ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 17 Ocak 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLE
İLE İLGİLİ

TESPİTLER - 2

Makale : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı, Yazar, Başmüfettiş)
(Tokat Kültür Haber Dergisi Web Sitesi'nde Yayınlandı.)
http://www.tokatkultur.com/articledetail.asp?AuthorID=12&ArticleID=38

ZİLE İLE İLGİLİ
TESPİTLER - 2

            Bundan yaklaşık dokuz yıl önce  Zile Postası Gazetesi’nde aynı başlıklı bir yazımız yayımlanmış olup, bazı tespitlerimizi yazıya dökmüştük. Aradan bu kadar sene geçtikten sonra  hem o yazıdaki bazı hususları ve hem de gözümüze çarpan bazı durumları okuyucuya aktarmak istedik.

            Zile - Çekerek karayolunun bu yaz bakımın yapıldığını memnuniyetle müşahade ettik. Aradan geçen zaman içinde, bizim önceki yazımızda bahsettiğimiz Çevre Yolu Başkan’ın gayretleriyle bölünmüş yol olarak yapıldı. Turhal yolu da genişletildi. Ancak asfalt işi istenilen gibi olmamış. Yazın sıcaklarda eriyen asfalt yüzünden hem tehlike bulunmakta hem de çok yavaş seyrediliyor.

            Ancak önceden Tokat Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü şimdi ise Tokat Vâliliği sorumluluğunda olan Zile’nin köylerine giden ve en önemli iki yol olan Zile - Boztepe - Silis - Artova ile Boztepe (Yenimüslüman) - Maşat - Reşadiye arası, Zile - Şeyh Ahmet Çamlığı  yollarının asfalt çukurlarının tamirinin yapılmadığı, yazın gelen hemşerilerimizin bu bozuk yollardan illallah dediği bir gerçek.

Şeyh Ahmet Çamlığı/Kepez Köyü

Perihan (Şencan) ALTINDAL ve Bekir ALTINDAL

            2004 Temmuz'unda Zile TV’deki canlı yayın sonrası Âşık Ali Kurt’u  köyü Çakırçalı’ya bırakırken yolda Köy Hizmetleri’nin bir kamyonuyla asfalta yama yapıldığını görmüş ve diğer yolların ne zaman yapılacağını sorduğumda, oradan bir devlet büyüğü geçeceği için acilen yama  yapıldığını söylemişlerdi.

            Şeyh Ahmet Çamlığı yolunun  asfaltı üç yıldır çok bozuk olup, yer yer pek çok oyuk bulunmakta. Kepez’den sonraki köylerin yollarının yapımı için Demircilik Deresi’nden kum ve kis çekilmekte olup sevindirici bir hizmet olarak düşünüyorum. Bu yolun asfaltının yamalarının yapılmasını ziyaretimizde iletmemiz üzerine Sayın Kaymakamımızın  ilgilendiğini, tamiri için girişimde bulunduğunu yazmadan geçmek istemiyorum.

            Yine önceki yazımızda Şeyh Ahmet yolundaki köprünün korkuluksuz olduğunu yazmışız. Bu yoldaki iki köprü de (Akdoğan yol ayrımındaki köprü ile)  hâlâ korkuluksuz vaziyette.

            Şeyh Ahmet Çamlığı’ndaki inşaat yıllardır yarım bir vaziyette.  Çevreye uyumsuz izinsiz inşaat yüzünden asırlık birkaç çam ile pelit ağacı kurumuş vaziyette. Belirsizliğini koruyor. İlgililerin ilgilenmesi için girişimimiz oldu ama şu ana kadar hiçbir netice yok. Tokat’a fiziken uzak bir ilçeyiz. Gözden uzak olan gönülden de uzak olmasın...

Virâne Halde Şeyh Ahmet Türbesi ve Şeyh Ahmet Çamlığı Mesire Yeri Yol Güzergâhı
    
TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT / 12 Eylül 2001

            Senelik iznimi yazın Zile’de geçiren, köy köy, dağ bayır gezen, inceleme yapan, bundan da keyif alan, bu sebeple kendine dinlenme için vakit ayıramayan birisi olarak şahit olduğum başka bir husus da düğünlerde silâh atılması… Ülke genelinde olduğu gibi güzel Zile’mizde de maalesef bu yanlış, bilinçsiz, magandaca âdet devam etmekte. Buna âdet demek bile zûl geliyor bana. Alkol alan da almayan da bir marifetmiş gibi sıkıyor kurşunu. Sanki o silâhlar atılmasa düğün olmayacak, gelin attan yani arabadan inmeyecek, damat güveyi olamayacak.


Bir Tokat Gelin Konvoyu

            Yanılmıyorsam yasalar gereği her düğünde izin alınıyor. Emniyet görevlileri de bulunuyor her halde. Emniyet  görevlileri ne yapsın?! Müdahale etse bir türlü, etmese bir türlü. Etse hemen ileri gelen hatırlılar, siyasîler ricacı olacak. Bu maganda kurşunuyla bir Zileli çocuk, kadın, genç, yaşlı birisi vurulacak ki magandalar vicdan azabı çekip silâh atmasın. Hiç ihtimal vermiyorum yine atacaklar.

            2001 yılında sevgili Üstad Karakaş’ın çaldığı bir düğüne TGRT Televizyonu’nun  Keşif ekibini çekim için götürmüştük de kamerayı gören çakırkeyf hemşerilerimiz aşka gelip silâhlara sarıldılar; kameraman da düğün yerine bunları çekmişti. Rica ettik de yayınlamadılar. İnşaallah bunlara karşı Devlet görevlileri sert tedbirler alırlar da bir hemşerimizin yaralanmasını, ölmesini görmeyiz.

            Zile’de bulunduğum Ağustos ayında lig maçları başlamış bizim çocuklar canlı yayınlanan maçları seyretmek için kahve, lokal aramışlar, sonunda  bir birahanede maç yayını bulmuşlar, ancak küçükler seyredemeden dönmüşlerdi. Benim Zile sevdamı bilen, günün her saatinde bıkkınlık verecek derecede Zile’den bahseden babalarına; “O kadar öğdüğün, yere göğe konduramadığın Zile’de birahane dışında maç seyredecek yer yok.” demişlerdi de söyleyecek söz bulamamıştım. Şimdi var mı? Bilmiyorum.

            Kendi dünya görüşlerine göre yaşamak, eğlenmek, yemek içmek, seyretmek isteyenlere bu imkânlar sunulmadığı, sunanlara da başka gözle bakıldığı zaman, kaybeden Zile, Zileli ve Zile esnafı oluyor. Sonra da niye Turhal daha modern, daha çok gelişiyor, yüksek okul öğrencileri neden Turhal’da ev tutuyor, gidip geliyorlar? diye soruyoruz birbirimize.

Kınalı Çal Tepesi'nden (Solda) İstasyon'un Görünüşü ve Korucuk Köyü'nde Bir Harman Yeri (Sağda)
    
Fotoğraflar : Prof. Dr. Ali ÖZÇAĞLAR 1981/82

            Harman zamanı çiftçinin Ofis’e buğday satması bir dert, pancar zamanı kantara pancarını teslim etmesi bir dert. İstasyon’da kilometrelerce traktör römorkları gördüm bu yaz; römorkta yatan çiftçilerimizi.  Dertliydiler fotoğraf çekerken. Elli yıldır aynı çile aynı dert sürmekte. Sepetçioğlu Üstad nefis bir şekilde anlatmış 1940’lı yıllardaki bu çileyi. Hocam bilmez ki  hâlâ bu derdin sürdüğünü, çiftçimizin, köylümüzün çilesinde bir değişiklik olmadığını...

            Gazi, büyük insan Atatürk “Köylü milletin efendisidir.” demiş. Demiş ama sözde bırakmamış. Döneminde 1930’lu yılların başında Zile Kaymakamı’nın Kislik Mahallesi  Muhtarı’na yazdığı resmî bir yazının bitimindeki hitap da “efendim”le bitiyor. Yani muhtara efendim’le hitap ediyor. Ne zamana kadar sürecek bürokrasi - vatandaş ilişkilerindeki vatandaşa bu davranış? Vatandaş her makamdaki görevlilere “Ben vergi veriyorum, hizmet istiyorum.” diye vatandaşlık hakkını kullandığı zamana kadar...

            Her şeye rağmen Zile’de güzel şeyler de oluyor; Çekerek Caddesi’nin yeniden düzenlenmesi, kenarlarına çınarların dikilmesi, Hüseyin Gazi Tepesi ve Ayşe Evliyâ’ya yol açılması, tarihî Zile evleri’nin restorasyonu için başta Başkan ve Belediye’nin isimsiz gönüllü görevlilerinin girişimleri, Tarihî Kentler Birliği’ne üye olunması, kısaca Zile’nin tarihiyle, geçmişiyle hak ettiği yere gelmesi için çalışmalar yapılmakta. Yeterli mi?  Bilmiyorum.

            Başkent Üniversitesi’nin Zile’de açtığı diyaliz ünitesinin açılışı için, baharın yeşile boyadığı, yeşilin her tonunun esen yelde dalgalandığı, suların çağıldadığı, bülbül seslerinin insan ruhuna dolduğu Mayıs ayında geldiğim Zile’mde 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı Şehir Stadı’nda seyretme şansını da yakaladım.


Sivriçal Mevkiinde Hemodiyaliz Merkezi

            Sıcak bir Mayıs günü, uğruna on yıl verilen Zile Lisesi’nin açılışı, Zile Lisesi’ndeki günlerim aklıma geldi. Tören bitiminde  okullar resmî geçit sonrası çıkarken kapalı spor salonu önünde bir ağaç gölgesi altında Zile Lisesi’nden arkadaşım  bir öğretmenle  sohbet ederken gözüm de mezun olduğum Lise’nin bando takımını takip etmekteydi. Önce Lise, Endüstri Meslek Lisesi, Ticaret, Sağlık Meslek Lisesi gibi okullar geçmesine rağmen tanıyamadım. Haydi Ticaret ve Sağlık Meslek Liseleri biz mezun olduktan sonra açıldığı için bando takımlarının renklerini bilmiyorum.

Zile Lisesi ve Erkek Sanat Okulu Bando Ekipleri / Majör : Engin AKYUNAK - 1978
    

Kameraman : Mehmet SEZEN - Zile Turizm ve Tanıtma Derneği

            Orada gözlerim  Kırmızı ceket üzeri beyaz apoletli, füme veya siyah kenarı şeritli pantolonlu Zile Lisesi’nin bandosunu, Erkek Sanat Okulu’nun (sonradan Endüstri Meslek Lisesi) yeşil - beyaz renkli bando takımını da bilemedim. Öğretmen arkadaşıma “Lise bando takımı geçmedi mi?” diye sormam üzerine aldığım cevap beni şaşırttı: Lise’nin ve bazı okulların bando takımlarının renkleri değiştirilmiş...

Bekir ALTINDAL

Zile Lisesi Bando Takımı - 1972

            Sizlere, bazı okuyucuya garip gelebilir. Benim gibi bir araştırmacının Zile ile ilgili araştırmalarında karşılaştığı öyle durumlar söz konusu ki bu olayın da beni üzmemesi, etkilememesini düşünemiyorum.

            O Zileliler ki,  Zile’nin o aydınlık gençleri ki, Zile’nin o köylüsü, fakiri fukarası ki, lise yapılsın diye evine götüreceği ekmeğin parasını yardım için vermiştir. On yıl mücadele etti Zileli Lise için. İki binlere gelindiğinde ise Dinçer Kardeşler yetişti Zile’nin aydınlık ufkuna eğitimde.

            Sevgili arkadaşlarım Semra ve Yusuf Meral çifti 2005 Ağustosu'nda Gündem Gazetesi’nde  benim de düşüncelerini paylaştığım lise ile ilgili iki ayrı yazı yazdılar. O yazılarda hem Şerafettin - Cemalettin Dinçerler’in Zile’de eğitimde alanındaki  hizmetlerine takdirlerini belirterek teşekkür ettiler hem de Lise’nin ismi ile ilgili düşüncelerini  dile getirdiler.

Zile Dinçerler Anadolu Lisesi

            Bunu şunun için yazıyorum. Lise’nin açılması  bütün Zileliler için Zile’nin Cumhuriyet tarihinde bir dönüm  noktasıdır. Zile Postası’nın 06 Şubat 1969 tarihli sayısını okuyanlar şöyle bir haber görecekler : “Lisemizde 28 kişilik bando takımı kuruldu. Elbiselerin modeli Fikret Tarhan tarafından çizilmiş ve Terzi  Osman Yoraz tarafından dikilmiş olup, masraflarını Lise Derneği karşılamıştır.”

            Lise’nin bando takımının renklerinin  niye değiştirildiğini, gerekçesini bilemiyordum. Soruşturdum. Lise Ek Binası yapıldıktan ve ismi değiştikten sonra renkleri değiştiğinden bando takımının da renkleri değişmiş. Ancak  bu bando takımını kuranları, emeği geçenleri, Lise’nin ilk Müdürü Cemal Özdemir’i, modellerini çizen  Fikret Tarhan’ı, elbiseleri diken Terzi Osman Yoraz’ı, kısaca Lise’ye emek verenlerden birkaçını, bu bando takımını kuranları sonraki kuşaklar ve yöneticiler tanımayabilirler. Bu hususta Lise arşivinde de eksik bilgi olabilir. Bunun için bu hususun tekrar gözden geçirilmesi, Lise bandosunun ilk kuruluş renklerine yeniden kavuşmasını gönülden isteyenlerden birisiyim.

            İstiklâl Savaşı gazisi Mareşal Fevzi Çakmak’ın Zile’yi  ziyaretleri sonrasında 1936 yılında kurulan, yıllarca Zileliler'in, Zileli gençlerin göz bebeği olan Zile Gençlik Spor’un kuruluş renkleri sarı - siyahtı.


Zile Belediyesi Tanıtım CD'si

            Yanılmıyorsam 1970’li yılların sonlarında veya 1980’li yıllarda ismi de renkleri de değiştirildi, ama sesini çıkaran olmadı. Bu durum neden kaynaklandı bilmiyorum. Hiç değilse renkleri ve ismi korunamaz mıydı? Birileri çıkar açıklar herhalde? Biz de öğreniriz bu vesile ile. Bildiğim Zilespor isminin Zile Gençlik isminin yerini tutamadığı.

            Ülke genelinde olduğu gibi Zile’de de aynı anlayış var her halde : Tarihe mal olmuş köy, cadde, sokak isimlerini değiştirmek; okullarla, takımlarla özdeşleşmiş renkleri değiştirmek.

Koruma Altına Alınması Gereken Tarihî Zile Evleri ve Sokakları
    

            Dikkat ederseniz yukarıda “Yıldıztepe” yazmadım : Boztepe, Yenimüslüman yazdım. Beş yüz yıl Yenimüslüman ismi Boztepe’den sonra Yıldıztepe, Maşat’ın ismi Yalınyazı oluyor. Meşhedabad zamanla halk dilinde Maşat olmuş ve benimsenmiş. Bu isimleri değiştiren zamanın çok bilmiş bürokratları Boztepe’nin neresinde yıldız görmüş, ağaçlar içindeki Maşat’ın ismi ağaçsız arazi anlamındaki yalınla ne ilgisi var. Bacul’un yeri zaten yayla yüksekliği’nde, Zile’nin hangi yaylasının yolu üzerinde ki ismi “Yaylayolu” olmuş?

            Hoş bürokratlar köy isimlerini uydururlar da Belediye meclisleri - encümenleri boş durur mu? Bundan yaklaşık  sekiz - dokuz yıl önce Zile’nin tarihten gelen cadde ve sokak isimlerini bir günde değiştirdiler. Hem de hiçbir bilimsel çalışma yapmadan, bu işi bilenlerden araştıranlardan sormadan. Bir yerde “Ekinci” ismi kaldırılırken benim sokağıma “Ekin” ismi verildi.

            Bunun yanlışlığını Tarihî Türk Evleri Haftası Sempozyumu'nda yüzlerce Zileli önünde söyledik. Bu işin uzmanı, bir Zile dostu Prof. Dr. Metin Sözen Hocamız da bize destek verdi.

            Yaklaşık yedi - sekiz yıldır devam eden ve çözüme kavuşturulamayan, ilgilenilmeyen Şeyh Ahmet Çamlığı’nda yatırın durumu. O güzelim tabiat, çamlık içinde bir beton yığını. Her plâtformda,sempozyumda, yazılarımızda, televizyon programlarında yetkililer huzurunda gündeme getirdik. 2003 yılı Mayıs'ında yapılan Tarihî Türk Evleri Sempozyumu'nda İstanbul’dan gelen bilim adamları görünce hayıflandılar. TGRT bile bizi kırmadı gitti çekti yayınladı. Çekül Vakfı Başkanı Metin Sözen Hocam da konudan haberdar. Biz elimizden gelen girişimi yaptık. En yetkili makamları atlamadan derdimizi anlattık. Bilmem Ağustos ayından sonra bir gelişme oldu mu?

Şeyh Ahmet Türbesi/Kepez Köyü Çamlığı

TGRT KEŞİF Programı - Sunucu Yeliz PULAT - 11.09.2001

            Zile’yi seven, bizlerin gördüğü aksaklıkları, eksiklikleri, yanlışları medenî ölçüler içinde, kırmadan, dökmeden, saygı sevgi ölçüsünde yetkililere, ilgililere bildirmeleri, söylemeleri, eleştirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Biz bunları, gözlemlerimizi yazdık bir Zile sevdalısı olarak. Hemşerilerimiz ne tepki verir; yetkililer ne der? bilemiyoruz. Ancak biz gelecek kuşak Zileliler için tarihe not düştüğümüze inanıyoruz; bu yazılarımızla, bu çabalarımızla. Not düşerken de geçmişte Zile’ye hizmet edenleri unutmadan…

Araştırmacı, Yazar Bekir ALTINDAL Bir Konferansta (Solda)  ve TRT Ekibi'nin Zile Çekimlerinde (Ağustos 2004)
    

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR