ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 16 Eylül 2006 tarihinde güncellenmiştir.)


TARIMSAL
VAKIFLARDA

e – Ticaret ve e - İş
(e – Commerce & e – Business)

            İnsanın yaradılışında var olan yardımlaşma duygu ve düşüncesi, insanlığın tarihi ile yaşıt varsayılmış olup, yardımlaşmanın teşkilâtlandırılmış en ideal şekli ise vakıf olarak bilinmektedir.1

            Türk kültür ve medeniyetinin çekirdeğini, insanlık sevgisinden ve yardımlaşma duygusundan kaynaklanan bir kuruluş olan, vakıflar teşkil etmiştir.2

            Vakfın; vaz ettiği düşünce, sahip olduğu varlık, kazandırdığı eser, meydana getirdiği medeniyet ve sunageldiği hizmetlerle, herkes tarafından bilinmesi gerekir. Zira, yapı yapana ve varlık var edene delâlet eder.1

            Şu Halde “Vakıf Nedir?” Sorusu Zihinlerde Cevap Bekleyebilir.

            Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin hiçbir tesir altında kalmadan, kendi istekleriyle, kendilerine ait mallarını, her türlü ekonomik değerlerini veya haklarını mülkiyetlerinden çıkartıp, belirli bir amaca ebedî olarak tahsis etmesinden oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur.2

            Bu tanımdan hareketle “Vakfın asıl amacı, insan şahsiyetinin ve insan hayatının korunması ve geliştirilmesi, insanların hayatta karşılaşabilecekleri maddî ve manevî zorlukların, ızdırapların dindirilmesi, hayatın güzelleştirilmesi, insan haysiyetinin ve toplumsal düzenin her türlü tehlike ve sarsıntılardan korunması olmuştur.” denilebilir.1

            M. Kemal ATATÜRK’ün 1 Mart 1922’de TBMM’ni açış nutkunda söylediği gibi “Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkmaktadır2

       Vakfın Hukuksal İşlevi

            Hukuksal bir mekanizma olarak vakıf kurumunun tarih boyunca, belirli mülkleri ya da gelir kaynaklarını var olan mülkiyet, denetim ve bölüşüm ilişkileri sisteminin dışına çıkarmaya, alacaklılardan, başka hak sahiplerinden ya da devletin müsaderesinden kaçırmaya yönelik işlevi ağırlık taşır.3

            Vakıf, hukukta, bir gerçek ya da tüzel kişiliğin, belirli bir mülkü, başka bir kişi yararına ya da belirli bir hizmeti yerine getirmek üzere yönetme hakkına sahip kılındığı ilişkiler bütünü3 olarak tanımlanmaktadır.

            Bu tanım ve tarihi işlevi içerisinde vakfın kurulması için vakfeden, zamanın hâkimi olan kadı huzuruna çıkar ve vakfettiği, inşa ettirdiği veya gelir getirmek üzere vakfettiği taşınır ya da taşınmaz mallarının yerini ve tarifini yaptıktan sonra, vakfın işleyişini, yani şartlarını, görevlendirilecek personelin adedi ve görevlerini belirttikten sonra, hâkimde de “şer-i şerife uygun olduğu” kanaati uyanırsa, yani vakfın uygunluğuna kanaat getirirse, şahitler huzurunda söylenen sözler tekrarlanarak tasdik edilir ki, bu belgeye vakfiye denir.2

            Başkasını kendisinden çok düşünecek kadar hamiyetli, yardımsever ve cömert olan ecdadımızın ruhlarındaki yüce insancıl duyguların birer tezahürü olarak meydana gelen bu vakfiyeler, Vakıf Hukuku açısından olduğu kadar, Müslüman – Türk’ün insancıllığı ile dayanışma ve yardımlaşma yolunda düşünüp ortaya koyduğu tutum ve davranışlara ışık tutan nâdide belgelerdir.1

       Vakfın Unsurları

        Her vakıf olayının her zaman beş vazgeçilmez unsuru vardır :

  1. Vakfeden, yani vakıf konusu mülkün sahibi (İslâm hukukunda vâkıf),

  2. Vakfedilen mal, mülk ya da gelir kaynağı (İslâm hukukunda mevkuf ya da vakıf),

  3. Mütevelli, yani vakfeden kişinin söz konusu mülk ya da gelir kaynağının belirli biçimde yönetilmesiyle görevlendirdiği kişi (Osmanlı toplumundaki bir başka adıyla vakıf emini),

  4. Mütevellinin yönetiminde vakfın doğuracağı gelir akımından belirli biçimde yararlanacak kişi, yer ya da hizmet (eski adıyla mevkufü’n – aleyh),

  5. Bütün bunların vakfeden tarafından açık ve ayrıntılı biçimde belirtildiği tek taraflı sözleşme metni ya da belgesi olarak vakıf senedi (İslâm hukukunda, vakfiye).

            Günümüzde, yukarıdaki koşullar yerine getirilmek kaydıyla menkul ya da gayrimenkul, maddî ya da nominal her türlü değer vakıf konusu olabilir.3

            2762 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 1. maddesine göre vakıflar; yönetim biçimine göre,

  1. Mazbut Vakıflar,

  2. Mülhak Vakıflar,

  3. Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar

olmak üzere üç kategoride toplanmıştır.2

            Ayrıca, 1967’de Medenî Kanun’un vakıfla ilgili kısmında yapılan değişiklikle 903 Sayılı Kanun’a göre kurulan Yeni Vakıflar18 Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Kuruluş Senedi’ne uygunluk yönünden denetlenen vakıflardır ki, biz ona bugün Yeni Vakıflar adını veriyoruz.2

            Medenî Kanun’a göre kurulan yeni vakıfların, ayrı bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bunlar üzerinde yönetim yetkisi olmayıp, sadece Vakıf Senetleri’ne göre uygunluk denetim yetkisi bulunmaktadır.2

       Tarihsel Süreç

            İnsanımızın sosyal korunma gereksinmeleri her zaman olmuştur. Gerilere doğru gidildiğinde, Osmanlı Dönemi’nde yasal olmayan ancak geleneksel koruma sistemleri, yardımlaşma ve dayanışma sandıklarının mevcut olduğu görülmektedir. Aile içi yardımlaşma, ahilik, loncalar ve dinsel temele dayalı hayır kurumları o dönemin belli başlı sosyal koruma araçlarıdır.4

            Osmanlı toplumunda vakıf kurulması, olağan koşullarda alınıp satılamayan, miras bırakılamayan ve başkasına devredilemeyen mirî araziyi belirli bir ailenin sürekli denetimi altındaki bir gelir kaynağına dönüştürmenin çok sık başvurulan başlıca yöntemlerindendi.3

            İslâm hukukunda ise vakıf, belirli bir mülkün kendisinden ya da gelirinden yararlanma hakkının, mülk sahibi tarafından belirli bir amaçla, ama belirli bir süreyle sınırlı olmaksızın kamuya bırakılması anlamına gelir. Mağaza ve han gibi vakıf binaları misakkafat, tarım için hazırlanmış topraklar ise müstegillat kapsamına girer.3

            Çağdaş vakıf kurumunun Ortaçağ’daki öncülerinin ve prototiplerinin ortak özelliği, vakıf kavramı ile hayır işleri ve sadaka arasındaki iç içeliktir. Vakıf kurumu ve hayır işleri arasındaki bağlantı, kapitalizm geliştikçe hem aşındı, hem de toplumsal katmanlaşmayı önleyen bir etmen olarak hücuma uğradı.3

            Cumhuriyet Dönemi’nde vakıf işleri önce Şeriye ve Evkaf Vekâleti’ne; 1924’te bu bakanlığın kaldırılmasıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlandı. Cumhuriyet öncesinde kurulmuş vakıfların sayısı 26.798’dir.3 Ekim 2000 tarihi itibariyle ise faaliyetini sürdüren vakıf adedi 4.544’tür.2

            İşletmelerin sosyal sorumluluğu yıllarca ders kitaplarının ya Türkçe’ye çevrilmeyen ya da atlanıp geçilen bölümlerinde kalmış bir konu olarak zihinlerde yer almıştır. Anlamı «Sadece kendini düşünme, biraz da seni yetiştiren topluma katkılı ol!.» Bu amaçla zenginleşmiş şirketler ya da bireyler vakıflar kurarlar, fonlar ayırırlar, işe yaramaya çalışırlar.5

            Sosyal güvenliğin amacı, yalnız belirli risklere karşı maddî güvence sağlamak, parasal yardım yapmak değil, herkese insan onuruna yaraşır bir yaşam temin etmek, gelecek endişesine kapılmaksızın huzur ve refah içinde yaşamasını sağlamaktır.4

            Sosyal güvenliğin bir başka amacı da bireyleri çeşitli sosyal risklere ve bu risklerin ekonomik sonuçlarına yani gelir kayıpları ve gider artışlarına karşı korumaktır.4

            Ülkemizde sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında pek çok gönüllü kuruluş, dernek ve vakıf vardır. Bu kuruluşlar bağışlar ve kendi sosyal ve iktisadî faaliyetleri sonunda elde ettikleri gelirlerle finanse edilmektedir.4

            Halkın gıda ihtiyacının düşünülmesine, et fiyatlarının kış aylarında yükselmemesini sağlayacak tedbirlere, ıslâh edilmiş koyunluklar kurmaya ve tarımın geliştirilmesine kadar pek çok hizmet yine vakıf kanalıyla uygulanmıştır.1

            Tarım kesiminde çalışanlar da diğer kesimlerde çalışanlar gibi yaşamlarının her aşamasında aynı sosyal risklerle karşı karşıyadır (iş kazaları, meslek hastalıkları, işsiz kalmak korkusu, yaşlılık, işgöremezlik vs.).4

            Bir bakış açısı her şeyin kendi açısından doğru olduğunu söyler. Devlet ulusu korur, tüccar kendi çıkarlarını. Bu düşüncede fırıncının derdi insanları doyurmak değildir. Fırıncı kendisi için ekmek yapar satar, sadece kendisi için. Ama fırıncı ekmeğin içine uyuşturucu katıp müşteri bağımlılığı yaratamaz; halkı zehirleyemez; temizliğe dikkat etmek durumundadır. Ekmek satma hizmeti üzerine kafa yorup işini her gün daha kaliteli ve yaygın hale getirmesi beklenir. Yoksa başka fırıncıların ürünleri tercih edilir.5 Burada teknik ekmeği pişirmektir. Sanat ise pişirdikten sonra bir de süslemektir.6

       Tarımsal Ticaret

            Gelişmenin yaygın etkisinin en önemli aracı serbest ticarettir. Serbest uluslararası ticaret, ticaretin önündeki engellerin, fiyat çarpıklıklarının giderilmesi gerekli istemi ve gelişme gücünü sağlamaya yeter ve sağlıklı bir ilerlemenin yolunu açar.7

            Tarım sektörü bilindiği üzere millî gelirdeki, istihdamdaki, dış ticaretteki, tarıma bağlı ve tarıma dayalı sanayileri desteklemedeki ve tüketim harcamalarındaki payı ile ve stratejik ihtiyaç maddelerini üreten bir sektör olarak millî ekonomide önemli bir yere sahiptir.4

            Son zamanlarda değişimci ve yenilikçi anlayışların gündeme getirildiği ve sürdürülen geleneksel uygulamalar arasında da ilkeli ve tutarlı bir çizgi olduğu görülmektedir. Popülizmi öne çıkaran yaklaşımlar genellikle sergilenmemekte ve bu nedenle siyasal fayda yerine sektör talepleri egemen olmaktadır.

            21.05.1970 tarih ve 1262 Sayılı Kanun’la Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sınaî, ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmıştır.2

            Sanayileşmede finansal kaynağın büyük bir bölümü tarımdan yaratılacaktır.4 Bu itibarladır ki tarım, sanayileşme sürecine üç şekilde katkıda bulunmaktadır.

  1. İşgücü ve sermaye sağlayarak,

  2. Hammadde ve girdi sağlayarak,

  3. Sanayi mallarına Pazar oluşturarak.4

            Bu aşamada politika ayarlamaları devletin sürekli ilgisi dahilindedir. Genelde, devlet ticarette derece derece liberalleşme ve müdahalenin azaltılması amacını benimsemiştir. Tarım ürünlerinin pazarlanması ve işlenmesi tipik bir bakanlıklar arası işleyiştir. Politika geliştirme ve program uygulama ve eşgüdümü bakanlık düzeyinde dağınık yetki ve sorumluluk engeliyle baş etmek durumundadır.8

            Burada “Tarım sektörünün ana görevi bireylerinin beslenme, barınma ve giyim gibi ana ihtiyaç maddelerini yeterli ve nitelikli olarak sağlamak, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik darboğazından kurtulmada istihdam yaratmak ve ihracata daha geniş ölçüde katkıda bulunmak suretiyle kalkınmamız için gerekli yabancı para (döviz) ihtiyacımızı sağlamaktır.” denilebilir.9

            Birçok gelişmekte olan ülke endüstrileşmiş ülkelerden tahıl olarak gerçekleştirdikleri temel gıda ürünleri ithalâtına bağımlı duruma gelmiştir. Yapısal uyum ve istikrar programlarına bağlı pek çok tarımsal politika reformu yaygındır. Öte yandan, gelişmiş ülkeler korumacı ve refah israfı doğuran destek politikalarında reform sağlamak üzere de mücadele vermektedirler.10

            Tarımın önemi zaman içinde hem katma değer, hem istihdam açısından azalmaktadır. Tarımın işgücü payındaki azalma, katma değer payındaki düşüşten daha yaygın ve daha belirgindir. Tarımsal verimlilik sanayi verimliliğinin çok altındadır. İktisadî gelişme, her şeyden önce üretim faktörlerinin geleneksel tarım alanından sanayiye kaydırılması anlamına gelir. Çünkü tarımda düşük verimlilik ve azalan getiri durumu vardır.7

            Araştırmalar göstermektedir ki; çiftçinin satın aldığı mal ve hizmetlerin fiyatı, çiftçinin sattığı mal ve hizmetlerin fiyatına oranla daha hızlı artmaktadır. Yani, iç ticaret hadleri giderek tarım kesimi çıkarına aykırı bir biçimde bozulmaktadır.4

            Türkiye’deki tarım sektörünü geliştirmeye yönelik devlet politikası aşağıda belirtilen temel hedefleri içermektedir.

  1. Gıda açısından kendi kendine yeterli hale gelme,

  2. Çiftçi gelirine destek ve istikrar,

  3. Gıda maddelerinde düşük ve istikrarlı fiyatlar,

  4. İşleme endüstrisi için düşük fiyatlı hammadde.

            Birbirini izleyen plânlama dönemlerinde tarımda üretimin artırılması desteklenmiş; hedeflerin gerçekleştirilmesinde girdi ve ürün fiyatlarına müdahale, dış ticaret politikası programları, destekleme fiyatları, tarım girdilerindeki sübvansiyon ve ticaret politikaları gibi siyasî araçlar kullanılmıştır.8

            Uygulanan destekleme politikaları ile üretici gelirlerinde istikrar sağlanamamış, Dünya fiyatları üzerindeki destekleme alım fiyatları bazı ürünlerin ekim alanlarının genişlemesine, üretim fazlası oluşmasına ve devletin fazla alım yaparak yüksek stok maliyetine katlanmasına neden olmuştur.11

            Avrupa Birliği’ne tam üyelik kapımıza dayanmıştır. Tarım ürünlerinin şimdiden ve doğrudan yeni sistemin kapsamına girmeyeceği öngörüsü, tarımın bundan etkilenmeyeceği anlamına gelmemektedir. Sistemin gerek AB gerekse topluluğun tercihli ticaret ilişkileri kurmuş olduğu ülkeler kapsamında, üretimi ile ticareti ile tarımı çok boyutta etkileyeceği göz ardı edilmemelidir.4

            İktisadî rekabet koşullarında kamu sektörünün sahip olduğu satış kanalları şunlardır :

  1. Gıda endüstrisi (un, irmik, bisküvi ve makarna fabrikaları vb.),

  2. Yerel, bölgesel ve bölgelerarası tüccarlar,

  3. Yem sanayii ve özel hayvan çiftlikleri,

  4. Dışsatım (bir kısmı özel firmalar kanalıyla),

  5. İç pazarda fiyat istikrarı,

  6. Dışsatımı artırarak üretim alt sektörünü geliştirmek.8

            Demokrasinin katılımcı bir nitelik kazanması, katılım talebinde bulunanların ülke ve kendi kitlelerine ilişkin sorunlarla ilgili çözümleyici politika ve senaryoları üretebilmeleri ve bunları karar odaklarına doğrudan sunabilmeleriyle bağlantılıdır. Kanımızca tarım; evrensel ve ülkesel koşullar karşısında giderek daha da yaşamsal bir önem kazanmış bulunmaktadır.4

            Belirleyici boyutlarıyla tanımlanmaya çalışılan genel ve özel koşullara göre yeniden yapılanmak yeniden yönlendirilmek zorundadır. Dünya koşullarına ayak uydurmak, uyarlanmak durumundadır. Dünya’nın üretim – tüketim eğilimlerini, teknolojik gelişimlerini, ürün değerlendirme ve yeni pazar yapılarını, yeni ticarî doğrultularını gereğince izlemek, değerlendirmek gerekmektedir. Tarımda geleneksel eğilimin dışına çıkmak, atılım yapmak, çağdaşlaşmak, ötelenemez ve ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir.4

        Bilgi Toplumu ve Vakıflarda Elektronik Ticaret

            Yapılan araştırmalar göstermiştir ki Vakıflar Genel Müdürlüğü 21. yüzyıla girerken çağın gereklerine uygun olarak teknolojiye ayak uydurmuş, bilgisayar ağını kurmuş ve 10 bin civarındaki vakfiye bilgisayar ortamına girmiş bulunmaktadır. Ayrıca bu belgelerin internete girilmesi çalışmaları da devam etmekte olup, bu çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte, Dünya’nın her yerindeki ilim adamları, bulundukları yerden bu belgelerden istifade edecekler ve tarihin derinliklerine ışık tutacaklardır.2

            Girişimcilik artık bir firma kurup üretim yapmaktan öte, göreceli olarak sahip olunan pratik ve lokal bilginin etkin şekilde nasıl kullanılacağı üzerinde de yoğunlaşmaktadır. Böyle bir ortamda ekonomik hayatı biçimlendiren kurallar ve kurumlar, bilgiye dayanan girişimciliği destekleyecek yönde değişime uğrayacaktır.12

            Dünya’ya entegrasyon, demokrasinin işlemesi ve rantların azaltılması bakımından önem arz eden bilgiye ilgili tüm kişi ve kuruluşların ulaşabilmesi sağlanmalıdır. Bilgi toplumu olma yönünde gerekli adımları atmak, bilgi üreten, derleyen ve bunları bilgi ağlarıyla kullanıma arz eden bir yapı oluşturmak hedefimiz olmalıdır.13

            Kurumsal bilgilerini yeterince koruyamayan kuruluşların kısa sürede rekabet şanslarını kaybederek iş yapamaz hale geleceklerini söylemek pek yanlış olmasa gerek.14

            Günümüzde bilgi sağlayan, bilgiyi bir yerden başka bir yere aktaran şirketler arasındaki küresel rekabetin yoğunluğu sürekli artmaktadır.15

            Ülkemizde üretimin yönlendirilmesi, pazarlanması, fiyat oluşumu, üreticilere hizmet götürülmesine yönelik üretici düzeyinde örgütlenme yetersizdir. Kamu kesiminde yetki dağınıklığı ve koordinasyon yetersizliği halen devam etmektedir.13

            İnsan kaynakları başta olmak üzere üretim faktörlerinin daha etkin kullanılması, verimliliğin artırılması, tarımla ilgili kuruluşlarda kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi, kurumsal hizmet akışında gözlenen sorunların giderilmesi, sektör içi kaynak dağılımında etkinlik ve rasyonel kullanımın sağlanması, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, tarımsal işletmelerin rekabet güçlerinin artırılması ve pazarlama ağlarının geliştirilmesine ağırlık verilmelidir.11

            Bugün küçük ölçekli işletmelerden en büyük kuruluşlara kadar tüm şirketlerin mevcut yatırımlarını iyileştirerek daha etkin bir şekilde rekabet etmek üzere İnternet’ten yararlanabileceği inancı hâkimdir.16

            Elektronik ticaret, bilgisayar ağ ortam(lar)ı içinde bir değer yaratmayı hedefleyen ticarî ilişkiler bütünüdür.12

            Önümüzdek günlerde İnternet aracılığıyla yapılan ticaret geleneksel perakendeci firmaları, fiyatlar hususunda baskı altında bırakacaktır.12

            İnternet dünyasında yakın gelecekte küçük firmaların birleşmesi, bazılarının yok olması bekleniyor. İşten tüketiciye iş yapan (B2C) şirketler küresel bir trend olarak önümüzdeki birkaç yıl içerisinde iflâslar, yok oluşlar ve birleşmelere sahne olacağını birlikte göreceğiz.17

            2023 yılında İnternet kullanıcılarının toplam sayısının 500 milyona, 2004 yılında ise Türkiye’de 10 milyon rakamına ulaşacağı tahmin edilmektedir. Web’in müşterilerin yaşam biçimi ve şirketlerin iş yapma şekli konusunda günlük hayatın bir parçası haline gelmesiyle birlikte kuruluşlar müşterileriyle ve ortaklarıyla iletişim kurma yöntemlerini değiştiriyor ve tamamen yeni iş modelleri ortaya çıkıyor. Kısacası e – ticaret hızla ticaretin kendisi haline geliyor.16

            Kanaatimizce geleneksel reklâm ve pazarlama imkânlarına büyük firmalar kadar kaynak ayıramayanlar ile geleneksel satış kanallarının yanına üretim fazlalarını eritebilmek için farklı kanallar eklemek ihtiyacında olanlar e- ticaretten asıl faydayı sağlayacak olanlardır.12

            İnternet üzerinden alışveriş yapan ya da yapma potansiyeli yüksek olan alıcılar neye benziyor, özellikleri ne, beklentileri ne? vb. soruları sorabilmeliyiz. Bu soruların cevaplarını tatmin edici bir düzeyde bilmeden e – ticaret işine girmeyi düşünmek çok akılcı olmasa gerek. İnternet pazarında müşteri kazanma savaşına soyunmuş olan şirketler, öncelikle kendi müşterilerini incelemeli ve anlamalıdır. Buna göre de İnternet pazarında ne zaman ve ne şekilde yer alacaklarına karar vermelidirler.12

            Günümüzde birçok firma bu avantajlardan yararlanabilmek için kendi ağlarını İnternet’e bağlıyor. Bu da firmaları İnternet ortamından gelecek virüs, bilgi hırsızlığı gibi birçok güvenlik sorunuyla karşı karşıya bırakıyor. Firmaların başına gelebilecek güvenlik sorunları; müşteri güveninin kaybolması, uygulama yazılımlarının zarar görmesi, önemli bilgilerin kaybedilmesi, işgücü kaybı gibi birçok sonuç doğurabilir.18

            Tüm kurumlarımızın çağın gereği olarak işlerini İnternet üzerine taşımaları, ancak bunu yaparken güvenlik unsurunu da ön plânda tutmaları gerekiyor.14

            İnternet ile bir şekilde ilişkisi olan hemen hemen her kuruluş bu bağlantılarını Fire Wall (Güvenlik Duvarı) yazılımlar üzerinden yaparak, güvenliğin ilk kademesini oluşturmaktadırlar.14

            İnternet bağlantılarıyla birlikte, e – posta (e – mail) ve dosya indirme (download) sırasında bulaşan virüsler ciddî tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle gerekli virüs yazılımlarının yüklenmesi kadar, bunların sürekli güncel tutulması da büyük önem taşımaktadır.18

       Müşteri Tatmini

            Elektronik iş ve ticaret işlemlerini maliyet yönünden kabaca irdeleyecek olursak bir banka örneği bize ışık tutabilecektir. Araştırmacılar, banka hesaplarında yapılan basit bir transfer işleminin maliyeti, banka tarafından şube aracılığıyla yapıldığında 1,27 dolar, ATM kullanıldığında 27 cent, İnternet üzerinden ise sadece 1 cent olduğunu vurgulamaktadırlar.12

            Müşteri memnuniyetsizliğine neden olan unsurları ele alacak olursak, satın alma işlemini tamamlayabilmek için her 3 işlemden birinin ilâve telefon görüşmesi gerektirmesi, tüketicilerin % 60’ının hayal kırıklığına uğramasına ve böyle bir deneyimden sonra siteye bir daha girmemesine neden olmaktadır.

            On-line alışveriş girişimlerinin % 80’inin başarısızlıkla sonuçlanmasının nedenleri arasında bilgi talebinin fazla olması, kredi kartı detaylarının verilmek istenmemesi ve web sitelerinin düzensiz çalışması gibi unsurların da yer aldığı söylenebilir.19

            Vakıfların insanlığa hizmet amacı korundukça, geleneksel vakıf kültürü ile anlayışı muhafaza edilecek, gelecek nesillere örnek ve önder bir yardımlaşma kurumu yeniden tesis edilmiş olacaktır.2

            "Vakıf insana hizmettir20 düsturunu kendisine felsefe edinmiş fedakâr insanların tarım sektöründe atılım ruhunu canlı tutacak her türlü girişimin arkasında olacakları kanaatini taşıyorum.

            Son söz olarak, kültür ve medeniyet tarihimiz için çok önemli olan vakıfları korumak, kollamak, gelecek nesillere bugünkünden daha sağlam ve gelişmiş olarak intikal ettirmek, her vatandaşın vatandaşlık görevi olduğu kadar da insanlık görevidir2, diyebilmeliyiz.

 

 

KAYNAKÇA

ANA YAYINCILIK A.Ş. - AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi 21. Cilt – Ana Yayıncılık A.Ş. ve Encyclopaedia Britannica, INC. İşbirliği ile yayımlanmaktadır. Sh. 499 – 501, 1990/İst.3

ASOMEDYA – Yeni Ekonomi ve İnternet – Ankara Sanayi Odası Aylık Yayın Organı, Eylül/2000 Dosyası.12

AVRUPA TOPLULUKLARI RESMÎ YAYINLAR DAİRESİ – Bilgi Toplumu – Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği, Lüksemburg/199615

BAYRAM, Sadi; MERT, Y. Lütfü– Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıf Eserleri Ankara – T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayını, İl İl Vakıflar Serisi, Ankara/1998, 96 sh.20

BULAMACI, Kemalettin – İnternet Raporlarının Söyledikleri – BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi Eki, 6 – 12 Kasım 2000, Sayı : 29317

BULUTAY, Tuncer Editör Prof. Dr. – Türkiye’de Tarımsal Yapı ve İstihdam – T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Yayınları, Yayın No. : 2210, 1998/Ankara7

CAN, U.G. – İnternet’te Güvenliğiniz Bir Süreçtir – BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi Eki, 6 – 12 Kasım 2000, Sayı : 29318

DPT MÜSTEŞARLIĞI - Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı (1996 – 2000) – DPT Yayın ve Temsil Dairesi Başkanlığı, Ank./199513

DPT MÜSTEŞARLIĞI - Uzun Vadeli Strateji ve VIII. Beş Yıllık Kalkınma Plânı (2001 – 2005) – DPT Yayın ve Temsil Dairesi Başkanlığı, Ankara/200011

KEARNEY, A.T. DANIŞMANLIK ŞİRKETİ – Sabah Gazetesi Ekonomi Sahifesi, 05.12.2000, 13.sh.19

MICROSOFT TÜRKİYE – İnternet’ten e – Ticaret ve e – İş’e, BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi Eki, 6 – 12 Kasım 2000, Sayı : 29316

PEHLİVANLI, Timuçin – Bilgi Güvenliği – BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi Eki, 6 – 12 Kasım 2000, Sayı : 29314

T.C. BAŞBAKANLIK GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI – Tarım Ürünleri Pazarlaması ve Bitki Deseni Plânlaması Entegrasyonu III. Cilt – 1992/Ankara8

T.C. BAŞBAKANLIK GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI – Tarım Ürünleri Pazarlaması ve Bitki Deseni Plânlaması Entegrasyonu II. Cilt – 1992/Ankara10

T.C. BAŞBAKANLIK VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ – Türkiye’de Vakıflar (El Kitabı) – Kasım/2000 Ankara2

T.C. BAŞBAKANLIK VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ – Son On Yılda Vakıflar (1980 – 1990) – Ankara, 80 sh.1

TEKİNEL, Osman Prof. Dr. – Türkiye Tarımının Dünya’daki Yeri ve Önemi – Akdeniz Üniversitesi Tarım Haftası, 17 – 21 Şubat/1986 – Adana.9

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI – Türkiye Ziraat Mühendisliği IV. Teknik Kongresi – 9/13 Ocak 1995 – Ankara, T.C. Ziraat Bankası Kültür Yayınları No. : 264

YAMAN, Meltem – Sosyal Sorumluluk – BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi İnsan Kaynakları Eki, 6 – 12 Kasım 2000, Sayı : 2935

YAMAN, Meltem – Gerekli Şeyler – BT Haber Haftalık Bilişim Teknolojileri Gazetesi İnsan Kaynakları Eki, 4 – 10 Aralık 2000, Sayı : 2976

     M.Ufuk MİSTEPE* - TMO Genel Müdürlüğü, APK Uzmanı
                            
TMO Vakfı Başak Dergisi
'nin Yıl : 2001, 4. sayısında yayımlanmak üzere derleme makalesi
                             Yayın Kurulu'na iletildi.

 

Makaleler Ana Sayfasına   

  Dönmek İçin TIKLAYINIZ !

YAZDIR