ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 20 Temmuz 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE OLAYLARI
17 EKİM 1958

Makale : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı - Başmüfettiş)

Bekir ALTINDAL, Zahireci Selâhattin ZORLU ile söyleşi anında.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 16.04.2008 / Zile Belediyesi

ZİLE OLAYLARI
17 EKİM 1958

1958 Yılında Zile Hükûmet Binası Önünde Bir Kutlama

Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi

            Zile, toplumsal tarihinden iki talihsiz olayla kaderi çizilen ender şehirlerden birisidir. Ne var ki kaderini olumsuz yönde çizen bu olayların baş aktörleri Zileliler değildir.

            Cumhuriyet kurulmadan önce Yenihan (Yıldızeli) ve Yozgat’ta başlayan isyan kıvılcımları öncelikle Zile’yi ve Zilelileri yakmıştır. Zile, Zileliler dışında gelişen bu olaylar sonrasında dört yüz yıllık topraklarını, nahiyelerini, köylerini, kim bilir belki de il olma hakkını kaybetmekle kalmamış, yıllarca bunun zararını görmüştür.

            Yine toplumsal tarihinde derin yaralar açan, memleketimiz kamuoyunda olumsuzluklara sebebiyet veren bundan tam elli yıl önce 17 Ekim 1958 günü çıkan olaylar,  “Zile Olayları” olarak uzun süre gündemde kalmıştır.

            1950 yılında yapılan seçimlerde ülkede çok partili siyasî hayata geçişle birlikte bu yılların ortalarından itibaren siyasî gerilim artmaya başlamış ve bu gerilim altında 1957 seçimleri yapılmış ve Demokrat Parti iktidarı devam etmiştir. Seçimlere rağmen gerilim düşeceğine günden güne artmıştır. Yine bu yıllarda hükûmetçe  Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu yürürlüğe konmuştur.

            CHP lideri Millî Şef İsmet İNÖNÜ, Sivas ve Tokat Kongreleri'nden sonra Amasya’ya geçmeden önce kongre olmamasına rağmen Zile’ye ziyârette bulunmak istemiştir. Kaymakamlıkça bunun Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanunu'na aykırı olduğu gerekçesiyle tedbirler alınmıştır.

Tevfik KURMA

1956 - 58 Zile Kaymakamlığı

            17 Ekim 1958 günü akşama doğru Zile’ye gelmeleri üzerine dönemin kaymakamı Tevfik Kurma tarafından yeni yürürlüğe giren Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun uygulanmasıyla bir anda arbede sonucu istenmeyen olaylar meydana gelmiş ve ertesi günden itibaren basın aracılığıyla ülke gündemine oturmuştur. Toplumsal tarihinde “Zile Olayları” olarak isimlendirilen bu olaylarla ilgili anılar, yayınlar bir başlık altında toplanarak okuyucuya sunulmuştur.

            Basında Zile Olayları

            18 Ekim 1958 tarihli ulusal basından gazeteler Zile olaylarına büyük yer ayırmıştır :

            - İnönü’yü karşılayanlarla emniyet kuvvetleri arasında Zile’de dün müessif hâdiseler cereyan etti.

            Tokat kongresinden sonra otomobillerle Amasya’ya hareket eden C.H.P. Genel Başkanı İsmet İnönü ve beraberindekilerin Zile’ye gelişleri bazı müessif hâdiselerin zuhuruna sebep oldu… İnönü Zile’ye 16:45'te vardı. Silâh, cop, yumruk ve gaz bombalarının kullanıldığı kavga sonunda yaralananlar var.. Hâdiseler böyle gelişip dururken İnönü CHP ilçe binası balkonuna çıkarak halkı selâmladı ve durumu takip etti.

             – Amasya’ya gelen İsmet İnönü, “Zile olayları” hakkında derhal yaptığı basın toplantısında : “Vazifeli idare âmiri bu müessif hâdisenin mesulüdür.” dedi.[1]

            - Tokat’ta hâdiseler : CHP Genel Başkanı İnönü Tokat’tan Amasya’ya giderken Zile’de müessif hâdiseler olmuştur. Zile’de İnönü’yü karşılamak için toplanan halk ile inzibat kuvvetleri arasında karışıklılık çıktı. Cop ve gaz bombaları kullanıldı.  Havaya ateş edildi. İki milletvekili ellerinden yaralandı. Altı kişi tevkif edildi. İnönü, idare âmirinin halkı çılgın hale getiren tahriklerden mesul bulunduğunu iddia etti. Tokat Valisi vakayı CHP'nin bir tertibi olarak gösteriyor. Vali, “İnönü ve arkadaşları Zile’ye güneş battıktan sonra geldi” dedi.[2]

Hüseyin Gazi Tepesi - 1960'lı Yıllar

Kemalettin ŞENDOĞDU Fotoğraf Arşivi

            -  İnönü’nün Zile’ye gelişi hâdiseli oldu. CHP'lileri karşılamak isteyenleri polisler ve itfaiye, cop ve gözyaşı bombası ile dağıttılar. Bu arada İnönü ve bazı mebuslar sıkılan sularla ıslandılar. Turhal’da karşılanan İnönü ve beraberindekiler 16:45'te Zile’ye geldi… İnönü ve beraberindekiler Zile’den otomobillerle ayrıldılar. İnönü  19:45'te Amasya’ya geldi. Mebuslar Turhal’a gidip ilk tedavilerini müteakip Amasya’ya hareket ettiler.

            Halk Partili tahrikçilerin Zile’de çıkardıkları hâdise… Dahiliye Vekili Namık Gedik’in Tokat Mebusları'na cevabı : Kanuna karşı gelmeye yeltenenler lâyık oldukları cezayı göreceklerdir.[3]

            Bu haberlerle ilgili olarak CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Dahiliye Vekili ve Tokat Valisi’nin açıklamaları verilmekte, taraflar karşılıklı suçlamalarda bulunmaktadır.

            Olayların yankısı 19 Ekim tarihli gazetelerde devam etmektedir :

            -  Menderes  Zile’deki hâdise için “Memur vazifesini yaptı.” dedi. - Zile’de dipçik yiyen bir Zileli öldü. - Tevkif  edilen 4 CHP'li beraat etti. – CHP Mebusları hâdiseleri Meclis’e aksettirecekler.

            Ankara mebusu İbrahim Saffet Omay Zile Kaymakamı’na telgraf çekti : 1954'de CHP'den aday olmak için günlerce toplantılarda Menderes’i tenkit eden, İnönü’nün ellerine yüz süren Tevfik Kurma sende mi? – C.H.P. çevreleri “Gaz bombalı polislerin  sadece büyük şehirlerde olduğunu, bunların Zile’ye gönderilmesinin evvelden hazırlık yapıldığını göstermektedir.” diye söylemektedir. – İnönü, Radyo’nun Zile hâdisesindeki tutumunu tek taraflı bularak çattı.[4]

            -  Dahiliye Vekili Recai Gürel’in açıklaması : Zile hâdiselerinin tertip ve tahrikçileri kanuna karşı açıkça karşı koyan CHP'lilerdir. Zabıta suç işleyenler hakkında kanunî vazifesini yapmıştır.

            Zile hâdisesi için ilk suali CMP'liler sordu. Tevkif edilen dört kişi beraet ederek serbest bırakıldı.[5]

            - Zile’den Başvekil Adnan Menderes’e gönderilen telgrafta Zile Demokratları C.H.P.'li tahrikçileri tel’in ediyorlar. Telgraftaki imzalar Ahmet Akbay Zile D. P. Başkanı, Şevket Baştürk 2. Başkan [6]

            Olaylarla ilgili olarak Başbakan Menderes’in demeci ile bir gün sonraki gelişmeler gazetelerde detaylı bir şekilde verilmektedir.

            Yine devam eden günlerde Zile olayları basındaki gündemini korumaktadır :

            Başvekil : “Zile’nin hesabını soracağız.” dedi.  – Zile İnhisarlar İdaresi'nin kapıcısının dipçikten değil kalb krizinden öldüğü anlaşıldı.[7]

15.09.1930 - Zile Reji Binası (Şimdiki Tekel İdaresi)

Fotoğrafı Gönderen : Bekir AKSOY

            -  Başvekil : Zile’de kanun dışı bir toplantı tertip etmek istiyorlar. Asayişi teminle vazifeli bulunanlar bu toplantıya mani olmak isteyince karşı geliyorlar. Mebusları polisin, jandarmanın yakasına sarılıyor. Sonra da kalkıyorlar “Bu hâdiseyi Meclis’e götüreceğiz” diyorlar…[8]

            - Uşak’ta Zile hâdiselerinden bahseden D.P. Başkanı : Bombaların Zile’ye Halk Partisi zamanında, C.H.P. iktidarı zamanında 10 - 11 yıl önce Zile’ye gönderildiğini açıkladı…

            İnönü Zile hâdisesini dün basına izah etti. C.H.P. lideri kanuna aykırı hareketin olmadığını, mahkemeye verilenlerin beraet ettiğini söyledi… Zile’de tecavüze uğrayan halktır. Zile’de halkı biz gelmeden saatlerce önce kahvelere, dükkânlara kanunsuz olarak hapseden ve başlarına nöbetçi diken idare âmiridir. En masum şekilde bizleri selâmlamak isteyen Zile halkına gözyaşı bombaları, tazyikli sularla eziyet eden, silâh çektiren aynı âmirdir. Zile’ye karanlıkta girdiğimiz de yalandır. Aksi fotoğraflarla sabittir. Kaldı ki bir şehre girmek suç değildir. Kanuna muhalif toplantı tertip edildiği yalandır. Halkın pek tabii ve masum ilgisinden başka ortada hiçbir tertip bulunmadığı mahkeme kararı ile sabit olmuştur…[9]

            - İnönü Ankara’da dedi ki: C.H.P. Zile’de mahkeme kararı ile beraet etti. Tecavüze uğrayan halktır. Açık kasıt meydandadır. Hiçbir tertip fayda vermez.[10]

Eski Reji (Tekel / İnhisar) Binası'nın Yerinde Şimdi Duvarları Kaldı.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - Kent Rehberi : Mustafa DOĞTAŞ / 05.01.2008

             Gazete haberlerinden, Başbakan, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ve diğer kişilerin karşılıklı açıklama ve  suçlamaları devam etmektedir.

            Yukarıda verilen haberler o dönemde yayımlanan diğer gazetelerde de verilmiş ise de biz ulaşabildiğimiz bazı gazetelerden haber ve açıklamaları verdik.

            CHP Genel Başkanı İnönü’nün Zile’ye gelişi ile ilgili olarak İbrahim Ergin (1941 doğumlu) şunları anlatmaktadır : “İnönü’nün geleceği anonslarla iki gün önceden haber verildi. Tokat’tan takviye polis kuvveti geldi. Salı günü köylüler geri çevrildi. Polisler Zile içinde devriye gezdiler. İnsanları dükkânlara soktular. Korna sesleri geldi. İnönü gelince  dayım Mustafa Ergin bir buket çiçek verdi. Konvoy gelince birden mahşeri bir kalabalık oldu. İnönü inince Kasap Hulusi’nin oğlu Süleyman Karagöz getirdiği kurbanlık koyunu kesmek istedi. Polis müdahale etti. İnönü Kasaplar üstündeki CHP İlçe Merkezi’ne yürüdü. Süleyman orada kurbanı keserken müdahale eden polisi yere yatırdı. İnönü müdahale etti.  Bu ara Kaymakam Tevfik Kurma jipinin hoparlörü ile kalabalığın dağılmasını anons ediyordu. Milletvekilleri Kaymakam’ın jipinin önüne geçtiler. Polis cop kullandı. İtfaiye su sıktı. Tartıştılar. İnönü konuşma yaptı. ‘Zile’yi geçmişte isyancı olarak tanıtmışlardı. Meğer biz Zilelileri yanlış anlamışız’ diye teşekkür etti. Biraz kalıp ayrıldı.”

            Zile Kaymakamı Tevfik Kurma’nın Anıları

            Zile’de 1956 - 1958 tarihlerinde kaymakamlık yapan ve 'Zile Olayları' sırasında kaymakam olan Tevfik Kurma  anılarında bu olayları; “İnönü’den Bir Anı” başlığı ile vermektedir :

            “Yıl 1958. Hasbelkader Zile’deyim ve kaymakamım. Zile komşusu Turhal ile kardeş kaza. Turhal sanayileşmiş, fabrikaları giderek artan bir ilçe, özellikle şeker fabrikası ile ünlü.

            İnönü, o dönem kongrelerini birbiri ardı sıra ziyâret ediyordu. Zile’de kongre olmadığı halde, ilin en büyük kazası olması ve oy potansiyeli yüksek olması nedeniyle ve Zile ile barışmak için, eski bir hatayı düzeltmek üzere Zile yolunu tutmaya karar vermişti. Daha önceki yıllarda demiryolunun 9. km öteden geçmesi talimatı bölgede geniş infial yaratmıştı.

            1958 sonbaharında, güzel bir sabah, aldığım bir istihbarat, Zile’ye CHP’nin bir baskını olacağı, İnönü’yü Zile’ye yasalara aykırı bir biçimde ve gövde gösterisi yaparak girmeye karar verdiği bildirildi. Bu da “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”nun tatbik edilmesi olasılığını doğuruyordu. Bu kanın ilk kez tatbik edilecekti. Duyumlar sıklaştıkça, önlemleri almaya başladım. Polis, jandarmaya destek askerî birlik, itfaiyeyi hazır ettim. Sabah erken saatlerde nokta ve devriye kuvvetleri, güzergâh ve ana noktalarda konuşlandırıldı. Daha önce uzun konvoy ile gelecekleri belirtilen misafirleri, kaza girişinde beklemeye koyulduk.

            Araçlar 16:00’dan itibaren gelmeye başladılar. Tampon tampona, korna sesleriyle barikatları aşarak şehir merkezine girdiler. Bir yanda, bir taraf “Yaşa! Varol!” diğer taraf “Kahrol!” sesleriyle galeyana  gelen halk, oturdukları yerden ve kahvelerden dışarı fırlamaya başladı.

            Devlet büyüğümüz ve Millî Şef İnönü’nün güvenliği ve olaylarda zarar görmemesi için özel bir tim görevlendirilmişti. Ancak, yanındaki mebuslar arabalarından inip, “Vurun, öldürün! Kaymakama, emniyet âmirine saldırın, yakalayın, yerde sürükleyin!” şeklinde ifadelerle halkı isyana teşvik ediyorlardı.

            Ve olan oldu. Polis jeepi devrildi. Âmire saldırıldı, kokartı ve rütbeleri söküldü. Demir kokart kesici ve sivri olduğundan, saldıranların elleri kesildi. Bizi yaraladılar, diye figan ettiler.

            Durum olağandışı hale gelince, Hükûmet Konağı'nın balkonundan yönettiğim operasyon için direktifler vermeye başladım. Özellikle halkın sakinleşmesi için, dağılmaları yönünde ihtarda bulundum. Netice alamayınca, kanunun ilgili maddesi gereği, “havaya ateş” emrini verdim. Etkili oldu ve halk dağılmaya başladı. Konvoy da geldiği gibi geri dönmeye başladı.

Bir Zamanlar Zile'nin Yeşil Örtüyle Bezeli Cadde ve Sokakları

Fotoğrafı Gönderen : Ahmet KÂĞIZMAN

            İnönü, “Ben garp cephesinden kaçmadım” diye geldiği Zile’den, ellerini kulağına götürerek, “Vahim, vahim, gidelim” diyerek döndü. Ve, “Biz kanunları zorladık, kaymakam da taassup derecesinde tatbik etti,” demişti.

            Tarihe Zile, Uşak, Topkapı Olayları diye geçen bu karışıklıklar nedeniyle, soruşturma açıldı. Suç unsuru bulunamadı ve adem-i takip kararı verildi. Adilâne olan bu karar, kanun tatbik ve takipçisi bir kişi için büyük armağandır.

            Olay gecesi, rahmetli Dr. Namık Gedik (İçişleri Bakanı) ve Başbakan Menderes telefonla arayarak sağlığımı sordular, olaylar ile ilgili bilgi arzettim.”[11]

            Yine aynı kitaptaki  “27 Mayıs Darbesi” başlıklı anılarında;

            “27 Mayıs, bozuk giden bir düzene haklı bir tepki idi. Ancak, sonuçları benim gibi bir çok kişiyi derinden yaraladı. Öncelikle kişisel duyguların hâkim olduğu olaylar, derin yaralar açtı. Zile olaylarında geri plâna çekilen, jandarmaya “Geride kalın” diyen dönemin Jandarma Komutanı, daha sonra mükâfat olarak İhtilâl Lideri Gürsel’e emir subayı oldu.

            Beni etkileyen ise, çocuklarımın yüksek tahsili için geldiğimiz İstanbul’da görev almak istediğim İstanbul Belediyesi’nde Başkan İşcan’ın tavrı idi. “Sen İnönü’yü Zile’ye sokmadın, biz de seni Belediye’ye sokmayız!” düşüncesi, çocuklarıma bakmak için tebdili kıyafet gece şoförlüğü yapmak durumunda bıraktı. Ve bu işi uzun bir süre sürdürdüm.”[12]

            Süslü Tevfik ve İnönü Zile’ye Gelince Yazısı

            Şenay Ordu “Süslü Tevfik ve İnönü Zile’ye Gelince” başlıklı yazısında Tevfik Kurma ve Zile Olayları ile ilgili şunları yazmaktadır :

            Zile Olayları'nın sanık kaymakamı O. 60'lı yılların ortalarından 70'li yılların başına, İstanbul'un Süslü Tevfik'i…

            60'lı yılların ortaları, 70'li yılların başı. Kaymakamlıktan Zabıta Müdürlüğü'ne uzanan yolda, Süslü Tevfik'i duymayan yok…

            Bir de, zamanın CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'yü karşılamasınlar diye, halkın kahvehanelere, evlere, dükkânlara hapsedildiği, coplara, silâh seslerinin karıştığı meşhur Zile olayları'nın sanığı…

            Eskişehir Vali Yardımcılığı, Bolu ve Tokat Vali vekilliklerinde bulundu. Daha sonra sırasıyla Taşova, Akçakoca, Kalecik, Polatlı, Pasinler, Mudurnu, Düzce, Zile ve Kırkağaç'da kaymakamlık yaptı…

            İstanbul Belediyesi'nin CHP'li Belediye Başkanı Haşim İşcan, iddiasına göre ona 'Sen İnönü'yü Zile'ye sokmadın. Biz de seni belediyeye sokmayacağız' demiş…

            …1971'de, onu basın ve halkla bütünleştiren 'Süslü' yapan, İstanbul Zabıta Müdürlüğü'ne atandı…

Samsun - Sivas Hattında
23 Ağustos 1928 Tarihinde İşletmeye Açılan Zile İstasyonu'na İlk Trenin Gelişi

            Zile'ye İnönü gelince

            Tevfik Kurma koyu bir Demokrat Partili, kaymakamı olduğu Zile halkı da CHP'li olunca Zile Olayları patlak verdi. Kurma'ya göre, Zile Olayları sırasında 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu' ilk kez başarıyla tatbik edilmişti. Ama Zile Olayları, pek çokları için demokrasi tarihinde kara bir leke olarak kaldı.

            Her şey, İsmet İnönü'nün 1958 yılı Ekim ayındaki Anadolu turnesi ile başladı. CHP Genel Başkanı İnönü, 57 seçimlerinde CHP'ye oy veren Zile'ye de geçmek istedi. Ancak Zile'den ilginç haberler geliyordu. Zile Kaymakamı Tevfik Kurma'nın, yöre halkını evlerine, kahvehanelere, dükkânlara hapsettiği, sokağa çıkmalarını yasakladığı söyleniyordu.

            İnönü vazgeçmedi, in cin top oynayan Zile'ye girdi. Onu gören halk, polis ve jandarma kordonunu yararak koşmaya başladı. Bu manzara üzerine Kaymakam'dan emir aldığını söyleyen Emniyet Âmiri harekete geçti. Cop, dipçik, tekme ve yumruklar konuşmaya başladı. İtfaiye su fışkırttı, havaya ateş açıldı.

            Zile olayları sonrası soruşturma açıldı. Tevfik Kurma ve Emniyet Âmiri Cemal Orhon, 'Halkın hürriyetini tahdit, halkı dövdürmek, ıslatmak, havaya silâh açmak suçlarından' TCK 174, 17, 240 ve 456'ncı maddelerince önce Balmumcu, ardından Yassıada'ya götürülerek yargılandılar. Sanıkların suçları sabit görüldü ancak 113 ve 134 Sayılı Af Kanunu'ndan yararlandılar.[13]

            Zile Basınında Zile Olayları

            O tarihte Zile’de yayınlanan Şafak Zile’nin Sesi Gazetesi  meydana gelen olaylarla ilgili olarak :

            - “CHP Genel Başkanı İsmet İNÖNÜ dün şehrimize geldi. İnönü’nün şehre gelişinde Kaymakamlıkça  toplantı ve gösteri için izin verilmedi. Şehirde olaylar çıktı. İtfaiye halkın üzerine su sıkmasına rağmen halk dağılmadı. Tokat CHP milletvekilleri ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Vali ve Emniyet Müdürü şehre gelerek tahkikat yaptı.” başlığını atmıştır.

            Yazının içinde Toplantılar ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı olması sebebiyle İnönü’nün Zile’ye geliş talebinin reddedilmesine rağmen saat 17’de şehre getirildiği, Kaymakam’ın kanun muvacehesi gereği derhal gerekli tedbirleri aldığı, bazı C.H.P.'lilerin tezahürat yapmalarına mâni olmak isteyen ve vazifesini yapan emniyet güçlerine Tokat milletvekillerinin müdahaleleri üzerine itfaiye ile dağıtılmak istendiği, milletvekillerinin itfaiye şoförüne hakaret ettikleri, Emniyet Âmiri'nin cip içinden halka ihtarda bulunurken milletvekillerinin cipe hücum ettikleri, âmirin tartaklandığı, havaya üç el silâh ve göz yaşartıcı bomba neticesi durumun biraz sakinleştiği, İnönü’nün C.H.P. lokalinden çıkıp halkı selâmladıktan sonra otomobiline binerek ayrıldığı belirtilmektedir.[14]

            Demokrat Şafak Gazetesi’nin 19 Ekim 1958 tarihli nüshasında   D.P. Turhal İdare Kurulu ile Demokrat Turhal Gazetesi Sahibi Şefik Deveci’nin  Kaymakam Tevfik Kurma ve Emniyet Âmiri Cemal Orgun’a çekilen telgrafları yayımlamıştır.

            Yine bu gazetenin 21 Ekim 1958 tarihli nüshasında Ankara Mebusu'nun telgrafı ve Kaymakam Tevfik Kurma’nın bu mebus ile Ş. Kitapçı’ya cevabı yayımlanmıştır.

            Demokrat Şafak Gazetesi’nin 23 Ekim 1958 tarihli nüshasında ise Kaymakam Tevfik Kurma’nın Ulus Gazetesi’ne verdiği cevabına yer verilmiştir.

            Zile’de  yayımlanan haftalık Görüş Gazetesi’nin 1959 yılı sayılarına Millî Kütüphane’den ulaşmamıza rağmen 1958 yılı nüshaları yerinde bulunamadığından olaylarla ilgili bu gazeteden haber verilememiştir. Ancak 1959 tarihindeki nüshalarında bu hâdiselerle ilgili haberler yer almıştır.

            Görüş Gazetesi’nin 02 Ocak 1959 tarihli nüshasında; “Müessif Zile hâdiselerinde meydana gelen olaylarla ilgili olarak 16.12.1958 tarihinde beraat kararı verildi.” denmektedir.

            05 Ocak 1959 tarihli nüshasında; “C.H.P. milletvekilleri Dahiliye Vekili'nden soruyorlar : Zile hâdiselerine sebebiyet verenler kimlerdir?” diye verilmektedir.


Kaynak : Her Yönüyle Zile

            Zile hâdiselerinden yaklaşık dokuz ay sonra çıkmaya başlayan Genç Bora Gazetesi 01 Ağustos 1959 tarihli nüshasında Kaymakam Tevfik Kurma’nın Kırkağaç’a tayininin çıktığı haberini vermektedir.

            Genç Bora, Zile olaylarının birinci yılında yayımlanan 20 Ekim 1959 tarihli nüshasında “Zile ve 17 Ekim 1958 Geçmiş Zaman Olur ki Hayali Cihan Değer” başlığı atılarak Zile olayları hatırlatılmakta ve olaylar öncesi caddede dolaşan sadece iki jipin olduğu, kahve ve dükkânların önünde polis ve bekçilerin beklediği, Zileliler'in Zile’sine gelen İnönü’yü görmek için kahve ve dükkânlara kapatılan halkın bir anda İnönü’nün etrafını sardığı, Kaymakam Tevfik Kurma ve Emniyet Âmiri’nin tertibi sonucunda halka ateş açılıp ıslatıldığı, göz yaşartıcı bomba atıldığı belirtildikten sonra telgrafları radyoda okunan D.P. Zile İlçe Başkanı A.A. ve Ş.B.'ye  sitem edilmektedir.

    
Zile Belediyesi Fotoğraf Arşivi

            Aynı nüshada C.H.P. İlçe Başkanı S.A. ve C.H.P. Gençlik Kolları Başkanı S.Ü.E.’nin C.H.P. Genel Başkanı İnönü’ye çektikleri telgrafa yer verilmektedir.

            10 Temmuz 1960 tarihli nüshasında; “Zile Hâdiselerini yaratanlar hakkında takibat istendi” haberi verilmektedir.

            10 Temmuz 1960 tarihli nüshasında ise; “Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. F. Yavuz’a açık mektup : 17 Ekim 1958’de ilk hürriyet kıvılcımını Türkiye’ye açan Zile lise istiyor.” temennisi ile Zile olaylarına göndermede bulunmaktadır.

            20 Ekim 1960 tarihli nüshasında; “Zile hâdiseleri ile ilgili olarak yüksek soruşturma kurulu üyeleri Zile’ye geliyorlar.” yolunda bir haber geçmektedir.

            Değerlendirme ve Sonuç

            Zile’de yayımlanan bu yerel gazetelerin Zile olaylarından sonraki yayınları incelendiğinde Demokrat Şafak Gazetesi’nin Görüş ve Genç Bora Gazeteleri'nin kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda yazı yazdıkları ve yayınlar yaptığı söylenebilir. O dönemin siyasî ortamında böyle olması da normaldir. 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra Genç Bora yayınlarında DP için “düşük” tâbiri sık sık kullanılmaktadır. 02 Mart 1961 tarihli nüshasında “Kuyruklar Ezilmedikçe” başlıklı bir başmakale yayımlanmıştır.

            Çok partili siyasî hayata geçişin henüz sekizinci yılında bir şehrimizde her iki partiyi destekleyen insanların ve gazetelerin olması demokrasilerde son derece normal bir husustur. Olaylara farklı bakmakta bunun tabii sonucudur.

            Şenay Ordu, yukarıda verilen yazısında Kaymakam Tevfik Kurma için,  koyu bir Demokrat Partili demekte,  CHP Ankara Milletvekili İbrahim Saffet Omay ise, “1954'de C.H.P.'den aday olmak için günlerce toplantılarda Menderes’i tenkit eden, İnönü’nün ellerine yüz süren Tevfik Kurma sende mi? diye” Kurma’nın CHP’li olduğunu  ifade etmektedir.


Zile İstasyonu'na Trenin İlk Gelişi - 23 Ağustos 1928

            Bizim konumuz Tevfik Kurma’nın bir partiye yakınlığı değildir. Konumuz günümüzde de geçerli olan yasaların herkese karşı tarafsız, objektif uygulanıp uygulanmadığıdır. Burada en sıkıntılı olan kişiler bu yasaları uygulayacak kişilerdir. Olay öncesi bir kanun çıkarılmış ve yürürlükte bir kanun, bir iktidar ve muhalefet var. Yukarıda  gazetelerin verdiği gibi Tokat Valisi’nin de Zile’de yasaların uygulandığı yönünde demeçleri bulunmaktadır. Kanunu uygulayacak yetkili merci kaza kaymakamı. Uygulamazsa kendisi hakkında soruşturma açılacak belki de. Uygulayınca da bu olaylar çıkmış.

            Kaymakam Kurma kendisinin beraat ettiğini, anılarında belirtmektedir. Zile Olayları'ndan sonraki mahkeme safahatında olsa gerek. Şenay Ordu ise; suçlarının sabit görüldüğünü ancak aftan yararlandıklarını yazmaktadır. Bu yargılamanın ise 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ihtilâlden sonraki yargılama sonucu olsa gerek. Bir olay için iki defa yargılama… İdarecilerin, bürokratların yasaları uygularken içinde bulundukları ikilem…

            Burada en doğru olan da; Kaymakam Tevfik Kurma’nın anılarında İsmet İnönü’ye atfen verdiği (kaynağı belirtilmemiş); “Biz kanunları zorladık, kaymakam da taassup derecesinde tatbik etti,” sözüdür herhalde?

            Zile Olayları ülke gündeminde öyle yer almıştı ki olaylardan bir yıl sonra Zile’ye gelen Akşam Gazetesi yazarlarından Aziz Nesin şunları yazmış :

            Şu kısa demokrasi tarihimizde kötü ün yapmış birkaç olay var. Bunlardan biri de Zile olayları. D.P.'lilerle de, C.H.P.'lilerle de bu konuda konuştum. Bu olaylarda Zileli'nin suçu yok. Her iki partililerin de söylediklerine göre, bu olayı, - bilerek, bilmiyerek, her neyse – Zile Kaymakamı yaratmıştır. Zileliler böyle söylüyorlar. O kaymakam Tevfik Kurma Zile’den alınarak Kırkağaç Kaymakamlığı'na gönderilmiştir. Zile gazetesi şöyle yazıyor :

            “Demokrasi tarihimizde Zile hadîselerinin kahramanı olarak nesillere intikal edecek meşhur kaymakamımız Tevfik Kurma, Kırkağaç Kaymakamlığı'na tâyin edilmiştir.”

            Anladığıma göre, D.P.'li olsun, C.H.P.'li olsun bütün Zileliler bu kaymakamı kolay kolay unutamayacaklardır.[15]

            Biz bu Zile Olayları için şöyle demişiz bir yazımızda :

            “…Derken 1950’li yılların gergin siyasî ortamında bir kaymakam çıkmış, bir parti başkanı olarak İsmet İnönü’nün Zile’ye gelişine ve Zile’de konuşma yapmasını engellemeye kalkmış, itfaiyeler su sıkmış, göz yaşartıcı bombalar atılmış bir ilçede. Vatandaş çıkan arbedede yerlerde sürüklenmiş… Ülke basını günlerce manşet atmış “Zile Olayları” diye.  Siyasi aktörler, taraflar suçlamış birbirini… Zile’den ayrılan İnönü’yü birkaç saat sonra Amasya Valisi karşılamış aynı gün. Şu haklı şu haksız yorumu yapmadan görüyoruz ki bu Zile’nin adı için, Zile için, Zileli için ikinci bir olumsuz propaganda olmuş. Yine işin içinde Zileli yok, değişik partilerdeki Zileliler rol almamışlar. Ama yine çıkmış Zile’nin adı bir işgüzar kaymakamın yüzünden…

            Zile makûs talihini yenmek için çalışırken ayak prangası, alın yazısı olmuş bunlar. Zararını görmüş Zile ve Zileli yıllarca…”[16]

            Düşünün şimdi.; Atatürk Cumhuriyet’i ilân ettikten sonra Amasya ve Tokat’a birkaç defa ziyarete geliyor. 1928 yılında Samsun - Zile Demiryolu açılıyor. 1930 yılında Zile - Sivas arası da açılınca Atatürk bu yoldan yani Zile İstasyonu’ndan geçiyor. Amasya’da, Turhal’da, Tokat’ta halkı selâmlıyor. Turhal Şeker Fabrikası’nda Turhal’a geliyor. Ama Zile’de durmuyor.

Republique Turque Chemins de Fer & Ports de L'État - Ligne Samsoun - Sivas
Souvenir de la Remise á l'Exploitation de la Station Zilé - Août 1928
- Imp. Ahmed İhsan (stanboul).

Samsun - Sivas Demiryolunun Açılmasıyla İlgili Olarak Hazırlanan Hâtıra Albüm

             Aynı şekilde 1940’lı yıllarda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Beyaz Treni’nin Zile’den geçeceğini haber alan binlerce Zileli İstasyon’a akın eder. Olayı yaşayanların anılarına göre Beyaz Tren İstasyon’da durur. Ancak Cumhurbaşkanı halka bir selâm konuşması yapmadan birkaç dakika sonra tren ayrılır…

            Neden iki büyük insan böyle davranıyor derseniz. Belki hava muhalefeti veya güvenlik gerekçesi olabilir. Bizce 1920 yılında Zile’nin makûs talihi olan İsyan günleri bunda etkili olabilir… O makûs talih ki Zile, bir günde dört yüz yıllık nahiyelerini, köylerini, topraklarını kaybetti…

Atatürk'ün bir yurt gezisi için Ankara Garı'nda uğurlanışı.
M. Kemal Atatürk'ün ve İsmet İnönü'nün Seyahatlerinde Kullandığı Beyaz Tren'in Vagonu

  
Gönderen : T.C.D.D.Y. Genel Müdürlüğü/Buharlı Lokomotif Müzesi - Ankara

            Henüz İsyan’ın yaralarını saramadan yaşanan bu  Zile Olayları…

            Tek partili 1940’lı yıllarda Zileli İstasyon’a Millî Mücadele’nin kahramanlarından, Aziz Cumhuriyetimizin kurucularından Cumhurbaşkanı İnönü’yü karşılamaya, görmeye, alkışlamaya gitti. Çok partili dönem olan 1958 yılında ise Millî Mücadele’nin kahramanlarından, Aziz Cumhuriyetimizin kurucularından, ancak bu defa muhalefetteki CHP’nin Genel Başkanı İnönü Zile’ye, Zileli'yi görmeye, selâmlamaya geldi…

            Tevfik Kurma’nın deyimiyle ‘Zile ile barışmak için, eski bir hatayı düzeltmek  üzere’ gelmesi ya da görgü tanığı İbrahim Ergin’in naklettiği, ‘Zile’yi geçmişte isyancı olarak tanıtmışlardı. Meğer biz Zilelileri yanlış anlamışız’ sözü  bile Zile ve Zileli için bir kazançtı. Ancak  İsyan’da olduğu gibi bunda da Zileli dışında gelişen bu olay Zile ve Zileli için yine bir talihsizlikti ki etkisi bugünlere kadar sürdü.. sürecek…

            Peki 1939’dan 1950 yılına kadar tek parti CHP döneminde ve 1950 yılından 1960 yılına kadar DP döneminde Zile ve Zileli ne kazandı ne kaybetti? Biz bir şey diyemiyoruz. Ancak alın size bir tespit : 1939 yılından 1961 yılına kadar geçen 21 yılda Zile merkezde eğitim için bir tane dahi okul yapılmadı… Yorum size…

            Sadri Etem Bey’in çok güzel bir benzetmesiyle tarihin ilk gününden beri büyük kinlerle boğuşmalarında, Roma Mithridates mücadelelerinde ve en son da 1920 yılında “Nişan tahtası haline gelen Zile.” İsyan günlerinin yaralarını saramamış bir Zile ve Zileliler. Bu acı olayı yaşayan Zileler'in bir kısmının tekrar yaşadığı ve yine “Nişan tahtası haline gelen Zile” de 17 Ekim 1958 olayları…

            Ülkemizde daha sonraki yıllarda siyasî partiler arasındaki çekişme, dış mihrakların tahriki derken 1970’li yıllarda yaşanan olaylar. Kardeşin kardeşe düşman edilmesi. Senaryosunu kendimizin yazmadığı ama bizlere oynatılan oyunlar. Zile ve Zileli o tarihlerde yine aynı ve benzer olaylara tanıklık etti. Bugün için; o tarihlerde Zileliler'in birbirine düşmelerinin yanlışlığını daha iyi anlıyoruz. Anlıyoruz anlıyoruz da demokrasimizin kıymetini güzelliklerini biliyor muyuz?

            Zile’nin bundan sonra bu iki talihsiz olaylar gibi olaylar yaşamaması, 'ZİLE’NİN, ASIRLARIN NİŞAN TAHTASI OLMAKTAN ÇIKMASI' en büyük dileğimizdir.

Şehir Meydanı ve Ulu Câmi

           KAYNAKÇA :

                    [1] - Tercüman Gazetesi, 18 Ekim 1958.
                    [2] - Milliyet Gazetesi, 18 Ekim 1958.
                    [3] - Zafer Gazetesi 18 Ekim 1958.
                    [4] - Milliyet Gazetesi, 19 Ekim 1958.
                    [5] - Hürriyet Gazetesi, 19 Ekim 1958.
                    [6] - Zafer Gazetesi, 19 Ekim 1958.
                    [7] - Milliyet Gazetesi, 20 Ekim 1958.
                    [8] - Zafer Gazetesi 20 Ekim 1958.
                    [9] - Tercüman Gazetesi, 21 Ekim 1958.
                  [10] - Milliyet Gazetesi, 21 Ekim 1958.
                  [11] - Sezer Kurma, Unutamadıkları ile İdarecilerimiz, Hayatın İçinden Anılar ve Düşünceler, özel baskı.
                  [12] - Sezer Kurma, a.g.e.
                  [13] - Şenay Ordu, Hürriyet Gazetesi, 21 Haziran 2001.
                  [14] - Şafak Zile’nin Sesi, 18 Ekim 1958.
                  [15] - Akşam Gazetesi, 18 Nisan 1960.
                  [16] - Tokat Kültür Haber Dergisi, Sayı: 21, İstanbul 2006.

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR