ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 22 Şubat 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

SANDIKLARDA SAKLI
GÜNÜMÜZE DEK YAŞATILAN
ZİLE KÜLTÜRÜ

Araştırma : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı, Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)


Hakan ÇAVDAR Fotoğraf Arşivi - Antikacı Yaşar'ın Zile Koleksiyonundan.

SANDIKLARDA SAKLI
GÜNÜMÜZE DEK YAŞATILAN
ZİLE KÜLTÜRÜ

Zile'den, Kapağının İçi Kalem İşi Kök Boya ile Bezenmiş Bir Sandık

Kent Rehberi ve Antikacı Mustafa DOĞTAŞ Fotoğraf Arşivi

            HER ŞEY YAŞLANIYOR! Kültürel değerlerimiz de tıpkı insanlar gibi yaşlanırlar zamanın acımasızlığında. Hacı Şâkir Sabunu reklâmlarının hatırlattığı gibi ak saçlı ninelerin çeyiz sandıklarından çıkan mis kokulu beyaz sabunun albenisi ve câzibesi yeni tüketiciler için çok uzak ve yabancı kalmakta artık. O çeyiz sandıkları antika dükkânlarının soğuk odalarında görülmekte... Cıvıl cıvıl, renkli, kokulu canlı markalar beyaz sabun alışkanlığını evrime uğratarak, gül kokulu sabunları sandığın ahşap kokusuyla karıştırıp, aromasını nostaljik bir hâtıra haline getirmektedir günümüzde.16

            Orta Çağ’da göçebe yaşamın zorunlu kıldığı koşullara uygun olarak, bir yerden diğerine giderken hem dolap hem iskemle hem de yüklük işini gören sandığın çok önemli bir yeri vardı. Kumaşlar, arşivler, sofra takımları, mücevher ve silâhlar sandıklara yerleştirilirdi. Önceleri dövme demirden kollu menteşelerle tutturulmuş ağır meşe levhalardan oluşan sandık, daha sonraları bir mobilya olarak kompetan uzmanların elinde marangozluğun geçirdiği evrimi izledi. XIII. -  XVI. Yy.’lar arasında yapılan İtalyan sandıklar oyma, kakma ve boyama süslemelere verilen önemle dikkati çeker.1-15-19

Paha Biçilmez Değerde Kök Boya Resimli Zile Çeyiz Sandığı

Fotoğraf : Kent Rehberi ve Antikacı Mustafa DOĞTAŞ

            Ülkeler arası savaşlar kültürün de paylaşımında etken rol oynamışlardır. Bu itibarla Osmanlılar, Mısırlılar, Romalılar ve Yunanlılar tarafından kullanılan sandık, en eski mobilya olarak bilinmektedir. Bir süs eşyası olarak kullanılan daha küçük boyutlardaki sandıklarda ve çekmecelerde deri, fildişi, değerli taşlar muhafaza edilmiş ve XVIII. Yy.’da hammadde olarak işlemeli egzotik ağaç cins ve türleri kullanılmıştır. Sedir, Ceviz, Kayın, Gürgen, Servi, Çam ve Kavak cinsi ağaç türlerinden yapılanların yanı sıra; üzeri deri kumaş vb. ile kaplananları; boyananları; teneke ya da sacdan kaplanmış olanları da vardır.1-15-19

            Bilinen anlatımıyla sandık, çoğu zaman düğünlerde verilen ve içine yeni evlilerin çeyizinin konulduğu vazgeçilmez, değerli bir armağan olup, Anadolu’da eskiden beri bilinen ve çok kullanılan bir ev eşyasıdır.  Kullanıldıkları yere göre "giyecek ve eşya sandıkları"; marangozluk ve yapı malzemelerinin konduğu “avadanlık sandıkları”; ibadet yerlerinde kutsal eşyaların konduğu "özel sandıklar"; mutfak ve kilerlerde bulunan "yiyecek sandıkları" olmak üzere ayrılırlar. Kutsal eşyaların konduğu sandıklar altın, gümüş, sedef, fildişi kakmalı ya da çeşitli tekniklerle bezemelidirler. Eşyaların taşınmasında kullanılan basit sandıklar da vardır. Sandıkların çoğunun dört köşesinde birer ayak bulunmaktadır. Bazısı ise yere doğrudan oturur.

      
http://www.euro-turkey.com/ecommerce/index.php

            Evlerde giyecek, yatak çarşafı, çeyizlik vb. eşyalar genellikle bohçalar içerisinde sandıklara yerleştirilir; bohçaların arasına lâvanta torbacıkları, kurutulmuş gül, gül kokulu sabunlar ya da gül kokulu taş, küçük şişe esans ve kışlık eşyalar arasına da naftalin keseleri konur.1-19

            Üzeri sedef kaplamalı, oymalı ya da çeşitli biçimlerde bezeleri olan çeyiz sandıklar, bazen anadan kızına miras kalır. Kapağının içinde yüzük, bilezik, küpe vb. eşya koymak için monteli küçük çekmeceler olanları, kapağı açılınca çıngırak çalanları bile vardır. Bugün sandıklar özel sipariş verilmedikçe daha sade olarak yapılmakta ve sadece içindeki çeşitli eşyaları korumak amacıyla dizayn edilmektedir.1-19

Zile Kültürünün Pazarlanmak Üzere Sergilendiği Antikacı Murat'ın Dükkânı.

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 04.10.2007

            Çeyiz sandıklarını son dönemde yapan ve kök boyayla resimleyenler hakkında Araştırmacı Bekir AKSOY'un 80 yaşındaki annesi Hikmet ÖZCAN (AKSOY) Hanımefendi bize şu bilgileri aktardı : "Boğazkesen'de Salih Demiryürek Hoca'nın babası Mehmet Emmi ve Çavdar'ların Mehmet Emmi sandık yapıyorlardı. Mehmet DEMİRYÜREK sandıkları da boyardı. Çavdar'ların Mehmet Emmi, Elektrikli Tokat Kebabı Fırını'nın Mucidi Hakan ÇAVDAR'ın dedesinin babası olur. Ayrıca Câmi-i Kebir Mahallesi'nde de Bekir İşçi Emmi, kışları ev yapma işi olmadığı zaman sandık yapardı; kendisi ev ustasıydı, dülgerdi. En kıymetli sandıklar sedir ağacından yapılırdı, onlara kesinlikle ahşap kurdu girmezdi, güvelenmezlerdi, uzun yıllar dayanırdı yani; zenginlerin aldığı sandıklardı ve pahalıydı. Ceviz sandıklardan daha değerliydiler."

Ağaç İşleri Ustası Osman Berberoğlu / Zile

Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi

            Araştırmacı, Edebiyat Öğretmeni Nurhan Buhan GİRGEÇ Hanımefendi de "Zile Panayırı Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme" konu başlıklı yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi'nde konu ile ilgili olarak 73 ve 74. sayfalarda bizlere şu bilgileri aktarmaktadır :25

  
Nurhan Buhan GİRGEÇ Fotoğraf Arşivi

            "Ahşap işçiliği, Zile'de yaygınlaşmış olan bir diğer geleneksel meslektir. Panayır için özellikle köylerden gelenler, yayıktan çeyiz sandığına kadar her türlü ağaç eşya ihtiyacını da Zile'den alırdı. Boğazkesen mevkiinde toplanan marangozlar için de panayır, oldukça hareketli geçen bir dönemdir. Marangozlar, yontma, oyma, kakma, boyama gibi yöntemlerle çeşitli el sanatı eserleri yaparlardı. Dedesi marangoz olan Asım Turgut Yeşiltan, marangozların el sanatı eserleri hakkında şu bilgileri vermiştir :

            Düğün tarihlerinin de genellikle panayıra göre ayarlanması sebebiyle en çok satılan ürün çeyiz sandıkları olurdu. Kavaktan ve çamdan - ceviz sandık o zaman çok azdı - çok güzel boyanmış ve süslenmiş sandıklar yapılırdı. Çivit boyalar toz hâlinde alınır, tutkallarla bir mayi yapılır, kaynatılarak çeşitli renklerde boyalar elde edilirdi. Çeyiz sandıkları, bu boyalar kullanılarak fırçayla özenle boyanır, sanat eserleri ortaya çıkardı."25

Bu Tarihî Zile Kökenli Değerlerimizi Müze Gerçeğine Taşımak da Farklı Bir Eli Taşın Altına Koyma Yöntemi
Aşağıdaki Kilise desenli sandığın 150.000 YTL'ye el değiştirmek suretiyle Yunanistan'a satıldığını söylesem inanır mısınız?

Kent Rehberi ve Antikacı Mustafa DOĞTAŞ Fotoğraf Arşivi

Mobilyanın Tarihçesi21

            Türkler'in İslâmiyet'i kabulü ve bununla beraber yerleşik hayata geçişi, mobilyanın günlük hayata girmesine vesile olmuştur. Türkler'de, Avrupalılar'da olduğu gibi evler, bir mobilya deposu şekline getirilmemiştir. Türk evlerinin dışardan çok sade gözükmesine rağmen iç kısımları, insana rahatlık verecek bir şekilde ferah döşenmiştir. Döşemesi sade ve kibardır. Yerler parke, boyalı, cilalı veya âdi beyaz tahtadır. Zenginliğe göre hasır, bazan kilim, umumiyetle halı döşenir, sokak ayakkabısı ile eve girilmezdi.21

            Oturmak için koltuk yerine, pencere kenarlarında rahatlık ve zerafeti temin edici sedir (makat) bulunurdu. Duvarlara, yerli dolaplar, yükler ve hücreler yapılırdı. Bunların kapakları kakma ve oyma işlemeleriyle zarif bir şekilde süslenir, böylelikle oda, kapı dizisi gibi görünmekten kurtarılırdı. Oda içerisinde görünen zenginlik, umumiyetle halı ve kumaşlarda idi. Önemli mobilyalar, sandık, rahle, sofra iskemlesi, beşik, çekmece, kutu, çubukluk, kavukluk, ayaklı saatlerdi.21

            Osmanlılar'da sandıklar, genellikle servi veya ceviz ağacından yapılır, nakışlar ve oymalarla süslenirdi. Özellikle gelinlerin çeyiz sandıkları ihtimamla hazırlanır, altın ve gümüşle süslendiği olurdu. Üzerinde Kur'ân-ı Kerîm okumak için yapılan rahleler ve Kur'ân-ı Kerîm'leri muhafaza etmek için yapılan kutular, her evin en zarif ve en güzel mobilyası idi. Bu mobilyalara gösterilen ihtimam, Kur'ân-ı Kerîm'e duyulan hürmetten ileri gelmekteydi. Bunlar, ekseriya ceviz ağacından yapılır, üzerleri fildişi ve sedef kakma ile tezyin olunurdu. Bu mobilya çeşidinin en güzel numuneleri câmilerde bulunan sedef işlemeli büyük rahle ve kürsülerdir.21

Çeyiz sandığı (Ahlâk sandığı)23

            Osmanlı – Türk âdetlerinde ÇEYİZ SANDIĞI diye bir deyim vardı. Eskiden şimdiki gibi dışardan her şeyi hazır almak, ev ve yuva kurmak imkânı yoktu. Kızlarımızın evlilik hazırlıkları bazı ailelerle daha doğuştan başlayarak evlilik yaşına kadar devam etmekteydi. Böylece kızın doğumundan sonra, onun için çarşıda, pazarda veya herhangi bir yerde GÜZEL ŞEYLER – ÇEYİZ OLARAK, satın alınarak veya işlenerek hazırlanıp geleceğe yönelik «ÇEYİZ SANDIĞI’NA» KONULUP HAZIRLIKLAR YAPILIRDI. Aile içinde bu çeyiz sandığı, çok faydalı bir gelenekti.23

            Bunun da felsefesi şu idi. Hayat çok uzun ama aynı zamanda çok kısadır. Onun için bebek, eğer kızsa, daha doğuştan itibaren hayata ve yuvaya hazırlanmalıdır. Böylece kız evlâtlarının yuvaya dönük hem maddî, hem de psikolojik hazırlıkları yapılmaktaydı.

            Maddî hazırlıklarında kızın anne ve babası kendi kızlarının geleceğine ve kuracağı yuvaya dönük küçük küçük hazırlıklarına erken başlamaktaydı. Böylece özellikle anne, nerede güzel bir şey ve kızına uygun bir giysi, ipekli kumaş, takı veya oya – dantel işleme varsa, hemen ona yönlenir ve onu ya satın alır veya çalışma ile elde edilebilir şekilde kendi kızına da onu yaptırmaya çalışırdı.23

27 Mayıs 1985 - Halk Eğitim Merkezi Defilesi / Zile

Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi

Kızların aile ve yuva kurmaya yönelik psikolojisi

            Böylece zamanla, bu birikim çoğalır ve kızın artık bir çeyiz sandığı mefhumu tamamen gelişir, olgunlaşır ve kız evliliği ile kendi yuvasını hayal etmeye başlardı. Burada psikolojik evlilik hazırlıkları da çok önemli rol oynardı. Çünkü genç kızın evleneceği kişi ve kuracağı sıcak yuva hayallerinde ve rüyalarında canlanır ve onu ilerilere, olgunluğa doğru alıp götürürdü.23

            Zamanla bu Çeyiz Sandığı yavaş yavaş dolmaya başlar ve evlilik günleri için psikolojik hazırlıklar da olgunlaşırdı. Fakat bugünlerde bazı bölge ve köyler hariç artık çeyiz sandıkları yavaş yavaş tarihe karışmaya başladı. Hattâ bu sandıkların, çok yerde artık adı bile unutulmaya başlanmıştır. Şehirlerdeki genç kızlarımız artık sandık ve evlilik yerine, tahsil hazırlıklarını ve evin dışında çalışma ile kendi hayallerini yönlendirmektedirler. Okumayan ve çalışmayan genç kızlarımızın bazıları, televizyonlardan birçok çılgınlıkları görerek, onları örnek alarak, bazı özentilere kapılmaya başlamaktadırlar. Böylece bunlar artık gözleri ve idealleri evin dışına yönelik olarak çıkış yolları aramaktadırlar.23

Kurslarda eğitilen Zileli hanımlar çeyiz hazırlıkları için çalışırlarken.

http://public.fotki.com/zelanakkas/old-zile/

            Zile'de ise Anadolu kültürünün parçası olan, geleneksel Türk el sanatı ürünü süslemelerle bezeli çeyiz sandıkları, ''dünya evi''ne girecek genç kızların yıllarca biriktirdikleri el işi ürünleri saklamaya halen devam ediyor.2

            Sandık üretimi Osmanlı'dan gelen önemli bir Türk geleneği olup, sandıksız bir evin düşünülemeyeceğini ifade edebiliriz. Çeyiz sandığı birçok gelenek ve görenek gibi giderek unutulmaya başlasa da Zile ve köylerinde halen genç kızlarımız tarafından yaşatılmaktadır. Evlenme çağına gelen genç kızların çeyizlerini sandıklarında biriktirdiklerini görmekteyiz. Kentlerde ise çeyiz biriktirme için kullanılmasa da mutena köşelerde aksesuar olarak ve değişik amaçlarla sergilenmektedir.

            Çeyiz sandığı beraberinde pek çok geleneği de yaşatmaktadır : "Kızlar, çocukluktan itibaren çeyizleri için danteller yaparlar, örgüler örerler, örtüler biriktirirler ve yıllar içerisinde çeyizlerini oluştururlar. Çeyiz sandığı gelinin mahremiyetidir ve izinsiz açılıp bakılamaz. Genç kız gelin olarak evden ayrıldığında, sandık yeni evine götürülmeden önce ailesinden ya da yakın akrabalarından birisi sandığın üzerine oturup damadın yakınlarından 'sandık bahşişi' ister. Eğer bahşiş yetersiz gelirse 'sandık ağır, yerinden kalkmıyor' deyip, daha fazlasını ister."2

Pencere Önü Kadınları18
KINALI - 02.06.2006

ümit kokan çeyiz sandıkları...
ne güzeldir kokuları...
sessizlik...
her çeyiz sandığı açılışı bir ritüeldir...
oyalar...
danteller...
beyaz patiskalar...
gerçekten patiskadır onlar...
ütülenmez.. sararır diye...
hep çiçek doludur yastık örtüleri...
rengârenk...
tencereler doludur...
kocaman...
mutfak için peçeteler vardır...
narin kenarlıklı...
bardak altlıkları...
doğum yapıldıktan sonra giyilecek yelekler...
kaynanaya verilecek bohçalar...
nefistir çeyiz sandıkları...
kokuları...
yorganlar için pike takımlarının..
hele bıçak çatalı...
minik örtüleri...
fiskos masaları için...
hep o ev içindir...
yuva haline getirilecek...
lifler bile hazırdır...
rengârenk...
televizyon örtüleri...
yuva bir umut...
sıcaklık...
çocuklar..
torunlar...
eş...
akşam gelecek..
terliği verilecek önüne...
kahvesi hazır edilecek...
çocuklarla sofraya oturulacak...
yuva bir ümit...
iç ısıtan...

 

 

            Türkler'in unutulmuş kültür değerlerinden çeyiz sandıklarının üzerine bir ışık tutacak olursak, karşımıza eşsiz güzellikte ve güzel olduğu kadar da manâ dolu bir baş eser ve kalıcı güzellikte bir makale çıkıyor. Bu itibarla, çeyiz sandığı nesnel güzelliği kadar, temsil ettiği yüksek aile ve evlilik değerleri itibariyle de diğer birçok sanat eserinden önce gelmektedir.3

            Geleneksel kültür ürünlerimizi yeniden değerlendirirken, çeyiz sandıklarını da gündemden düşürmeme zamanı gelmiştir. Eski çeyiz sandıkları örnek alınarak yapılacak olan yeni sandıklar, turizm odaklı etkinliklerde mobilya, dekorasyon ve hediye sektörlerinde yer alabilir.

Kaybolan Değerlerimizden Eşsiz Güzellikte Bir Zile Sandığı

Fotoğraf : Kent Rehberi ve Antikacı Mustafa DOĞTAŞ

Çeyiz Sandıklarında Saklanan 'BİNDALLILAR'
Gün Yüzüne Çıkarılmalı!
12

Zile'nin Bindallı Hanımları (18.12.1949)

Zile'de Kına Geceleri'nde genç kızların vazgeçilmez
kıyafeti olan 'bindallı' çeyiz sandıklarından gün yüzüne çıkarılmalı!

            Vaktiyle mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü olarak bilinen bindallı daha çok Batı Karadeniz yöresinde giyiliyordu. Bu kültürel değerin farkına varan duyarlı insanlar kıyafetlerin yeni nesillere tanıtılması amacıyla Bolu genelinde araştırma başlattılar.

Bindallı Giymiş Bir Zileli Kızımız

http://public.fotki.com/zelanakkas/old-zile/

            Yapılan araştırmalar sonucunda bulunan asırlık bindallı giysiler çeyiz sandıklarından çıkarıldı. Daha sonra bu kıyafetler özenle korunarak büyük bir salonda düzenlenen defilelerle halka gösterildi.

Bir Düğün Sırasında Bindal Giymiş Zileli Hanımlar

Kaynak : Her Yönüyle ZİLE - Yusuf ve Semra MERAL

            Zile kültürünün önemli bir parçası olan BİNDALLI'ları kültüre duyarlı Zileliler bir kampanya başlatarak, antika değeri olan Zile Sandıkları'ndan çıkarttırmalıdırlar. Bu giysileri sahiplerinin adları ile ve cansız mankenlere giydirmek suretiyle turizme açarak sergilemelidirler.

Bindallı Zile Kostümleri (Melahat DEMİRKOL, Remziye ŞIKLAR ve Münire ÖZGÖK Hanımlar)
 

            Kına gecesinin kıyafetleri üzerinde yapılacak araştırmalarda gelinlerin kına gecelerinde giydiği tarihî bindallıların çeyiz sandıklarından gün yüzüne çıkarılması için çaba gösterilmelidir. Yaşlı teyzelerden emanet alınacak tarihî bindallılar, defileyle yeni kuşakların ilgisine sunulmalı ve turizme kazandırılmalıdır.

Bindallı Giymiş Zileli Kızımız ve Hikmet AKSOY (Özcan)
  
http://public.fotki.com/zelanakkas/old-zile/ Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi (Sağda)

            Zile İlçesi ve köylerinde bu bindallılardan çok miktarda var. Ancak bunlar halen sandıklarda gizli. Gelecek nesle ve turistlere göstermek için bu amaçla çalışıyor olmak Zile adına onur duyulacak bir aktivite olmalı diye düşünüyorum.

Antikacı Murat'ın Dükkânında Müşteri Bekleyen Bir Zile Çeyiz Sandığı

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

Zamanın Eskitemediği Bir Gelenek
'çeyiz sandığı'
5

            Sandık deyip geçmemek lâzım. Eski çağlardan bu yana kullanılan çok eski bir ev eşyası olarak sandıklar önemini bugün de koruyor. Modern teknolojinin ilerlemesiyle sandığın cazibesini tümüyle yitirdiğini düşünmek hata olur. Sadece çeyiz muhafazası için değil.. süs aksamı, mekânlarda da aksesuar ve antika meraklılarının da halen aradığı gözde bir ahşap eleman.5

ÇEYİZLERİN BAŞI HALÂ SANDIK

            Günümüzde sandığa talebin devam ettiğini söylersek, sandığın çeyizin başı olduğunu da rahatlıkla ifade edebiliriz. Çeyiz sandığı olmadan düğünleri var sayamayız. Her evde en az bir sandığın mutlaka olduğunu düşünürsek, sandığı olup da buna aksesuar eklettirenlerin de var olduğu bir gerçek. Sandık üretim malzemeleri vaktiyle ahşap kökenliydi, şimdilerde MDF dediğimiz orta ağırlıklı lif levha ve sunta dediğimiz yonga levha gibi gene odun kökenli ama fiziksel değişime uğratılmış ve kimyasallar emdirilmiş, kısmen sağlığa zararlı (serbest formaldehit ihtiva eden) malzemelerden yapılmaktadır.5

Nerede o ahşap çeyiz sandıkları?17

            Ahşap mobilya ürünlerinin yerini sunta kaplama malzemelerin aldığı günümüzde, genç kızların çeyiz sandığı da bu değişimden payını alıyor. Çeyiz sandıkları artık çoğunlukla MDF ve suntalam olarak adlandırılan malzemelerden yapılıyor. Türkiye’de daha önce ahşaptan yapılan mobilya ürünlerinin tamamına yakını, artık hammaddesi suntadan, fazla işçilik maliyeti gerektirmeyen hazır parçalardan üretiliyor. Bu durumdan, Anadolu’da ahşaptan üretilen geleneksel ürünler de etkileniyor.17

Yayık Ustası Yadigâr Çınar / Zile

Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi

            Câmi minberlerinden rahleye, tahta bahçe masasından sedir olarak adlandırılan ev içi oturma gruplarına kadar bir çok üründe ahşap kullanımı önemli ölçüde azaldı. Dayanıklılığıyla bilinen ceviz ağacından yapılan ve Anadolu’nun hemen her yerinde gelin olacak genç kızlara, ömürleri boyunca saklamaları için armağan edilen çeyiz sandığı da suntaya yenik düşen geleneksel ahşap ürünler arasına katıldı. El emeğiyle çeyiz sandığı yapan marangozlar, çeyiz sandıklarının da sunta ürünlerinden yapılmaya başlandığını belirterek, "Çeyiz sandığı siparişi verenler artık sandığın hangi maddeden yapılacağını değil, öncelikle kendilerine kaç paraya mal olacağını soruyor. Biz de ceviz ağacı ile hazır sunta malzeme arasındaki fiyat farkını söyleyince, büyük çoğunluğu sunta kaplamayı tercih ediyor. Zaten çok az gelen ceviz sandık talebi için de ceviz ağacı temin etmekte zorlanıyoruz” diye konuştular.17

            Artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de mobilya sektörünün, ahşaptan daha ucuza mal olan ve seri üretime imkân tanıyan sunta kaplama ürünleri ağırlık kazanmıştır. Son derece değerli olan ağaçların kendisinin değil birkaç milimetre kalınlığında kesilen parçaları sunta üzerine kaplanarak, ahşap izlenimi vermek için kullanılmaktadır. Tüm dünyada tüketim arttı ve artmaya devam ediyor. Büyük ölçüde ahşabın yerini alan MDF ve suntalam, her geçen gün güç kaybeden ormanların da imdadına yetişti. Bu sistem sayesinde artık çok daha az ağaç kesilerek mobilya üretilebilmektedir.17

            Kayseri'de günlük sandık yapım kapasiteleri 25 - 100 arası olan ve üretim aşamasında modern teknolojiyi kullanan ve ürünlerini Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa gibi ülkelere satan seri üretim yapan imalâtçıların da var olduğunu biliyoruz. Sadece evlere sandık satımlarının olmadığını, otel lobisi gibi yerlere de aksesuar amaçlı sandık satımlarının olduğu duyumlarını almaktayız. Günümüzde el işçiliğine de bağlı olarak sandık fiyatlarının 45 - 900 YTL fiyat aralığında değiştiğini ifade etmek mümkündür.5

Antikacı Murat'ın Antika Değerinde Bir Zile Çeyiz Sandığı

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

çeyiz kültürü pek çok ülkede var

Dekoratif Sandıklar Salonların Baş Köşesine Yerleşti

            Çeyiz deyince, ceviz tahtasından yapılmış, büyük, oymalı sandıklar gelir hemen aklımıza. İçine yılların, hayallerin gizlendiği, bir evin çoğu eşyasını yüklenen, ağır, kahverengi sandıklar... Zamanla, sandıkların işlevi, anlamı ve boyutları değişse de, içlerinde hâlâ, olmazsa olmazlarını taşıyorlar... Üstelik artık çoğu kez eskisi gibi yatak odalarını değil, salonları süslüyorlar....6

            Evlerin dip köşelerinde sandıklar vardır, üzerinde uçlarına dantel geçirilmiş örtüleriyle birlikte... Yılların ağırlığı içlerine dolmuştur sanki, ağırdırlar ve kolay kıpırdamazlar yerlerinden. Bir de genç kızların hayallerini doldurdukları çeyiz sandıkları vardır. Hem evini hem de erkeğini süsleyecek eşyalarla doludur içleri. Kızın yuvadan uçma vakti geldiğinde, sandık da onunla birlikte göçer gider yeni eve...

            Türk geleneğinde çeyiz sandığı evlilik aşamasında önemli bir yer tutuyor. Yöresel farklılıkların dışında, sandığa konulan eşyalar genel olarak benzer özellikler taşıyor. İçlerinde özenle hazırlanmış el emeği göz nuru eşyalar, yeni evi güzelleştirmek için hazır bekliyor. Küçük yaştan beri sandığın içini doldurmaya başlayan kızlar artık çoğu yerde azalsa da, yine de aileler Türk kültüründe asırlardır süre gelen sandık geleneğini yaşatmaya çalışıyorlar.6

Sandık İçlerinde Neler Oluyor?

            Peki, yöreden yöreye değişse de, bir genç kızın sandığında öncelikli olarak neler olmalıdır? Satın alınan sandığın içine genel olarak ev içinde kullanılacak tekstil ürünleri hazırlanır. Mutfak ve yatak örtüleri, kırlentler, beyaz işler, yatak takımları (çarşaflar, yastıklar, yorganlar, battaniyeler) bir çeyizin vazgeçilmezleri arasında yer alır. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde farklı özellikler gösterse de bazı sandıkların içine gelin ve damat için gömlekler, iç çamaşırları, çoraplar, oyalı yemeniler ve mendiller konur. Aynı zamanda, sandığa konulan bazı eşyalar da özel anlamlar taşır. Meselâ, aileye nazar değmesin diye şap, sofraları bereketli olsun diye işlemeli ve süslü sofra bezleri, eve uğur getirsin diye gümüş aynalar hazırlanır. Bunların hepsi tek tek sandığa konurken, aileye ve eşyalara nazar değmesin diye bir de besmele çekilir.6

Oyma ve Resim Bezemeli Zile Sandıkları Önemli Bir Kültürel Zenginliktir.

Fotoğraf : Kent Rehberi ve Antikacı Mustafa DOĞTAŞ

Artık Boyutları Küçüldü6

            Her ne kadar, çeyiz eşyaları ve çeyiz geleneği bazı değişikliklere uğrasa da, çeyizin vazgeçilmez unsuru sandıklar hâlâ özünü koruyor aslında. Günümüzde kırsal kesimler hariç, büyük kentlerde sadece sembolik olarak yer alan sandıkların şekillleri artık değişti. Şimdi çeyiz sandıklarının boyutları küçüldü, üzerlerinde yer alan işlemelerin yerini de ağırlıklı olarak boyalar ve süsler aldı. Sandıklar genelde ya anneden bir hatıra olarak yatak odasında ya da dekoratif amaçlı ev süsü olarak salonlarda kullanılıyor. Ancak yine de, aileler içlerine havlular, örtüler, bornozlar ya da aynalar koymayı unutmuyor.

Ailedekilere Hediye Alışverişi6

            Evlilikten önce hazırlanan çeyizlerin yanı sıra, Türk kültüründe söz, nişan ve düğün sırasında çiftlerin birbirine aldığı çeyiz eşyalarının da önemli bir yeri var. Aile fertleri hep beraber alışverişe çıkarak, kız ya da erkek tarafına bazı hediyeler alırlar. İşte çeyiz sandığı burada da ön plâna çıkar. Çünkü kız tarafına alınan hediyeler süslü bir sandığa konur ve çeyiz serme günü hepsi misafirlere gösterilir.6

            Çeyiz alışverişi düğün hazırlıklarının en keyifli ve renkli aşaması... Her ne kadar annelerimiz çeyiz sandıklarını yıllar öncesinden tıka basa doldurmuş olsa da, yeni evleri için çeyiz alışverişine çıkma fikri gelin adaylarını daima heyecanlandırır.22

            Söz ve nişanda çiftler birbirlerine farklı farklı hediyeler almaktadırlar. Kız ile erkek arasında 'söz kesimi' yapıldığında âdettendir, her iki taraf da birbirlerine bazı hediyeler alırlar. Bunlar da çeyiz olarak nitelendirilebilir. Sözde çiftler birbirlerine sadece söz verdikleri için, hediye seçimlerinde daha abartısızdırlar. Bu, çoğu yerde hemen hemen aynıdır. Örneğin; sözde çiftler birbirlerine çorap ve iç çamaşırı alırlar. Nişanda ise, olay daha ciddileştiği için, pijamasından tıraş takımına, terliklerden makyaj setlerine kadar çok çeşitli hediyeler alınır.6

            Nişanda çiftlerin aldığı hediyeleri genel itibariyle sıralamak gerekirse, erkekler kadınlara; altılı gece giyim seti (gecelik, sabahlık, pijama ve şort takım), bir kutu içine yerleştirilmiş, kadının kullanabileceği her türlü makyaj malzemesinin bulunduğu bir set, atlet, külot ve sütyenden oluşan iç giyim takımları, ayna ve tarak takımları, terlik ve bohça alıyor. Kadınlar ise erkeklere; pijama takımı, içinde losyonundan diş fırçasına kadar birçok eşyanın bulunduğu bir tıraş seti, kemer anahtarlık seti, gömlekler, kravatlar, terlik, çorap ve iç çamaşırı alıyor.

Âdet Yerini Bulsun Diye Mi?6

            Damat adayının aldığı hediyeler bir sandık içinde, gelin adayının ise hediyeleri bir bohça içinde sunulur. Âdetlere göre erkek, gelin eve gelirken eşyalarını ve çeyizlerini bir sandıkta getirsin diye, nişanda aldığı tüm hediyeleri de bir sandıkta verir. Ancak, günümüzde çeyiz sandığının anlamı biraz değişti. Artık boyutları daha küçük ve süslüler. O yüzden genelde sandıklar dekoratif amaçlı kullanılıyor. Ve sadece âdet yerini bulsun diye alınıyor.

Bir Müze Kurulmayışının Bedelini Böyle Ödüyoruz İşte!

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

Şimdiki Kızlarımızın Çeyiz Sandığı Yok!7

Bilemem iyi mi, yoksa kötü mü, ama işin gerçeği şu ki,
artık kızlarımız çeyiz işlemiyor! Hele büyük kentlerde doğup büyüyen
kızların bu taraklarda hiç mi hiç bezi yok…

            Zile'de çeyizi zengin olan kız, hünerli, becerili, evcimen diye tanınırdı çevresinde. Anneler, kızlarını bu konuda yönlendirirlerdi. Bir evin kızı biraz boylanıp serpildi mi, hemen ona bir çeyiz sandığı, bir de dikiş makinesi alınırdı. Varlıklı aileler mutlaka ceviz ağacından yapılma, oymalı, işlemeli, gül motifleriyle bezeli bir sandık alıp sandık odasının bir köşesine yerleştirir; gelip geçenin eli değmesin diye de üzerine halı, kilim denkleri koyardı… Ailenin hali vakti orta şekerliyse, cilâlanıp parlatılmış kavak ağacından olurdu çeyiz sandığı. Üzerine resimli madenî bordürler çakılır, bir hava verilirdi. Sandığın içi, desenli kâğıtla kaplanarak süslenirdi.7

            Sonra ana kız başlarlardı sandığın içini doldurmaya. Yatak örtüleri, yastık kılıfları, havlular, hamam takımları, masa örtüleri, sehpa örtüleri, el bezleri, mermerşahiler, taş baskılı yazmalar, dört bir yanı fırdolayı işlenmiş dolaklar, mendiller, damat adayı için özene bezene, heyecanla, kalp çarpıntılarıyla, acaba beğenir mi, kullanınca başka kadınların gözünü üstüne çeker mi diye bin bir kaygıyla kravatlar işlenirdi… Yapılan işlerde çifte kumru motifleri bulunursa, kuşların gagası mutlaka uç uca getirilirdi! Kız sözlüyse, nişanlıysa ya da iki kişi arasında gönül alışverişi olmuşsa, mendilin bir köşesine erkeğin adının baş harfi işlenirdi.7

            Gelinlik kızın elinde günün her saatinde işlenen, oyalanan, iğne dürtülen, çembere geçirilmiş bir kumaş görürdünüz. Genç kızlar ellerindeki kumaşın üstüne iç dünyalarını, söze dökemedikleri duygularını işlerlerdi aslında. Bu nakışlar, motifler, desenler, yazılmamış bir mektup, söylenmemiş bir şarkı, bir şiir, bir destandı… Bazen bir çığlık, bazen bir mutlu gülümseme, bazen yanık bir türkü, bazen hüzünlerden damıtılmış bir gözyaşı damlası olurdu… Kısacası bir iletişim yoluydu.7

            Her kızın eli hünerli olacak diye bir kural yok elbet. Eli iğne tutamayan, ibrişimi patiskanın üstüne çiçek yapıp düşüremeyen kızların çeyiz sandığını doldurmak için anneleri parayla yaptırırdı bu işleri… Banyo lifinden, mermerşahiye, patiska örtülerden oyalı yazmalara, dantel sehpa örtülerinden ipekli iç çamaşırlarına, havlulara, yorgan yüzlerine, yastık başlarına kadar tek tek ısmarlanır, satın alınır, sandığın bir köşesine, kutsal emanetler gibi özenle yerleştirilirdi.7

            Sandık, genç kızın kendine özgü sırlarını da saklardı. Okunduktan sonra ortalıkta dolaşması uygun  görülmemiş aşk romanları, hâtırası olan bir mendil, bir mektup ya da resim… Kumaşların, bohçaların en altında dururdu.

            Eskiden çeyizsiz kız gelin etmek düşünülemezdi. Öksüz, yetim genç kızların çeyizi olmazdı ancak…  Analı babalı olmanın bir kanıtıydı sandıklar dolusu çeyiz. Kızın çeyizi, ailesinin onuru, saygınlığı demekti bir bakıma.

            Çeyizi zayıf kızlar, gelin gittikleri evlerde neredeyse kuşkuyla ve soğuk karşılanırdı! Ailesince önemsenmemiş sayılırdı. Kızın ailesi yoksul bile olsa, evlâdının sandığına koyacak bir şeyleri mutlaka bulunmalıydı.7

Bir Düğünde Kız Çeyizinden Muhtelif Görüntüler
  
Kaynak : Her Yönüyle ZİLE - Yusuf ve Semra MERAL

            Şimdilerde Türkiye'nin neresinde rastlanır böyle çeyiz dizen genç kızlara? Belki kırsal yörelerde, belki kıyı bucak kasabalarda birkaç aile, birkaç kız bulursunuz… Ama işin gerçeği, dünya hızla değişiyor. Türk toplumunun gelenekleri de kâh olumlu yönde, kâh olumsuz yönde değişim rüzgârlarından nasibini alıyor kaçınılmaz olarak. Köprülerin altından akan sular an be an değişiyor. Yeryüzünde, hiçbir suda iki kez yıkanmak mümkün değil! Doğa hiç durmadan değişiyor. Doğanın bir parçası olan insan toplumları da, toplumların gelenekleri de değişmek durumunda.7

            Eskiden genellikle kızlar okula gönderilmez, “kız kısmı okuyup da ne olacak?” denilirdi. Kızların beyinlerini bilgiyle beslememek kötü bir gelenekti. Bu olumsuz gelenek zamanla yenildi; kızlarımız da erkek kardeşleriyle birlikte okula gönderilmeye başlandı. Kuşaklar boyunca okullara gönderilen kızlar yetişti, okullarını bitirip meslek yaşamına atıldılar… Erkeklerin çalıştığı her alanda çalışmaya başladılar.  Okula giden kızlar, doğaldır ki, çeyiz işlemeye gönül indirmez oldu! Buna zamanları yoktu; aslında gerek de yoktu…7

            Sonra evler de değişti. İki oda, bir salondan ibaret apartman katlarına tıkıştı geleneksel Türk ailesi… O izi tozu kalmayan geniş evlerin sandık odaları, eski romanların sararmış sayfalarında kaldı! Çeyiz sandıkları da yaşlı kuşak insanlarının anılarını süsler oldu! Bitpazarı esnafının toz kokulu depolarında örneklerine rastlarsınız artık, işlemeli ceviz ağacından çeyiz sandıklarının… Duygularını patiskalar üstüne rengârenk ibrişimlerle işleyen kızlar, şimdilerde yavuklusuyla, sözlüsüyle ya da nişanlısıyla cep telefonundan konuşuyor… Her konuşmayla birlikte, iletişim alanında çalışan holdinglerin kasasına damlalar halinde paralar akıtıyorlar…  O göze görünmez damlacıklar holding kasalarında nehirlere, göllere, denizlere dönüşüyor!7

            Anadolu'nun hemen her ilinde çeyiz sandığı yapan ustalar ne oldu, kim bilir? Kimileri yaşlanıp köşesine çekildi, kimileri de imamın kayığına binip meçhul ve karanlık denizlere doğru kürek çektiler… Kimileri hâlâ göz nurunu ağaçlar üzerinde çiçek motiflerine dönüştürüyor olmalı. Kim bile, kim söyleye…7

Antika Özelliğini Haiz Kök Boyalı Resimli Bir Zile Sandığı

Fotoğraf : Bekir AKSOY

Sandığa Sığan Hayaller8
Unutulan gelenek “Çeyiz Sandığı”

            Gün geçtikçe unutulmaya başlayan genç kızların rüyası olan çeyiz sandıklarının içinde yorgan yüzlerinden tepsi örtülerine, ipek bohçalardan gecelik takımlarına, havlulardan nakışlı el bezlerine, bakır takımlarından iğne oyalarına, patiklerden tam ilmihale kadar ne ararsanız vardı. Anne ve babalar, kızlarının çocukluktan evlilik yaşlarına kadar devam eden çarşı ve pazardan satın alınan güzel şeyleri çeyiz olarak işler onları çeyiz sandıklarında saklardı. Sandıktaki çeyizlerin hepsinin çok büyük manevî değeri vardı, çoğunda el emeği göz nuru vardı.8

Sevginin umudun saklandığı yer

            Genç kızlar çeyizlerini sandığa doldururken hepsini özenerek koyardı. Ayrıca sandığına umutlarını, hayallerini, sevgilerini de doldurup hem yuva kurmaya hazırlar hem de psikolojik olarak evliliğe kendisini hazırlardı. Çeyiz sandığı kurarken annelere büyük görev düşmekteydi.. kızı için nerede güzel bir giysi, el işlemeleri, takı, ipek kumaş ve çeşitli oya dantelleri görse satın alır veya kızını, onların aynılarını yapması için teşvik ederdi. Artık yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan genç kızın evlilik çağı yaklaşır ve artık kendi yuvasını kurmayı hayal eder, düşlediği kısmetini beklerdi. Gittikçe dolmaya başlayan Çeyiz Sandığı genç kızı artık evlilik için psikolojik olarak tamamen hazırlardı. Evlenecek olan genç kız yıllardır özene bezene hazırladığı çeyiz sandığını açar, el emeği göz nuru olan işlemelerini alır, heyecanla kendi işlediği dantelleri çıkarır dolaplar, masalar ile evin birçok yerini süslerdi. Kısaca kendi evini kendi kurardı. Hattâ genç kızlar evini düzerken kimseden yardım istemez, bu büyük hazzı sadece kendisinin tatmasını isterdi. Tatlı bir yorgunlukla evlilik gününe kadar evini hazırlar, evliliğin bütün güzel duygularını tam anlamıyla yaşardı.8

Gelin kızın el öpmede dağıtacağı hediyeler, çeyizinde toplu halde görülüyor.

Kaynak : Her Yönüyle ZİLE - Yusuf ve Semra MERAL

Çeyiz telaşından, çılgın partilere!

            Fakat günümüzde çeyiz sandıkları artık tarihe karışmak üzere. Ne yazık ki, daha düne kadar bu sandıkları hazırlayan, günlerce çeyizleri öpüp koklayan, dantel işlerken kendi kızıma çok güzel bir çeyiz hazırlayacağım diyen anneler bile kendi kızlarına bu güzel geleneğimizi hatırlatmaz oldu. Artık sadece Anadolu’nun ücra köşelerinde ender rastlanabilen genç kızların “süslü düş”ü olan”çeyiz sandığı” kültürü unutulmaya yüz tutarken, şimdilerde bırakın çeyiz hazırlama telâşesini, yerini artık "abartılı düğünler, çılgın bekârlığa veda partileri ve balayını nerde yapalım?" telâşesi gibi sonradan çıkarılan Türk gelenek ve göreneklerinde yeri olmayan nahoş işlere bıraktı.8

Antikacı Murat'ta Sadece Kalanlar Bunlar! Ya Yitirilenler? !!!

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

Sandıktan ne çıkar?

            Günümüzde genç kızlar için alınmasa da artık, bizim kuşakların ev eşyalarının en güzide parçalarıdır çeyiz sandıkları. İlle de ceviz ağacından olması istenen çeyiz sandıkları artık evlerin kilerinde ya da bodrumunda duruyor. Gelişen ve değişen yaşam kültüründe bu ev eşyasına gereksinim duyulmuyor. Sandık kelimesi de sadece seçim olan yerlerde bir simge olarak var. Belki de 3 - 5 yıl içinde seçimler için ortaya konan sandıklar da kalkacak ortadan. Bilgisayar teknolojisi ve internet ortamında yapılan birçok seçim heyecanında sandıklar tarihe karışacak.9

            Gerçek olan şu ki; çeyiz sandığı ile seçim sandığı arasında bir fark var. Birinci sandığı yani çeyiz sandığını satın alabiliyorsunuz. Seçim Sandığı ortaya konuluyor. Çeyiz Sandığı'nın içine girip otursanız kimse bir şey demez. Ancak Seçim Sandığı'ndan çıkmanız gerek. Tabii ki bu yol da ince - uzun ve de meşakkatli bir yol. Seçim sandığından çıkan da olur, içinde kalan da.9

Kentlerimizin de çeyiz sandıkları var olmalı.10

            Geçmişimize karşı duyduğumuz isteksiz inanç bizi buralara sürükleyen. Alelacele, çabucak eskiye dair her şeyi her şeyi silip süpürüveren. Hani annelerimizin, ninelerimizin çeyiz sandıklarında sakladıkları bir sürü incik boncuk, belki de bez parçası gibi.

            Kentlerimizin de çeyiz sandıkları var olmalı. Yılda bir kez düzenlenen, baştan aşağı içi boşaltılıp yeniden yerleştirilen, onlara baktıkça hâtıralar canlanan çeyiz sandıkları olmalı şehirlerimizin. Hele hele Zile gibi geçmişi 5000 yıl öncelere dayanan, tarihte Tapınak Kent Zela olarak tanınmış, Zelitis hinterlandında tarih yazmış, çok eskiye dayanan bir kültürün, yaşanmışlığın simgesi kentin çeyiz sandığı öyle bir olmalı ki, dünya konuşmalı. Dünya bizim panayırlarımızı, surlarımızı, keerüzlerimizi, kapılarımızı, pekmezimizi, bat'ımızı, câmi ve minarelerimizi, binlerce yıldan bugüne kadar âfetlerden, yangınlardan geriye kalan, saklamayı, korumayı başarabildiğimiz her şeyi konuşmalı. Öyle çok tarihimiz kokmalı ki sokaklar, asla kafamızdan silinmemeli geçmiş ve mâzide yaşananlar.10

            Neden yaşayan kentler yaratılmasına çalışmıyoruz, kentleri öldürüyoruz. Öldürdüğümüz sadece silûetler değil aslında, yaşamlar, yaşananlar. Bizi bugüne getirenlerin yaptıklarını siliyoruz tek kalemde, oysa tüm kalemleri onları daha fazla yaşatmak adına oynatmalıyız. Kentleri baştan çizmeliyiz her seferinde belki ama eskiyi de yaşatarak. Eskiyi yaşatmadan yeniyi kurmanın imkânsız olduğunu unutmadan sökmeliyiz taşları. Ve yerine koyarken yenisini gelinlik kızın çeyizini hazırlar gibi düşünmeli, onunla yaşlanacaklarını unutmamalıyız...10

Çeyiz Sandığı4
Ayşegül ÜNAL - 01.12.2003
simurg51@hotmail.com

Her geçen gün saçları daha çok uzuyor,
Çeyiz sandığına kilitlenen çemberin.
Duysan içinden neler okuyor,
Tığı bezin içine batırdıkça ellerin.

Sen öyle umarsız oturuyorsun,
Dantelin boyunu ölçüyorsun,
Çenenden diz kapaklarına
Düğünü geciktiren hiç bitmeyen gelinlik
Dolaba astı kendini yedi katlı urganla.

İğne ipliğe âşık oluyor boyuna.
Kasnak sahralarda kervan kervan geziyor.
Kırk zincir çekilmiş gülle bülbül arasına,
Bir motif bitiyor, hikâye devam ediyor.

Dilsizliğim hayretlere ev sahibi,
Konuşur oldu çemberim...

Her geçen gün saçlarım daha çok uzuyor,
İyisi mi sandığıma ben kendimi kitleyim!

Antikacı Murat'ın Dükkânı'ndan Bir Köşe

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

Çeyiz sandıkları da Çin mallarına yenik mi düştü?11

            Genç kızlar bir doğa yasası olan evlilik hazırlıklarına daha küçük yaşlarda başlar. Fırsat buldukça herkesin adına çeyiz dediği o işlentilerin, oyaların, dantellerin başına çöker gencecik kızlar. Nice hayallerin kurulduğu, nice özlemlerin duyulduğu günler hızla gelip geçer, bir bakarsınız sandık tıka basa dolmuştur. 11

            Ama o heves günümüzde halâ sürüyor mu acaba? Yoksa şartlar her şey gibi çeyiz hazırlıklarını da unutturuyor mu? Çeyiz sandıkları tarihin sarı sayfaları arasında yerini mi alıyor? Ne dersiniz? Sorunun cevabını çeyizlik eşya satan bir esnaf veriyor bize. Diyor ki :

            "Genç kızlar artık zaman bulup da çeyiz hazırlayamıyor. El işi, göz nuru çeyizliklerin yerini Çin işi eşyalar almağa başladı. Yazık ki ne yazık!... Geleneklerimizi de terk ediyoruz artık!" Demet Çeyiz'in sahibi galiba söylemlerinde haklı. "Genç kızlar para kazanma uğruna çeyiz hazırlamak için kendilerine zaman ayıramıyorlar" diyor ve şöyle devam ediyor :11

            "Zaman bulamamak bir yana kızlarımız şimdi buna gerek de görmüyorlar. Kısaca dünya tersine dönmüş durumda. Günümüzde çeyiz işleri ile genç kızların anneleri ilgileniyor. Kız kundakta, çeyiz sandıkta deyimi tarih oldu." "Allı pullu Çin malları insanlarımıza çekici geliyor. Ucuz olduğu için de alınıyor. Ama hiç kullanışlı değiller. Bu nedenle biz elişi satan esnaf olarak zor durumda kalıyoruz. Zaman bulup çeyizlerini hazırlayamayanlar ise hazır çeyizlere dolayısı ile Çin ürünü işlere yöneliyorlar" Normalde kızların iki ayda yaptıkları bir mutfak takımı makinede iki günde yapılabiliyor. "Aynı şekilde bir karyola takımı normalde 1,5 ayda yapılırken, bu örgü makinede bir günde tamamlanıyor. Ucuza da mal edilen bu makine işleri çok rağbet görüyor. El işi ürünler satan biz esnaflar ise işsizlikten boş boş oturuyoruz." 11

Bir Zamanlar Ahşap Kültürünün Aynası Olan Zile Sandığı

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

Çeyiz sandıklarının içindekiler değişti.13

            Yüzyıllardır evlilik hazırlığının baş tacı olan çeyiz geleneği, kırsal kesimde el emeği göz nuru içeriğini hâlâ korusa da, özellikle büyük şehirlerde değişime uğradı. Çalışan genç kızlar, artık bakım isteyen danteller, oyalar yerine, pratik örtüleri tercih ediyor....

            "Benimle evlenir misin?" sorusunun kabulünden sonra zor ve heyecanlı bir süreç başlar çiftler için. Yavaş yavaş evlilik hazırlıkları yapılır, ev beğenilir, yaşanacak yer hazırlanır. İşte tam bu aşamada, yeni evin ihtiyaçları, gelin ve damadın şahsî eşyaları ön plâna çıkar. Yazımız içeriğinde, yüzyıllardır süre gelen çeyiz geleneğini işleyeceğiz, genç kızların hayallerini süsleyen sandıkların içini dolduracağız belki de... Yüzyıllardır evlilik hazırlıklarının en vazgeçilmezi oldu çeyiz. Düğün gelenekleri, eşya modası değişse de, çeyiz her daim var etti kendini. Genç kızların 'olmazsa olmazı' oldu, ilmik ilmik hayallerini taşıyan leylak kokulu çeyiz bohçaları...13

            Çoğu dünya kültüründe olduğu gibi, Türk kültüründe "çeyiz" kavramının önemli bir yeri var. Özünde gelin eşyası olarak tanımlanan çeyiz, dilimize Arapça "cihaz" kelimesinden geliyor. Kısacası çeyiz, "gelinin baba evinden kocasının evine giderken götürdüğü her türlü şahsî ve ev eşyası" olarak kabul ediliyor.

Kız Beşikte Çeyiz Sandıkta

            Geleneksel Türk kültüründe kız çocukları neredeyse doğar doğmaz onlara sandıklar alınır, o daha ilk adımlarını yeni yeni atmaya başlamışken, çeyizler, bohçalar hazırlanır. "Kız beşikte, çeyiz sandıkta" diyerek kolları sıvar kız annesi. Ama kendi emeğiyle, ama hazır alarak, biraz hüzün kattığı çeyiz sandığını hazırlamaya başlar. Çünkü, gelin, baba evinden çıkmadan önce, en zarif, en temiz yadigârını da yanına alacaktır. Türk âdetlerine göre, çeyizin hazırlanması geniş zaman, sabır ve emek isteyen bir süreç. Çeyizin hazırlanması ve götürülmesi ise, yörelere göre biraz farklılık taşısa da, genelde benzer özellikler gösteriyor.13

            Genç kızın düğün öncesi elbirliği ile hazırlanan el emeği göz nuru birçok eşyası sandığa yerleştiriliyor, düzenleniyor. Düğün töreninden önce bir de "çeyiz sergilemesi" yapılıyor. Gelin adayının yıllardan beri yapıp işledikleri, dokuyup hazırladıkları evin ya da bahçenin uygun yerlerine asılıyor, eve gelen konuklara gösteriliyor. Bazen günlerce sergilenen çeyizlerin çokluğu, güzelliği, zarifliği gözler önüne serilirken, bir anlamda gelin adayının ne kadar hamarat, yetenekli ince zevk sahibi olduğu kanıtlanıyor.13

Darbuka, Klârnet ve Cümbüş Eşliğinde Damat Çıkartma Merasimi.

Ahmet DİVRİKLİOĞLU Fotoğraf Arşivi - 1984 / Zile

Âdetler Yöreden Yöreye Değişiyor

            Düğün günü yaklaştığında ise, artık hazırlanan çeyizin gitme vakti geliyor. Kız daha baba evinden ayrılmadan önce, çeyiz eşyaları akraba ve çevrenin de yardımıyla yavaş yavaş yeni eve taşınmaya başlıyor. Çeyizi getirenler, damadın yakınları tarafından bol bol bahşiş ve hediye verilmesini bekliyor. Genellikle davul ve zurna eşliğinde, bir kafile ile gelen eşya, oğlan evinde memnunlukla karşılanıyor ve gelen eşyanın uygun yerlere yerleştirilmesi ve gösterilmesine çalışılıyor. Bu âdetler, yöreden yöreye "çeyiz göçü, çeyiz götürme, çeyiz alma, çeyiz atı" ve benzeri adlarla anılıyor. Yurdun birçok yerinde çeyiz geleneği farklı özelliklere sahip olsa da, genel hatlarıyla çeyizin anlamı ve işlevi bu şekilde değerlendiriliyor.

Zaman Çeyiz Geleneğini De Yeniledi

            Yöreden yöreye farklı uygulanan bu tarz gelenekler, zaman içinde değişime uğradı. Meselâ, günümüzde değişen yaşam koşulları, kadının sosyal hayattaki yeri ve ekonomik şartlar, çeyiz geleneğini tam anlamıyla yok edemese de, önemli değişikliklere uğrattı. Eskiden el emeği göz nuru olan, senelerce sandıklarda bekletilen ev eşyaları, artık fabrikasyon üretime döndü, hazır ve pratik hale geldi. Artık gelin adayları, yeni evinin eşyalarını düğünden kısa bir süre önce hazırlamaya ve tamamlamaya başlıyor, genelde hazır alınan mağaza ürünlerini tercih ediyor.13

Gelinin Güvencesi Nakışlarda Gizli

            Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel El Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Uğurlu, geçmişte ve hâlâ Anadolu'nun bazı yörelerinde kızların çeyizlerini kendilerinin hazırladıklarını söylüyor. Yatak örtülerinden, havlu kenarlarına kadar bütün çeyiz eşyalarını hazırlayan kız için, çeyiz bir anlamda kendisini ve ailesini güvence altına alıyor. Prof. Dr. Uğurlu, bu değişimi şöyle anlatıyor : "Eskiden çeyiz geleneği çok farklı bir konuma sahipti. Çünkü çeyiz, kızın ve ailenin bir nevi güvencesi sayılıyordu. Başına herhangi bir şey geldiğinde, çeyizindeki eşyaları satıp, bunu paraya dönüştürme imkânı vardı. O yüzden kız çocuğu daha küçük yaşlardan itibaren, kendi çeyizini kendisi hazırlamaya başlardı. Yatak örtüleri, namazlıklar, mutfak örtüleri tek tek kızın elinden geçerdi. Hattâ, çoğu yörede halı ve kilimleri kız kendi eliyle dokurdu."13

Zile Belpınar Köyü Halıcılık Kursu Öğrencileri Sergiledikleri Halılarıyla.

Fotoğraf : Hulusi SEREZLİ

Yapılanların Sanatsal Değeri Vardı

            Prof. Dr. Uğurlu sözlerini şöyle sürdürüyor : "Evlilik öncesi de bu çeyiz herkese sergilenir ve buradan kızın ne kadar marifetli ve ne kadar hamarat olduğu anlaşılırdı. Aslında kendisi farkında bile olmasa da, orada yapılan her şeyin sanatsal bir değeri vardı. Meselâ bazı kızlar, dokudukları halıları bile arkadaşlarına göstermek istemezlerdi. Bu özgünlük, onları sanata daha çok yaklaştırıyor, çünkü tamamıyla kendi el emeği oluyor." Günümüzde tüm bu değerlerin hemen hemen kaybolduğunu söyleyen Prof. Dr. Uğurlu, hazırlanan çeyiz eşyalarının da sanatsal açıdan pek bir öneminin kalmadığını vurguluyor ve "Şimdi her şey moda oldu, 'Benim çeyizim daha güzel' gibi rekabet anlayışı yaygınlaştı. El emeğinin maddî olarak bir değeri var, manevî olarak değil" diyor.

Kentli Gelin Fabrikasyonu Seçiyor

            Zaman içinde çeyiz geleneğinin uygulanışı ve gelin adaylarının çeyize bakış açısı değişirken, evlilik aşamasında olan genç kızların evleri için seçtikleri ürünler de bazı değişikliklere uğradı. Endüstri toplumu olmanın getirdiği bazı olanaklar, her şeyi daha hızlı ve kolay yapmanın ötesinde birçok şeyi fabrikasyona dönüştürdü. Hızlı kent yaşamı gelin adaylarının seçtikleri ürünleri de pratikleştirdi.13

Depremde Çeyiz Sandıkları!

            Son zamanlarda çeyiz sandıklarının kullanım alanına bir yenisi daha eklendi. İçi dolu olan eski çeyiz sandıkları düşen tavanları tutarak ölümcül mekân içerisinde önemli yaşam boşlukları oluşmasına neden olmaktadır.14

Sanat Harikası Olan Bu Eserlere Ne Zaman Sahip Çıkılacak?

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

SANDIK

            Bir türküde, “Sandığımı açamadım / Çeyizimi saçamadım / Yazık olsun gençliğime / Bir kız alıp kaçamadım” diye hayıflanılıyor. Ben de, yazık olsun vatandaşlığıma, iyi bir milletvekili seçemedim, diyerek sandıklı lâflar, söz ve deyimlerle oyalanıyorum. Sandıklı diye bir ilçemiz vardır. Kızların çeyiz sandıkları ünlüdür. Bu sandığa kızların evlendikten sonra kullanacağı eşyalar konulur. Analar kullanmaya kıyamadıkları el emeği, göz nuru oyaları, elişlerini, nakışları sandığa kaldırırlar. Kız evlenir, çocukları olur ama bunların çoğunu orta yerde eskitmek istemez, o da kızına çeyiz olsun diye sandıkta saklar. Sandık ayrıca değerli eşyaların, malzemelerin konulduğu bir yerdir.20

Sandıktan Damat Nasıl Çıkar?

            Anadolu’nun kimi köylerinde kızlar, beğendikleri gençleri eve çağırırlarmış. Muhabbetin en tatlı yerinde bir gürültü olur, kız telaşla ayağa fırlar, “Bizimkiler geldi galiba. Seni burada görmesinler, fena olur. Çabuk şu sandığın içine gir. Ben onları geri yollayıncaya kadar sakın dışarı çıkma” dermiş. Oğlan sandığın içine girince üstüne oturur, akrabaları ve nikâh memuru gelinceye kadar kalkmazmış. Sandıktan hep politikacı çıkmaz ya, arada sırada damat çıkar böyle... Sandıktan çıkmak denilince ünlü politikacı Süleyman Demirel’in, “Biz sandıktan çıktık” deyişini anımsadım. Sandıktan çıkan politikacılar kızımızla evlenmek yerine anamızı ağlatmaya çalışıyorlar nedense...20

            Eskiden tulumbacıların yangın söndürme sandıkları olurmuş. İşte türküsü : “Sandık sandıklar içinde sandığımız var / Hazreti Mevlâ’ya yalvarmamız var / Beyoğlu’ndan çıktım, koptu kıyamet / Galata’ya varınca oldu selâmet / Hurşit Reis sandık sana emanet...”

            Sandığın ne önemi olacak deme. Daha ne sandıklar var ne sandıklar! Emeklilerin Emekli Sandığı, "langırt köy sandığına" diye esprisi yapılan köy sandığı, ayrıca memurların çeşitli yardım sandıkları bulunur. Eski evlerdeki sandıklar bir çeşit kasa gibidirler; eşyalardan başka para, mücevher de saklanır oralarda. Kuru yiyeceklerin bile konulduğu olmuştur...20

Bu Sandıklara Ne Anılar Sığdırılır Ne Gözyaşları Dökülür!

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

            Edmondo De Amicis’in "1870’de İstanbul" adlı kitabında tarif ettiği “sedirler, seccadeler, kanepeler, yastıklar, sırmalı ipekten şilteli, otur, uzan, sev, uyu, hülya kur diyen Türk evi” artık Zile'nin ancak uzak dağ köylerinde belki vardır. Yıllar önce ziyârete gittiğim bir Zile köyünde bu tarife uyan bir köy evi görmüştüm. Olduğu gibi kaldırılıp Etnoğrafya Müzesi'ne getirilecek güzellikte idi.

            İleride "en zevksiz Türkler yirmi birinci yüzyılda yaşamış" denecek.. sanatsız kaldık, hayat damarımız koptu. Makalemizin son satırları Ufuk Ötesi’nden esinlenerek Zileli hanımlar için uyarlanmıştır güzelliğinde. Belki okuduktan sonra sandıkları karıştırıp ne var ne yok diye bakarlar, bulduklarını evlerinde lâyık olduğu yere koyarlar. Belki büyükannelerinin ipek çarşafı da vardır o sandıklarda. Hepsinin büyükannesi dünyanın en hünerli kadınıydı belki, berberde vakit ve para harcamazdı!

Karyola takımları, kırlentler, halı ve yolluklar, gelinin terlik ve ayakkabıları.

Kaynak : Her Yönüyle ZİLE - Yusuf ve Semra MERAL

            Beyler de bu makaleyi okuduysa ancak seviniriz. İğne oyalarıyla ilgili en güzel yazıları koleksiyoncu beyefendiler kaleme almıştır. Millî kültür hepimizin mirasıydı. Mühtoğun Tekke'nin kapısı ve vakıf kabristanı, iğne oyaları, kapı tokmak ve halkaları şakşaklar, Körüsüyn Suyu'nun güzergâhı keerüzler, Beyaz-ı Besten Câmii duvarlarındaki Nakkaş Emin Usta'nın kalemkârî işlemeleri, hanımlarımızın bileklerindeki telkâri bilezikler ve duvarlarımızı süsleyen serçe sarayları, kulemizin saati, el yazması eserlerimiz millî kültürümüzün bir parçasıydı. Ve biz onu sokakta bulmamıştık. O kıymetli hazineler el altından Holzmayster’e, Zukmayer’e, Leman’a, özetle hans(!)lara ve coni(!)lere teslim edilmemeliydi. Neticede bugün, mimarîmiz yok olmaya yüz tutmuş, müziğimiz soysuzlaşmış, folklorumuzun rengi pastel buğusunda soluklaşmıştır ne yazık ki!24

Genç Kızların Gizem Dolu Bakışlarının Oya Gibi Süzüldüğü Zile Sandıkları

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 07.10.2007

            KAYNAKÇA :

            1 Sandıkçı Yaşar - http://www.ceyizsandigi.org/ceyiz/sanat.html
            2 http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/DIGER/haber_detay.asp?PID=116&haberID=425802
           
3
http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=223953
           
4 ÜNAL, Ayşegül - Çeyiz Sandığı /
http://www.dergibi.com/siir/ayrinti.asp?id=67
           
5 ERTÜRK, Hatice - Zamanın Eskitemediği Bir Gelenek 'Çeyiz Sandığı' /

                   http://www.yenisafak.com.tr/yurthaberler/?t=29.10.2007&c=30&i=77786   - 28.10.2007
           
6 SABAK, Evrim - Çeyiz Kültürü Pek Çok Ülkede Var /
             
 http://arsiv.sabah.com.tr/2004/06/29/gny/gny126-20040629-200.html
           
7 GÜNGÖR, Necati - Şimdiki Kızların Çeyiz Sandığı Yok!
     
          http://www.atasehirevkultur.com/detay.asp?hid=754
           
8 ARVAS, İnan - Sandığa Sığan Hayaller / Türkiye, 22.05.2007
              
http://www.sanatalemi.net/Sayfala.asp?nereye=yazioku&ID=8979
           
9 BARINER, Emin - Sandıktan Ne Çıkar?
           
    http://www.haber20.net/news_page?m=1&id=2068
         
10
http://www.bursahaber.com.tr/yazi.php?yazi=4331
         
11 SÜMER, Önder - Çeyiz Sandıkları da Çin Mallarına Yenik mi Düştü? 16.05.2007

                  http://www.yeniasir.com.tr/ya2007/05/16/index.php3?kat=yazar&sayfa=esnafkursu&bolum=yazarlar
         
12 Çeyiz Sandıklarında Saklanan 'Bindallı' Gün Yüzüne Çıkıyor /
                       http://haberler.canim.net/38190_%C3%87eyiz-sand%C4%B1klar%C4%B1nda-saklanan
                  --bindall%C4%B1--gun-yuzune-c%C4%B1k%C4%B1yor.html

          13 SABAK, Evrim - Çeyiz Sandıklarının İçindekiler Değişti /
              
http://arsiv.sabah.com.tr/2004/06/28/gny/gny104-20040628-200.html
         
14
http://www1.dogus.edu.tr/spor/tr/saglik/deprem2.htm
         
15 Ağaç Sanatı -
http://www.karaogluceviz.com/index.php?option=com_content&task=view&id=15&Itemid=36
          16 http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=353
          17 Nerede O Ahşap Çeyiz Sandıkları?
                      http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=6001233&tarih=2006-01-15
          18 KINALI - Pencere Önü Kadınları / http://picassobelkiyinegelirim.blogcu.com/652963/
         
19
http://sandiksarayi.com/tarihce.html
         
20 TIĞLI, Erhan - Sandık /
http://onpunto.com/ShowBlog2.aspx?Web=tiglierhan&CId=54951
         
21 Mobilyanın Tarihçesi -
              
http://66.102.9.104/search?q=cache:v_kPQaZnnCsJ:www.gunlukyasam.net/
                  site/index2.php%3Foption%3Dcom_content%26do_pdf%3D1%26id%
                  3D563+%C3%A7eyiz+sand%C4%B1klar%C4%B1&hl=tr&ct=clnk&cd=118&gl=tr
          22 http://www.beyazbutik.com.tr/editor.php?id=53
          23 BABUNA, Cahit Prof. Dr. - Çeyiz Sandığı (Ahlâk Sandığı) /
              
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=3011080&tarih=2003-12-04
         
24
http://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20070580
          25 GİRGEÇ, Nurhan - Zile Panayırı Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme,
               Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
               Ankara, 2008, sh. 73 - 74.
 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR