ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 13 Mart 2010 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYELİ
VASİLİKİ’NİN

HÜZÜNLÜ YAŞAMI

Araştırma : M. Ufuk MİSTEPE - Orman Endüstri Yük. Mühendisi
Anıları Gönderen : Paris PAPAGEORGIOU - Arkeolog


M. Ufuk MİSTEPE, Ressam Ayşe K. ATALAR'ın Bir Tablosu Önünde - Ankara

ÜNYELİ VASİLİKİ’NİN
HÜZÜNLÜ YAŞAMI
(Ünye Vizyon Dergisi - Yıl : 1, Sayı : 2, Şubat 2010, Sh. 26 - 28'de yayımlandı.)

            Paris Papageorgiou ile internette üyesi olduğum ΦΑΤΣΑ - FATSA GRUBU kanalıyla tanıştım. Babası Andreas'ın anneannesi Vasiliki LEMONU’nun Ünyeli olduğunu öğrenince bu köşe yazısını yazmak, tarihe not düşmek açısından kaçınılmaz oldu. Vasiliki Hanım, genç yaşta Ünye’den Yunanistan’a göç etmek zorunda kalan yüz binlerce mübadilden sadece biri.

Fatsa Hâtırası - Vasiliki (LEMONU) Terzopoulos ve Andreas Terzopoulos

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Paris; Katerini doğumlu, 42 yaşında ve babası tarafından Fatsalı. Klâsik Arkeoloji okudu ve Selânik’te doktorasını yaptı. Almanya Sağlık Koleji mezunu Vasiliki ile 17 yıllık evli, üç çocuğu var. Katerini’de Lise Öğretmeni olarak çalışıyor ve Evangelika adlı Protestan Mahallesi’nde yaşıyor. Bu mahalle ve Protestan Kilisesi 1923’te Karadeniz’deki 10 Rum Protestan Kilisesi’nin çoğu Ordu, Çambaşı’nın Semen Köyü ve Fatsalı olan mübadil üyeleri tarafından kurulmuş. Türkçe’yi anneannesinden öğrenmiş ve çok da iyi Türkçe yazıyor. Annesinin anneannesi İncesulu ve ilginçtir ki Rum olmasına rağmen sadece Türkçe biliyor.

Vasiliki Papageorgiou ve eşi Paris Papageorgiou ile
büyük kızı Kiranthi, oğlu Andreas ve en küçük kızları Panayota.

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Paris bize etimolojik bilgi de aktardı. ‘Ünye'nin Rumca adı eskiden Οινόη, yani İnoy’du, İnos da denilirdi. Bu isim Yunanca kökenli οίνος/oynos kelimesinden türemiş olup, şarap / şarabıyla ünlü bölge anlamına geliyor’.

  
Ünye Vizyon Dergisi - Yıl : 1, Sayı : 1/2, Ocak - Şubat 2010

            Balkan Savaşları (08 Ekim 1912 - 29 Eylül 1913) sonrasında yüz binlerce Müslüman Türk, savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra sonsuz acılar içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu’ya sığındı. Benzer trajedi, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’nda yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Ortodoks Rumlar’ın başına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüz binlerce Ortodoks Rum Yunanistan’a sığındı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı. Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı.1 Ünye'de ise Rumlar nüfusun % 7 kadarını oluşturuyordu.

Yunanistan Haritası'nda Katerini ve Alexis & Rodi Terzopoulos, with baby Miltiadis. Fatsa 1917

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Lozan Barış Konferansı’nda 30 Ocak 1923’te Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumlar’ın zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı ve 24 Temmuz 1923’te Lozan Anlaşması ile onaylandı. Türkler için 1923 yılı kışında başlayan mübadele, 1927’ye kadar dalgalar halinde devam etti. Mübadele, bilhassa Müslüman Türkler için sıradan bir göç olayı değildir. Türk Mübadiller, ata topraklarında bırakmaya mecbur kaldıkları ev, bark, bahçe, dükkân ve arazilerine karşılık Türkiye’yi terk eden Rumlar’dan kalan arazilerin bir bölümünü almışlardır. Dolayısıyla bilinçli hiçbir mübadil, “muhacir” sıfatını kabul etmez, her fırsatta bu sıfatı reddederek “mübadil” sıfatını taşıdığını muhataplarına ısrarla anlatır.1

1948 - Eski Yalı Kahvesi binasında Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası
The central square of Katerini in 1954 taken by the great Fatsali photogr. Savvas Tsiligiridis. In the background the Pieria Mountain

Bir Zamanlar Katerini (1954) ve Fatsa (1948)

            Sözleşme’nin ilk maddesi şöyledir : “Türk topraklarında yerleşmiş Rum Ortodoks dininden Türk uyruklarıyla, Yunan topraklarında yerleşmiş Müslüman dininden Yunan uyruklarının, 01 Mayıs 1923 tarihinden başlayarak, zorunlu mübadelesine (exchange obligatoire) girişilecektir. Bu kimselerden hiçbiri, Türk Hükûmeti’nin izni olmadıkça Türkiye’ye ya da Yunan Hükûmeti’nin izni olmadıkça Yunanistan’a dönerek orada yerleşemeyecektir.”1

            Türkiye'ye gelenler kısa sürede uyum sağlarken Yunanistan'a gidenler Anadoluluklarını uzun yıllar yaşattı. Köylerine, mahallelerine Anadolu'da yaşadıkları yerlerin adını verdiler. Atlas Dergisi'nin Ocak 2001 sayısında Gürsel KORAT imzalı 'Mübadele : Büyük Bedel' adlı yazıda, Ünye'den giden Rumlar'ın, Batı Makedonya'da yerleştikleri mekâna Oine (Ünye) adını verdiklerini belirtmektedir. Hristo Deodorakis ve Poli Teyze gittikleri Kozani şehrinde ikamet ettikleri köylerine ÜNYE adını verirler.4

   
Ünye Vizyon Dergisi - Yıl : 1, Sayı : 2, Şubat 2010, Sh. 26 - 28.

            İşte o hüzün dolu yıllardan Ünye ve Fatsa da ciddî olarak etkilenmiş; nice insanlar yakınlarını yitirmişlerdi. 1883 Ünye doğumlu Vasiliki de o dönemin öksüz büyüyenlerindendi. Daha çocuk denecek yaştaydı; muhtemelen on üç. İyi huylu, sevecen bakışlı, etrafına neşe saçardı. Mimikleriyle tipik Karadenizli’ydi. O yıllarda Fatsa’da yaşamakta olan, inancı bütün ve varlıklı Terzioğlu (Terzopoulos) Ailesi’nin evlâdı Andreas Terzopoulos da 30 yaşlarındaydı. Tuhafiyecilik yapar, elbise ticaretiyle uğraşırdı. Ticaret için komşu il ve ilçeleri de dolaşırdı. Ama tehlikeli yolculuklardı bunlar. Etraf eşkıya kaynıyordu. Gürcü, Rum, Ermeni ve Türk Eşkıya Çeteleri etrafta cirit atıyor, terör estiriyor, soyacak adam arıyorlardı. Ama inancı gereği, nuranî yüzüyle çete mensuplarını bile etkiliyor ve onlarla sohbet meclislerinde bulunabiliyor ve uygun ortam olursa da onlara Kitab-ı Mukaddes’ten okuyordu.

Ilyas Semertzidis (Arheio Yiorgou Semertzidi)
Polykarpos Terzopoulos, cousin of Miltiadis Terzopoulos. Fatsa 1900. (Arheio Miltiadi P. Terzopoulou)
A certain Constantinos dedicates this photo to Panagiotis K. Terzopoulos (Miltiadis father). Photo in İstanbul (27.03.1906). (Arheio Miltiadi P. Terzopoulou).

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Andreas, Vasiliki ile tanıştırılmadan önce bir başka kızla gönül ilişkisi içerisindeydi. Çevresinde bulunan Fatsalı bir bayan yakını ona Vasiliki’yi anlatıyor ve izdivaç için habire baskı yapıyordu. Öylesine üstelemekteydi ki Andreas iyice bezmiş ve bu Ünyeli kız ile tanışmak artık kaçınılmaz olmuştu. Vasiliki, refakatçisiyle Ünye’den Fatsa’ya getirilmişti. Tanışmanın ve sohbetin ardından Andreas, Vasiliki’nin yetim olduğunu öğrenince müşfik yüreği buna tepkisiz kalamadı ve aldığı terbiyeye muvafık olarak genç kızı Ünye’ye geri göndermekten imtina ederek, utancını perdeledi ve onu yanında alıkoydu. Evlendiler...

            Vasiliki Karadeniz Rumcası konuşurdu ama konuşmasına Ünye Ağzı hâkimdi. Onun için Fatsa’da İnotsa olarak bilinirdi; İnotsa, Ünyeli Kadın demekti.

            On beş kadar çocuk doğurdu, yedisi hayatta kaldı. İlk çocuğu doğduğunda 17 yaşındaydı. Bu çocuk Marika’ydı, yani Paris’in babaannesi. Marika’dan sonra doğan diğer çocukların adları ise Anthi, Aggelka, Sofia, Polykseni, Hristos ve de en küçük oğul Yiannis’ti. En küçük kızları evde özel bir öğretmen nezaretinde Fransızca’yı bile öğrenmekteydi.

Marika Papageorgiou ve Ilias Papageorgiou
 
Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Terzopoulos Ailesi Protestan Mezhebi’ndendi, Tanrı sevgisi ve inancı, manevî atmosferlerinin nuranî bir parçası olmuştu. Vasiliki ilk çocuğu doğduğu zaman (1900) o kadar küçüktü ki halâ başka kızlarla avluda oyun oynardı. Kocası içeriden onu oyun oynarken çağırır : ‘Vasiliki, bebek süt istiyor, hadi gel!’ derdi.

Ünye Rum Mahallesi'nde Bir Sokak (Yalıkahvesi)

Fotoğrafı Çeken : Foto Ahmet Hüseyin (ŞEN) - (D. 13.06.1907 - Ö. 70'li yıllar İst.)

            Yirminci Yüzyıl’ın başlarında Ünye’de Kilim Zanaatı hayli gelişmişti. Keşaplı Sokak’ta bulunan Rum evlerine mübadele sonrası Türk, Gürcü ve Ermeni kökenliler yerleşmeden önce Rum evlerinde tezgâh şakırtılarından geçilmezdi. Kilimler, peştemallar, fanilâlar ve hattâ yorganların imal edildiği endüstriyel dokuma merkeziydi burası. Kilimlerin motifleri ve kök boyadan hazırlanan renkleri çevrede kalitesiyle ün salmıştı. Rumlar’dan sonra Ermeni ve Türk asıllılar bu geleneği aynı sokakta devam ettirdiler. Vasiliki de güzel kilim dokurdu. Belki o da Orta Mahalleli’ydi.

Rum Tezgâhlarında Dokunan Bir Ünye Kilimi (Dokuyan : Vasiliki’nin Kızı M.T.)
Erasmia ve Sophia Papageorgiou, Marika Papageorgiou (Terzopoulos), Leonidas
Papageorgiou tou Miltiadi, Miltiadis ve Ilias Papageorgiou, Fifi ve Polyxeni Papageorgiou

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            1873’de yapılan ve Kilise Tepesi’nde yer alan Rum Protestan Kilisesi o mıntıkadaydı. 1933’te kilise ve mezarlık arsası ortaokula dönüştürülmüş, okulun genişletme çalışmaları ve müştemilâtının yeniden inşâsı için 1955’te tamamen sökülmüştü. Çocukluğum, Papaz Evi ve sarnıcının yıkıntıları etrafında ve Kilise Tepesi’nde oynayarak geçmiştir. Okulun etrafında vaktiyle Ermeni Leon, Paylon, Mari, Gazaros, Mardiros BAYGIN Ailesi ile Agavni OLUK, Marnos Nine, Beres Nine ile kızı Adire Teyze otururlardı. Rum mimarîsi evlerinin yerine yenileri yapıldı. Ben de mübadele sonrası Ermeniler’e satılan ve onlardan da satış yoluyla dedem Taşcı Mollaoğlu Mahmut Usta’ya intikal eden bir Rum evinde doğdum ve büyüdüm. O ev de yeni sahipleri tarafından yıkıldı…


M. Ufuk MİSTEPE'nin Keşaplı Sokak'ta doğduğu Rum evi ve oyun çağındaki fotoğrafları - 1960
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi

            ‘Pontus’ veya ‘Pontos’ kelimesi, etnik bir isim değil, coğrafî bir ifadedir. Grekçe'de ‘Deniz’ anlamında olup; eski çağlarda Karadeniz'in güneydoğu kısımlarına, bu arada Karadeniz'e de verilmiş coğrafî bir addır. Kelime en eski dönemlerde daha çok "Pont Euksinos" şeklinde kullanılmıştır.

            Asırlarca Müslüman Türkler'le bir arada yaşamak suretiyle her türlü adâlet ve müsâmahaya nâil olmuş yerli Rumlar üzerindeki devamlı tahrik ve teşvikler, bunların bazılarını amansız bir Türk ve İslâm düşmanı hâline getirmişti. Patrikhânenin öteden beri Yunanistan hesabına oynamakta olduğu tesirli rolü fevkalâde takdir etmekte olan Venizelos : "- Patrikhâne Yunanistan'ın emrine girmelidir!... Bu suretle Yunanistan'la birleşmiş bir Patrikhâne'nin ilerideki millî dâvâlarda rolü pek önemli olacaktır!..." demekteydi. Venizelos Pontus'un geleceğine güvenle bakmaktadır. Yunan ordularının Anadolu'nun iç bölümlerine doğru adım adım ilerlemelerine bağlı olarak Pontus sorununun çözümü bir zaman meselesidir ve Venizelos'a göre bu işte kilit kişi Mustafa Kemal'dir. Böylece, inisiyatifi bir askere bırakması politikacının hayatî hatası olacaktır.

Karadenizli ve Fatsalı Rum Öğrencilerin de Tahsil Gördüğü
Merzifon'daki Amerikan Anatolia College'in Ana Binası (1886 - 1922)

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi

            Venizelos'un emriyle Patrikliğe Megalo İdea'cı Dorotcos getirilmişti. Yeni Patrik kısa zamanda İstanbul ve Anadolu'daki ocakları takviye ederek birleştirdi. Silozos Kulübü, Zoğrafyan ve Zapyon Liseleri, Rum Kulüpleri, Adalardaki ve Anadolu'daki mektepler, kolejler, yetimhâneler ve hastahâneler birer mücehhez merkez ve silâh deposu hâline konuldular.

            Pontos hareketinin başlaması Anadolu işgalinden daha eskidir. 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji'nde Rumlar biri Rum İrfansever Kulübü, diğeri Pontus Kulübü adıyla iki kulüp kurmuşlar ve daha sonra buna bir de musikî kısmı eklenilerek Pontus Cemiyeti adı altında bir dernek meydana getirmişlerdi. Pontus'un temeli bu kolejde atılmıştır. Bu ihtilâl derneğinin Samsun Metropolithanesi'nde elde edilen tüzüğüne göre Ünye, Fatsa, Kırşehir, Kavak, İnebolu, Havza, Çarşamba, Bafra, Sinop, Kayseri, Ürgüp ve Tokat'ta şubeleri bulunuyordu.

            "Pontus Cemiyeti" Yunanistan'ın Anadolu'yu işgal edememesi ihtimâline karşı kurulmuştu. Karadeniz sahillerinde vücûda getirilecek olan güyâ müstakil ikinci bir Rum Hükûmeti ileride Yunanistan ile birleşmek suretiyle "Büyük Yunanistan" veya "Büyük Bizans"ın gerçekleşmesini sağlamaya çalışacaktı.

Türkiye'deki Rum Protestan Kiliseleri'nde ibadet hem Rumca hem Türkçe'ydi. Resimlerde İncil ya da Yeni Ahit
ve Türkçe İlâhîler Kitabı'ndan bir ilâhî. Yazısı Rumca, dili Osmanlıca. Ortada Çanakkale Gazisi  Ahmet Cevat Güvenkaya.

Paris Papageorgiou ve Burhan Güvenkaya Fotoğraf Arşivi

            Şehirlerdeki teşkilâtın tamamlanmasından sonra teşkilât köylere kadar yaygınlaştırılarak, tüzüğünün 14. maddesi gereğince yaşları 20'den yukarı bütün erkeklere istisnasız silâh dağıtılmıştı. Okulun hizmet araçları olan otomobiller ve hattâ özel arabalarla silâh ve cephane taşınıyordu. Bu teşkilâttan başka para toplamak, teşkilâta girmeyen veya yardım etmeyenleri korkutmak ve dışarıyla haberleşmede bulunmakla görevli Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti adıyla bir komite daha Samsun'da kuruldu. Pontus Örgütü'nün genişlemesi ve Pontus hülyâsının gerçekleşmesi için çalışanların başında Marsilya'da yerleşmiş bulunan ve aslen Trabzonlu olan işadamı Konstantinides geliyordu.

            Rum ve Ermeni çetelerine her türlü yardımı yapan kolejin müdürü Amerikalı White, Pontusçulara yardım yapmakla kalmıyor, Müslümanlar'ın en güçlü devleti sayılan Osmanlı Devleti'ni yıkmak için Türkiye'deki Rum ve Ermeniler'in korunmasının da gerektiğini kabul ediyordu. Hıristiyanlık için Ermeni ve Rumlar'ın çok kan döktüklerini, bunlardan pek çoğunun "İslâm'a karşı mücadelede şehit" düştüğünü söyleyen White, Anadolu'daki mezhep farklılıklarını da körüklüyordu. 1908 yılına kadar Rumlar birbirinden ayrı ve önemsiz bir halde eşkıyalık yaparlarken Müdafaa-i Meşruta Cemiyeti ve şubeleri vasıtasıyla intizam altına alındıktan sonra muntazam ve amansız bir şekilde çalışmaya ve mezâlime koyuldular.

Solda : Meçhulasker İlkmektebi, Ortada : Su Sarnıcı ve Refaiddin Şahin'in Evi,
Sağda : Rum Kilisesi, Foto Ahmet Hüseyin (ŞEN) - Gön. : A. TAN, R. ŞAHİN, Y. ŞEN.


Ayakta Sağdan : 1. Suli, 2. Şerif ÖZTÜRK, 5. Kemancı Saip, 6. İbrahim ŞENGÜL,
7. Arzuhalci Şefiğin Oğlu Tevfik, 9. Ömer ÇAM, 11. Çamoğlu Ömer'in Oğlu (1930/ÜNYE)

            Samsun Rum Metropolit Yardımcısı (Protosingelos) Platon Başrahib'in metropolithane kasasından değişik tarihlerde alınıp, Rum göçmenlerine harcanan paraları gösterir defter tercümesine göre; 03 Mart 1920'de Fatsa heyetine 15 000 kuruş; 04 Mart 1920'de Ünye heyetine 15 000 kuruş; 07 Haziran 1920'de Fatsa heyetine 10 000 kuruş verilmiştir. İstanbul Pontus Genel Merkezi'nin Osmanlı Bankası vasıtasıyla 02 Ocak 1919 tarihinden başlayarak 05 Temmuz 1919 tarihine kadar Ünye heyetine 250 Osmanlı Lirası, Fatsa heyetine 350 Osmanlı Lirası göndermişlerdir.2

            Rumca haritaya göre bilinen sınırlar içerisindeki Pontus Cumhuriyeti'nin merkezi Canik (Samsun) olarak gösteriliyor. Tabi bu önem Samsun'un ticaret olarak ve iktisadî olarak sahip olduğu yer ile coğrafî konumundan ileri gelmektedir. Hattâ işte bütün bu emellerin gerçekleşmesi içindir ki 50 yıl içerisinde Samsun'a 30 bin yabancı Hıristiyan getirilmiştir. Bunlar mülk ve toprak sahibi değildirler. Halbuki buna rağmen yine Samsun'da 180 bin Müslüman'a karşılık ancak 60 bin Rum vardı.

Giresun Metropoliti "Durandiyus"un Kırda

 Rumlar Arasında Çekilmiş Fotoğrafı
Merzifon Amerikan Koleji'ndeki  Pontus Kulübü Albümünden

Yunan Millî Piyesini Sahneye Koyan Bir Öğrenci Grubu

            Seferberliğin başlangıcında liva dahilinde özellikle asker kaçaklarından ve İslâm, Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayrı ayrı oluşan bir takım çeteler, âdi hırsızlıkla, ara sıra da öldürmelerle meşgul olmuşlar, Rum ve Ermeni sürgünü esnasında bu unsurlardan ortaya çıkan bazı çeteler ise siyasî bir hüviyet kazanmıştır. Rusların istilâsı başlayınca, memleket içinde karışıklık meydana getirmek için bunlar, Ruslar tarafından da teşvik ve denizden de desteklenmişlerdir.

            Türkiye Cumhuriyeti'nin, vatandaşları bulunan azınlıklardan hiç birisine karşı düşmanlığı yoktu. Bağlılıktan ayrılmayanlar, Türkiye'nin herhangi bir yerinde tam bir emniyet ve refahla yaşamaktaydılar. Hükûmete karşı suikast girişimlerinde bulunan ve bunca cinayetler ve mezalim yapan âsi ve haydutlara hiçbir memlekette müsamaha edilemeyeceği açıktır ve bundan dolayı kendi varlığına sahip olan ve varlığını korumak ve sürdürmek isteyen herhangi bir hükûmetin, bu şartlar içerisinde T.C.'nin almış olduğu tedbirlerden daha şiddetli tedbirler alacağı da tabiîdir. Savaş koşullarında bu şekilde alınan şiddetli önlemler Yunanistan dahil diğer ülkelerde de her zaman alınmakta ve uygulanmaktadır.

Fotoğraftakiler : Marika Terzopoulos, Haralambos,
Yangos, Kyriaki, Polyxeni, Vasiliki, Yiannis, Anthi, Andreas, Hristos Terzopoulos.

Paris Papageorgiou Fotoğraf Arşivi – Fatsa 1918.

            Bahattin Şakir'in Samsun'a gelmesiyle birlikte sürgün politikası sistemli bir biçimde Anadolu’da uygulanır. Ocak sonunda Bafra çevresi, Şubat'ta da Çarşamba ve Ünye hinterlandı izleyecektir. Buralarda yaşayan 30.000 kadar insan Ankara Vilâyeti’ne doğru yola çıkarılır. Ordulu Rumlar 1917 Ağustosu'nda nakledilirler. Rum tehciri, bir yıl önce Ermeniler'e uygulanandan farklı olarak katliama yol açmamıştır; ne Rum ne de başka hiç bir kaynak bu konuda herhangi bir iddia öne sürmüş değildir. Buna karşılık Yunanlı yazarlar sürülenlerin toplam nüfusun üçte birinden fazla olduğunu ve kayıpların da sürülenlerin toplam nüfusun üçte ikisine ulaştığını ileri sürerek, tehciri, amacı sürülen nüfusu yoksulluk ve hastalıklar yoluyla ortadan kaldırmak olan "kansız bir katliam" olarak nitelendirirler.

            Doğup büyüdükleri memleketlerinde; kilisenin, Avrupa ülkelerinin, Amerika ve Rusya’nın destek ve kışkırtmalarıyla huzurları kaçan yüz binlerce insan sürgüne mâruz kalır. Türk – Yunan Harbi’nin patlak vermesiyle (Yunanistan Ordusu'nun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkmasıyla başlayıp, aynı kentin 09 Eylül 1922'de Türkiye'nin TBMM Hükûmeti Ordusu tarafından geri alınmasıyla biten savaş) birçoğu mâsum olmakla birlikte savaşın mâkus talihinin cilvesi olarak Terzopoulos Ailesi de hüsrana boğulur. Ünye’de en yakın komşum olan Ermeni asıllı Leon BAYGIN da bu sürgünde Sivas’a gönderilip, geri gelebilen talihlilerdendi. Ama Andreas, bir çete mensubu olmamasına ve inançlı bir Hıristiyan olmasına rağmen ‘yaşın yanında kurunun yanması’ misali sevgi dolu yüreği ile diğer Fatsalı Rumlarla birlikte Bitlis’e sürgüne gönderilmekten ve orada asılarak idam edilmekten ne yazık ki kendini kurtaramamıştı! Toprağı bol olsun…

Mübadele Sonrası Türk Mübadillerin Yerleştirildikleri Rum Evleri
Yalıkahvesi ÜNYE'de YALILAR - 1880 Yılında Ünye Orta Mah. ve Yılmazlar Mahallesi
II. Abdülhamit Han Fotoğraf Albümü - Yıldız Kütüphanesi İ. Ü. Nadir Eserler Bölümü Fotoğraf Albümü

Günümüze Aktaran : Tarihçi Osman DOĞAN - (İlk Kez 06.05.2005 Tarihli Hizmet Gazetesi'nde Yayımlandı.)

            Savaşlarla dünyanın şekillendiği böylesi bir ortamda önemsenen, savaşan taraflar ve savaşın ihtişamıydı. İnsanların, hayatlarının göç ile değişmesi, harap olması önemsizdi. Bir taraftan ölüm, sürgün, savaşın vahşeti diğer taraftan bunun önemsenmeyip savaşa ve savaşan taraflara methiyeler dizilmesi…

            Vasiliki kocasını yitirmişti! İmanı sağlam, eşine sâdık ve alın teriyle kazanan bir insan ebediyen ondan koparılmıştı. Trakya’da, Rumeli’de benzer trajediler yaşanıyor, mâsum insanlar gözyaşı seline boğuluyordu. Vasiliki, ailesiyle birlikte Yunanistan’a mübadil olarak gitmek zorunda bırakılmıştı.

Mübadiller Yeni Vatanlarına Doğru Yol Alırlarken

            Karadeniz Vapuru İstanbul Rıhtımı’nda

            Vasiliki, önce Preveza’ya, ardından Yannina’ya ve son olarak Katerini’ye göç etti ve hep orada yaşadı. Orasını yuva belledi ama Anadolu’yu, öz vatanını hiç unutmadı! Yürekleri dağlarcasına Ünye – Fatsa özlemi ile yıllarca hüzün çiğnedi, yutamadı, yutkundu, düğümlendi özlemleri boğazında…

            Katerini’ye geldikten sonra kilim zanaatını da değerlendirmeyi ihmal etmedi ve başka genç kızlara da öğretti. Doğduğu yerlerin folklorik özelliklerini yansıtan kilim desenlerine artık özlemlerini, acılarını, sevdiklerini de nakşediyordu düğüm düğüm, renk renk.

Central Square of Katerini ve Katerini Plâjı'ndan İki Ayrı Görünüm

http://abravanel.files.wordpress.com/2008/09/katerini2.jpg http://postcardexchange.net/wp-content/uploads/2008/03/paraliakaterini.jpg

            Anadolu özlemi, kocasına duyduğu hasret onu mecnuna çevirmişti. Dalgındı, dikkatini toparlayamayacak yaşa gelmişti. Elim bir kaza ile önce aklî melekesini yitirdi ardından kendisini belki gene Anadolu’ya bağlar düşüncesi ile tren yollarındaki sıra sıra travers dizilerine adadı. Günlerce demiryolu ahşap traversleri üzerinde yürüdü. Küçük oğlu Yiannis’e gitmek için Selânik güzergâhına yönelmişti. Artık huzurluydu, sevdiğiyle kucaklaşacaktı, gözlerini kapadı, kollarını açtı ve kendisini götürmesi için trenin acı siren çığlıkları altında son nefesini sevdikleri adına verdi…

            Öldüğünde 75 yaşında idi ve yıl 1958’di. Ben ise henüz iki yaşımdaydım, onu ve gizemli dünyasını kavrayamazdım. Paris de henüz doğmamıştı. Anadolu ve Yunanistan köprüsü yıllar sonra torunların sevgi yumağında gene gönül bağı oluşturacaktı belki yeniden.

            Savaş sonrası Anadolu viran bir yerdir. Anneler savaşa giden, künyeleri gelen ama öldüklerine bir türlü inanamadıkları çocuklarının köye geleceğine inanıp köylerini terk etmez. Binlerce annenin, kadının gözü sevdiklerinin yolunu gözler. Binlerce çocuk babasız kalır. Aileler dağılır. Savaş ve yaşananlar savaşa katılanların belleğinden silinmez. Kimi zaman savaştaymış gibi yeniden etkilenir her biri. Herkes göç etmiş gibidir. Bulunduğu yeri terk etmeyen yok sanırsınız. Ama en büyük sürgünü Rumeli Türkleri gibi Rumlar da yaşar. Milyonların hayatını etkileyen, telâfisi imkansız acılara neden olan sürgünün sebebi nedir? Bu derin kardeşlikten, dostluktan sonra bu düşmanlıklar neydi? İnsanlar çektikleri acılarda birleşiyorlardı da yaşadıkları sevinçlerde niçin bir araya gelemiyorlardı?5

Bir anlık empati yaparak, çocukluğumun bu Rum evindeki odada geçtiğini düşleyin!

            Her zaman yaşananların tadını tuzunu kaçıran insanlar var olmuşlardır? Burada kardeş kardeş yaşayıp gidiyorduk işte. Onlar bize hiçbir şey yapmamışlardı ki… Gittiklerinde burada bet bereket de kalmadı. Evimizi yapacak bir duvarcı, bir marangoz, söküğümüzü dikecek bir terzi, saban demirimizi dövecek bir demirci, bir doktor, bir baytar, bir bakırcı, bir şapkacı dahi bulamadık! Hepsi gitti.. bir daha dönmemek üzere hem de!…

            Tarihî coşku ve perspektiften, mübadiller için empatik olmamız dileğiyle.. esen kalınız.

                                                                                                                       18 Şubat 2010 / Ankara

            KAYNAKÇA :

            1 Samsun Mübadele ve Balkan Türk Kültürü Araştırmaları Derneği – Mübadele Nedir?
            2
MİSTEPE, M. Ufuk – Ünye’de Rum Mezalimi ve Pontus Meselesi http://unyezile.com/rum.htm
            3
MISIROĞLU, Kadir; Yunan Mezalimi - Sebil Yayınları : 244, 14. Baskı, İst./1991, 405 sh.
            4
MİSTEPE, M. Ufuk – Ege Adaları ve Yunanistan’da Ünye Adlı Yerleşkeler http://unyezile.com/aniye.htm
            5
ATAMAN, Senar – Bir Umut Adası Hikâyesi http://www.sosyalhizmetuzmani.org/birumut.htm
 

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR