ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 03 Mayıs 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

SON
ZANAATKÂRLAR

Röportaj : Esma GÜREL
(Hizmet Yayın Grubu Web Sorumlusu)


Fotoğraf : Yunus ZOR

SON
ZANAATKÂRLAR - 4


Fotoğraf : Yunus ZOR

İlmek İlmek Sanat : Halıcılık
(Hizmet Gazetesi - 28.04.2008 tarih, Yıl : 3, Sayı : 120'de yayımlandı.)

            Duygular ilmek ilmek dile geliyor, iplikler düğüm düğüm sanata işleniyor... Anadolu’nun binlerce yıllık kültürünü el sanatına dönüştüren yüz elli yıllık geçmişe sahip Hereke halıları, hem motifleri hem de dokuma tarzı ile el işçiliğinin en güzel örneklerini sunuyor. Biz de Hereke halılarının hikâyesini, İlküvez Beldesi’ne giderek, halıcılıkla uğraşan Karayiğit Ailesi’nden dinledik.

            Adını Türk markası olarak duyuran ve dünyanın en kıymetli el halısı olarak kabul edilen Hereke halısının geçmişi 1843 yılına dayanıyor. Osmanlı sanayiinin ilk modern fabrikalarından biri olarak kabul edilen Hereke Fabrikai Humayunu, Hereke halıcılığının doğduğu yer olmuştur.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            Bu hafta Çaybaşı İlçesi'ne bağlı İlküvez Beldesi Taşkesiği Mahallesi’ne giderek Karayiğit Ailesi'ne misafir oluyoruz. Karayiğit Ailesi, İlküvez’de 80’li yıllarda başlanan halı dokumacılığını yaşatmaya çalışan sayılı ailelerden biri…

            İlküvez Beldesi’ne halı diyarı da denilebilir aslında. Halk, geçimini halıcılıktan sağlıyor ve 7’den 70’e herkes halı dokumayı biliyor. Halıcılık üzerine sohbetimize ilk Meryem Karayiğit (45) ile başlıyoruz. Meryem Abla 20 yıldır halı dokuyor ve geçimini halıcılıktan sağladığını söylüyor. “Halı dokumayı kimden öğrendiniz?” diye soruyoruz, o da “Yıllar önce buraya hocalar geldi ve dokumacılığı burada yaşayanlara öğretti. Bu mahallede yaşayan çoğu kişi halı dokumasını bilir” diyerek cevap veriyor bizlere.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            "El emeğinizin karşılığını alıyor musunuz?" diye sorduğumuzda ise; “Eskiden günlük 6 YTL’den şimdi ise 3,5 YTL’den çalışıyoruz. Önceden kazancımız iyiydi. Elde ettiğimiz kârla ev bile alabiliyorduk. Şimdi ise karın tokluğuna çalışıyoruz. 4 ayda bir para alıyoruz. Yine de hiç yoktan iyidir, az da olsa elimize toplu para geçiyor” diyerek cevap veriyor bizlere.

             “Biz de halı dokumayı deneyelim” diyerek oturuyoruz tezgâhın başına. İlk olarak tezgâhın başında bulunan desene bakarak ipin rengini seçeceğiz. Meryem abla, kendilerinin alışkın olduğu için pek desene bakmadığını söylüyor, ama işi bizim yapmamıza gelince deseni önümüze koyuyor. Öncelikle ilmek almayı öğreneceğiz. Biraz yapınca “Oluyor oluyor” diyor ve ekliyor; “Çekinmene gerek yok. Yanlış olursa sökeriz.” Biraz dokuduktan sonra “Yanlış yaparsan birkaç ay çalışırsın” diye şakayla takılan arkadaşımın sözü üzerine günlük yevmiyesi 3.5 YTL (!?) olduğunu düşününce tezgâhın başından kalkıyorum.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            Sohbetimize Meryem Abla'nın gelini Perihan Karayiğit ile devam ediyoruz. Perihan, 20 yaşında ve 15 yıldır halı dokuduğunu söylüyor. Perihan’a mesleğinin zorluğunu soruyoruz, ellerini gösteriyor bizlere. Elleri yara içinde. Yüzümüze bakıyor ve “Bazen kan bile akıyor” diyor ve ekliyor; “Sürekli tezgâhın başında halı dokuyoruz. Ellerimiz yara oluyor. Bu kadar çalışmanın sonucunda emeğimizin karşılığını alamadığımız için üzülüyoruz” diyor.

            Perihan, ailesinden 2 kişi ile birlikte 8 m2 halı dokuyor. Ne kadar gelir elde ettiğini ise “İşverenler ne verirse o” şeklinde söylüyor. Sohbetimiz esnasında Perihan’ın 3 yaşındaki kızı Tuğba da ipi eline alarak tezgâhın başına geçiyor. “Tuğba da ilerde halı dokuyacak gibi görünüyor” diyoruz, “Kısmet” diyerek cevap veriyor bizlere.

            Tezgâhın başında oturan Karayiğit Ailesi'nin fertlerinden Sinan Karayiğit’in (23) yanına yaklaşarak, “Genelde bayanlar halı dokuyor, sizi tezgâh başında görmek ne kadar güzel” diyoruz. Sinan, ailesine yardım etmek için halı dokuduğunu ve gurbette çalıştığını anlatarak; “Karnımızı artık sadece halı dokuyarak doyuramıyoruz. Ben de gurbete çalışmaya gidiyorum” diyor ve ekliyor; “Halıcılık karnımızı doyurmuyor. İşlerimiz eskisi kadar iyi olsa kesinlikle gurbete gitmem.”

            İlküvez’de halıcılık mesleğini genç neslin yapıp yapmayacağını 12 yaşındaki evin kızı Canan Karayiğit’e soruyoruz. Canan, ortaokul öğrencisi, “Ben okuyup, hemşire olacağım” diyor. "Neden halıcılık mesleğini yapmak istemiyorsun? Ailenin mesleğini sen devam ettirmezsen kim devam ettirecek?” diyoruz. Canan’ın cevabı ise ileride gençlerin halıcılık mesleğini yapmayacağının da göstergesi; “Ailemde herkes bu işle uğraşıyor. Geliri de çok az. Sıkıldım.”

            Son olarak işveren Mustafa Karayiğit (44) ile görüşüyoruz. Mobilyacılık işi ile uğraşan Mustafa Ağabey 17 yıldır pazarlamacılığı da yapıyor. “Halı dokuyan kişiler günlük 3,5 YTL alıyor. Az değil mi?” diye soruyoruz. Kendisi de fiyattan memnun değil ancak, fiyatları yükseltmenin elinde olmadığını anlatarak; “Halı dokumak, iğneyle taşı oymak kadar zor. Benim vicdanım da rahat değil, ama yapacak bir şeyim de yok. Biz halıların pazarlanması için aracı oluyoruz. Parayı emek verenlerden çok büyük patronlar alıyor. Ben de vatandaşımıza yardımcı olmak adına bu işe devam ediyorum” diyor.

            Mustafa Ağabey olumsuzluklara rağmen şükretmeyi de ihmal etmiyor. “Belki işlerimiz eskisi kadar değil, ama Allah daha kötüsünden korusun” diyor ve ekliyor; “Nerden nereye. Hereke halısı İlküvez’de 80'li yıllarda dokunmaya başladı. O zamanlar elektrik yoktu. Gaz lâmbaları ile halı dokumaya çalışırdık. Şimdi çok imkânlarımız var, ama para etmediği için çalışan az. Önceden yaklaşık bin tezgâh vardı, şimdi yüz elli. Günden güne de bu sayı azalıyor” diyor.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            Bölge halkının halıcılıkla geçimini sağladığını ise; “Halı dokumayana bakkal bile veresiye bir şey vermiyor. Esnaf, bize güveniyor. Parasını işverenden alırım diye düşünüyor” şeklinde anlatıyor.

            Mesleğin devam etmesi için yapılması gerekenleri de söyleyen Mustafa Ağabey; “Günümüz yaşam alanları incelendiğinde; her ne kadar hayran olsak da hali hazırdaki desenlerin artık yeni dekorasyon anlayışıyla örtüşmediği bir gerçektir. Halı sanatı bizden sonra gelen nesillere taşınmak isteniyorsa kaliteden ödün vermeksizin, çağdaş desen ve renk tasarımlarının yapılması gerekmektedir. Yoksa sanatımız yok olacaktır” diyerek anlatıyor mesleğin geleceğini.

            Halıların kaliteliliğini de “Yıllarca kullanılsın, bir şey olmaz. Hattâ daha çok değer kazanıyor” diyerek anlatırken, 8 m2 halının dört kişi ile 3 ayda dokunabileceğini ve yaklaşık 2 bin YTL’den satıldığını söylüyor.


Fotoğraf : Yunus ZOR

            İşte böyle el emeği göz nuru halıcılık sanatının öyküsü… Karayiğit Ailesi halı dokumacılığını, “Ellerimiz acıya acıya, mecburen yapıyoruz” deseler de, dokudukları halının bugünün teknolojisine meydan okuduğunu çok iyi biliyorlar.

Bir Önceki Röportaja Dönmek İçin Tıklayınız!
http://unyezile.com/zanaat2.htm

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR