ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 27 Aralık 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

KAYNAKTAN ÇEŞMELERE
ÜNYE'DE
SUYUN ÖYKÜSÜ - I

Araştırma : Ahmet KABAYEL - Ahmet Derya VARİLCİ
ahmetkabayel@gmail.com
varilci@gmail.com

 

Ünye Tarih Araştırma Grubu

 

Ahmet KABAYEL
 
Ahmet Derya VARİLCİ

 

KAYNAKTAN ÇEŞMELERE
ÜNYE'DE SUYUN ÖYKÜSÜ - I

Büyük Câmi Şadırvanı ve Araştırmanın I. Bölümü'nün Yayımlandığı Gazete Sayfası.

Ünye Kent Gazetesi 28.11.2008 - Kaynaktan Çeşmelere Ünye'de Suyun Öyküsü / Bölüm I

“Köprüler yaptırdım gelip geçmeye Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye.”
http://www.unyekent.com/konu/22/kaynaktan-cesmelere-unye-8217de-suyun-oykusu

Solda : Orta Mahalle Keşaplı Sokak'ta Çeşme Başı Sohbeti
Meral GÜVEN, Günal GÜVEN, Mari BAYGIN, Gülhiz SÜMAN,
Paylon BAYGIN, Seniha MİSTEPE - Becoğlu Cemal GÜVEN Ambarı


Güğüm ve Testilerle Çeşme Başında Buluşan Mahalle Sakinleri / 1965
Seniha (Külünk) MİSTEPE Fotoğraf Albümü / Ünye

Bölüm I

            Suyun Önemi ve Ünye’de Su Sorunu1

            Bilimsel araştırmalar, yeryüzünde ilk canlı hücrenin suda oluştuğunu gösterir. Vücudumuzun % 65’i sudur. Yani, Su hayattır “Aqua est vita”. Uygarlıklar, su kaynakları üzerinde kurulur. Su, hijyen sağlar, ekosistemleri kontrol eder, tarım, endüstri ve enerji alanında kullanılır.

            Yer kabuğunun ¾’ü su olmasına rağmen (okyanus ve denizler), tatlı su kaynakları karada bulunur. Suyun %96,5’i denizlerde, ancak % 3,5’i karadadır. % 3,5’lik karalardaki suyun büyük bir bölümünü, % 1,74’lük kısmını buzullar, %1,66’sını yer altı suları, geri kalan % 0,10 gibi küçük bir bölümünü akarsular, göller ve yağmur suları oluşturur. (Kaynak: Prof. Dr. N. Çepel ve C. Ergün; TEMA Bültenleri)

Ünye Kalesi Çeşmesi ve Paşabahçe Surları İçerisindeki Saray Çeşmesi.

Fotoğraflar : Ressam Üzeyir KOYUN

            Ülkemiz ve özellikle Karadeniz, su bakımından şanslıdır. Ne var ki mevcut kaynakları yeterli verimlilikte kullanmadığımız için, su zengini değiliz. Su zengini sayılabilmek için, kişi başına ortalama 8 ilâ 10.000 metreküp su düşmesi gerekir. Ülkemizde kişi başına ortalama 1.430 metreküp tatlı su düşmektedir. Bu oran, Asya genelinde 3.000, Avrupa’da 5.000 metreküptür.

            Artan dünya nüfusu, daha fazla tatlı su gerektirirken; eldeki kaynaklar kirletilmekte, mevcut tatlı su miktarı giderek azalmaktadır. Tüketilen su kaynakları, gelecekte insanoğlunu bekleyen en önemli tehlikelerden biridir.

            Su yasası çıkarılsın! Çıkarılsın ama hangi yoldan, nasıl bir Su Yasası?

            Türkiye’yi gelecekte kuraklık bekliyor öngörüsü, çeşitli çevrelerde “Acilen Su Yasası çıkarılmalı!” anlayışını doğurmuştur. Birbirleriyle neredeyse taban tabana zıt görüşlerin savunulduğu bu arenada, başlıca üç görüş mevcuttur :

            1. İlk belirleme “çevreci” olarak bilinen TEMA ve benzeri kuruluşlara aittir. Korumacı bir anlayışla hareket eden, doğal kaynakların tasarruflu kullanılmasını ve kirletilmemesi gerektiğini savunan bu kuruluşların amacı, Su Çerçeve Yasası çıkarılarak su kullanımında kontrolün sağlanmasıdır.

            2. TÜSİAD’ın hazırladığı rapor ve “Sürdürülebilir Su Yönetimi” Konferansı, vatandaşa ucuz ve güvenilir suyu ulaştırmanın yolunun özelleştirmeden geçtiğini savlar.

            3. Kamuya ait su, yine kamu kuruluşlarınca halkın hizmetine sunulmalıdır diyen toplumcu anlayış.

Yalıkahvesi ÜNYE'de YALILAR - 1880 Yılında Ünye Kumsalında Çaparlar ve Surlar
II. Abdülhamit Han Fotoğraf Albümü - Yıldız Kütüphanesi İ. Ü. Nadir Eserler Bölümü Fotoğraf Albümü


Günümüze Aktaran : Tarihçi Osman DOĞAN - (İlk Kez 06.05.2005 Tarihli Hizmet Gazetesi'nde Yayımlandı.)

            Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan altı yıl sonra, 1929’da yaşanan şiddetli bir kuraklık sonucunda “Sular Umum Müdürlüğü” kurulmuştur. 1939’da “Su İşleri Reisliği” adını alan bu müdürlük, Nafia Vekâleti'ne bağlandı. 1954’te Bayındırlık Bakanlığı'na bağlı bugünkü “Devlet Su İşleri” DSİ kuruldu. DSİ, taşkın, koruma, sulama, drenaj, toprak ıslahı, enerji üretimi, akarsu ıslahı, akarsu ulaşımı konularında gerekli etüt, proje, inşaat, işletme, bakım ve onarım işlerini yapar. Ayrıca yeraltı suyu etüt ve araştırmaları için kuyu açar veya açtırır, kuyuları devreder veya kiraya verir, yeraltı sularını korur ve tescilini yapar. Nüfusu 100 binden yukarı olan şehirlerde içme, kullanma ve endüstri suyu temini hakkında 1053 Sayılı Kanun ile baraj, isale hattı ve su tasfiye tesisi için gerekli etüt, proje ve inşaatları yürütür.

            Su kaynağı denildiğinde; pınar, akarsu, çağlayan, yeraltı ve her türlü yerüstü su kaynakları anlaşılır. 500 lt/sn’nin üzerinde olan su kaynakları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu miktarı aşan su kaynakları, sondaj yahut pınar da olsa izne, ruhsata tâbidir.

            DSİ’nin elinde toplanan bu yetki ve icraat, devlet bütçesinin önemli bir bölümüne karşılık gelir. Su sorununun güncelleşmesi sonucu, yeniden “Su Yasası” hazırlama talebi ortaya çıkar. İki yıldan bu yana sürekli öne sürülen ama hep sürüncemede kalan yasayla, suyun yönetimi nasıl bir hal alacaktır?

Keşaplı Sokak İç Sarnıç Çeşmesi ve Nurşit Atıklarını Taşıyan Pöğrekler.
 
Fotoğraflar : Ahmet Derya VARİLCİ

            Su Yönetimi nedir, tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?

            İlk uygarlıkların büyük akarsulara yakın olması tesadüf değildir. Mezopotamya ve Nil Vâdisi'nde tarımsal gelişme, bu akarsuların kanallarla kontrol altına alınması sonucunda sağlanır. Üretimdeki gelişme, diğer toplumsal gelişmelerin de önünü açarak, tüze kavramını ve devletin ortaya çıkmasını sağlar. Kil tabletler üzerine yazılan hiyerogliflerin çoğu su kullanımı üzerinedir.

            Su kullanımı bilinçsiz yapıldığı takdirde tuzlanma ve verimsizliğe yol açar.

            Her akarsuyun bir beslenme alanı vardır. Bu alana akarsu havzası denir. Akarsu havzası, bölgede yaşayan insanların sosyal, kültürel, ekonomik yapıları yanında, bölgenin ekolojik yapısı açısından da önem taşır. Öyle ki, su yönetimi denildiğinde sistemin içindeki unsurlar; insanı, iklimi, bitki örtüsü, hayvanları ve doğal ekosistemleriyle bir bütün olarak ele alınmayı gerektirir.

            Ülkemizdeki hangi kurum ya da kuruluş, böyle bütünsel bir bakış açısıyla hareket etme yeteneğindedir, diğer kurumlarla bilgi ve sorumluluğu paylaşabilir ve hakkaniyetle hareket edebilir? Keyfiyetten uzak, şeffaf bir yönetimle akılcı bir plânlama yapabilir?

            “Su Yasası”, ülkemizde de gündemdedir. Tıpkı soluduğumuz hava gibi tüm insanların ortak malı olan su, önemi artıp miktarı azaldıkça, ticarî bir meta olmakta gecikmemiş, özel ellerde toplanmaya başlamıştır. Suyun ticarîleşmesi sonucu; salgın hastalıklar, zehirlenmeler, bebek ölümleri ve sakat doğumlar yaygınlık kazanmıştır. İrili ufaklı, plânsız programsız yapılan barajlar ekolojik dengeyi bozmuş, kültürel emanet kabul edilen tarihî zenginlikler sular altında kalmıştır. Zeugma’dan sonra Hasankehf’in de sular altında kalması kaçınılmazdır.

Meçhulasker İlkokulu Arsası İçerisindeki Metruk Sarnıç Çeşmesi Kalıntısı

Fotoğraf : Ressam Üzeyir KOYUN

            Tarihî kültürel emanete verdiği zararın yanında, kamunun su ihtiyacına cevap vermekten çok ticarî kaygıların ön plâna geçtiği projeler çoğunluktadır. Karadeniz Bölgesi'nde ve Ünye’de projelendirilen veya faal durumda olan Ünye Çataltepe Suyu gibi işletmeler, kamunun kullanımına açık su kaynaklarının geleceğini etkilemektedir.

            Endüstri ve tarımda su kullanımın artışı, yeraltı sularının hızla azalması, ırmakların kuruması ve nihayet akıl almaz ölçüde kirletilmesi nedeniyle su, uluslararası bir sorun halini almıştır. Tatlı su kaynakları hızla tüketilmektedir. Öyle ki, “Geleceğin savaşları su için çıkacaktır.” denilmektedir. (BM Genel Sekreteri Boutros Gali)

            Hayatımızda bu denli önemli yer tutan suyun Ünye’deki durumuna gelirsek :

            Ünye’de ilk insan yerleşkesi olarak tespit edilen Tozkoparan Mağaraları Ünye’nin iki büyük akarsuyundan biri olan Cevizdere Irmağı kıyısındadır. Diğeri Cüri Irmağı’dır. Halen Ünye şehir suyu şebekesi bu iki akarsudan yararlanır. Ünye içme suyu için önemli bir diğer kaynak, Asarkaya’dan gelen Acı Su’dur.2

Saray Hamamı Karşısındaki Su Deposu ve Su Kaynağı Asarkaya Rekreasyon Alanı Sosyal Tesisleri.

Fotoğraflar : Ahmet Derya VARİLCİ

            Şehir şebekesi, Cüri Irmağı’ndaki 11, Cevizdere Irmağı’ndaki 10 kuyu ve bu kuyulardan çekilen suyun Kiraztepe, Çamurlu ve Nuriye Depoları'nda toplanması ile kente dağıtım yapan isale hattından oluşmaktadır. Toplam 21 kuyunun verimi, ortalama kuyu başına 15 lt/sn'dir. Ünye Belediyesi Su İşletmesi Müdürlüğü'nden aldığımız bilgiye göre, Ünye’de 29.742 adet su sayacı mevcuttur. Bunlardan 23.208’i konut, 1.669’u ticarethane, 4.585’i şantiye ve 201 adedi inşaat, 66'sı  resmî daire, 48 tanesi okullara aittir. 1.836 adedi dijital su sayacı olan sayaçlardan toplam 25.000’i aktiftir. Bu sayaçlardan elde edilen aylık ortalama su sarfiyatı 200.000 metreküptür. Ünye nüfusu 73.000 kişidir. Şu haliyle Ünye’nin su imkânı, mevcut ihtiyaca cevap verebilecek düzeydedir. Zaten 17 yıl önce, şebekeye su sağlayan kuyuların, ırmak suyunun çekilip deniz suyunun istilâ etmesi sonucu tuzlanması dışında Ünye, yıllardan bu yana ciddî bir su sıkıntısı yaşamamıştır. Ama kaynak yetersizliği daima varlığını hissettirmiş, Ünye’de şebeke suyu çalışmalarının ardı arası kesilmemiştir.

            Artan şehir nüfusu ve su kaynaklarındaki verimlilik azalması nedeniyle, yeniden yeni su kaynakları arayışı ve şehir suyu şebekesi projeleri gündemdedir.

            Şehir suyu şebekesini besleyen Cevizdere kuyularının verimi neden düşüyor?

            İlk akla gelen sebep, iddialara göre yörede Çimento Fabrikası'nın patlattığı dinamitler olabileceğidir.

Asarkaya'dan Ünye Koyu, Çimento Fabrikası, Toz Koparan Kaya Mezarı ve Cevizdere Havzası.

Gönderen : Ahmet Derya VARİLCİ

            Şöyle ki; Çimento’nun patlayıcı etkisiyle koparıp götürdüğü alçıtaşı blokları, hem tarihî Tozkoparan Mağaraları'nı tehdit ediyor hem de patlayıcı etkisiyle Cevizdere yatağında açılan çatlaklardan ırmak suyu çekiliyor, şebeke kuyularındaki verimlilik giderek azalmaya başlıyor. Bu nedenle şimdiye dek çatlaklardan akan sular nedeniyle dört kuyu kapanmış ve yerine yenileri açılmıştır.

            Tarihe, çevreye ve suya yaptığı zararı çeşitli basın yayın kuruluşlarında köşe yazılarında ve haberlerde çıkan uyarılara cevap vermeyerek görmezlikten gelen ÜÇS yetkilileri, şimdiye kadar yapılan uyarılara net bir cevap vermemiştir.3

            Bu ve benzeri nedenlerle Ünye Belediyesi yeni su kaynaklarına yöneliyor, yeni bir projeye girişiliyor. Aynı ırmağın üst havzasında, Yeşilkent’te, 8 metre yükseklikte bir bent yapılması düşünülüyor. 2009’da başlanması plânlanan bu çalışma ile normal koşullarda Ünye’nin uzun yıllar su ihtiyacının karşılanabileceği ifade ediliyor.

            Su sorunu karşısında başvurulan yöntemler ve sunulan benzeri çözüm önerileri ilk bakışta rasyonel gibi görünse de beraberinde başka sorunları getirmektedir. Çevremizde ve ülkemizde sıklıkla başvurulan akarsu önüne bent veya baraj kurularak su toplama yöntemi, irili ufaklı barajların çoğalmasına, ekosistemlerde istenmeyen değişimlere yol açmıştır. Birçok akarsu, denize kavuşamadan kurumakta, üst havzalarda ise nemlilik oranları değişmekte, bitkisel ve hayvansal dağılım (flora ve fauna) felce uğramaktadır. Böylelikle bölgenin temel ürünleri verimsizleşmekte, yok olmayla karşı karşıya gelmektedir.

Delik Kaya, Beş Kayalar ve Delikli Taş Ünye Ekosisteminin Korunması Gereken Doğal Taşınmazlarıdır.

Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 30.07.2007 Ünye

            Rasyonel çözüm nedir?

            Su temizlik maddesidir ama en çok kirletilenler arasındadır. 1 litre atık su, 8 litre temiz suyu kirletmektedir. Kaynakların tüketilmesi kadar kirlenmesinin de önüne geçilmelidir. Bu nedenle :

            1. Suyun hızla kirletilmesinin önüne geçilmeli, atık su arıtma tesisleri, çöp arıtma tesisleri kurulmalıdır.

            2. Kanal, kanalet ve kanalizasyonların ıslahı, lâğım suyu sızıntı ve kaçaklarının önlenmesi, atık su geri dönüşüm havuzlarının inşası gerekmektedir.

            3. Tarımsal ilâçlar ve sanayi atıklarının çevreye, özellikle de suya verdiği zarar engellenmelidir.

            4. Sudaki kayıp kaçak önlenerek, kaynak israfının önüne geçilmelidir. Yaşadığımız yağışlı iklimin avantajlarını kullanmalı, yağmur sularından yararlanmalıyız. Çiftçilikle birlikte giderek yaygınlaşan tarımsal sulamada “salma” değil, “damlatma” yöntemine başvurulmalıdır.

            5. Kullanılan suların geri dönüşümü sağlanmalı, tarımsal alanda ve sanayide atık su kullanımı teşvik edilmelidir.

            6. Eğitimde suyun önemi ve tasarruf biçimleri yer almalıdır.

            7. Kamunun kullanımı esas alınarak, suyu ticarî bir meta olarak gören “Su Yasası” değil, suyu daha rasyonel kullanmaya yönelen “Su Çerçeve Yasası” çıkarılmalıdır.

Yalıkahvesi ÜNYE'de YALILAR - 1880 Yılında Ünye Kumsalında Çaparlar ve Surlar
II. Abdülhamit Han Fotoğraf Albümü - Yıldız Kütüphanesi İ. Ü. Nadir Eserler Bölümü Fotoğraf Albümü


Günümüze Aktaran : Tarihçi Osman DOĞAN - (İlk Kez 06.05.2005 Tarihli Hizmet Gazetesi'nde Yayımlandı.)

            Dipnotlar :

            1 İkinci bölüm, suya bağlı olarak Ünye’nin kuruluşu ve tarihi gelişimi, üçüncü ve son bölümde Ünye’nin çeşmeleri işlenecektir.
           
2 Acı Su, üçüncü bölümde anlatılacaktır, ancak  6,5 lt/sn. olan eski debisinin bugünkü ortalaması, Çimento’nun kullandığı patlayıcılar nedeniyle 3,5 lt/sn. ye düşmüştür. Her geçen yıl, su verimliliği azalmaktadır.
           
3 Çimento fabrikasının Ünye’ye kattığı ekonomik değerin bilincindeyiz. Ancak, Cevizdere Irmağının karşı kıyısını, Denizbükü sırtlarını koparıp alan Çimento, sadece çevreye zarar vermemiş, tam da bu yükseltinin ortasında bulunan arkaik bir mağarayı (kaya mezarı) yok etmiştir. Aynı akıbet, Tozkoparan Mağaralarını beklemektedir. Karşı yamaçtaki çalışmalar bitmiş, yeşillendirileceği zamanı beklemektedir. Gönül ister ki Ünye Çimento Sanayi, Cevizdere’de, Ünye’nin ve tüm Karadeniz bölgesinin en önemli tarihi demir havzasında, arkeolojik bir çalışmaya sponsor olsun. Ünyeli etnograf Prof. Dr. Kılıç Kökten’in yıllar önce başlattığı çalışmanın devamını getirsinler.

“Köprüler yaptırdım gelip geçmeye Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye.”
http://www.unyekent.com/konu/23/kaynaktan-cesmelere-unye-8217de-suyun-oykusu
24 Aralık 2008 Çarşamba

Bölüm II

Kuyu Kültürümüz ve Araştırmanın II. Bölümü'nün Yayımlandığı Gazete Sayfası.

Ünye Kent Gazetesi 06.12.2008 - Kaynaktan Çeşmelere Ünye'de Suyun Öyküsü / Bölüm II

            Su ve Ünye’nin Kentsel Yerleşim Tarihi :

            Ünye’nin bilinen ilk yerleşik kavmi Halipler'in, Cevizdere’den elde ettikleri demir cevherini (hematit ve manyetit) deniz yoluyla sevk ettikleri bilinmektedir. Demir, stratejik önemde askerî bir maddedir. Buradan hareketle Ünye’nin başlangıçta bir liman kenti olarak kurulması, İpek Yolu’nun Karadeniz bağlantısı olması rastlantı değildir.

            Toplu yaşayabilme ve kentleşme açısından su önemlidir. Ünye su kaynakları ve akarsular bakımından şanslıdır. Yeraltı su kaynakları ve iki yanından geçen iki büyük ırmak; Cevizdere ve Cüri Irmakları yanında, Lahna Deresi, Tabakhane Deresi ve kent merkezinde irili ufaklı birçok dere yer alır. Emeret Deresi, Anasu Deresi, Yalıkahve Deresi, Nuribey Deresi ve Burunucu Deresi bunlardan bazıları. Hemen hepsi ıslah edilerek büzlerle yer altına alınmış ve denize ulaştırılmıştır. Ne yazık ki bugün, bu kanallara atık sular ve lâğım suları karışmıştır.

            Ünye’nin kent olarak ortaya çıkışını Halipler'le başlattığımızda, Milât'tan 300 - 350 yıl öncesine kadar gideriz. Homeros’un “Gümüş Ülkesi” Alybe gibi Ünye ile ilişkilendirilen1, ancak gerçekte var olduğu yahut nerede kurulduğu tam olarak bilinmeyen Orta Karadeniz’deki antik yerleşim noktalarından söz etmek mümkündür :

Homeros'un İlyada Destanı'ndaki ALYBE (Okunuşu : ALÜBE)

http://www.acnet.ge/catastrophes/III_2.htm    http://unyezile.com/alybe.htm

            Xenophon’un Cotyora’sı (Ordu şehrinin arkaik öncülü olduğu ileri sürülmektedir), Strabon’un Sidena'sı, bunlardan bazılarıdır. Ünyeli Arkeolog Prof. Dr. İ. Kılıç Kökten’in işaret ettiği kayıp Mitrapolis kenti (Pontus Kralı II. Mithrydates’e izafeten) aklımıza Midrebolu mevkisini getirmektedir.

            Kent olarak Ünye (Unieh yahut Œnoe) adının geçtiği harita ve yazılı kaynaklar, antik çağa kadar uzanır. Komnenos Hanedanlığı'nın kurucusu Andronikos’un Ünye’deki sürgün günleri, John Freely’nin Türkiye Uygarlıkları Rehberi’nde yer almaktadır.2

       

            Ünye ile ilgili yazılı diğer kaynak, Bryer ve Winfield'e aittir :

            “Oinaion, önemini gemi inşa sanayiine (ilk defa on ikinci yüzyılda telâffuz edilmiştir)7, Güney’e doğru dağın yaklaşık 70 km ötesindeki Neokaisareia’ya olan geçidine ve antik çağdan XIX. yüzyıla kadar muhtemelen bu bölgeye adını veren demir işçileri ile meşhur olan ή Xαλυβία* bölgesine borçludur.8 (ή Xαλυβία, Halipler ülkesi Halibya)”

            “Antik Oinaion, on ikinci yüzyılda, Karadeniz’e ve Aminsos’a (Samsun) ulaşmak isteyen Selçuklular ve Türkmenler'le ün yaptı. 1157-759 dönemi aslında Türkler’in elinde bulunduğu dönemdi. 1175 yılında Danişmentliler’e karşı Manuel’in birlikleri tarafından yapılan sefer sonunda yeniden ele geçirildi ve Koloneia yanındaki Saltuk Emiri için orayı 118210 tarihinden önce kısa bir süre bir kale gibi elinde tutan İmparator Andronikos Komnenos zamanında Pontus’un merkezi olarak kabul edildi.”

            “1341 yılında, Büyük Komnenos Oinaion’a15 sürgüne gönderildi. … 1357'nin Kasım'ında Bayram’ın oğlu Hacı Ömer Matzouka’yı17 istilâ etmiş, ancak birkaç ay sonra Türkmen Emiri'yle Basil Komnenos'un kızı Theodora Komnene'nin 1358'in Ağustos ayında diplomatik evliliği ile Yunanistan'daki dönüm noktasına göre şanstır.18 Sonradan Oinaion restore edilmiştir.”3

            Birçok kaynakta,  I. Basilious’un, kız kardeşi Theodora’yla evlenen Hacı Emir Bey’i ziyaret için Ünye’ye geldiği ifadesine yer verilir.

            Cevizdere Havzası’ndan ve demir cevherinden söz eden gezgin – arkeolog William John Hamilton, 1836’daki Ünye gözlemlerini bir kitapta toplamıştır. Fransız seyyah Hommaire, Charles Texier gibi birçok yabancı gezgin yanında, başta Evliya Çelebi olmak üzere yerli gezginler de Ünye’den söz etmişlerdir.


Ünye'den Panoramik Görünüm : Fotoğrafı Günümüze Taşıyan - Eren TOKGÖZ (İnş. Müh.)

            Ünye’nin En Eski Çeşmeleri :

            Eski yerleşim alanlarından Ünye Kalesi, su tünelleriyle kalenin dibinden akan Tabakhane Deresi’ne bağlanır. Kale üzerinde hamam kalıntısı ve su olukları bulunur.

            Ünye Kalesi’nin eteklerinde Ortaçağ'dan kalma gibi görünen, 1823’te onarım gördüğü anlaşılan Güzelkale Çeşmesi, bugün halâ su verme işlevini sürdürmektedir. Taş işçiliğinin eski örneklerini yansıtan çeşmenin kitabesinde, Hüseyin Ağa'nın kızı, Reşid Efendi'nin karısı Ümmü Gülsüm adına “tamir” gördüğü ve ihya edildiği yazmaktadır.

Ünye Kalesi Eteklerinde Güzelkale Çeşmesi ve Kitabesi

Gönderen : Ahmet Derya VARİLCİ

            Tekkiraz Nahiyesi'ne bağlı Yaycılar Köyü, Kabadirek Câmisi Şadırvanı Selçuklu taş işleme sanatının Karadeniz’deki en eski örneklerinden biridir.

Ünye Yerel Tarih Grubu Üyeleri Kabadirek'te Câmi Şadırvanı Etrafında.

Ahmet Derya VARİLCİ - Ahmet KABAYEL Fotoğraf Arşivi

            1800 yılında inşa edilen Süleyman Paşa Sarayı yahut diğer adıyla Hazinedaroğlu Konağı'na ait çeşme, susuz olmasına rağmen bugün halâ ayaktadır. Konağı resimleyen bir Fransız gezgin, şöyle yazmaktadır :

 Çeşme Tarihî Kimliğinden Çok Uzaklaşmış Durumda

Fotoğraf : Üzeyir Koyun - Hazinedaroğlu Sarayı

Çeşme Alnı ve Kabartmaları

Tokatlılar Dış Sarnıcı

            “Karadeniz bölgesindeki âyan konaklarından en büyük ve en görkemlilerinden biri XIII. yy’a tarihleyebileceğimiz Hazinedaroğlu Konağı'dır. Deniz kenarında, yaklaşık 5 – 6 m yüksekliğinde bir set üzerinde yapılmış konak, … üç katlı  ‘U’ biçiminde bir ana yapıyla, avludaki bir divânhane’den oluşmaktadır. … divânhane’nin her iki yanında dış sofaları olduğu, ortadaki tepe pencereleri büyük odanın ise (Topkapı Sarayı’ndaki III. Osman Köşkü'nde olduğu gibi) pahtlı bir taş konsolla deniz yönüne bir çıkma oluşturduğu çizimden izlenebilen  önemli ayrıntılardan”4

Ünye Hazinedaroğlu Konağı, İç Avlu Görünümü.
La résidence des Hazinedaroglu à Unye, vue de la cour intérieure.
Les dessins de Jules Laurens (1825-1901) - La côte de la Mer noire - 14 Ağustos 1847

http://www.inha.fr/images/bibliotheque/expo04/grande/eba2351.jpg

            Saray Çeşmesi ile neredeyse aynı motifi taşıyan bir başka çeşme, Meçhulasker İlkokulu’nun sarnıç çeşmesidir. Sarnıçların çeşmeleri üzerine işlenen motifler, taş işçiliğinin ender rastlanan örneklerindendir. Maalesef tamamına yakını yok edilmiş ya da tahrip edilmişlerdir. Örneğin, Meçhulasker İlkokulu binası enkazında yer alan çeşme, açık hava ocağı olarak kullanılmaktadır.

Meçhulasker İlkokulu Sarnıç Çeşmesi Mimarîsi
 
Sağdaki Fotoğraf : Ahmet Derya VARİLCİ

            Kuyular ve Sarnıçlar :

            Çeşmelerin henüz yaygınlık kazanmadığı dönemlerde, pınar (puar) denilen musluksuz köy çeşmeleri, kuyular ve sarnıçlar vardır. Köy yolları boyunca uzayıp giden pınarların suyu hiç kesilmeden akar ve önlerinde bulunan yalaklardan hayvanlar su içer.


Fotoğraf : Ressam Üzeyir KOYUN

            Şehirde ise, her evin yakınında bir kuyu ve pek çok evde sarnıç vardır. Çıkrıkla yahut çıkrıksız bakraç kaplarla kuyudan alınan su, pişmiş toprak testilere konularak içmeye hazır hale getirilir. Kuyu ve sarnıç sularının bazı evlerde emme basma tulumbalarla çekildiği bilinmektedir.

Keşaplı Sokak'ta Bir Taşlıkta Havuz ve Fıskıyesi - Tokatlılar'ın Arsasında Dış Sarnıç Mimarîsi

Gönderen : Ahmet Derya VARİLCİ

            Sarnıçlar bir dönem Ünye’nin en önemli içme suyu kaynaklarıdır. Evlerin zemininde yahut bahçesinde yer alır, kireçsiz sulardır. Kiremit kaplı damlardan akan yağmur suları, saçaklardaki yağmur oluklarından pöğrek borulara ve oradan sarnıçlara akıtılır. Ünye taşından, “kesme taş” tâbir edilen büyük blokların döşenmesiyle inşa edilen havuzların periyodik bakımları yapılır. Borular ve dam temizliği ise yağmurun başladığı ilk anda sarnıçlara suyu göndermeyip boşa akıtılan bir düzenek vasıtasıyla sağlanır.

Keşaplı Sokak Girişindeki Pembe Badanalı Sarnıç Odası

Fotoğraf : Ahmet Derya VARİLCİ

            “Ünye’nin her ahşap konağında sarnıç vardı. Bu evlerin pek çoğu yok artık. Sarnıç benim doğduğum evimizde de sokağımızdaki tüm evlerde de vardı. O zamanlarda kente basınçlı su veren, belediyeye ait merkezî bir su deposu yoktu.”5

            Yüzlerle ifade edilen sayıdaki kuyular, önce mahalle çeşmelerinin ve ardından şehir şebekesinin  kurulması ile işlevini yitirirler. Bir çok kuyu bakımsızlık nedeniyle hizmet dışı kalırken, bir kısmı da sağlık gerekçesiyle Belediye tarafından doldurulur. Bir başka gerekçe, 1947’de Belediye'nin şehir suyu şebekesine yeterli abone bulamamasıdır. Sonuçta kuyular kapatılır. Sadece mühürlenmekle kalmaz, birçoğu doldurulur. Kuyu başlarının çoğu parçalanır (Son dönemde bir kuyu başı, iskelenin girişini araç trafiğine kapatmak amacıyla kullanıldı. Orada da işlevsiz kalınca, denize atıldı).

Ünye İskelesi girişindeki denize atılan bir kuyu başının sahipsizliğine ağlayan dalgaların gözyaşları.

Fotoğraflar : Ahmet Derya VARİLCİ

            Bugüne ulaşan kuyu başları, onlu rakamlarla ifade edilebilecek kadar azdır. Bu konuda duyarlı bir Ünyeli olan Orhun Güven, çiftliğinde kuyu başlarından bir kısmını muhafaza altına almıştır.

Rasim ÖNDERSEV Kültüre Duyarlı Orhun GÜVEN Bey'in Çiftliğinde.

Orhun GÜVEN Yetiştirdiği Mavi Lâdin ve Sedirler Arasında. Fot. : M.U. MİSTEPE

            Dipnotlar :

            1 Konuyla ilgili bkz.  http://unyezile.com/alybe.htm, M. Ufuk Mistepe.
           
2 Aktaran Osman Doğan, Tarih Boyunca Ünye.
           
3 Anthony Bryer ve David Winfield “The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos”.
           
4 Jules Laurens’ın Türkiye Yolculuğu, Yapı Kredi Yay., S. 152.
           
5 İrfan Işık, Ünye’de Su, 10.01.208, Şirin Ünye Gazetesi.

Araştırmanın devamını izlemek için tıklayınız!
http://unyezile.com/suoyku1.htm

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR