ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 28 Haziran 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE’DE
MÜZE KÜLTÜRÜ
ve DEFİNECİLİK

Makale : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)

  
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

ZİLE’DE
MÜZE KÜLTÜRÜ ve DEFİNECİLİK


Zile Kalesi, Amfitiyatro ve Müze İçinde Barındırdığı Gizemli Dünyasında Tüm Haşmetiyle Turizme Açılacağı Günü Bekliyor.

            Günümüzde Zile İlçesi, tarihî, mimarîsi, folkloru, kültürü ve inanç turizmine kaynak oluşturan eserleriyle bir açık hava müzesi görünümündedir.

            Bir yerleşim yeri, TURİZM’de gelecek görmüyorsa MÜZE için uğraş vermesi yeterince anlamlı olmayabilir. Ama ekonomik anlamda çıkışı TURİZM’e dayalı olacaksa MÜZE en önemli unsur olarak kendini gösterir.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan Madenî Paralar

            Müze bir beldenin, bir ülkenin tarihi ve geçmişidir. Nerden ve nasıl geldiğimizin, hangi mücadelelerin yapıldığının sükûta bürünmüş sözleridir. Aynı zamanda zaman içindeki yolculukta bizlere mihman olmuş, bir adım sonra da neler yapacağımızı ima eden bir rehberdir.

            Turist.. tarihî, folklorik, kültürel ve mimarî eserleri görmeye gelir. Doğa ve inanç turizminde bile müzenin fonksiyonel etkisi yadsınamaz.

            Sizlere makale içerisinde sergileyeceğim fotoğraflardaki tarihî eserlerin hepsi 1999 yılında Zile’de gayri resmî kazılarda çıkarılan ve el altından satılarak yurt dışına kaçırılan ve müzayedelerde satılan eserlerin duyarlı ve ismini bilmediğim bir Zileli tarafından elektronik ortamda mail mesajı ekinde gönderdiklerinin bir kısmı olarak sergilenecektir.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan Tarihî Eserler

            Bu eserler eğer MÜZE mevcut olsa idi makul bir fiyatla Zile’ye kazandırılabilirdi. Ama müzayede ve farklı yollardan el değiştirenleri geri almak.. Sayın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün’ün “Yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılan Anadolu eserlerinin iadesinin, uluslararası işbirliği anlayışı ve hukuk kuralları göz önünde bulundurularak ele alındığına ve insanlık tarihi açısından büyük önem taşıyan eserlerin ait oldukları ülke topraklarında bulundurulması gerektiği konusunda yerli ve yabancı bilim adamlarımızın bizlerle birlikte olduğuna ve bizleri destekleyeceğine inanıyorum" demesine rağmen kaçırılan eserlerin Zile menşeli oldukları da ispat edilemeyeceğinden, olağanüstü serveti gerektirecek ve hemen hemen de imkânsız hale gelecektir!

            Ne yazık ki değerlerimiz talan edilmiş ve edilmeye de devam etmektedir. 22 Temmuz 2007 seçimleri arifesinde siyasîlerimizin taahhütlerinde MÜZE’yi vaat etmeleri iyi puan almaları açısından önemli bir adım olacaktır kanaatindeyim.

   
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            1960’lı yıllarda Zile’de Müze Yaptırma ve Yaşatma Derneği kuruldu.. var olan Müze ne yazık ki kapatılıp, değerler Tokat’a intikal ettirildi. Ve MÜZE ne yazık ki bir daha kurulamadı!

            Geçen gün Zileli Dursun İHTİYAROĞLU’ndan şöyle bir mail mesajı alıverdik.

            «Değerli Zile Plâtformu’nu paylaşan arkadaşlar. Zile’de müze açılması için yazılanları okudum. HIRKA-İ ŞERİF hakkındaki yazılanları okuyunca heyecanlanmadım dersem yalan olur. Aklıma “neden ilçemizde müze kurulmuyo?” diye geldi. Kültür Bakanlığı’na yazdığım.. “HIRKA-İ ŞERİF’i Şeyh Ethem Çelebi Türbesi’nde görmek umuduyla” konu başlıklı mail mesajıma cevap geldi. Sizlerle paylaşmak ve yorumlarınızı almak istiyorum.»

            Sayın Dursun İhtiyaroğlu,

            4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun Uygulamasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Yönetmelik çerçevesinde başvurunuz incelenmiştir.

     
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Bakanlığımıza bağlı olarak bir il ya da ilçede müze açılabilmesi için öncelikle bölgenin tarihî ve kültürel zenginliği, nüfus yoğunluğu, turizm potansiyeli, etnoğrafik ve arkeolojik eser mevcudiyeti ile il ya da ilçenin merkezî veya şehircilik açısından gelişim sahası olarak değerlendirilen bir alanda çağdaş müzecilik anlayışına uygun yeni bir bina ya da müze olmaya elverişli taşınmaz kültür varlığı temel unsur olarak ele alınmaktadır.

            Müze koleksiyonlarında yer alacak eserler, bölgenin tarihî ve kültürel değerlerini yansıtacak şekilde arkeolojik ve etnoğrafik eserlerden oluşturulmakta, eğer başka il ya da ilçe müzelerinde sergileniyor ancak müze literatürüne girmemiş durumda ise bulunduğu müzeden açılacak olan müzeye devri gerçekleştirilmekte, şahıs elinde ise bağış ya da satın alma yolu ile müzeye kazandırılmaktadır.

            Bunun dışında, herhangi bir kamu kurum ya da kuruluşu kendi hizmet konuları veya amaçları çerçevesinde Bakanlığımızdan izin alınmak şartıyla her çeşit kültür ve tabiat varlığından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilmekte ve özel müze kurabilmektedirler. Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

                                                                             Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

   
M. Ufuk MİSTEPE Alacahöyük Harabeleri ve Müzesi'nde / 12.05.2007 - Fotoğraflar : F. Saliha MİSTEPE

            Bu aydınlatıcı mesajın ardından Zileli Araştırmacı – Edebiyat Öğretmeni Nurhan Buhan GİRGEÇ Hanımefendi aşağıdaki mail mesajıyla Zile Plâtformu’na cevap ve öneri yazdı.

            Değerli Plâtform Üyeleri,

            Dursun ve Necmettin Beyler’in müze yazılarını heyecanla okudum. Çünkü, ben Yüksek Lisans’ta ODTÜ'nün Türkiye'nin en uzman müzecilik hocasından müzecilik dersi aldım. Gazi Üniversitesi'nde Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi kurduk. Müzecilik beni çok heyecanlandırıyor.

            UNESCO'nun Somut Olan Kültürel Miras ve Somut Olmayan Kültürel Miras Antlaşmaları’na Türkiye de taraftır, imza atmıştır. Madem ki Zile'nin bu kültür değerleriyle turizme açılmasını plânlıyoruz, Zile'de hedeflenen müze, başka müzelere kaptırdığımız ve geri alması neredeyse mümkün olmayan arkeolojik eserlerle açılacak Arkeoloji Müzesi olmamalı. Hâlâ elimizde olan zenginliklerle açacağımız Halk Bilimi Müzesi olmalı. Zile Kültür Evi bu müzenin çok küçük bir modelidir.

Zile Kültür Evi

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Daha önce Zeynep Hanım'la da yazışmıştık. Eğer Belediyemiz bu işin uzmanlarından olan Unesco Türkiye Temsilcisi Gazi Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Nebi Özdemir gibi değerli hocalarımızı bir panelle Zile'ye getirebilirse çok büyük yol kat edeceğimize inanıyorum. Öcal Bey uygun bir zamanda böyle bir toplantıya katılabileceğini belirtti. Biz Zile'yi tarihî evleriyle ve diğer her türlü zenginlikleriyle açık hava müzesine çevirebiliriz.
                                                                                       
Nurhan Buhan GİRGEÇ

Zile Kültür Evi'nde Ziraî ve Ev Âletleri Koleksiyonu

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Evet değerli Zileliler,

            Zile Türkiye’nin Trilyoner zengini olan ilçeleri arasında ilk sırada yer alıyor. Sanayisi olmayan ve ağalık düzeni bulunmayan bu yerleşim yerinde böylesine sermaye birikiminin arkasında yatan gerçek nedir acaba?

            1) Haşhaş ekim dönemlerinden kalma afyon sakızının kaçak satışı.

            2) İzinsiz kazılarda elde edilen binlerce tarihî eserin fütursuzca satılması.

            Bizler bu tarihî/antik değerlerin birkaç kişiyi zengin etmesini değil, bilâkis turizm patlamasına sebep olarak tüm Zile halkının yararına kullanılmasını temenni etmekteyiz.

  
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Mezarlıklar talan oldu. Tarlalar, kale ve çevresi, kümbetler, eski evlerin temelleri, çeşmeler, tümülüsler köstebek gibi yağmalanıyor. Eline DEDEKTÖR alan bıldırcın/keklik avına çıkar gibi dağ bayır dolaşmakta. İZİN BELGESİ alan.. iş yapmak, çalışmak yerine kısa yoldan zengin olma hayalleri peşinde güzelim tarihî eserleri parçalayıp yok ediyorlar habire!

            Nerede mezar taşlarımız? Bekimiş Taşı Kurnası nerede? Mithridates’in hazinesi ne oldu? Kayser (Sezar)’ın, Anaitis’in değerleri neredeler? Lâhitlerden çıkarılan değerler nerede? Rumlar ve Ermeniler’den kalanlar nerde? Sütunlarımız nerede?

            Sen kazmazsan ben kazarım diyor vatandaş ve yıllardır kazıyor da ve bu gidişle kazacak gibi görünüyor!

            O halde ne yapacağız?

            1) Siyasîlerimizi bilinçlendirecek, memleketine sahip çıkmaları için baskı yapacağız. Kendilerinden seçim vaatlerinde bu konularda taahhüt isteyeceğiz. Plâtformların bir amacı da budur. Yönetimi bilinçlendirmek ve aktif kılmak!

            2) Müze açılması için önce tarihî değerleri klâse edip listeleyeceğiz, ardından yer gösterip binasının kurulması için ilgililer nezdinde girişimde bulunacağız. Ödenek sağlanıp, yatırımlara alınmasını imkân dahiline sokacağız.

            3) Arkeoloji ekiplerinin ilçelerimize gelip kazı yapmaları için programlarını buralara yöneltmelerine zemin hazırlayacağız.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Çevremizde ve aramızda tarihî eser talanını uğraşı haline getirmiş, hastalık derecesine vardırmış insanlar maalesef var. Arayan da var, alan da satan da!!!

            Onlar için talan etmek, yıkıp parçalamak bir zevk hem de doyulmaz bir zevk! Ne memleketin kültürü ne geleceği bu tip insanlar için bir şey ifade etmiyor!

            O halde bu insanların da at koşturmalarına meydan vermemek için ne yapılması gerektiğini sizler de benim kadar iyi biliyorsunuz. Gördüğünüz yerde şikâyet edeceksiniz ilgili mercilere!

            Bu insanlar memleketimizin geleceğini yok edip, kişisel çıkarları pahasına satmaktadırlar!

            Hal⠓MÜZE’ye ne gerek var?” diye mi düşünüyorsunuz Sayın Yetkililer?!

            Zile’nin geleceği turizm atılımını gerçekleştirmekte yatar. Ve öncelikli turizm yatırımlarından biri de MÜZE kurmaktır. Değerlerinizi Dünya kamuoyunda ancak müze ile sergileyebilirsiniz. Kültür Sitesi’nin kuruluş plânında bir MÜZE yer almaktaydı. Amacı dışında kullanılınca MÜZE de unutuldu.

Cumhuriyet Caddesi Üzerinde Zile Kültür Sitesi

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            “Dursun Bey’e bu girişimi için çok teşekkür ediyorum.” diyor Belediyemiz Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdürü Sayın Necmettin ERYILMAZ ve devam ediyor Zile Plâtformu’nu bilgilendirmeye. "Gerçekten güzel bir iş yapmış. Acaba biz bir kamuoyu oluşturarak mail ve faks yolu ile ilgililere müze talebimizi duyursak, Müze için yerimizin hazır olduğunu, kültürel değerlerimizin başka müzelerde sergilendiğini ifade etsek sonuç alabilir miyiz bilmiyorum?

            Müze için şu anda düşünülen iki mekân var. Birisi Cumhuriyet Caddesi üzerinde şu an Turizm Yüksek Okulu B Blok’un zemin katında müze olarak yapılmış boş olan yer. İkincisi ise kaledeki eski Kışla Binası."


İçerisinde Müze Kurulması Plânlanan Zile Kültür Sitesi

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Bu binanın müze şeklinde restorasyonu için Mimar Adnan Seçkin tarafından projeleri çiziliyor. Yani müze için iki alternatif mekânımız var. Tokat Müzesi’ndeki eserlerin % 80’i Zile’nin. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Maşat Höyük’ten çıkarılan birçok eser var. Yine Zile’den giden Hırka-i Şerif te Ankara Eski Eserler Müzesi’nde bulunuyor. Yani, Müze’mizi dolduracak eserlerimiz de var.

            Geriye kalan ise iktidarın bu işe sıcak bakması. Bunun için yapılacak şey ise : Şu an aday adayları her yeri ziyaret ediyorlar. Gelenlere müze yapımı için propogandalarında yer ayırmaları hususu ikna yoluyla dayatılacak! Hiç olmazsa 22 Temmuz’dan sonra “Vekilim, müze için bize söz vermiştin.. hadi sözünü tut!” demek kalıyor. Bunlar benim düşüncelerim.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Bir Tarihî Eser

            Değerli Araştırmacımız Rahmi DÖNMEZ Bey “ZİLE” adlı kitabında «Zile sinemasıyla, elektriğiyle, traktörüyle, vitrinleriyle büyük bir kalkınma içerisindedir. Uzun Çarşı boyunca güneye doğru iniyorsunuz : Leblebiciler, urgancılar, bakkallar, Zile Müzesi, kitaplık, Şehir Hamamı ve otobüs durağı, sıra sıra kamyonlar, otobüsler, taksiler. Turhal’a, Tokad’a diye avaz avaz müşteri çağırıyorlar.» diye bahsetmektedir.

            Ve devamla «Zile Kalesi ve toprak altı tünelleri henüz bir tarihî araştırmaya konu olmamıştır. Halk arasında efsanelerle karışık bilgilere göre bir değer arz eden Hamam Tepesi de henüz esrarını muhafaza etmektedir. Anaitis İlâhesi'ne ait büyük mâbedin enkazı ve gene bu mâbudeye ait taş eserler son senelerde teşkil edilen Müze'ye nakledilmiştir.» demektedir.

Zile Kalesi Etrafında Eski Yerleşim Birimleri ve Kışla Binası

Fotoğrafı Gönderen : Müzisyen Bekir AKSOY

            Coğrafya alanında Prof. Dr. Cevat Rüştü Gürsoy da Zile Kültür Derneği’nde bir konferans vermiştir. Bu konferansta Zile’de bir MÜZE kurulması ve tarihî kazıların başlatılması gündeme geldiği için, ilgili bakanlık seviyesinde çalışmalar sürdürülmüş, 1970’li yıllarda Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında, Doç. Dr. Hayat Erkanal ve Doç. Dr. Kutlu Emre’nin oluşturduğu ekip tarafından Zile’nin Maşat (Yalınyazı) Köyü’nde antik çağdan kalma kentin ortaya çıkarılması için kazı çalışmaları başlatılmıştır. Zile Kültür Derneği kurucuları tarafından bir de Zile Turizm Derneği kurulmuş, Zile’de bir müze kurulması için çok çaba sarf edilmişse de ancak Tokat’ ta bir müze bulunduğu gerekçesi ve müze kurmanın masraflı bir iş olması sebebiyle başarılı olunamamıştır.

            Bildiğiniz gibi Tokat Müzesi’nde sergilenen Arkeolojik Eserler, Maşat Höyük (Zile) kazısı ile, Ulutepe (Turhal), Niksar ve çevresinde yapılan kurtarma kazılarında açığa çıkarılanlarla, satın alma ve bağış yoluyla kazanılan eserlerden oluşmaktadır.

Maşathöyük Buluntuları

            Türk Halk Bilimci H. Cahit ÖZTELLİ Zile’de verdiği bir konferansta “Ben emekli olduğum zaman Zile'ye gelip, tarihî ve folklorik çalışmalarıma kaldığı yerden devam edeceğim. Hattâ bunları en iyi muhafaza etmenin yegâne çaresi bir MÜZE tesis etmekle mümkündür. Tarihte geniş bir kitlenin müntesibi bulunduğu Enaitis Mezhebi'nin mabetlerinin Hıdırlık Mevkii'nde bulunması ihtimali çok kuvvetlidir. Oradaki sütunlardan ve büyük taşlardan bu neticeye vardım. İleriki çalışmalarda, gerek yerli tarihçiler ve yabancı tarihçiler, bir gün gelip, bu mevkide esaslı bir kazıya başlayabilirler. Eğer araştırmalar müsbet netice verirse, burası mühim bir turistik şehir olabilir.” demektedir.

            Zile’de yaptığı bir başka konuşmasında da “Türk Dili’nin zengin ve güzel bir dil olduğunu örneklerle açıklamıştır. Zile’nin tarihî zenginliklerini anlatarak tarihî eserlerin toplanıp, muhafaza edilmesi için bir müze kurulması gerektiğini, bunun için de Zile Kültür Derneği’nin öncü olmasının lâzım geldiğini” belirtmiştir.

  
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Bir başka anekdotta Hulusi SEREZLİ’nin “Araştırmalarım kapsamında Maşathöyük’te yıllarca kazı yapan Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve eşleri Prof. Dr. Nimet Özgüç hocalarımı Ankara’da iki defa ziyarete gitmiş, sohbet etmiştim. Çok yakın ilgi göstermişler, Almanya ve Amerika’da Maşathöyük’le ilgili dergileri vermişlerdi. Müze konusunu gündeme getirdiğimde ise şunu demişti : “Her eser toprağında sergilenmelidir. Böyle bir müze kurarsanız bu eserleri alabilirsiniz.” ifadeleri yer almıştır.

            Tarihî değerlerimizin baş düşmanları bu pervasızca değerlerimizi yağmalayan, tarih bilincinden yoksun, kültür yobazı, gözlerini para hırsı bürümüş sorumsuz insanlar.. ne yazık ki aramızdadırlar. Herkes çevresinde bu tip insanların kimler olduğunu pekalâ bilmektedir.

            Memleketimizi seviyorsak bu insanları çeşitli yollardan İdarî Mercilere ve Kolluk Kuvvetleri’ne şikayet edelim. Tarihimizi yağmaladıkları yetmiyormuş gibi elde ettikleri serveti de memleketlerine harcamak gibi düşünceye sahip olmayan bu tip tehlikelere karşı teyakkuzda olmalıyız. Varlıklarımıza sahip çıkmazsak gelecekte, bize ait hiçbir değeri Zile’de bırakmayacaktır bu insanlar…

 

            Aşağıda DEFİNE ve DEFİNE AVCILIĞI hakkında aydınlatıcı bilgiler sunmak istiyorum değerli hemşehrilerime..

            'Define' sözcüğü, insanoğlunun altına ve değerli taşlara ilgi gösterdiği andan itibaren hayatına girdi. Dünyanın her tarafında altına olan ilgi her geçen gün biraz daha arttı ve bunun yanına elmas, zümrüt, yakut gibi değerli taşlar da eklendi. Zaman içinde korsanlar türedi, define avcıları dünyanın dört bir tarafında kol gezdi. Bu uğurda birçok kanlar döküldü. İnsanlar, zengin olmak için kendi akrabalarını bile gözünü kırpmadan katletti. Genellikle varlıklı insanların hazineleri seçildi. Savaşlar yapıldı, topraklarından kaçanlar en değerli varlıklarını, bulunamayacak yerlere sakladılar. Bununla da kalmadı gemiler, içindeki değerli hazineler için batırıldı. Sonuçta birileri hayatlarını kaybetti, birileri zengin oldu. Bu olay, yüzyıllardan beri aynı şekilde sürüp gitti.

            Yasak hayallerinin peşinde yıllarını harcıyorlar.

            Kimisi hiçbir şey elde edemeden toprağın altına bırakıyor tutkularını, kimisi herkesi kıskandıracak kadar zengin oluyor… Definecilik âdeta sessiz bir çılgınlık halinde yaşanıyor Türkiye’de… Çoğu define arayıcısı bu tutkusunu özellikle yasal nedenlerden dolayı saklamayı tercih ediyor. Defineciler, bu işin peşinde zamanının çoğunu harcayanların sayısının binlerle ifade edilebileceğini söylüyorlar… Binlerce yıl önce deri üzerine çizilmiş krokilerle başlayan define arayıcılığı, bugün hizmetinde yüksek teknolojinin olduğu büyük bir sektör haline gelmiş durumda.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Fiyatları milyarlarla ifade edilen arama cihazları, bugünkü define arayıcılarının en önemli yardımcılarından birisi. Onların en büyük destekleyicileri ise hayal güçleri ve define arama tutkuları…

            Define : Sahibi belli olmayan, saklanan madenî para ile külçe halinde veya işlenmiş altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılan mal veya eşyaya denilmektedir. Define aramak, kanunla vatandaşlara bir hak olarak verilmiştir (Madde : 696, 697). Define aramak isteyenler, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan 27.01.1984 gün ve 18294 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 'Define Arama Yönetmeliği' hükümleri uyarınca define (gömü) arayabilmektedirler. Definenin eski eserle olan sınırı, 2863 ve 3386 Sayılı Kanunlar’la belirlenmiştir.

Zile Kültür Evi'nde Ziraî ve Ev Âletleri Koleksiyonu

Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Bulduğu defineyi müzeye teslim eden bir kişi ve resmî bir kayıt yok. Ayrıca milyonlarca kişinin rüyalarını süsleyen define bulma hayaline kimse inanmak istemese de insanlar, 'En azından bir kere define aramak isterdim' diye verdikleri yanıtla bu hayalden vazgeçemeyeceklerini gösteriyorlar. Yine araştırmalar gösteriyor ki define aramayı ciddi bir uğraşı haline getirmiş kişiler, yasadışı bir faaliyette bulunmaktan kaçınıyorlar ve yasalar çerçevesinde define arama izni alarak kazı yapıyorlar. Define arama izni için her yıl yetkili makamlara 10 - 15 kişi başvuru yapıyor. 'İzin alıp da define bulan olmadı. İzin almadan define bulan varsa da müzeye gelip (define buldum) demiyor. Sadece tarihi eserler bulunduğunda, müzeye getiriliyor' diyen İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri ise şimdiye kadar define bulan birisine rastlamadıklarını ifade etmektedirler.

            Vatandaşların, bulduğu eseri müzeye getirdiğinde değerini ve alacağını çok iyi bildiğini kaydeden İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri, şunları söylediler: 'Vatandaşı kesinlikle (niye buldun, nasıl buldun) diye ağır sorulara muhatap etmiyoruz. Eseri müzeye getirdiğine göre, iyi niyetine kesinlikle itimat ediyoruz. Sadece, eğer eser çok önemliyse takibi bakımından bulunduğu yeri, yöreyi öğrenmek istiyoruz. Eserin bulunduğu yeri öğrenmenin, bize bir tarih sayfasını aydınlatabilecek çok önemli bir veri sağlayacağını kendisine anlatıyoruz. Örneği bol olan eserler için ise nereden bulduğunu öğrenmek için hiçbir zorlamada bulunmuyoruz.' Müzeye eser getiren vatandaşları iyi karşılamaya özen gösterdiklerini, teşekkürü ihmal etmediklerini belirten yetkililer, eğitim mahiyetinde de aydınlatma yaptıklarını, eserin devlet malı ve gelecek nesillere ait bir miras olduğunu anlattıklarını kaydettiler.

  
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Tarihî Eserler

            Nerelerde kazı yapılamaz?

            Define aranacak yer; 2863 Sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen yerlerde olamaz. Bu maddeye göre :

            Korunması gerekli tescilli taşınmaz kültür varlıklarında,

            Sit alanı içerisinde kalan yerlerde,

            Millî tarihimizdeki önemleri nedeniyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Millî Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda büyük tarihsel olaylara sahne olmuş binalar ve tespit edilecek alanlar ile Atatürk tarafından kullanılan evlerde,

            Mezarlıklarda, câmilerde, mescitlerde, türbelerde kazı yapmak, diğer bir deyişle define aramak kesinlikle yasaktır.

            Define arama kanunu ne diyor?

            Kültür Bakanlığı'nın 2863 Sayılı Yasa'ya uygun olarak 1984 yılında çıkardığı yönetmeliğe göre, izinli olarak define aranabiliyor.

            Buna göre, belirli bir yerde define bulunduğundan şüphelenen kişi, en yakın mülkî âmirliğe (kaymakamlık) define aramak için dilekçeyle müracaat etmeli. Başvurunun yapıldığı kaymakamlık veya vâlilik, konuyu bölgedeki müzeye intikal ettiriyor ve define aranacak yerin 1/500 ölçekli haritası çıkarılıyor. Ölçeği çıkarılan harita, daha sonra ilgili belediyedeki yetkili kişilerce, İl Bayındırlık Müdürlüğü'ne onaylatılıyor.

            Bu arada arazinin çeşitli açılardan çekilmiş fotoğrafları da dosyaya ekleniyor. Define aranacak yerin sahibi gerçek ve tüzel kişiler ise noter onaylı muvafakatname vermeleri, eğer arazi kamu malı ise orman veya Millî Emlâk Müdürlüğü'nden muvafakatname alınması gerekiyor. Dosyanın müze müdürlüğünce de incelenmesinden sonra bir uzman, araziye giderek incelemelerde bulunuyor. Verilen 'Define Arama Ruhsatı'nın süresi 1 yıldır.

            Özetle;

            Müze kurulacak binanın Turist Kafilesi ve Tur Operatörleri’nin güzergâhı üzerinde ve güvenilir bir yerde olması zarurîdir.

Belediye Huzur Hamamı - Alacamescid Balâ Mah. Huzur Sok.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 18.08.2004 Çrş. 12:04

Belediye Huzur Hamamı - Alacamescid Balâ Mah. Huzur Sok.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 18.08.2004 Çrş. 12:01

            Kullanım dışı kalmış Zile Hamamları’nın ve Müftüoğlu Tekkesi’nin (Mühtoğun Tekke) de MÜZE olarak değerlendirilebileceği hususu göz ardı edilmemelidir.

Mühtoğun Tekke Giriş Kapısı

Fotoğraf : Dr. Ali Adil GÜNEREN

            Amacımız Zile'yi koruma - yaşatma ve tanıtma adına, tam anlamıyla yaşayan bir müze oluşturmak, Harem Dairesi ve müştemilâtında pekmez kaynatmanın, aşure pişirme ve dağıtmanın, salça ve kuşburnu pelveri yapmanın devam edeceği, Tekke Dairesi’nde ise kutsal gün ve gecelerde toplantıların yapılabildiği, ziyaret etmek isteyenlere kapıların ardına kadar açıldığı, şu anda Samsun İlahiyat Fakültesi'nce incelenmekte olan el yazmalarının modern müze anlayışı içinde çelik cam camekânlarda sergileneceği, yanında yeni baskılarının satışa sunulduğu, âdet -  gelenek ve göreneklerin yeni nesillere gösterilebildiği bir yenilenmeyi gerçekleştirebilmektir.

            Yukarıda arz ettiğim konuları, yetkili merciler dışında Zile Sivil Toplum Plâtformu bünyesinde oluşturulacak Güzel Sanatlar ve Müze İhtisas Komisyonu’nun da bir proje halinde takibe alması ve Stratejik Plân’da öncelikli projeler arasında yer alması sağlanmalıdır.


Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen Bir Tarihî Eser

            Bu itibarla,

            Güzel Sanatlar ve Müze İhtisas Komisyonu’nca lüzum duyulabilecek müzecilikle ilgili mevzuat aşağıya çıkarılmıştır.

            1) Müzeler İç Hizmetler Yönetmeliği.

            2) Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik.

            3) Müzecilik Kılavuzu.

            4) KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU.

             Esen kalınız...

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR