ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 14 Aralık 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

XIX. YÜZYILIN
BAŞLARINDA
TOKAD VE ZİLE

Araştırma :
Assis. Prof. Dr.
Mehmet BEŞİRLİ
Gaziosmanpaşa Üniversitesi/Tokat
Fen - Edebiyat Fakültesi/Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

Koruyamadığımız Tarihî ve Mimarî Değerlerimiz - Saat Kulesi / Elektrik Santralı

Bekir AKSOY Fotoğraf Arşivi

Kitap Adı :
Zile Âyanı İlbaşıoğlu Küçük Ahmed Ağa
Fen - Edebiyat Fakültesi Yayınları, No. : 14, Araştırma Serisi, No. : 05, Ocak - 2004, 197 sh.

XIX. YÜZYILIN BAŞLARINDA
TOKAD VE ZİLE
(Bu araştırma makalesi "XIX. Yüzyılın Başlarında Bir Âyanın Yaşamından
Kesitler -
Zile Âyanı İlbaşıoğlu Küçük Ahmed Ağa" adlı kitabın 13 - 19. sayfalarından alınmıştır.)

Fransız Cuinet; 1890 yılında Sivas Vâlisi zamanında 47.3 km

Zile Turhal yolunun yapıldığını ve 12240 kişinin çalıştığını yazmakta

            Tokad, Orta Anadolu'da geçiş yolları (İran - Rus ve Kızıldeniz üçgeni ticaret yolları ile bağlantı) üzerinde bulunduğundan Osmanlı Devleti'nde önemli merkezlerden birisi olmuştur. Doğu Anadolu'dan gelen bir yol Tokad'tan geçmekte ve Amasya üzerinden Samsun iskelesine ulaşmakta ve deniz yoluna bağlanmaktadır.

            Doğal olarak devlet, Doğu Anadolu'dan (Erzurum) herhangi bir şekilde mal nakli yapacağı zaman, Orta Anadolu'nun önemli merkezi olan Tokad yolunu kullanıyordu. Arabalarla karayoluyla Tokad'tan Samsun Limanı'na ulaşan erzak ve mühimmat, oradan gemilere yüklenerek İstanbul'a ulaştırılıyordu36.

            Bir başka karayolu kolu da, Tokad'tan İzmir'e doğru bir güzergâh takip ederek Ege'ye ulaşıyordu37. Öte yandan ziraî üretim bakımından verimli olan Tokad ve çevresinin önemi, sadece Doğu'dan gelen kervanların kara yoluyla İstanbul ve İzmir'e gidecek olanlarının ayrılma ve buluşma noktasında bulunmasından değil, aynı zamanda Sinop, Samsun, Ünye ve diğer önemli Karadeniz limanlarına bağlayan ulaşım yolları üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktaydı38.

Vesika : 3 BOA Hatt-ı Hümâyun, 24981 - F
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa'nın Kale Binasında Halkı Meccanen
Çalıştırdığı ve Köylülerin Topraklarını Zapt Ettiğine Dair Arzuhâl

            Tokad'ın, Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılın ortalarına kadar oldukça önemli bir yerleşim merkezi olduğu bilinmektedir. Sınaî üretiminin çeşitliliği, hacmi ve ticarî faaliyetlerinin canlılığı itibariyle Anadolu'da uluslararası bir üne sahip merkezlerden biriydi. 16. yüzyılın başlarında 7 - 8.000 kişilik bir kasaba görünümünde olan Tokad, gittikçe büyümüş ve 17. yüzyılın ortalarında 15 - 20.000 arasında bir nüfus yoğunluğuna sahip bir şehir durumuna gelmiştir39.

            Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde 17. yüzyılın ortalarındaki Tokad'ı tasvir ederken mahalleleriyle, çarşılarıyla mamur bir belde olduğunu "bu şehrin cümle esvâk-ı sultanîsi Haleb şehri ve Bursa şehri çârşûları gibi gayet tertîb üzre tekellüfli bina olunmışdur."40 demektedir. Mehmet Genç de, 18. yüzyılın başında bir iç gümrük merkezi durumuna gelen Tokad'ın, ticari bakımdan Osmanlı kıyı şehirleri bir tarafa bırakılırsa, Bursa, Şam, Haleb ve Bağdat'ın sahip olduğu büyük ticaret merkezlerinden biri olduğunu belirtmektedir41. Özellikle bakır, pamuklu bez, basma ve boya imalâtı Tokad'ta zirvede olan sınaî dallar arasındaydı42.

            Çelebi Mehmed döneminde Osmanlı hâkimiyetine geçen Tokad idarî bakımdan "Eyâlet-i Rûm" adı verilen eyaletin üç merkezinden (Amasya, Sivas ve Tokad) biri idi. Amasya bir şehzade sancağı iken ise, beylerbeğilik seviyesinde idi. Ancak Osmanlı eyalet sistemi geliştikçe bir sancak (liva) durumuna getirilen Tokad, Kanunî Sultan Süleyman döneminden itibaren bölgede çıkan karışıklıklardan ötürü Sivas Eyaleti'ne bağlanmış, 18 Eylül 1659'dan itibaren ise43, 'Voyvodalık"44 idarî birimi içine sokulmuştur.

Vesika : 6 Tokad Şer'iye Sicili : 20, 153 - 154.
İlbaşıoğlu Ahmed Ağa ile Muvaffak Ağa
ve Kardeşleri Arasındaki Soruna Dair Ferman.

            Osmanlı Devleti'nde bazı sancaklar, voyvodalar vasıtasıyla yönetilmekteydi. Tokad da, voyvodalığa dönüştürülerek idarî mekanizmaya dahil edilen sancaklardan birisiydi. Bir sancak has olarak verilmişse, yönetimi de voyvodalığa dönüştürülür ve has sahibi voyvoda tâyin ederdi. Haslar sarayın ileri gelenlerine, özellikle Sultan'ın yakın akrabalarına verilmekte idi45. XIX. yüzyılın başlarında, "... mukâta'ât-ı mîrîyyeden voyvodalık-ı Tokad ve tevabi' mukâta'ası ...", "Darbhâne-i âmire tarafından zabt ve idare ...'' olunmakta idi46.

            Aynı zamanda bu voyvodalıkta, III. Selim'in kız kardeşi Beyhan Sultan'ın "... ber-vech-i malikâne ... serbestiyeî üzre ..." idare ettiği rub' (Vı) hissesi vardı47. Her yıl Mart ayından itibaren müzayede ile ihaleye çıkarılan voyvodalık mukataasını devlet hazinesine en yüksek yıllık vergi miktarını taahhüt eden iltizama alıyor48, o da bir yıllığına bir voyvoda atıyordu. Tokad Voyvodalığı mukataası; Dîvân-ı Hümayun'un uygun görmesi sonucunda ferman ile gerçekleşmekteydi49. Sonrasında Beyhan Sultan da, kendi hissesini yine aynı voyvodaya ihale etmekte ve voyvodalığa atama ve müdâhale edilmemesini içeren zabıtname yazmakta idi50. Beyhan Sultan'ın Tokad Voyvodalığı'ndaki işlerini kethüdası yürütmekteydi51.

            Tokad Voyvodalığı mukataası nasıl iltizama verilmekteydi? Örneğin, 19 Muharrem 1224/06 Mart 1809 tarihli bir fermanda mukataanın aynı yıla mahsuben iltizama verilme işlemi izlenmektedir. Mukataa, bir yıllığına iltizama verilmiştir. Fermanda "... mukâta'ât-ı mîrîyyeden voyvodalık-ı Tokad ve tevabi' mukâta'asının ... nısf hissesiyle nısf-ı südüs an sümn hissesinin ..." 1809 yılı Mart başından takip eden senenin Şubat sonuna değin iltizama talip olan Mehmed Behlül Bey 'e "... mâl ve kalemiyye ve harc-ı aklâm ve kabz bedeli..." olarak 59.283 kuruşa iltizam edildiğini öğrenmekteyiz52.

Vesika : 7 Tokad Şer'iye Sicili : 40, 75.
İlbaşıoğlu Ağa'nın Varisleri ile Kasımoğlu Varisleri
Arasındaki Bazı Emlâklere Dair Ferman

            İltizamı alan voyvoda Behlül Bey, bütün resmî vergileri de iltizam bedeli ile birlikte ödemeyi taahhüt eden sarraf kefaletli bir "borç senedi"ni (deyn temessüğü) Darbhane-i Âmire'ye sunmuştur. Bütün bu işlemlerden sonra voyvodalık şartlarını ihtiva eden bir ferman yazılmış ve voyvodalık anlaşması resmîlik kazanmıştır53.

            Diğer taraftan voyvodalık mukataasında aynı dönemde hissesi olan Beyhan Sultan da, Mehmed Behlül Bey'e bir zabıtname yazmıştır54.

            Tokad Voyvodalığı mukataası "ber-vech-i serbestiyet" şeklinde yönetildiğinden, diğer ehl-i örf mensupları müdahale edemezlerdi. Ancak bu duruma her zaman uyulmadığı da bir vakıadır. Örneğin, Kasım 1803 tarihli eski Sivas Vâlisi Vezir Veli Paşa'ya gönderilen bir hükümden anlaşıldığına göre; Sivas Vâlileri, bazen halktan kanunlara aykırı olarak kaftan-bahâ, ikramiye ve devriye vs. namıyla kendileri için para talep etmekte ve halka zulüm yapmaktaydılar. Tokad Voyvodalığı birimi içinde meskûn olan halktan fazla para ve mal talep edildiğinde, İstanbul'dan mübaşir atanır ve fazla ödemenin ilgililere iadesi için ferman yazılırdı. Ayrıca fermanlarda halka baskı yapılmaması, gerekli uyarılara dikkat edilmesi istenir, emirlere uymayanların ise cezalandırılacağı belirtilirdi55.

ZİLE

Hüseyin Gazi Tepesi - 1960'lı Yıllar

Kemalettin ŞENDOĞDU Fotoğraf Arşivi

            Zile Kazası da, Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Evliya Çelebi, Zile şehri hakkında bilgi verirken, 21 mahallesi olduğunu belirtmekte, ancak 10 tanesinin adını vermektedir. 1655 - 56 yıllarında bölgeyi gezen seyyah, şehirde tamamı topraktan olmak üzere 3.000 ev bulunduğunu belirtmektedir. Her ailede 5 kişinin olduğu düşünülürse, bu dönemde Zile'nin nüfusunun 15.000 civarında olduğu tahmin edilebilir. Ancak bu rakam abartılıdır.

            XVI. yüzyılda (1574) Zile'nin tahmini olarak 4.000 dolayında nüfusunun olduğu ve daha sonraki süreçte gittikçe arttığı söylenebilir. Nitekim 1881 yılında Tokad ve civarında bulunan Vital Cuinet, Zile'nin Tokad Sancağı'nm 600 köye sahip en büyük kazası olduğunu ve tahminen 20.000 kişilik nüfusu olduğunu belirtmektedir. XX. yüzyılın hemen başında ise, Zile'nin nüfusu 27.000 dolaylarındaydı56.

            XV. ve XVI. yüzyılda Zile'nin buğday ve arpa gibi ziraî üretimden elde ettiği gelir yanında en önemli gelirlerim damga ve boyahaneden sağlıyordu. Bu dönemde Zile'de canlı bir pazarcılık faaliyeti söz konusu idi. Çevre köyler ile nahiyelerden mallar merkez kazaya gelmekteydi. Evliya Çelebi de, XVII. yüzyılda Zile'de Behram Ağa, Boyacı Hasan Ağa Hanı ile beraber üç han, içerisinde sekiz yüz dükkân bulunan bir çarşı ve dört kapılı mamur bir Bedesteni bulunduğunu belirtmektedir57.

Fotoğraf : Dick Osseman - Boyacı Hasan Ağa Câmîi
Sol Yanda Şehir (Taceddin İbrahim Paşa) Belediye Hamamı


http://www.pbase.com/dosseman/turhal_and_zile&page=all

            "Zile hassı voyvodalığı dahi Darbhâne-i âmire tarafından iltizâm ve idare ohnmakda aldığından ..." ifadesinden, Zile Kazası'nın da haslara bölündüğü ve voyvodalıkla idare edildiğini anlamaktayız. Ayrıca Zile Voyvodalığı mukataasında Valide sultanların serbest olarak yönettiği malikâne hisseleri bulunuyordu58.

            Zile'de voyvodalar yolsuzluk yapmalarına rağmen, Zile Voyvodalığı mukataasını üzerine alan voyvodalara da, kimi zaman yöreden bazı kimselerin baskı yaptıkları ve görev değişikliklerine sebep oldukları görülmektedir. Örneğin, Zile'de böyle bir olayın varlığını 1244/1828 tarihli bir belgeden öğrenmekteyiz. Belgeye göre, Zile'den İstanbul'a yazılan bazı ilâm ve mahzarlarda "... müteveffa Yusuf Ağa biraderi Ahmed Ağa (İlbaşıoğlu değil) voyvoda alalıdan berü vâki' olan mezâlim u te'addîyâtdan ve fukaradan aldığı mebâliğ-i keyfıyyâtdan ..." ötürü, Şark ordusundan dönen Zileliler'in "... rü'yet-i hisâb talebinden dolayı ahâli beyninde niza' ..." çıkmıştır.

            Tartışmalar sonucu adı geçen voyvoda ile müftü efendinin "... kazâ kurşuni isâbetiyle telef..." olduğu İstanbul'a yazılmıştır. Bu sebepten yeni voyvodanın atanmasına kadar cümlenin isteği ile voyvoda kethüdası Yusuf Ağa'nın voyvoda, Seyyid Hüseyin Efendi'nin de müftü olması isteği, Zile naibi "... valide kethüdası esbâk müteveffa Yusufağazâde mevâlîden Münîr Bey ..."in ilâmı ile İstanbul'a bildirilmiştir. Ancak Münir Bey, gerçeğin böyle olmadığını bu istekleri zorla tasdik ettiğini ve naiplikten ayrılmak istediğini bir şukka ile İstanbul'a yazmıştır.

Bir Zamanlar Zile'nin Yeşil Örtüyle Bezeli Cadde ve Sokakları

Fotoğrafı Gönderen : Ahmet KÂĞIZMAN

            Sorun, Babıâli'de toplanan Meclis-i Şurâ'da görüşülmüş ve "... bu maddede ahâlinin habaset ve fasâhatı der-kâr ve bi't-tahkîk içlerimden lâzım gelenlere te'dîb ve gûş-mâllari iktizâ ideceği bedîdâr ..." olduğu, voyvoda ve müftü efendinin cezalandırılma usullerinde Zile halkından bazılarının suçlu olduğunun görüldüğü, ancak şimdi bunları cezalandırma vakti olmadığı, çünkü Sivas Vâlisi'nin o tarafta bulunmadığı, Yusuf Ağa'nın voyvoda, Hüseyin Efendi'nin müftü ve Münir Bey'in de naiplikte kalmasının zarurî olduğu, ayrıca voyvoda ağanın emval, eşya vb. ile ortaya çıkan karışıklığın tahkiki amacıyla Darbhane-i Âmire Men dirayetli birinin mübaşir tayin edilmesi kararı çıkmıştır. Meclis-i Şurâma alınan karardan Kaymakam Paşa, telhisi ile Sultan II. Mahmud'a bildirmiştir. Sultan, bu sorunun Meclisli Şurâ'da kararlaştırıldığı şekilde halline onay vermiştir59.

            Görüldüğü üzere taşrada sadece voyvodalar yolsuzluk yapmamakta, bölge halkından ve ileri gelenlerden bazılarının da ehl-i örf ve ehl-i şer mensuplarına müdahalede bulunduğu ve baskı yaptığı olmaktaydı. Ancak burada olduğu gibi suçluların cezalandırılması gerektiği halde, ilgili bölgede daha büyük güven sorununun ortaya çıkmaması için bir süre bundan vazgeçilebilmekteydi. Yukarıda belirtildiği gibi, Sivas Vâlisi bir başka görevde olup, eyalette bulunmadığından dolayı Zile'de daha büyük karışıklıklara meydan vermemek için, suçluların cezalandırılması yoluna gidilmemiş, eski görevlilerin vazifelerinde kalmasına karar verilmiştir.



Vue Général de la Ville Zilé Zela/km (220)

            KAYNAKÇA :

            36 Mehmet Beşirli, XIX. Yüzyılın Başlarında Samsun Şehri (1755 Numaralı Samsun Şer'iye Siciline Göre,  H.1200-1255; M.   1785-1839), C.  I, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Samsun 1993, s. 316, 321, 327.

            37 M. Genç, "I7.-19. Yüzyıllarda Sanayi ve Ticaret Merkezi Olarak Tokad", Türk Tarihinde ve Kültüründe Tokad Sempozyumu, 2-6 Temmuz 1986, Ankara 1987, s. 146-147.

            38 Aynı makale, 1987, s.147. Ayrıca Tokad'ın Selçuklu ve Osmanlı dönemi ulaşım sistemi ve ticaretindeki yeri için bk. Nazif Öztürk, "Selçuklu-Osmanlı Dönemi Ulaşım Sisteminde ve Ticaretinde Tokad'ın Yeri", Türk Tarihînde ve Kültüründe Tokad Sempozyumu, 2-6 Temmuz 1986, Ankara 1987, s. 72-73.

            39 M. Genç, 1987, s. 145.

            40 Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, (Haz.: Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin), 5. Kitap, İstanbul 2001, s. 37-38.

            41 M. Genç, 1987, s. 148.

            42 XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Tokad'ın Osmanlı ticaretinde sahip olduğu önem için bk. M. Genç, 1987, s. 145-169.

            43 Erol Özvar, XVII. Yüzyılda Osmanlı Taşra Maliyesinde Değişim: Rum Hazine Defterdarlığından Tokad Voyvodalığına Geçiş, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul 1998, s. 37-38.

            44 Başlangıçta has denilen gelir bölgelerinin yönetimini sahibi adına yürüten kimseye voyvoda deniliyordu. Daha sonraları Tokad gibi bazı serbest timarların, vâli ve mutasarrıflara verilen bazı gelirlerin de voyvoda gönderilerek yönetildiği görülmektedir. Timar sisteminin 17. yüzyıldan itibaren gittikçe bozulması ve iltizam usûlüne geçilmesi ve devletin para sıkıntısı çekmesi, geliri yüksek küçük bölgelerin doğrudan doğruya hazineye bağlanarak yönetilmesine yol açmış ve böylece voyvodalık kurumunun önemi artmıştır. Musa Çadırcı, Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapıları, Ankara 1991, s. 29; Tayyib Gökbilgin, "Tokad", ÎA, 12/1, s. 406 vd.

            45 Y. Özkaya, Âyanlık, s. 16.

            46TŞS, 12,46/2.

            47TŞS, 11, 89; TŞS, 09, 29.

            48 E. Özvar, aynı tez, s. 40.

            49 TŞS, 12,9/1.

            50 TŞS, 12,47/1.

            51 TŞS, 11,90/1;7$S, 12,9/1.

            52 TŞSt 12,46/2.

            53 1809 yılı için geçerli olan voyvodalık şartnamesi şöyle devam etmektedir: "... mûmâ-İleyh dahi iltizâm ve kabûl-birle yed-i iltizâmı olan meblâğ-ı mezbûn vakt u zamâniyle eda vü teslim eylemek üzre Darbhâne-i âmirem hazînesine memhûr deyn temessüki virmeğin mukâta 'a-i mezbûnn hisse-i mezkûreyi sene-i mezbûreye mahsuben zabt u rabt ve vâki' olan mahsulât ve rüsumatı kanûn-ı kadîm ve olageldigi üzre ahz u kabz ve cem' u tahsil eyleyüp taraf-ı ahardan müdâhale ve îa'arruz alınmamak içün zabtıÇün emr-i şerifim i'tası babında ricâl-i Devlet-i Aliyye 'mden hâlâ Darbhâne~i âmirem nâzın iftihârü 'l-emâcidve 'l-ekârim Ahmed Şâkir dâme mecduhû memhûr temessüki ile inha itmeğin mukâta'a-i mezbûre senevi ma'lûmü'l-mikdâr mâl ile mukayyed aldığı ve bu makûle mukâta'ât-ı tnîrîyye münsifve mu'tedil ve re'âyâ-perver kimesnelere der'uhde ve iltizâm ve vâki' olan mahsulât ve rüsumatı kânûn-ı kadîm ve olageldigi üzre ahz u kabz olunup virülegelen mâlın beher sene Hazîne-i âmirem ve sebeb-i tahrîr ve ruznâmçe-i hümâyûnım temessükâtı mûciblerince havale olan mahallere eda vü teslim ve senesi âhirinde hisâbı rü 'yet ve sûreî-i muhasebesi ahz olınmak üzre evâmir-i şerîfem virilmek şurûtından idigü mukayyed olmağla mucibince amel ü hareket olınmak fermanım olmağın imdi sen ki nâ'ib-i muma-Hey himsün mukata 'a-i mezbûre öteden berü ne vechle zabt u rabt ve mahsulât ve rüsumatı ahz u kabz ve cem' u tahsil olunagelmiş ise yine ol-vechile zabt u rabt ve mahsulât ve rüsumatı ahz u kabz olunup iktizâ iden mâl-ı mîrî ve kalemiyyesi Hazîne-i âmireme ve sebeb-i tahrîr ve ruznâmçe-i hümâyûnım temessükâtı mûciblerince havale olman mahallere fa'izi Darbhâne-i âmireme eda vü teslim ve senesi âhirinde hisâbı rü 'yet ve sûreî-i muhasebesi ahz eylemek üzere silahsör-i mûmâ-ileyhe iltizâm olunmış oldığı ma'lûmın oldukda ber-vech-i muharrer mukâta'a-i mezbûnn hisse-i mezkûresini ikiyüzyigirmidort senesi Martı ihtidasından sene-i mezbûre Şubatı gayetine değin bir sene-i kâmile zabt u rabt ve mahsulât ve rüsumatı kânûn-ı kadîm ve olageldigi üzre ahz u kabz etdirilüp hilâf-ı rızâ ve muğâyir-i emr-i âlî-şâmm ahâlî vüfukarâ-yı ra 'iyyet zulm u te 'addı vuku'mı tecvizden mübâ'adet eylemek babında fermân-ı âlî-şâmm sâdır olmuşdır". TŞS, 12, 46/2.

            54 Beyhan Sultan'ın 1809 senesi Tokad Voyvodalığı şartnamesi: "Bâ'is-i tahrîr-i hurûf budur ki. Serbestiyet üzre malikâne uhdemizde olan Tokad mukata 'asını işbu binikiyüzyigirmidört senesi Martı ihtidasından sene-İ merkûme Şubatı gayetine varınca bir sene-i kâmile zabt ve iktizâ iden mâl-ı mîrî ve kalemiyyesiyle mahallinde virilecek vezâyifı vakt u zamâniyle eda ve senedâtını tarafimuza teslim eylemek şartıyla dârende-i temessük şilahşörân-ı hazreî-i cihandârîden Mehmed Behlül Bey 'e iltizâm ve tefviz ohnmağla imdi mukata 'a-i mezbûre sene-i merkûmeye mahsuben mûmâ-ileyh tarafından zabt u rabt ve icâb iden a 'sâr-ı şer'iyye ve rüsumat ve tevcîhât-ı sâ'iresi kadîmden olageldigi üzre ahz u kabz olunup tarafımuzdan ve taraf-ı âharden müdâhale ve muhalefet alınmaması içün işbu zabıt-nâme ketb u i'tâ olundı. Beyhan Sultân hissehâ-i mukâta'a-i mezbûr". , 12,47/l;krş. 7$S,09,29.

            55 SŞS, 02 Zilhicce 1217/25 Mart 1803'den naklen N. Sakaoğlu, aynı eser, s. 155.

            56 Ahmet Şimşirgil, "Osmanlılar İdaresinde Zile Şehri",  Türklük Araştırmaları
Dergisi,
Sayı 6, İstanbul 1991, s. 236 - 237.

            57 Aynı makale, s. 239 - 240.

            58 BOA, HH, 32691.

            59 Sultan II. Mahmud'un Hatt-ı Hümâyunu : "Kâ'im-makam Paşa. İşbu tahrîrin ve evrâk-ı sâ'ire manzûr ve ma'lûm-ı hümâyûnun olmışdur. Kazalar ahâlilerinin bu veçhile hareket-i nâ-hemvâreye mütecasir olmaları nâ-revâ ve yakışuksuz şeyler ise de pek de aransayine bu mîsillü voyvoda ve mütesellim bulunanların tama' belasıyla cevr u te'addîlerinden oldığı zahir olıyor. Meclisde bi'l-müzâkere tahrîrinde beyân u istizan olundığı veçhile tanzim ve icrasına ibtidâr olunsun". BOA. HH, 32691.

 

 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR