büyük olduğu, mutlaka tarihî, millî kültür parkı ilân edilmesi yolunda raporu bulunmakta ve bu yolda uğraş vermektedir.

            Mehmet Özsait Hoca'mız gibi Prof. Dr. Tahsin ve Nimet Özgüç’ler, Prof. Dr. Metin Sözen, Prof. Dr. İsmet Oktay, Mimar Sinan Üniversitesi’nden, Prof. Dr. Cengiz Eruzun, Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halit Çal, tarihçi - araştırmacı - yazar Necdet Sakaoğlu gibi Zile’yi iyi tanıyan ve Zile’ye bir şeyler yapmak isteyen bilim adamları var.

            Vâlilik, Belediye, Kaymakamlık veya Zile derneklerinin Zile, İstanbul veya Kızılcahamam’da düzenleyeceği “Zile Tarihi ve Zile’de Kültür Varlıkları” konulu bir toplantı düzenlenmesinde hem Zileli bilim adamları ve hem de yukarıda ismini verdiğimiz bilim adamlarının büyük katkısı olacağına inanıyorum.


Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi
 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR