ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 18 Nisan 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

YEMEN ELLERİNDE
ZİLE
REDİF TABURU

Araştırma : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı, Başmüfettiş)


Belge 5 - Telgıraf Name, Geldiği Mahal : Sivas

YEMEN ELLERİNDE
ZİLE
REDİF TABURU
- Şol Yemen’de Can Verenler -

            Yemen, Arabistan Yarımadası'nın Güneybatı'sında olup, Batı'sında Kızıldeniz, Güney'inde Aden Körfezi ile çevrili bir ülkedir. Halen Yemen ve Güney Yemen olarak iki devlet bulunmaktadır. Genelde dağlık bir coğrafî yapısı olan  Yemen’in başkenti Sana’nın rakımı 2.350 metredir. Ülkemizin en yüksek vilâyeti Erzurum’un rakımının 1.950 m olduğu dikkate alındığında  iklim ve coğrafî yapı daha iyi anlaşılabilir.

            Yavuz Sultan Selim zamanından, 1919 yılına kadar süre içinde Osmanlı Devleti hakimiyetinde kalan Yemen’e  isyanları bastırmak üzere Anadolu ve Trakya’dan binlerce memleket evlâdı gönderilmiş ve milletin hayatında derin izler bırakmıştır.

            Yemen ve diğer yerlerdeki isyanlar sırasında Zile’den muhtelif tarihlerde Zile Redif Taburları gönderilmiştir.

            Tanışma fırsatı bulduğum Osmanlı Arşivleri’nden Sevgili Hocam Dr. Murat CEBECİOĞLU’nun, Yemen’de görev yapmış Hasan Muhittin Paşa’nın Defteri Mahsus’undan yararlanarak hazırladığı ‘Yemen, Irak ve Gilan Olayları’ başlıklı Doktora Tezi esas alınarak Yemen’in Osmanlı Devletine katılışından, terk edilmesine kadar geçen süredeki olaylar özet olarak Zile Redif Taburu çerçevesinde ele alınmıştır.


North Yemen (Sana) 1876 - 30 Oct 1918
South Yemen (Aden) to 16 Jan 1839

Kingdom of Yemen Stamps
1926 to 1948

Yemen Arab Republic Stamps
and Postal Stationery - 1971

People's Democratic Republic of Yemen
Stamps and Postal Stationery - 1986

Yemen
Bayrağı

               Redif, sözlük anlamı muvazzaf askerlikten sonraki askerlik sırası demektir. Vital Cuinet 1890’lı yıllarda Tokat Sancağı’nda  Birinci ve İkinci Redif Taburları bulunduğundan ve Erzincan’da bulunan 4. Kolordu'ya bağlı olduğuna yazmaktadır. Genelde iç isyanlarda, eşkıya takiplerinde görev yapmışlardır.

            Yazımızda tarihî belgelere, araştırmalara dayalı olarak Yemen’e giden Zile, Tokat ve Niksar Redif Taburları ile ilgili  bilgileri ve Zile Redif Taburu’nun da içinde bulunduğu Yemen günlerini vereceğiz burada bu tezden. Ayrıca bu harekât sırasında şehit düşen Zileli askerlerimizin isim ve şehitlik tarihlerini de Millî Savunma Bakanlığı’nca yayımlanan şehitlerimiz kitabından yararlanarak vereceğiz sizlere.

Yemen’in Osmanlı Devleti'ne Katılmasından
Terk Edilmesine Kadar Geçen Tarihî Sürece Kısa Bir Bakış :

"Bir Asırda Tokat" Albümünde Salih Zeki Paşa Askeri Teftiş Ederken.

Burhan GÜNESEN Fotoğraf Arşivi

            Yavuz Sultan Selim 1517 yılında Memlûklular Devleti’ne son verdiğinde, Yemen’in Zebid, Hudeyde ve Luhayye ve dolaylarına da hâkim olmuştur. Memlûk Vâlisi Emir İskender Osmanlı Devleti’ne itâat ettiği halde oğlu itâat etmemiş ve ilk isyan 1520 yılında başlamıştır.

            1538 yılında Aden Limanı alınmış, Hadım Süleyman Paşa döneminde Yemen Saliyaneli Eyaleti olarak Osmanlı Devleti’ne bağlandıktan sonra 1547 yılında İmam Şerefüddin tarafından çıkarılan isyan bastırılmıştır.

             1565 yılında Yemen iki beylerbeyliğe bölünmüş,  Yemen’in Doğu ve Kuzeydoğu'su Mutahhar’ın oğullarına bırakılmış, Sana, Aden, Hudeyde, Taiz, Luhayye ve dolayları Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. 1635 yılında Sana ve Taiz şehri  Zeydiler'in eline geçmiş ise de kısa sürmüş ve bundan sonra  her şehir ayrı  ayrı şeyh ve seyyidlerin hâkimiyetine girmiş ve bu durum iki yüz yıl sürmüştür.

            Mısır Vâlisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanında Türkçe Bilmez Mehmet Paşa’nın isyan etmesi üzerine Yemen 1835 yılında gönderilen Mısır Ordusu tarafından geri alınarak Mısır’a bağlanmış, 1840 yılında ise Şerif Hüseyin’e verilmiştir. Yemen Padişah Abdülmecid zamanında tekrar Osmanlı Devleti idaresi altına alınmıştır. Ancak Şerif Hüseyin’in Mekke Emiri Muhammed bin Avn ile Tevfik Paşa’ya Hudeyde’yi vermemesi üzerine burası adı geçenler tarafından   alınmıştır.  Hudeyde’nin alınmasından sonra Tevfik Paşa, Hudeyde’ye gelen İmam Yahya ile Sana’ya gelmiş, buna kızan aşiretlerin sokaklarda gezen askerlere askerleri saldırarak öldürmeleri üzerine Tevfik Paşa hapsedilerek Hudeyde’ye gelmiştir. Hudeyde Şerif Hüseyin elinden alındıktan sonra Mutasarrıflık (Sancak) yapılmıştır.


Anadolu'dan yeni gelmiş askerler Yemen'de yürüyüş halinde.

            Hudeyde Sancak yapıldıktan sonra Yemen’de ilk isyanı 1281/1865 yılında Asirli Muhammed Bin Aiz  çıkarmıştır. Ancak Muhammed Bin Aiz’in bu defa Hudeyde’ye saldırması üzerine İstanbul’da 16 taburluk bir kuvvet hazırlanmış Ahmet Muhtar Paşa 5 tabur piyade ile 6 aralık 1870 tarihinde, arkasından Redif Paşa vapurlarla hareket etmiştir. Ahmet Muhtar Paşa Hudeyde önlerine geldiğinde Hudeyde Vâlisi Halepli Ali Paşa’ya mağlup olan Muhammad Bin Aiz’in Asir’a çekilmesi üzerine Mehmet Redif Paşa kuvvetleri, Ahmet Muhtar Paşa kuvvetleri ile Kunfuda İskelesi'nde (halen Suudi Arabistan liman şehri) buluşmuştur. Ahmet Muhtar Paşa Muhammed Bin Aiz’in merkezi Savga’yı kuşatmış, Muhammed Bin Aiz’in Ride Kalesi'ne çekilmesi üzerine Savga alınmış ve 10 Nisan 1871 tarihinde Ride üzerine yürünerek kuşatılmış ve 20 Nisan günü  Muhammed Bin Aiz teslim olmuştur. Bunun üzerine Mehmet Redif Paşa’ya Yemen Vâliliği ve Kumandanlığı, Ahmet Muhtar Paşa da Vâli Yardımcılığı'na atanmıştır.

            Mehmet Redif Paşa’nın hastalığı sebebiyle İstanbul’a dönmesinden sonra merkezi Sana olmak üzere 7. Ordu kurulmuş, Yemen ve Asir’in birleştirilmesinden meydana gelen vilâyetin vâliliğine Ahmet Muhtar Paşa atanmıştır. Bu tarihten sonra Asir’de yer yer isyan çıkmışsa da bastırılmış, Asir’in mutasarrıflık teşkilâtı kurularak bu yeni sancak Yemen Vilâyeti’ne bağlanmıştır.

            08 Şubat 1872 tarihinde Hudeyde’ye gelen Ahmet Muhtar Paşa’nın 16 Mart 1872 günü Veli Paşa kumandasında gönderdiği kuvvetler İsmail Dai’yi ele geçirerek Haraz Dağı'nı askerin geçmesi için açmışlardır. Ahmet Muhtar Paşa Menaha Kasabası'nı ele geçirdikten sonra 25 Nisan 1872 günü Sana önlerine gelmiş ve Sana İmamı Muhsin Muiz Devlet'e bağlılığını bildirmiş, kaleye Osmanlı bayrağı çekilmiştir.

            Sana’nın Osmanlı idaresine girmesinden sonra Ahmet Muhtar Paşa Sana çevresindeki kasabalar üzerine kuvvetler göndererek buraları da ele geçirmiştir. Yemen’in Güneyi'nde bulunan Taiz şehrinin ileri gelenlerinin Ahmet Muhtar Paşa’nın yanına gelerek devlete itaat etmeleri üzerine, gönderilen kuvvetler Taiz ve dolaylarını ele geçirdikten sonra Lahic arazisine girmişlerdir. Osmanlı kuvvetlerinin Lahic’e dayandığını gören Aden’deki İngiliz Vâlisi durumu hükûmetine bildirmiş ve İngiliz Hükûmeti'nin talebi doğrultusunda Ahmet Muhtar Paşa’ya emir verilmesi üzerine, bu harekâttan vazgeçilmiş ve Ahmet Muhtar Paşa Sana’nın imar işleri ve Menaha yolunun yapımı ile meşgul olunmuştur.

Belge 1 - Yemen Haritası (BOA)

Salname-i Yemen 1314 /1898 (Başbakanlık Osmanlı Arşivleri)

            Ahmet Muhtar Paşa Yemen’in idarî ve askerî teşkilâtını kurduktan sonra kendi isteği ile Yemen’den ayrılmış  ve zaman içinde Yemen Vâlileri görev yapmıştır.

            Vâli İsmail Paşa zamanında 1891 yılında İmam Hamideddin isyan ederek Sana’yı kuşatmış ve o sırada vefat eden Vâli yerine Hasan Edip Paşa Yemen Vâliliği’ne tayin edilmişse de isyanı bastıramamıştır. Yemen Vâliliği'ne tayin olunan Hicaz Vâlisi Ahmet Feyzi Paşa 1891 yılında Mekke’den Hudeyde’ye, oradan Menaha’ya gelip hazırlıklar yapmış ve düşmek üzere olan Sana’ya 1891 yılı sonlarında gelmiştir. İmam Hamideddin de yanında tuttuğu subay ve askerleri alarak merkezi olan Şehare’ye çekilmiştir.

            Ahmet Feyzi Paşa Sana’ya girmiş ve burada hazırlık yaptıktan sonra 1892 senesi Mayıs ayının ortalarında Şehare üzerine yürümüş ve rehin tutulan subay ve askerleri kurtararak Sana’ya dönmüştür. Ahmet Feyzi Paşa 1894 yılı sonlarına kadar Yemen’de Vâli ve Kumandan olarak bulunmuş ise de şikayetler üzerine görevden alınmış ve yerine Abdullah Paşa tayin olmuştur. Bu sırada Yemen’in Hacce ve Hacur bölgelerinde karışıklıklar sürmektedir.

            Abdullah Paşa Yemen’de göreve başladıktan sonra Anadolu ve Rumeli’den Yemen’e birlikler gelmeye başlamıştır.  Luhayye’de toplanan taburlar Hacce ve Hacur üzerine, Hudeyde’de toplanan taburlar Sana üzerine gönderilmiştir. Hacce mevkiine gelen Abdullah Paşa 14 Mayıs 1898’de Şehare üzerine yürüyerek Şehare ve çevre kasabaları ele geçirilmiş ve İmam Hamideddin buradan kaçmıştır. İmam Hamideddin yediği iki büyük darbeden sonra ölünceye kadar isyan etmemiş, 1904 Nisan'ında vefat edince, yerine oğlu Yahya İmam olmuştur. Abdullah Paşa ise 1898'de,  İmam Hamideddin'in ikinci isyanını bastırdıktan sonra Yemen'de mezalime dayanan bir yönetim kurmuştur.


Makinalı Bölük Efradı Kendi Elleriyle Diktikleri
Çiçeklerle Vagonlarda Cepheye Doğru Yola Çıkıyor.

            Yahya, İmam olduğunda Yemen Vâlisi, Abdullah Paşa olup, Yemen'de birkaç seneden beri kuraklık ve kıtlık hüküm sürmektedir.  Zeranik ve Taiz tarafındaki kabilelerin isyan ettiğini gören İmam Yahya, Dahyani ile mücadeleyi bırakarak 1904 yılı Temmuz ayı başlarında Sana Kadısı'nın evini kurşunlatarak isyan bayrağını açmıştır. Bu sırada Vâli olan Abdullah Paşa askere lâzım erzakı depolatmadığı gibi gerekli askerî tedbirleri de almamıştır.

             Eylül 1904’de Vâli Tevfik Paşa ile Kumandan Tevfik Bey Sana’ya gelmiş ve Abdullah Paşa Ekim ortalarında Sana’dan ayrılmıştır. O sıralarda İmam Yahya’nın milisleri Sana’yı üç taraftan kuşatmış, Sana - Hudeyde yolunu kapatarak telgraf hatlarını kesmiştir. Vâli ve Kumandan'ın Yemen’deki  gelişmeleri İstanbul’a bildirme cesareti gösterememeleri üzerine isyanlar daha da büyümüştür. Yollar eşkıya tarafından tutulduğu için Sana'ya erzak getirilememiş; asker ve subaylara günde iki ekmek verilirken bu miktar günde bir ekmeğe inmiş, nihayet subay ve askerlere ekmek de verilemez olmuştur. Bahçelerde  yetişen patates ve havuçlar tükenmiş; çarşıda kuru üzüm kalmamış,  asker içinde açlıktan ölümler başlamıştır. Askerî birlikler dağınık yerleştirildiğinden birbirlerine yardım edememişler, genç subayların mazbatalarına üst kumandanlar  ile Vâli Tevfik Paşa kayıtsız kalmıştır. Arif Hikmet Paşa emrindeki Hicaz Fırkası ile Sana’ya yardıma gönderilmiştir. Arif Hikmet Paşa Hudeyde Menaha yolunu açarak Sana’ya deve yüklü erzak getirmiştir.

Anadolu'nun Doğusu'nda ulaşım çok zordu.

Savaş yıllarına ait bu fotoğraf Erzincan, Çardak
Geçidi'ni aşmaya çalışan bir askerî birliği gösteriyor.

            Yemen Kumandanı Tevfik Paşa, Arif Hikmet Paşa’yı İr’deki isyancıların yerine başka bir yere yollamış, İr üzerine de askerin sevmediği Zekeriya Paşa’yı göndermiştir. Zekeriya Paşa İr kasabasına geldikten sonra 27 gün süren çarpışmalarda oradaki isyanı bastıramamış, çarpışmalarda 30 subay ile 800 asker şehit olmuştur. Bir kısım asker   eşkıyanın eline esir düşmüş, sağ kalanlar güçlükle Sana’ya dönmüştür. İr’den sonra İb, Ravza ve diğer yerlerin isyancıların eline geçmesi ve isyanın tehlikeli bir durum alması, Sana’da açlıktan günde 250 - 300 kişinin ölmesi, askerin açlıktan nöbet tutamaması üzerine Vâli Tevfik Paşa Yemen’deki bu durumu İstanbul’a bildirmek zorunda kalmıştır.

            İstanbul Hükûmeti Ferik Rıza Paşa’yı isyanı bastırmaya memur etmiş ve yardımcılığına da Ahmet İzzet Paşa tayin edilmiştir. Anadolu ve Rumeli’den 48 taburluk bir kuvvet gönderilmiştir. Menaha’da toplanan taburlarla Sana üzerine yürümüş ise de Sana yakınlarında erzak yüklü develeri eşkıyaya kaptırmışlar ve perişan bir şekilde Sana’ya sığınmışlardır. O sırada Sana'da açlık had safhadadır. Ferik Rıza Paşa ile Ahmet İzzet Paşalar perişan bir vaziyette Sana'ya sığınınca onlarla gelen subay ve askerlerin katılmasıyla Sana'da  açlık daha da had safhaya ulaşmış; Sana'da bulunanların durumları daha da kötüleştirmiştir.

Belge 3 -

Yıldız Ser Humayun Baş Kitabet Dairesi

            Bu durum üzerine İmam Yahya ile Sana’nın İmam Yahya’ya teslim edilmesi,  Menaha'nın devletin hâkimiyeti altında kalması, Sana’nın şartlarını taşıyan bir de şartname hazırlanmış;  Kevkeban'da bulunan İmâm Yahyâ’ya gönderilmişlerdir. Vâlî Tevfîk Bey ile Kumandan Tevfîk Paşa, "Artık savunmaya imkân olmayan, ne sûretle olursa olsun yiyecek ve erzaksızlık yüzünden Sana düşeceğinden" bu şartnâmeyi  kabul edip kendi mühürleri ile mühürlemişler ve  tekrar İmam Yahya’ya göndermişlerdir. İmâm Yahyâ, 3 Mart 1905 tarihinde şartnâmeyi aldıktan sonra Hudeyde-Sana yolunu açtırmış; yolların açılması ile Sana'ya yiyecek ve erzak girişi başlamıştır. Hükûmet kuvvetlerinin çekilmesinden sonra 7 Nisan 1321/20 Nisan 1905'de İmam Yahya kuvvetleri Sana'yı işgal etmişlerdir.

            İstanbul Hükûmeti Sana’nın kaybedilmesini prestij ve gurur meselesi yapmış,  2, 3, 4 ve 5. Ordu’larda Yemen için yardım ve destek birlikleri ayrılmıştır. Menaha’da 114 taburluk yeni bir kuvvet teşkil ettirilmiş ve Yemen Umum Kuvvetleri adı verilmiştir. O tarihte Bağdat Vâlisi olan Müşir Ahmet Feyzi Paşa Yemen Umum Kuvvetler Kumandanı  olarak tekrar görevlendirilmiştir.

            Ahmet Feyzi Paşa Cidde - Hudeyde yolu ile Menaha’ya gelerek görevi devralmış ve Anadolu ile Rumeli’den gelen taburlar burada toplanmıştır. Toplanan kuvvetler hazırlandıktan sonra 15 temmuz 1905’de Sana üzerine yürünmüş, 15 Ağustos/ 29 Ağustos 1905’te Sana önlerine gelinmiş, iki gün süren kuşatmadan sonra 19 Ağustos1321/1 Eylül 1905’de Sana’ya girilmiştir. İmam Yahya gece karanlığından faydalanarak merkezi Şehare’ye çekilmiştir. Ahmet Feyzi Paşa İmam Yahya kuvvetleri eline geçen Hacce ve diğer yerleri alarak Sana’ya dönmüştür.

"Bir Asırda Tokat" Albümünde Tokat'tan Dağıtımı Yapılan Redif Askerleri.

Burhan GÜNESEN Fotoğraf Arşivi

            Çok az kayıpla Sana ile Sana'ya kadar olan yerler geri alınınca İkinci Abdülhamit, Ahmet Feyzi Paşa'dan İmam'ın yakalanmasını, Yemen işinin kökünden halledilmesini istemiştir. Ahmet Feyzi Paşa padişahın bu emrine Mabeyne gönderdiği telgrafta, “Yemen İmamı Kasımpaşa mahalle imamı değildir.” diye cevap vermiştir.

            Fakat Saray'ın "Yemen işi kökünden halledilmeli, elinde yeterli kuvvet vardır, yapılacak" yolundaki emirleri üzerine 2 Teşrin-i Evvel 1321/15 Ekim 1905 tarihinden itibaren Ahmet Feyzi Paşa İmâm Yahyâ'yı ele geçirmek için Şehâre'ye büyük çapta bir askerî harekât düzenlemiş; mahiyetinde Muhiddin Paşa da olduğu halde İmâm Yahyâ kuvvetlerinin baskınına uğramış; Ahmet Feyzî Paşa bu baskından Ahmet İzzet Paşa'nın gönderdiği yardımlar sayesinde kurtulmuştur.

            Yapılan çarpışmalarda Usman Vâdisi'nden sel yerine kan akmış; bu olay “Şehare Felâketi” adıyla anılmıştır. Şehare'nin dağlık ve sarp arazilerinde çok kayıplar verilmesi, subay ve askere usanç gelip sızlamalar başlaması üzerine  Ahmet Feyzi Paşa Şehare harekâtına son vermek zorunda kalmış; onun verdiği emir üzerine birliklere toparlanmışlar; Şehare'den ayrılıp 28 Kanunu evvel  1321/10 Ocak 1906 günü Sana'ya dönmüşlerdir.

            Ahmet Feyzî Paşa, 1906 senesi Şubat ayı başlarında Valân, Havelân; Şubat'ın 19’ undan itibaren Ecbar, Ecrâm, Recâm vâdilerine de kuvvetler sevk etmiştir. Sevkedilen birlikler bütün 1906 senesi boyunca bu vâdilerde eşkıya ile çarpışmış; bu vâdilerden en uzun süren Recam Vâdisi Hareketi 1323/1907 senesi Mart'ının 10'una kadar devam etmiştir. Şehâre hareketinde olduğu gibi Valân, Havelân, Ecbâr, Ecrâm ve Recâm Vâdileri'ne yapılan hareketlerden de istenilen sonuç elde edilememiş; en son da Makvele mevkii 10 Mayıs 1323/23 Mayıs 1907'de terk edilip Sana'ya dönülmüştür.

            Ahmet Feyzî Paşa Şehare hareketinden dönüldükten sonra başta Sana olmak üzere Yemen'in diğer şehirlerinde baskıya dayanan bir  yönetim kurmaya kalkmış; onun katı ve sert uygulamaları bazı memur, subay ve askerler arasında sızlanmalara sebep olmuştur. Aylıklarını alamayan bazı genç subaylar da ayaklanıp Sana Postanesi'ni basmışlar;  bazı üst rütbeli subayların araya girmesiyle direnişlerinden vazgeçirilmişlerdir.

            Genç subayların ayaklanmasından sonra Üçüncü Ordu'dan gönderilip sekiz seneden beri terhisleri unutulan Yanya Livası taburları da isyan edip Sana'ya toplanmaya başlamışlar; durumun kötüye gittiğini gören Ahmet Feyzi Paşa, Yanya Livası askerlerini terhis etmek zoruna kalmıştır.

            Ahmet Feyzî Paşa, 1907 senesi ortalarından itibaren İmâm Yahyâ üzerine herhangi bir askerî harekât düzenlememiş; İmam Yahyâ da kendisine karşı herhangi bir harekât yapılmadığı için o da  her hangi bir harekâtta bulunmamış; iki taraf Meşrutiyet'in ilânına kadar sessiz ve hareketsiz beklemişlerdir.

            24 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet ilân edilince İmam Yahya yeni bir ümide kapılmış; bütün fenalıkların kaynağını eski istibdad idaresine yükleyip yeni Hükûmetle anlaşma çareleri aramış; yakınlarından Seyyid Abdullah ibn İbrahim'i İstanbul'a göndermiştir. Yemen heyeti üyelerinin sözlerinin etkisi ile Ahmet Feyzi Paşa görevinden azledilmiş; yerine Hasan Tahsin Paşa tayin edilmiştir.

            Tahsin Paşa İstanbul'dan Yemen'e gitmiş; İmam'la temas kurup onunla iyi münasebetler kurmuş; fakat her nedense Hasan Tahsin Paşa kısa bir zaman sonra İstanbul'a çağırılmış; yerine damadı Mehmet Ali Paşa tayin edilmiştir.

            Yemen Heyeti İstanbul'da iken 31 Mart (1911) olayı çıkmış; Yemen'e giden bu heyet İstanbul'daki vaziyeti İmam'a anlatmış; İmam bu suretle İstanbul'daki keşmekeşi, anarşiyi öğrenmiştir. Bir taraftan Yemen'de onu kızdırıp çileden çıkaran olaylar da eksik olmamış; o olayların sevki ile İmam Yahya devlete karşı ikinci kez isyan etmiştir.

            Birinci Dünya Savaşı başlayınca İmam İdris Asir’de Türk kuvvetlerine  saldırmış, 1916 yılında Mekke Şerifi Hüseyin isyan ederek bağımsızlığını ilân etmiş, İmam Yahya savaş süresince Osmanlı Devleti’ne bağlı kalmıştır. Yemen’i ve Asir’i savunan 7. Kolordu Mondros Mütarekesi’nden sonra 23 Ocak 1919’da teslim olmuş ve Osmanlı Devleti artık Yemen’den çekilmiştir.

            Böylece dört yüz yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan Yemen’de, son yüz elli yılda çıkan isyanlar sonucu  binlerce   Anadolu ve Rumeli evlâdı  buralarda şehit düşmüştür.

İsyanlarda İngiltere, Fransa ve İtalya’nın Rolü

            19. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti'nin Araplar'la meskûn olan vilâyetlerine, aslında casus olup topograf, , seyyah, doktor, eczacı ve arkeolog gibi muhtelif kılık ve kıyafetler altında girmeyi başaran Katolik, Protestan, Ortodoks ve Yahûdî misyonerler, Yemen'e de girmeyi  başarmışlar; bunlar, görüşme fırsatı buldukları şeyh, seyyid, şerîf gibi Yemen'in önde gelenlerine "Araplar'ın Türkler'e karşı isyan etmelerinin gerektiğini" söyleyerek hem Arapları hem de Arap olan Yemenliler'i her fırsatta Türkler'e karşı isyana kışkırtmaktan geri durmamışlardır.

            Avrupa devletleri içinde Yemen'le en çok İngilizler ilgilenmişler 16 Ocak 1839'da Aden'i işgâl etmişler; Aden gibi önemli liman şehrini işgal ettikten sonra Babülmendep Boğazı'nın girişindeki stratejik önemi olan Perim Adası'nı işgâl edip bu boğazı kontrolleri altına almışlar; Osmanlı Devleti 1873'de hâkimiyet sahasını Lahic arazisine doğru genişletmeye kalkınca karşısına çıkmışlardır.

            Fransızlar da İngilizler gibi Yemen'le çok erken tarihlerde ilgilenmeye başlamışlar; onlar da önce Yemen'e misyonerlerini göndermişler; 1840'da Babülmendeb Boğazı'na hâkim Şeyhsaid Bölgesi'ne asker çıkarıp, bu bölgeye yerleşmişler. 1871'de Osmanlı Devleti 7. Ordu birliklerinin gelmesi üzerine Şeyhsaid'i boşaltmak zorunda kalmışlardır.

            İngilizler'den siyasî destek ve yardım gören İtalyanlar önce Kızıldeniz'in Somali, Sudan ve Habeşistan kıyılarına yerleşmişler;  onların kışkırtmaları sonunda İmam Muhammed Hamidullah iki kez devlete karşı isyan etmiştir. Osmanlı Devleti'ni Trablusgarb'da zor duruma düşürmek için İskenderiye'deki konsolosları vasıtası ile İmam İdris’i kışkırtmaktan geri durmamışlardır.

Şehare Harekâtı’nda Zile Redif Taburu

            Yemen’de İmam Yahya İsyanı'nın bastırılamaması ve Sana’nın düşmesi üzerine daha önce Yemen Vâliliği yapan Ahmet Feyzi Paşa Yemen Umum Kumandanı olarak atanmış ve Hasan Muhittin Paşa da mahiyetine tayin edildiğinden  yukarda bahsedilmişti.

            Mirliva Hasan Muhittin Paşa, 1891 - 1898 yılları arasında yedi, 1905 - 1910 yılları arasında beş yıl olmak üzere Yemen’de on iki yıl görev yapmış, görev için ikinci kez gittiği 15 Temmuz 1905 - 23 Mayıs 1907 arasındaki olayları  defterine kaydetmiş olup, bu defterin adı ‘Defteri Mahsus’ konusu da ‘Yemen’deki  Harekât-ı Askeriyye’dir.

            Muhittin Paşa bu defterine Zile Redif  Taburu'nu kaydettiği gibi Tokat, Niksar, Mecidözü, Berat, Malakas, Tiran, Drac, Polathane, Trabzon, Sürmene, Rize, Of, Mapauri, İsparta, Eğirdir, Burdur, Uluborlu, Akşehir, Burdur, Yalvaç, Ilgın, Beyşehir taburlarını da kaydetmiştir.

            Bu deftere dayalı olarak aşağıda bilgiler ve gelişmeler verilmiştir. Bu bölümdeki tarihler Rûmî yıl ve ay olarak gösterilmiştir.

 Belge 4

Makamı Askeriyye Mektubu Kalem

            Sana’nın İmam Yahya’dan geri alınması için 16 Temmuz 1905 tarihi itibariyle Sana’a üzerine yapılan harekât  öncesi kuvvetlerin mevcut  Hasan Muhittin Paşa tarafından Defter'de durumu aşağıdaki şekilde verilmektedir.

  Mebde’‑i Harekât (Harekâtın Başlangıcı) 16 Temmuz 1321 (Rumi : 29 Temmuz 1905)  Târîhindeki Kuvâ‑yı Dâ’ime ve Munzamanın Mikdârı (Daimî ve İlâve Kuvvetlerin Miktarı)

an (askerler) :

57.248 Neferan

dan (yüksek rütbeli subay)  eden :

170

  b)    "                "                            şehîden                     "       "   :

70

  c)    "                "          hayât ve memâtı (ölümü) meçhûl:

18

  ç)    "                "           :

3

  Toplam I = (a + b + c + ç)

261

  d) Efrâd‑ı şâhâneden (erlerden) muhârebâtda (savaşlarda)
              şehîden  :

1219

  e) Efrâd‑ı şâhâneden hastanelerde eceliyle vefeyât (vefat edenler) : 5877
  f) Efrâd‑ı şâhâneden firâr eden: 432
  g) Efrâd‑ı şâhâneden hayât ve memâtı (ölümü) meçhûl : 1326
  h) Efrâd‑ı şâhâneden evvelce tebdîl‑i hevâya gönderilen (hava değişimi) : 2526
  ı)  Efrâd‑ı şâhâneden bu def‘a Hudeyde Vapuru'yla  der‑dest
              tebdîl‑i hevâ bulunan :
600
  Toplam II = (Toplam I) + (d + .... + ı) 12.241

  i) Beşinci Ordu‑yı Hümâyûn'a mensûb nizâmiye veredîf taburlarının
               hîn‑i terhîslerindeki mevcûd :

3129
  Toplam III = (Toplam II) + i 15.370
   
  Bakiye : (A) - (Toplam III) = 57.248 - 15.370 41.878

            Yukarda özet  olarak verilen 15 Temmuz 1321/29 Temmuz 1905 tarihinden, Sana’nın İmam Yahya’dan geri alınışı ile Şehare Harekâtı sonunda 28 T. Evvel 1321/10 Ocak 1906 günü Sana'ya dönülmesine kadar geçen zaman içindeki harekâtlara katılan Zile Redif Taburu'nun olduğu bölümler ele alınacaktır.

            Sana geri alınmadan önce Yemen’e giden Zile, Tokat, Niksar Redif Taburları'nın Hudeyde’de bulunduğu zamandaki durumu aşağıda verilmiştir.

Ordu Alay Tabur Nizamiye
veya Redif
Mevcudu Bulunduğu
Mevkii
Tabur
Kumandanı
Mülâzahat
(Açıklama)
4. 63. Zile Redif 763 Hubeyde Nazif Efendi Şehid
4. 60. Tokat Redif 744 Hubeyde - -
4. 63. Tokat Alayı Niksar 769 Hubeyde Saffet Efendi -

            Yemen Vâlisi Ahmet Feyzi Paşa’nın 19 Ağustos1321/1 Eylül 1905 tarihinde Sana’yı alması üzerine Padişah II. Abdülhamit’in Yemen işinin kökünden halledilmesini ısrarla emretmesi sonucunda Müşir Ahmet Feyzi Paşa, 2 Teşrin-i Evvel 1321/15 Ekim 1905'de Şehare Harekâtı'na başlamıştır. Şehare Harekâtı'na katılan taburlar sarp dağlardan, verimsiz çıplak araziden at üstünde 13 saatte gidilen Usman Vâdisi'nden yürüyerek Şehare çevresine varmış; çevreye hâkim olan Cebel Zeri Tepesi'ni tutmuş; oraya kadar toplar çıkarıp Şehare'yi top ateşine tutmuştur.

            Fakat kuvvet ne kadar çok, asker ne kadar fedakâr olursa olsun o sarp arazilerde fazla manevra yapamamış; bulunduğu yerde saplanıp kalmıştır. Taburlar da, vâdiyi geçinceye kadar İmam'ın kuvvetleri toplanmış; keçilerden üstün maharetle dağa çıkmasını ve saklanmasını iyi bilen silahşör Haşid ve Bekil kabileleri iki taraftan yolları kesmiş ve hiç umulmayan yerlerden askerin üstüne kayalar yuvarlayıp ateş de açınca çok asker zayiatı verilmiştir. Araplar Ahmet Feyzi Paşa'nın karargâhına da saldırıp onu koruyan kuvvetleri çembere almışlardır. Ahmet Feyzi Paşa'nın Araplar'ın saldırısına uğradığını haber alan Ahmet İzzet Paşa, Sana'dan Şehare'ye kuvvetler sevk etmiş; Ahmet İzzet Paşa'nın gönderdiği kuvvetler Ahmet Feyzi Paşa'yı Araplar'ın çemberinden kurtarmışlardır.

Şehare Harekâtı ve Gün Gün Ricad (Çekilme)

            15 Teşrin-i Evvel 1321 Cumartesi /28 Ekim 1905'de Ahmet Feyzi Paşa Amran'a müteveccihen (yönelerek) hareket etmiş; Çırpan, Amran, Ride ve Sünneteyn konaklarını geçerek Hamır'a gelmiştir. Hamır'da ikamet edilmiş; Şehare yönüne bir keşif ve gezinti yapılmıştır.

            17 Teşrin-i Evvel 1321/30 Ekim 1905 tarihinde Amran’da tabur mevcudunun bir günlük istihkâkı dura (darı) veya dakik (un) veya peksimet olarak;

            Zile Redif Taburu mevcudu : 630 neferan, 200 hınta (buğday) 403 sandık, 890 cerib, (bir ölçü birimi) 89 kıyyedir (okka).

            Amrân’da taburların verdikleri 17 Teşrin-i Evvel 1321/30 Ekim 1905 tarihinde verdikleri Kuvve-i Amele jurnallerine göre Zile Redif Taburu;

             633 nefer, 11 zabitan, 633 mavzer, 100 sandık cephane, 8 ihtiyat sandıktır.

            19 Teşrin-i Evvel 1321/1 Kasım 1905’de Zile Redif Taburu ve diğer taburlar Amran’dan hareket ederek Ride’ye gelmiştir.

             21 Teşrin-i Evvel 1321/3 Kasım 1905’de  Sünneteyn’den Sude’ye hareket edilerek Hamır’a gelinmiştir. Bu günde Zile Redif Taburu  ihtiyat-i umumi olarak Müşir Paşa’nın (Ahmet Feyzi Paşa) civarında Kolağası İsmail Efendi komutasında nöbettedir.

            Zile Redif Taburu'ndan bu günde üç nefer soyulmuş, 11 neferin hayatı meçhul ve bir nefer vefat etmiştir.

            26 Teşrin-i Evvel 1321/ 8 Kasım 1905 tarihi itibariyle Zile Redif Taburu’nun Hamır mevcudu şu şekildedir; 2. Bölük, 5 zabıtan, 292 nefer, 9 mekkârı, 11 çadır, 20 kazma, 20 kürek.

            2 Teşrin-i Sani 1321/13Kasım 1905 tarihinde Şehare taraflarına keşif yapıldıktan sonra Uluborlu, Mapavri, Tercan, Zile bölükleri ve Trabzon Taburlarıyla Akire'ye gelinmiş;  karakol  kurulmuştur.

Yemen Haritası

            4 Teşrin-i Sani 1321/17 Kasım 1905’de Akire'den hareket edilip Cenid, Hicrulgurab harp edilerek geçilmiş ve Mesheli Köyü'ne gelinmiş; Ordugâh Mesheli Köyü'ne kurulmuştur. Hicrülgurab'ın Kuzeybatı'sındaki tepelerde eşkıya ile şiddetli çatışmalara girişilmiş; eşkıyanın Ordugâh'a saldırması üzerine Müşir Paşa yönünü Doğu tarafa değiştirmiştir. Müşir Paşa Nizamiye Taburları'yla adı geçen tepelere taarruz etmiş; akşama kadar bu tepelerde çarpışmalar sürmüştür. Önemli bir mevki olan Cebelabrak Köyü ele geçirilmiş; ele geçirilen bu köye birlikler bırakılıp Sükussülûs'a dönülmüştür.  Sukussülus'dan hareket edilmiştir.

            8 Teşrin-i Sani 1321/21 Kasım 1905 akşamı Hicrülgurab'a yakın bir yerde konaklanılmış; bu akşam bu mevkiye Mirliva Said Paşa, 14. Nişancı Bölüğü, Redif Zile Taburu'nun iki bölüğü, Miralay Şükrü, Edhem ve Rıza Beyler de gelmişlerdir. Bugün âsiler üzerine bu mevki ile Şehare'den top muharebesine başlanılmıştır.

            9 Teşrin-i Sani 1321/22 Kasım 1905’de Zile Redif Taburu'ndan iki bölük karargaha gelmiş ve Trabzon Taburu'nun karakolları ile Zile Redif Taburu'nun iki bölüğü değiştirilmiştir.

            9 10 Teşrin-i Sani 1321/22, 23 Kasım 1905 günlerinde eşkıya ile Şehare'de şiddetli çarpışmalar devam etmiş; Rize ve Trabzon taburları alınıp el-Gaşayir'den geçilmiş; Şehare'den ayrı olan siyah cebele (dağa) çıkılmıştır. Bu siyah cebelden Refet Bey'in taarruz ettiği 2.250 metre yüksekliğindeki tepe ile oralardaki köylere top atışı yapılmış; gece suyu olmayan o siyah cebelde konaklanılmıştır.

            12 Teşrin-i Sani 1321/25 Kasım 1905’de Miralay Rıza Bey Zile Redif Taburu ile Hartum’da Hasan Muhittin Paşa’ya katılmıştır. Hartum’daki kuvvetin miktarı Ber-vech-i Atidir. başlığı altında burada bulunan kuvvetlerden Zile Redif Taburu'nun 2. Bölüğü'nün durumu şu şekilde verilmiştir.

             9 zabitan, (subay) 34 + 7 silah endaz, yekün nefer sayısı 356, 9 hayvanat ve 12 mekkare (yük hayvanı).

            14, 15 Teşrin-i Sani 1321/ 28, 29 Kasım 1905 günleri de Şehare'de şiddetli muharebeler devam etmiştir.

            Zirve ve Razi Tepeleri zapt edildiği için Refet Bey kuvvetleriyle  birleşmek üzere Hartum'a gelinmiş; 16, 17  Teşrin-i Sani 1321/ 30, 31 Kasım 1905 günleri de Şehare'de muharebeler bütün şiddetiyle devam etmiştir.

Camel - riding in Wadi Hadhramaut

            16/17 Teşrin-i Sani 1321/ 30, 31 Kasım 1905 tarihinde ise Hartum’daki Zile Redif Taburu'nun  iki bölüğünün nefer sayısı 347’dir.

            18 Teşrin-i Sani / 1 Aralık 1905'de eşkıya Ordugâh'a taarruz etmiştir.

            19 Teşrin-i Sani 1321/ 2 Aralık 1905 gününün sabahı Şehare kapılarında şiddetli çarpışmalar olmuştur. Şehare kapılarında şiddetli çarpışmalar olurken Müşir Paşa Ordugâh'ın Hartum'dan Sukussulüs'e nakli için emir vermiştir.

            20/21 Teşrin-Sani 1321/3, 4 Aralık 1905 gecesi Rize Taburu'nun yüz kadar bölüğü ile Zile Redif Taburu Bölüğü'nün hemen Müşir Paşa (Ahmet Feyzi Paşa) refakatine katılmak için alınan emir üzerine gece Zile Bölüğü bulunamamış, bunun üzerine  Ka'im-makam Süleyman Bin Aziz tarafından Zile Bölüğü'nün bulunması durumunda arkadan yetiştirilmesi istenmiş ve ortalık açıldıktan sonra Zile Bölüğü Mağribe Köyü'ne gelmiştir.

            21 Teşrin-i Sani 1321/5 Aralık 1905 günü Ordugâh Hartum'dan Es Sude Köyü'ne nakledilmiştir. Bu nakilde 96 Nişancı ile Zile Bölüğü'nden 100 efrad bulunmaktadır.

Belge 6 - Telgıraf Name Geldiği Mahal : Sivas

Giden Yer : Mabeyni Hümayun- Dersaadet
Tarihi : 29 T. Evvel 1311

            Ordugâhın olduğu Hartum’dan, 23 Teşrin-i Sani 1321/7 Aralık 1905’de Sûkussülüs’a karargâh çekilirken Zile Taburu’ndan bir şehit verilmiş, Zile Taburu'ndan Mülazım Kazım Efendi yaralanmıştır.

            23 Teşrin-i Sani 1321/7Aralık 1905’de Müşir Paşa da (Ahmet Feyzi Paşa) Sukussulüs'e gelmiştir.

Ric’at tertîbâtı

            Trabzon Taburu :  iki bölüğünü pîşdâra, yarımşar bölüğünü cânibdâra, bir bölük boyunların gerisinde tertîbâtıyla vâdîye doğru çekilecek.

            14. Nişâncı [Bölüğü] cebeldeki karagollarını çekerek münferid tepedeki karagolunu da alarak dereyi geçdikden sonra taburunu toplayıp Câbir'in burcu istikâmetine mâ’ilen çekilecek. ZİLE iki bölük, Câbir'in burcu istikâmetinde yola çekilecek.

            Bu tarihte Yemen Umum Kumandanı Ahmet Feyzi Paşanın bir  mesajı şöyledir :

            Es‑Sûde'de Mîrlivâ Muhiddin Paşa'ya

            Garb cihetlerinde sırtda Zile Taburu'ndan bir karagolvar idi. Bu karagol ne oldu? Ric‘at veyâhûd perişân mı oldu? Bu bâbdaki ma‘lûmât‑ı sa‘âdetlerinin beyân buyurulması iş‘âr olunur, ol bâbda.

Yemen

            23 Teşrin‑i Sânî 1321 (7 Aralık 1905) Yemen Kuvâ‑yı Umûmiyye Kumandanı Müşîr Ahmed Feyzî Huzûr‑ı Sâmî‑i Müşîr‑i Efhamî'ye Hartûm karyesinden Sûku's‑sülûs'a karârgâhı çeker iken vukû‘ bulan muhârebede …..

            Zile Taburu'ndan bir nefer ğehîd olduğu top, cebehâne ve sâ’irece zâyi‘ât olmadığı irâde‑i veliyyü'n‑ni‘amîlerine cevâben arzolunur. Asıl ric‘atımıza sebep; vâdînin Gurbân tarafındaki ya‘nî hareketimizin solundaki tepelerdeki askerin sebât etmeyüp vakitsiz terk‑i mevki‘ ile firârları olduğu muhât‑ı ilm‑i âlî‑i dâverâneleri buyurulmak bâbında.

            Fî 23 Teşrîn‑i Sânî sene 1321 es‑Sûde'den Mîrlivâ Muhiddin

            Sol tarafımızda evvelce Ebû Mansûr'un geldiğini haber verdikleri ve ilk harekâtda Ellinci Alay'ın Üçüncü Taburu'nun Zile bölükleriyle nokta‑i ta‘arruz içün hareket etdiği en yüksek silsiledeki üç köye bugün eşkıyâ geldiği ve dün Zile Bölüğü'nden tertîb olunan yüz neferden harb ile meşgûl iken kırkının geriye savuşduğu ve Kırkdozuncu Alay'ın Birinci Taburu'nun efrâdından perâkendesiyle nişâncının kuvvetinin tezyîdi muvâfık görüldüğünün berây‑ı ma‘lûmât arzına mücâseret eylerim, ol bâbda.

            Fî 23 Teğrîn‑i Sânî sene 1321

            24 Teşrin-i Sani 1321/ 7 1905’de Rıza Bey Mağribe köyünü zaptetmiştir. Bu köyün ilersindeki karakolda bir yüzbaşı ve Zile Bölüğü'nden 35 nefer, yukarı iki köyde ise bir subay, 45 Zile neferi ve Yakup Efendi, Gülez’i Zürafi’deki karakolda Bir mülazim, (teğmen) Zile neferleri ve Osman Efendi bulunmaktadır.

            29 T. Sani 1321/12 Aralık 1905’de Zile Bölüğü'ne ricat (çekilme) emri verilmesi üzerine Zile Bölüğü ricat eder. Zile Taburu Masna’ya bir karakol kurar.

            Sude'den geri çekilme devam ettiğinden birlikler de Masna'ya çekilmişler;  eşkıya Masna'ya taarruz ettiği için Müşir Paşa Masna'yı terkedip Habur'a gelmiştir. Ferik Yusuf Paşa Hısnülabrak'daki taburları kurtarmak için geceden hareket etmiş; fakat ileri gidememiştir. Medabir Köyü'nde eşkıya ile şiddetle çarpışmalar olmuş; Şehare kapılarında morali bozulan asker muharebeden yüz çevirip firar etmişlerdir. Yusuf Paşa'nın tutturduğu karakollar sayesinde ricat eden asker güç hal vadiye indirilebilmiş; eşkıya vadi boyunca hareket eden asker üzerine vadinin geri, yan ve üst taraflarından kayalar yuvarlayıp ateş etmeye başlamış; eşkıya asker üzerine ateşe devam ederken bölük, tabur ve alay kumandanları askerlerin ricatını hızlandırmış; eşkıyanın ateş ve taş yağmuru altında şaşırıp paniğe kapılan asker de eşya ve hastaları bırakıp ricatı daha da hızlandırmışlardır.

            Muhiddin Paşa ile Ferik Yusuf Paşa askerin kaçışını önlemek için bir avcı hattı kurup eşkıyanın ateş ettiği  cebellere sevketmişler; onların kurmuş oldukları avcılar kolları da eşkıya üzerine gitmeye cesaret edemeyip onlar da firara başlamışlardır. Muhiddin Paşa ile Yusuf Paşa vâdide tutunmak için epey uğraşmışlar; avcı erlerinin bulundukları mevkiileri terk etmeleriyle ricatın önünü alamamışlar; çaresiz onlar da Sude'ye Müşir Paşa'nın yanına dönmek zorunda kalmışlardır. Müşir Paşa, Muhiddin ve Yusuf Paşa ile birlikte Sude'den ayrılıp el-Garan'a, buradan da gece Alelali adındaki köye gelmiştir. Eşkıyanın taarruzu üzerine birlikler Karyetülali'den kademe ile Beytülharisi'ye alınmıştır. Beytülharisi'den Lumi ve Sünneteyn'de bulunan eşkıya üzerine birlik sevk edilmiş; Lume'ye giden birlikler buradan eşkıyayı çıkarıp Caraf'a dönmüş; Müşir Paşa ile Muhiddin Paşa da Sünneteyn'den ahalisi kaçmış olan Benizot Köyü'ne gelmişlerdir. Onlar biraz Benîzot köyünde kaldıktan sonra Azer Köyü'ne buradan da Madarat Köyü'ne gelmişlerdir.

            Ravza’dan Amran’a gelen Zile Taburu Kolağası İsmail Hakkı, 8 Kanun-u Evvel 1321/21 Aralık 1905 tarihinde Zile Redif Taburu'nda 11 neferin hayatının meçhul ve bir neferin şehit olduğu raporunu verir:

            Ğehr‑i hâlin altıncı günü vâdîden Sûde'ye hareketde mensûbu bulunduğum Zile Redîf Taburu'ndan üç nefer soyularak bu gece tabura iltihâk etmiş (katılmış) ve on bir neferin hayât ve memâtı  meçhûl (ölüp ölmediği belli değil)ve bir neferin şehîden vefât ederek, bir neferin de mecrûhan (yaralı olarak)  iltihâk etdiği (katıldığı).

            8 Kânûn‑ı Evvel sene 1321 (21 Aralık 1905) Zile Redîf Taburu Kolağası İsmail Hakkı

            16 K. Evvel 1321/ 29 Aralık 1905’de Redif Zile Tabur ve diğer alaylarla Lûmi’ye gelinir.

            21 K. Evvel 1321/ 3 Ocak 1906’de Zile ve diğer taburlar Sünneteyn’de bırakılır.

            24 K. Evvel 1321/6 Ocak 1906’de o sırada Beniabd Köyü'ne giden birlikler köyün Doğu'sunda eşkıya ile yapılan çarpışmada başarısızlığa uğramış; Büyük Liman Bölüğü de konulmuş olduğu yerde büyük zayiat verip ricat etmiştir. Benîabd Köyü eşkıya elinden alınamadığı için Muhiddin Paşa, Müşir Paşa ile birlikte Yeşi'a hareket etmişler; Lumi, Beytülharisi, Hadara gelinmiştir.

Yemen - Ottoman Cancels    Ab (Ibb) - Camaran (Kamaran)

            25 Kanunu Evvel 1321/7 Ocak 1906’de Redif Zile ve diğer taburlar Hadar’a gelmiştir.

            26 Kanunu-Evvel 1321/8 Ocak 906’de diğer taburlarla Hadara’dan hareketle Amran’a gelinmiştir.

            Daha sonra Amran'dan geçip Mameri'ye gelmişlerdir. Onlar Mameri'den de 28 Kanunu-Evvel 1321 /10 Ocak 1906 günü hareket edilip Sana'ya dönmüşlerdir.

            Böylece Şehare harekâtı büyük kayıplarla ve faciayla sonuçlanmıştır.

            20/21 Teşrin-i Sani 1321/3, 4 Aralık 1905 gecesi Ravza’dan Amran’a hareket eden Zile Redif Taburu'nun kuyudatının (kayıtlarının) unutulması suretiyle eşkıya eline geçmesi ile ilgili olarak Muhittin Paşa’nın cevabı, Zile Redif Taburu hakkında önemli bilgi verdiğinden aşağıya özetlenerek alınmıştır.

            Dördüncü Ordu‑yı Hümâyûn'a mensûb Redîf Zile Taburu'nun kuyûdatının eşkıyâ yedine geçdiğine dâ’ir mahallinden verilip ordu‑yı mezkûr Kumandanlığı'ndan Yemen Kuvâ‑yı Umûmiyye Kumandanlığı’na yazılan telgrafnâme üzerine tarafımdan isti‘lâm olunan mütâla‘âtı hâvî der‑kenâr, harekâtdan ba‘zı mevâddı şâmil olmağla buraya derc olundu (toplandı).

            2 ‑ Der‑kenâr

            1321 senesinde Şehâre üzerine vukû‘ bulacak harekât‑ı askeriyye içün mevâki‘‑i muhtelifeden (muhtelif mevkilerden) gelerek Amrân'da tahaşşüd eden (toplanan)  kuvvet meyânında Dördüncü Ordu‑yı Hümâyûn'a mensûb Redîf Zile Taburu da Ravza'dan Amrân'a gelmiş idi. Taburları ileriye harekete ihzâr (hazırlamak) içün Amrân'da ikâmet etdiğimiz iki gün zarfında noksânları hakkında ba‘zı su’âllere karşı tabur‑ı mezkûrun (Zile Redif Taburu’nun) şehîden vefât eden Binbaşısı Nâzif Efendiile kâtip mu‘âvini ve sâ’ire tarafından; "Ravza'dan ale'l‑acele hareket etdiklerinden kâtib ve bütün kuyûdâtının (kayıtlarının) dahi zâbitân eşyâsından ba‘zılarının Ravza'da kaldığını söyler[ler] idi.

            Amrân'dan hareket olan fî 19 Teşrîn‑i Evvel sene 1321 (1 Kasım 1905) târîhinden San‘â'ya muvâsalat olunduğu 28 Kanûn‑ı Evvel sene 1321 (10 Ocak 1906) târîhine kadar Zile Taburu'yla berâber bulunulup kuyudâtı görülmem iş ve geriden de celb olunmamışdır. Bir aralık tabur‑ı mezkûrun iki bölüğü Kolağası İsmail Efendi ile Mîrlivâ sa‘âdetlü Sa‘îd Paşakumandasıyla Rize Taburu'yla birlikde 21 Teşrîn‑i Evvel sene 1321 (3 Kasım 1905) târîhinde Hâşid dâhilinde Sûde'ye sevkolunmuş ve bu kuvvetde fî 8 Teşrin‑i Sânî sene [1]321(21 Kasım 1905)'de Nişâncı Taburu ve erzâk kâfilesiyle gelip umûm kuvvete iltihâk etmişdir……

            Tabur‑ı mezkûrun, (Zile Redif Taburu) Yüzbaşı Ferîd Efendiâcizlerince mechûl ma‘zeretden dolayı taburun Ravza'dan esnâ‑yı hareketinde (hareket esnasında)  Ravza'da kaldığı anlaşılmış ve mu‘ahharan (geride kalarak) Mîrlivâ Rızâ Paşa Müfrezesi'nde bulunmuş ise de, Rızâ Paşa'nın umûm kuvvet ile birleşmek üzre cebel Gurbân üzerinden hareketi ve şehîden ziyâ‘ı hasebiyle refâkatindeki kuvvet Cerâf'a ric‘at etdiği (geri çekildiği) gibi hareketinin sür‘ati hasebiyle ordu için berâberinde getirdiği erzâk ve akçayı Cerâf'da bırakdığı cihetle bu gibi hareketde mûmâ‑ileyhin nezdinde tabur kuyudâtının bulunması aklen kabûl olunamayacağı gibi yanında taburun kuyûdâtına dâ’ir birşey olmadığı gerek Ravza'da ve gerek Cerâf'da berâberce bulunan Nizâmiye Yirmi Üçüncü Alay'ın Dördüncü Taburu Birinci Bölüğü Mülâzım‑ı Evveli Mustafa Efendi'nin merbût varakasından anlaşılıyor.

            Tabur‑ı mezkûr mu’ahharan (geride kalarak) Havelân harekât‑ı askeriyyesine iştirâk edip buna dâ’ir Mîralay Edhem Bey'in ma‘lûmâtını hâvî varakası da merbûtdur.. (bağlanmıştır).

            Şehâre harekâtında ba‘zı taburlar ilcâ’ât‑ı harbiye (harp zorlamasıyla) hasebiyle ufak tefek zâyi‘âta uğamışlarsa da bunların da erzâk ve mezâbiti tasdîk edilmiş olup bu taburdan da yalnız Mahmûd Çavuş kumandasında karârgâha iki sâ‘at mesâfede otuz neferlik bir karagol esir olmakve ba‘zı efrâdı esnâ‑yı ric‘atda (geri çekilme esnasında) soyulmakgibi vukû‘âtdan başka vukû‘âtları olmadığı ve zâten berâberlerinde olmayan evrâk ve kuyûdunun yed‑i eşkıyâya geçmek gibi bir hâle ma‘rûz kalmadığı ve buna dâ’ir jurnâl de alınmadığı ma‘lûmdur. Redîf Taburları'nın Havelân'daki müfreze‑i askeriyyeden ayrılarak hod be‑hod San‘â'ya gelerek Hudeyde'ye hareketlerinde kuvve‑i askeriyye sevkiyle i‘âdelerinden sonra Ravza'ya tertîb ü ta‘biye kılınan Zile Taburu bu eyyâmda Levâzım Dâ’iresi'yle birçok hisâb ru‘yet etmişdir.

            Şehâre harekât‑ı askeriyyesinde Müşîr Paşa hazretlerinin refâkatlerinde olmak ve San‘â'ya avdetde vekâleten Onüçüncü Fırka Kumandanlık umûrunu rü’yet etmek ve bi'l‑cümle taburların jurnâl ve umûm evrâkları vesâtat‑ı âcizânemle (aracılığım) cereyân etmek hasebiyle bu taburun evrâk ve kuyudâtının yed‑i eşkıyâya (eşkıya eline) geçdiğine dâ’ir zamân ve mekân göstererek jurnali alınmamışdır. Hatırât ve harekât ve muhâberâta dâ’ir husûsî olarak tutulan notlara müstenid ma‘lûmât‑ı çâkerânem bundan ibâret olmakla Yemen Kuvâ‑yı Umûmiyye Kumandanlığı Cânib‑i Âlîsi'ne takdîm olunur.

Yemen - Ottoman Cancels Sana'a

Fî 26 Temmuz [1]323 (8 Ağustos 1907)
Onüçüncü Fırka Kumandan Vekîli

Mîrlivâ Muhiddin

            Muhittin Paşa özetle; savunmasında; Zile Taburu'nun kuyudatının alelacele hareket edilmek zorunda kalmasından kaynaklandığını, eşkıya eline geçtiğine dair bir bilgi ulaşmadığını ifade etmektedir. Bu önemli belgeden; Zile Redif Taburu'ndan Mahmut Çavuş emrindeki bir karakolunun, Ahmet Feyzi Paşa’nın karargâhından iki saat mesafede  çekilme esnasında esir düştüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca Şehare harekâtından sonra Havelân harekâtında da Zile Redif Taburu'nun görev aldığı  anlaşılıyor. Ancak Hasan Muhittin Paşa’nın Havelân harekâtını detaylı vermemesi sebebiyle biz de sizlere bu harekâtın safhalarında Zile Redif Taburu'nu anlatamıyoruz. Yine bu belgeden Havelân’dan kendi kendilerine ayrılarak Sana’ya gelip Hudeyde’ye hareket eden taburlardan Zile Redif Taburu iade edilerek Ravza’ya tertip edildiği anlaşılmaktadır.

            Zile Redif Taburu'nun Şehare harekâtına katıldığı sıralarda Zeranik üzerine Hudeyde’den gönderilen Niksar Redif Taburu mevcudu 750 askerdir. Şehare harekâtına Tokat Redif Taburu'nun katıldığı yolunda bu çalışmada bir belgeye rastlanamamıştır. Tokat Redif Taburu'nun başka bölgelerdeki isyanlarla ilgili muharebelere katıldığı  anlaşılmaktadır.

Belge 2 - Tercümesi :

Manisa Sancağı Mutasarrıflığından Şifre

Zile Redif Taburları ve Yemen’de Zile Şehitleri

            Yemen’deki isyanları bastırmak üzere Anadolu ve Rumeli’nden çeşitli tarihlerde redif taburları gönderildiği ve  gönderilen redif taburları arasında Zile, Tokat ve Niksar Redif Taburları da olduğunu yukarda vermiştik. Zile Redif Taburları’nın zaman içinde başka yerlere de gönderildiği belgelerden anlaşılmaktadır.

            10 Safer 1283/23 Haziran 1866 tarihli bir belgeye göre 4. Ordu’nun 2. Redif Alayı’nın 2. ve 3. Redif Taburları’nın Zile ve Tokat’tan meydana geldiği ve Dersaadet’e (İstanbul’a) gönderileceği anlaşılmaktadır. (Başbakanlık Osmanlı Arşivleri = BOA: A) MKT.. MHM.358 - 78) Bu redif taburlarının nereye gönderildiğine dair bugün için bir belgeye rastlayamadık.

            10 Şaban (Ş) 1293/30 Ağustos 1876 tarihinde 4. Ordu’ya bağlı Niş fırkasında 5. Redif Alay’ında Zile Redif Taburu görev yapmaktadır. (BOA : İ..DH. 729 - 50849)

             20 Zilhicce 1304/ 9 Eylül 1887 tarihli bir belgeden Zile Redif Taburu’nun Ali Sabi Vapuru ile Samsun İskelesi'ne hareket etmesi istenmektedir. (BOA : Y..PRK.ASK. 41 - 119)

            19 Cemaz’iye’l Evvel (Ca) 1313/6 Kasım 1895 tarihli belgede Zile Redif Taburu’nun mevcut beyanı verilmektedir. (BOA : Y..PRK.UM. 33 - 55)

            21 Ca. 1313/8 Kasım 1895 tarihinde ise 650 mevcutlu Zile Redif Taburu’nun Zeytun’a sevki için muhabereye devam edildiği belirtilmektedir. (BOA : Y.PRK.UM.33 - 65)

            14 Ca. 1323/17 Temmuz 1905 tarihinde Yemen’e mürettep olup Tokat Redif Livası taburlarından Tokat’tan yola çıkan Tokat Redif Taburu ve Zile’den yola çıkan Zile Redif Taburu’nun Ankara’ya gelmesinde Şimendiferlerle bekletilmeden İzmir’e sevk edilmesi için emir verilir. (BOA : Y.MTV. 276 - 61)

Yemen

            28 Ca. 1323/ 31 Temmuz 1905 tarihinde Manisa İstasyonu’na gelen Zile Redif Taburu’na buzlu su ve meyve  ikram edilir. Üç defa ‘Padişahım çok yaşa!’ töreninden sonra tren İzmir’e hareket eder. (BOA : Y..PRK.UM. 76 - 84)

            4 Cemaz’iye’l Ahir (C) 1323/6 Ağustos 1905 günü İzmir Limanı’ndan, Yemen’in Hudeyde limanına hareket edilir. (BOA : Y.PRK.ASK. 231 - 98)

            20 Rebiül-Ahir 1324/23 Haziran 1906 tarihli bir belge de terki mevki ederek Sana’ya gelen redif taburları ile ilgili olup bu redif taburlarının içinde Zile Redif Taburu da bulunmaktadır. (BOA : Y..PRK.ASK. 240 - 2)

            H : 19.C.1326/Rumi 19 Haziran 1324/2 Temmuz 1908 tarihinde Dersim eşkıyasının tedibi (yola getirilmesi) için Zile Redif Taburu Dersim’e gönderilir. (BOA : Y..MTV. 312 - 19)

            Yukarda verdiğimiz belge özetlerinden, 1866 yılından beri Zile Redif Taburları Yemen yanında İmparatorluğun değişik bölgelerindeki isyanların bastırılmasına gönderilmiştir.

            Millî Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı ‘ŞEHİTLERİMİZ’ kitabında Zile Askerlik Şubesi'ne kayıtlı olan Zile Redif Taburu’ndan bu isyanlarda dokuz şehit verilmiştir. Yemen’deki şehitlerimizin listesi aşağıya alınmıştır.

Aile Şöhreti Baba Adı Adı Doğum
Tarihi
Rütbesi Şehitlik
Tarihi
Şehit
Olduğu Yer
Dadanlıoğlu
(Dabanlıoğlu?)
Halil Ali Osman 1293 Er 24.10.1905 Yemen
Yusufoğlu Ömer Ağa Ali Rıza Ef. - Baş. Çvş. 22.10.1905 Yemen
Kasım Mehmet Arif 1293 Er 14.02.1904 Sıhhiye Afar Muh.
Sadıkoğlu Bekir Hafız Mustafa - Er 01.10.1905 Yemen
Otukçuoğlu Mehmet İbrahim 1293 Çavuş 25.11.1904 Ravza’da
Kerimoğlu Mehmet İsmail - Er 22.10.1905 Yemen
- Seruh Mirzabey 1292 Er 10.02.1904 Ravza’da
Arapoğlu Halil Mustafa - Er 01.10.1905 Yemen
Kahvecioğlu Ömer Yusuf - Er 10.10.1905 Yemen

            Milli Savunma Bakanlığı’nca yayımlanan “ŞEHİTLERİMİZ” kitabında Zile’den Otukçuoğullarından Mehmet oğlu 1293 doğumlu İbrahim ÇAVUŞ,  25.11.1904 tarihinde Ravza’da, Seruh oğlu 1292 doğumlu er Mirzabey Ravza’da ve  Kasım Oğullarından Mehmet Oğlu er 1293 doğumlu Arif 14.2.1904 tarihinde Sıhhıye Afar’da şehit olduğu yazılıdır. Bu üç şehidin doğum tarihleri verilmiş, diğer altı şehidin Zile Taburu olduğu belirtilmiş ise de doğum tarihleri yazılmamıştır.

            İmam Yahya’nın isyanı 1904 yılının Temmuz ayında başlamıştır. Bu durumda Zileli bu şehitlerimizin şehitlik tarihi dikkate alındığında; şayet bir tarih çevirme hatası yoksa, İmam Yaya isyanından önce de Yemen’de Zile doğumlu  asker  bulunduğu ve oradaki iç isyanlarda bu üç şehidin verildiğini söyleyebiliriz. Şehitlerimizden Mustafa oğlu Halil Araboğlu (Akdoğan) Köyü doğumlu olup, diğer şehitler Zile olarak kayıtlıdır.

            İmam Yahya’nın 1904 yılı Temmuz ayında isyan ederek Sana’yı ele geçirmesi üzerine Anadolu ve Rumeli’den gönderilen ve Yemen Umum Kumandanı Ahmet Feyzi Paşa emrine verilen redif taburları arasında Zile Redif Taburu da bulunmaktadır. Zile Redif Taburu Ankara’ya kadar gelmiş, Ankara’dan  trenlerle Manisa üzerinden İzmir’e sevk edilmiş ve 6 Ağustos 1905 tarihinde vapurlarla Yemen’in Kızıldeniz  kenarındaki Hudeyde Limanı'na götürülmüş ve oradan Mehana üzerinden Sana’ya gönderilmiştir.

            Ahmet Feyzi Paşa’nın Şehare Harekâtı 28 Ekim 1905 tarihinde başladığına göre yukarda belirtilen Zile Redif Taburu bu harekâta katılmıştır.  Milli Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı ve yukarda verilen “Şehitler” kitabından alınarak yukarıdaki tabloda verilen Yemen’deki diğer şehitlerimizin şehadet tarihleri dikkate alındığında başka zamanlarda da Zile Redif Taburları'nın Yemen’e gönderildiğini söyleyebiliriz.

 Belge 6 - Telgıraf Name Geldiği Mahal : Sivas

Giden Yer : Mabeyni Hümayun- Dersaadet

Tarihi : 29 T. Evvel 1311

            Yemen İçin Ne Dediler?

            Yemen’deki  isyanlar ve Zile Redif Taburları'ndan sonra Yemen ve Yemen’deki iç isyanlara Anadolu’dan giden  askerlerimiz için bazı yazarların yazılarından kısaca bahsedelim.

            Altı bin asker bir ayda iki bin askere düşer. Gemiler Hubeyde’ye askerleri çıkarır, Sana’ya beş günde varılır. Süveyş Kanal’ının açıldığı 1869 tarihinden sonraki kırk beş sene zarfında Yemen’e bir milyon Anadolu evlâdı gömülmüştür. (Hüseyin Özcan, yağmurdergisi.com)

            Anayurdun her köşesinde dedesi, babası, amcası, dayısı, kocası, oğlu Yemen’de şehit olmamış pek az aileye rastlanır.  Yemen’de Türk askerinin hepsinin Arapların kurşunlarıyla şehit olduklarını sanmak doğru olmaz.  Barınaksızlığı,  bakımsızlığı, açlığı, susuzluğu, hastalıkları ve bilhassa sıtmayı, ilgisizliği, idaresizliği, Türk askerinin yolda ve Yemen’de ölmesi sebepleri arasında saymak mümkündür. (Asıf Tanrıkurt, Yemen Notları, Güzel Sanatlar Matbaası, Ank. 1965)

            Zeki Ehiloğlu şöyle dile getirir duygularını; Yemen’i en son terk eden Türkler bizlerdik. Yüreğim burkuluyor, belleğim sarsılıyordu. 1919’da Türk Ordusu'nun son kafilesi Yemen’i bırakırken oradaki şehitlerin “Nereye gidiyorsunuz bizi unutacak mısınız?” diye seslerini işitir gibi ruhumu saran hisler altında mübarek şehitlerin yattığı topraklara bastıkça büyük bir günah işlemiş gibi irkiliyordum. (Zeki Ehiloğlu, Yemlen’de Türkler, yağmur.com)

            Prof. Dr. Vasfi Raşid yazısında, babasının Yemen’de arkadaşı ve bu defterin sahibi Hasan Muhittin Paşa için şöyle demektedir :  Bu mütevâzi kahraman, Yemen'de Türk Bayrağını şerefle dalgalandıran, yüzlercesi meçhul kalmış vatan hâdimlerinden (hizmet edenlerden) biridir. Yemen'de Türk Bayrağı'nı şerefle dalgalandırmak için can vermiş meçhul şehitlerin onlar kadar fedâkâr ve kahraman silah arkadaşlarıdır.

            Zaten Yemen üstünde dalgalanan bayrağın rengini ve muhabbetini verenler büyük imparatorluğun büyük hâdimleri, hizmetlerine baha (karşılık) olarak i‘lâsından (ülkesinden) başka bir emel taşımadıkları şânlı bayrağımızın Yemen göklerinde dalgalanmasından başka bir şey istemediler. Acıları ve inkisârları (kırılmaları) buradan doğar. Hatıraları büyüklüğünü ve güzelliğini buradan alır. Bunların hayâtları batan gemisinden ayrılmayan kahraman süvârîlerin şânlı ölümlerini andırır.

            Yemen Türküleri : Şol Yemen’de Can Verenler

            Çocukluğumuzda Yemen türküleri  duyardık.  Bilmezdik hangi acıların, hasretlerin yoğurduğunu bu türküleri. Yıllarca umutsuzca beklenenlerin, dönmeyenlerin türkülerini.

            Yukarda verdiğimiz belgelerden  gördük ki bu Yemen türkülerinin  kahramanları arasında Zileli delikanlılar da varmış. Hayatının baharında savaşlarda, Yemen dağlarında hastalıklara, arkadan vurulmaya, sıtmaya, sıcağa, soğuğa kurban giden, arkada gözü yaşlı ana, baba, gelin, bacı ve kardeş bırakan Mehmetler, Ahmetler, Mustafalar, Hüseyinler.

Hadramut

            Hudeyde’ye gelen vapurlar güvenlik sebebiyle askerleri kıyıya çıkaramaz. Çünkü garnizon, askeri tesis yoktur orada. Pek çok genç hayatını kaybeder Kızıldeniz’in nemli havasında bu bekleyişlerde. Yemen’e gidişte o Anadolu insanının sezgisi, öngörüsü olanları yanık türkülerde getirir dile;

            Açılan bayrağı gelin mi sandın
            Çalınan davulu düğün mü sandın
            Yemen’e gideni gelir mi sandın

            Kışlanın önünde redif sesi var
            Bakın çantasına acep nesi var
            Bir çüt (çift) kundurası bir de fesi var.

            Bir çift kundurası ve fesinin yanında, Anadolu’da, vatanında bıraktığı sılasının, köyünün, yuvasının,    sevdiklerinin hayali vardı şehadet şerbetini içtiği anda.

            Çocukluğunu yaşayamadan, Zile’nin bağlarında, köylerinde, yaylalarında, tepelerinde gezemeden, delikanlılığına doyamadan cephelere giden Zile’nin gençleri, delikanlıları, askerden döner dönmez de Redif Taburları  ile Yemen yollarında, Kızıldeniz’de Yemen dağlarında bulurlar kendilerini. Arkalarında gözü yaşlı analar, bacılar, yavuklular bırakarak. Aynı analar, bacılar, yavuklular türküler yakar dönmeyen civanlara, can oğullara, şehitlere;

            Yemen’e de benim ağam Yemen’e
            Endi mola Mehrali Bey Yemen’e
            Kurdu mola çadırları çimene
            Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne.

            Yemen’e indi o delikanlılar indi de, çadırlarını yeşil çimenlere değil, 2.250 rakımlı Yemen dağlarında, sarp yamaçlara kurdular, ihanet edenlerin toplarına, kurşunlarına karşı. Türkülere adını veren “Hus” yani ‘Huş’ Sana - Şehare yolunun Doğu tarafındadır. Bekli de Hus’ta nöbet bekleyen askerimizin, muhabereye giden arkadaşlarının dönmemesi üzerine yakmıştır bu türküyü, belki de memleketine dönemeyeceğini bildiği için…

            Havada bulut yok bu ne dumandır
            Mehlede ölüm yok bu ne figandır
            Şu Yemen illeri ne de yamandır.
            Burası Huş’tur,yolu yokuştur
            Giden gelmiyor, acep ne iştir.

            Yemen dağlarında, Şehare’de, Usman vadisinde sel yerine kan aktığı cehennem günlerinde, eşkıya baskınından kurtulduktan top, tüfek seslerinin ara verdiğinde  karşı tepelerin arkasında binlerce kilometre uzaktaki sılasını, sevdiklerini, gözü yaşlı bıraktığı taze gelini düşünürken endişelenmez de değildir;

            Karavanam is mi tutar?
            Martin tüfek pas mı tutar?
            Ağlayanım anam bacım,
            Elin kızı yas mı tutar?

 Belge 7

Makamı Askeriye Kalemi

            Ama Anadolu kızı, taze gelinler vefalıdır Yemen’e giden, gidip de dönmeyen civanına. Yüreğinde fırtınalar, derinden isyanlar duyar. Duyar duyar da türkülerde söyler figanını, isyanını;

            Yemen bizim neyimize
            Şivan düştü evimize
            Bak yavrular yetim kaldı
            Güvenmeyin belimize

            Basma fistan kirlenirse
            Başta leçek düğlenirse
            Ya kimlere baba desin
            Yetim yavrum dillenirse

            Yemen’in, Yemen’e gidenlerin, gidip de dönmeyenlerin, Zile Redif Taburu’nun tespit edebildiğimiz acı hikâyesi özetle böyle. Bu hikâyenin sonunda haber mi gelir, yoksa ümitler mi kesilir yıllar sonra, ama kesin olan artık  Anadolu çocukları gibi bazı Zile gençleri de can vermişlerdir;

            Tarlalarda biter kamış
            Uzar gider vermez yemiş
            Şol Yemen’de can verenler
            Biri MEHMET, biri MEMİŞ.

            Şol Yemen’de can veren Mehmet’leri, Memiş’leri yad etmek için, onları hatırlamak için, bu vatanı bize bırakan ve bu uğurda canlarını verenler için, Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Destanı’nda en yüce makamlara yücelttiği ve;

            Ey Şehit oğlu Şehit isteme benden makber,
            Sana avucunu açmış, duruyor Peygamber.

            diye seslendiği, AZİZ ŞEHİTLERİMİZ İÇİN ayırdık sayfalarımızı bu defa. Yazması ve hatırlatması bizden, Fâtihalar ise hepimizden sevgili okuyucu…

            EKLER :

            Belge 1) Yemen Haritası (Salname-i Yemen Başbakanlık Osmanlı Arşivleri)

            Belge 2)  Tercümesi :

            Manisa Sancağı Mutasarrıflığı'ndan Şifre

            860 mevcutlu Zile Taburu bu sabah şimendiferle İzmir'e geçip ifradı Asakiri Şahanenin Manisa İstasyonu'nda tevkifleri esnasında kendilerine buzlu su ve meyve ikramı ile üç defa  ‘Padişahım çok yaşa’ ve asa tekrar edildiği mevzuudur. H. 28 Cemaziyel Aher 1323 ve Rûmi 18 Temmuz 1321

Hazreti Şehriyari
Manisa Mutasarrıfı
Mehmet Galip

            (B.O.A, Y.PRK.UM.33 - 65)

Belge 5 - Telgıraf Name, Geldiği Mahal : Sivas

Alınan Mahal : Mabeyni Hümayun Daraliye - İstanbul
Tarihi : 28 T. Evvel 1311 (5 Mayıs 1894)

            Belge 3) Yıldız Ser Humayun Baş Kitabet Dairesi

            Terki sevki ile Redif Taburlarından Sipavri ve Büyükliman Taburları ümerana iade ve Tercan Taburu nısfiyet üzere ZİLE ve Merzifon Taburları semaveye sevk ve ikame olunmuş ve Uluborlu Taburu dahi Anis’e izam kılınmış olduğu malumu ali Hazreti Hilafat Penahı buyurulmak üzere maruzdur Ferman 31 Mayıs 322 (rumi)

Muşir Fevzi
(Yemen Vâli ve Kumandanı)

            (B.O.A. Y.PRK.ASK.240/2 H. 1324 R.20)

            Belge 4) Makamı Askeriyye Mektubu Kalem

            4. Orduyu Humayunu Şahaneleri'ndenYemen’e  mürettep olup Ankara tariki (yolu) ile sevk olunacak Tokat Redif ( askerlik hizmetinin 2. devresinde bulunan askerlerden oluşan) Livası Taburları'ndan  Tokat ve Zile Taburları ..... Hazreti Şehriyarileri'nde bugün merkezlerinden Ankara'ya müteveccihen (doğru) hareket etmiş oldukları .............. bunların Ankara'ya vardıklarında beklemelerine ve bu yüzden tehir vukuuna meydan verilmeyerek Ankara'ya vasıllarında derhal trene erkaben doğruca İzmir'e nakilleri için kompanyasında iktiza eden trenlerin ihzar ettirilmesi (hazır bulundurulması).... emir ve fermen Viliyül Emir Vel İhsan Efendimiz Hazretleri'nindir.  R. 4 Temmuz 1321 /17 Temmuz 1905 (Y. MTV. 276 / 61 14.Ca. 1323)

            Belge 5)

            Telgıraf Name
           
Geldiği Mahal     :      Sivas
           
Alınan Mahal     :      Mabeyni Hümayun Daraliye - İstanbul
           
Tarihi                 :      28 T. Evvel 1311 (5 Mayıs 1894)

          Yaveri Ekrem Cenabı Şehriyari Derviş Paşa Hazretleri; 650 mevcutlu Zile Taburu olup, bunların Zeytuna gönderilmesi için mukaddem askeriye hangi tarafa sevki lâzım geldiği hakkında…   (BOA : Y.PRK.UM 33/65)

            Belge  6)

            Telgıraf Name
           
Geldiği mahal     : Sivas
           
Giden yer           : Mabeyni Hümayun - Dersaadet
           
Tarihi                 : 29 T. Evvel 1311

            Badı Ekrem Hazreti Şehriyarı Derviş Paşa Hazretlerine;

           Dünkü tarihli telgrafname zildir. Zile Taburu mevcudunun 800 nefere garip idüğü (800 kişiye yakın olduğu) mahalli kaymakamlıktan şimdi alınan telgraf üzerine maruzdur. Ferman 29 T. Evvel 1311

Sivas Vâlisi
Halil

            (BOA: Y.PRK.UM. 33/55) 

            Belge 7)

Makamı Askeriye Kalemi

            Dersim Eşkiyasına karşı gönderilmek üzere YeniHan Redif Taburu'nun 500 ve ZİLE REDİF TABURU'NUN 547 mevcutlarıyla Dersim’e müveccihen mahallerine hareket etmiş olduğu 4. Orduyu Hümayunun telgırafında gösterilmiş ve Babı Aliye malumat itası hakkında.

            19 Haziran 1324/2 Temmuz 1908  (BOA : Yıldız Tasnifi Y.MTU. 312/19)

            KAYNAKÇA :

            Asıf Tanrıkurt - Yemen Notları, Güzel Sanatlar Matbaası, Ank. 1965.

            Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı belgeleri.

            Dr. Murat Cebecioğlu : Mirliva Hasan Muhittin Paşa’nın Özel Defteri Yemen - Irak ve Gilan Olayları 1905 - 1912, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul ‑ 1996.

            Hüseyin Özcan - Yağmur dergisi.com

            Millî Savunma Bakanlığı : Şehitlerimiz. Osmanlı - Rus, Osmanlı Yunan, Trablusgarb, Balkan, 1. Dünya, İstiklâl, Kore, Kıbrıs, İç Güvenlik, 1998, Ankara.

            Vital Cuinet : La Turquie d’Asie - Paris 1892

            Zeki Ehiloğlu - Yemen’de Türkler, Yağmur.com

Yemen'de Askerî Kışla

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR